Acı Çikolata - Laura Esquivel | Kitap Yorumu

25 Mayıs 2017 Perşembe

Kitabın Adı: Acı Çikolata
Orjinal Adı: Como Aqua Para Chocolate
Yazarın Adı: Laura Esquivel
Yayınevi: Can Yayınları

Yemek pişirerek, yemek yiyerek, yemekler aracılığıyla aşk ilanı, tinsel ve tensel iletişim gerçekleşebilir mi? Laura Esquivel, "Acı Çikolata" ile, içinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları bulunan bu romanla bu iletişimin gerçekleşebileceğini kanıtlıyor. Yüzyıl başlarında Meksika'da devrim, eski kolonyal toplumun son kalıntılarını temizlerken, aile geleneğine göre evlenmesi olanaksız, ama buna karşın Pedro'ya delicesine tutkun Tita, yemek yapmayı aşkının iletişim aracına dönüştürüyor. Laura Esquivel bu olanaksız aşkı yemek ve kocakarı ilaçları tanımlarıyla dile getiriyor ve sarsıcı, büyüleyici bir dille bu aşkın ezgisini yaratıyor; yarım kilo soğan, iki baş sarmısak, bir tutam fesleğen, romanın her satırından fışkıran yakıcı aşkın simgesine dönüşüyor. Yazarın ironik, neşeli ve yumuşak bir dili var; yaşam sevgisi ve tensel aşk bu dil içinde büyülü gerçekliğe bağlanıyor. Hiçbir kadın yazar, kadın dünyasını bu düzeyde dile getiremedi. Kısa zamanda on beş dile çevrilen ve yazarın senaryosuyla sinemaya aktarılan, filmi ülkemizde de büyük ilgiyle karşılanan "Acı Çikolata", başta Meksika ve ABD olmak üzere yayımlandığı her ülkede satış rekorları kırdı. Bir kez okumakla yetinemeyeceğiniz bir roman.

Sıcaklara olan direncimin az olduğu günlerden merhabalar!
Aynı zamanda size bu ayın dördüncü yazısından da merhaba diyorum.Çok mutluyum dördüncü yazıyı yazabilecek gücü kendimde bulduğum için.Çünkü şu aralar bayağı bir olumsuzlukla,koşuşturmacayla uğraşıyorum.Aslında bunlardan bir kaç tanesini söyleyebilirim; Erasmus belgelerim ve okulun kapanması.Bunlar benim için başlıca iki yorucu neden.Haftaya (tam olarak 1 Haziran da) eşyalarımı yurttan tamamiyle toplayıp eve gideceğim.Bir sonraki senenin ikinci dönemine kadar.İşte bu gibi nedenler beni yoruyor ve sürekli koşuşturmacalardan uzak durmak istiyorum.Aynı şekilde bu hafta ve haftaya finallerim var.Onlar da ayrı bir yoruyor hiç sorma.

Yalnız Acı Çikolata'nın yorumunu girmeye diye geldim sana neler anlatıyorum..Acım derinse demek..

Kitabımız çok değişik bir anlatıma sahip.Hem roman hem tarif kitabı olan Acı Çikolata ilk sayfaya bakmak için elinize aldığınızda sizi kendine okutuyor.Hem de ne okutmak iki günde bitiriyorsunuz! Arkadaşım "benim kitaplığımda durmasın al senin olsun" diye verdiğinde kitap ilgimi bile çekmemişti.Ama sonradan okumaya başlayınca gerçekten hoş bir roman olduğu kanısına vardım.

Acı Çikolata tam olarak hangi bölgede,ülke de geçtiğini hatırlamasam da İspanya,Meksika gibi bir şeyler hatırlıyorum.Aynı zamanda da Tita'nın o güzel kişiliğini.Tita kim anlatmamışım ona biraz değineyim.Tita kitabımızın baş karakteri,zaten onun duygularını,yaşamını ve yine onun yaptığı yemeklerin tariflerini okuyoruz.Şimdiden de uyarmalıyım bu kitaptaki tariflerin hiç birini evinizde yapamazsınız.Bu tarifler sadece o zamanın tarzını bize yansıtmak için yazılmış bence.

Benim kitapla ilgili düşüncelerimi paylaşmama gelirsek;
Kitap kendini okutan akıcı bir yoruma sahipti,fakat yemek tariflerinin olduğu kısımlar ve Tita'nın ailesiyle yaşadığı kısımlar beni sıktı.Yemek tariflerinin olduğu kısımlar yapılabilecek yemek tarifleri olmadığı için sıkıcıydı,Tita'nın ailesiyle yaşadığı olaylar da gerçeküstü olabilecek olaylar oldukları için sıkıcılardı.onun dışında kitapla ilgili hiç bir sorunum yoktu.Hatta kendini bu kadar hızlı okutmasına ve çabucak bitirmeme şaşırdığımı söylemem gerekir.

Okuyun der miyim? Önerir miyim? Eh o ruh halime bağlı.Ama ileride aklıma gelebilecek bir kitap olmadığı kesin.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Göremediğimiz Tüm Işıklar - Antony Doerr | Kitap Yorumu

18 Mayıs 2017 Perşembe

İlgili resimKitabın Adı: Göremediğimiz Tüm Işıklar
Orjinal Adı: All The Light We Cannot See
Yazarın Adı: Antony Doerr 
Yayınevi: Koridor Yayınları 

Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris'te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo'da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar.
Almanya'da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner'in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo'da bulur.

  Yine okumamın üzerinden aylar,yıllar geçen bir kitapla karşınızdayım.Fakat bu kitabın yorumunu yazmamamın sebebi var.Okuduktan sonra kendime bir süre gelememiş ve başka bir kitabı açıp okuyamaya da  başlayamamıştım.Zaten kitap ilk okumaya başladığınızda kendini okutmuyor,bittiğinde de başka kitap okutmuyor.Resmen ikileme düşüyorsunuz.Giriş paragrafından da anlayacağınız üzere kitaptan etkilendim,okurken bir sürü post-it yapıştırdım.Her cümlesini alıntılamak,başka konuşmalarda kullanmak istedim.Ama benim beynim malesef üşengeç bir beyin ne Werner'in beyni gibi ne de Marie-Laure gibi...

  Kitabın konusuna gelecek olursam;
  Kitap hatırladığım kadarıyla 2.Dünya Savaş'ında yaşananlara değiniyor.Maalesef ki kitabı okumamın üzerinden biraz zaman geçtiği için de hatırlayamıyorum.Siz sadece bir savaş zamanını anlattığını bilin yeter.Kitabın girişi, Alev Denizi adlı bir taşın hikayesiyle başlıyor.Aynı zamanda da bitişi de onunla bitiyor.Çünkü aslında kitabımızın ana karakteri Alev Denizi.
Bir de yan karakterlerimiz var; kör kızımız Marie-Laure ve tam bir deha olan yetim Werner.Bu iki "çocuk" ,yetişkinlerin yapamayacağını,anlamayacağını düşündüğümüz çoğu şeyi yapıp,anlıyorlar.

  Eh kitabın konusu hakkında çok az bilgi vermiş oldum size.Şimdi de genel hatlarıyla kitaptan bahsetmek istiyorum.Eğer hala yorumu okuyorsanız,okumaya devam edin sevgili okuyucularım.(teşekkür ederim bu arada okuduğunuz için)

  Kitap 1900'lü yıllardan başlayıp 2014'e kadar devam ediyor.Aynı zamanda da çok karışık,zor anlanabilen bir anlatıma sahip.Şöyle ki ben ilk 200 sayfasını işkenceymişçesine okudum,sonraki 350 sayfası mı? Akıp gitti.Elimden bırakmadan okudum ve bir akşamda bitirdim.

  Göremediğimiz Tüm Işıklar yorumumu çok fazla uzatmak istemiyorum.Yukarı da dediklerim okumayanlar için bir önbilgi,okuyanlar içinse tazeleme olmuştur umarım.Yorumumu da kitaptan bir alıntıyla kapamak istiyorum.


"Gözlerinizi açın ve sonsuza kadar kapanmadan önce onlarla ne kadar çok şey görebilirseniz görün."

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Buradayım - Clélie Avit | Kitap Yorumu

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Kitabın Adı: Buradayım
Orjinal Adı: Je Suis La
Yazarın Adı: Clélie Avit
Yayınevi: Go! Kitap

Başımı çevirmek ve gözlerimi açmak istiyorum

Elsa bir tırmanış esnasında geçirdiği kaza yüzünden beş aydır komadadır. Uyanacağına dair tüm ümitlerini yitiren ailesi ve doktorları yaşam destek ünitesinin fişini çekmenin zamanının geldiğini düşünür. Ama bilmedikleri bir şey vardır: Bilincini kısmen geri kazanan Elsa etrafındaki sesleri duyabilmektedir. Ne var ki onlara hâlâ orada olduğunu söylemesinin bir yolu yoktur.
Thibault da aynı hastaneye kardeşi için gelir. Alkollü araç kullanıp iki küçük kızın ölümüne sebep olan kardeşiyle konuşmayı reddeden Thibault bir gün Elsa'nın odasına sığınır. O günden sonra da Elsa'yı düzenli olarak ziyaret etmeye başlar. Onunla birlikte uyur. Onunla konuşur. Ve Elsa'nın, söylediği her şeyi duyduğunu hisseder.
Thibault'nun bu ziyaretleri Elsa için yeniden nefes almak gibidir. Nihayet biri onunla konuşur, onu güldürür, ona uğruna mücadele edeceği bir şey verir. Thibault artık Elsa'nın gökkuşağıdır. Elsa hiçbir şey için olmasa da onun için uyanmak ister. Ama zamanı gittikçe daralmaktadır. Acaba Thibault çok geç olmadan ona ulaşmayı başarabilecek midir?

  Taslaklarıma bakarken fark ettim ki aylar önce -cidden aylar önce- okuduğum Buradayım kitabının yorumunu yazmamışım.Ve kendime "2017'de bloga girmediğim yorum kalmayacak" dediğim için de eh burada karşınızda mart ayında okuduğum kitapla duruyorum.

  Şimdi eğer dönüp bana "ne kadar hatırlayacaksın Ecrin?" derseniz size sadece göz kırpar ve gülümserim.Belki hatırlamayabilirim ama instagram ve goodreads'e çok güzel minnacık yorumlar yazmıştım.Onlardan biraz kopya çekerek hazırlayacağım bu yorumu da.

  Kitabın konusundan biraz bahsetmek gerekirse;
  Elsa dağcılıkla uğraşan bir kızımızdır.Bir gün dağ tırmanışındayken işler hiç umduğu gibi gitmez ve kendini kaçınılmaz sonda bulur: komada.
  Thibault kendi işiyle uğraşan hayattan pek umudu olmayan orta yaşlı bir arkadaşımızdır.Trafik kazası geçiren kardeşi için hastaneye gidip gelirken "yanlışlıkla" ve bilerek Elsa'nın odasına girer.Kitabımız da bu şekilde başlar.

  Kitabın konusu güzel,daha önce milyonlarca kere işlenmiş olsa da gerçekten güzel bir konuya sahip bence.Fakat yazarımızın kalemi çok usta bir kalem değil.Çünkü kitabı okurken bazı uğraşılmamış noktalara denk geliyorsunuz.Karakterler arasındaki konuşmalar,kitabın kısalığı gibi.Bunlar kitabı okurken ne kadar göze batmasa da kitap bitince insanın gözüne batmaya başlıyor.

  Son olarakta değinmek istediğim nokta kitabın kapağı.Yurt dışındaki kapağa bakmadım fakat ülkemizdeki kapağı ciddi anlamda güzel değil.Ki bence kitabın dikkat çekmemesindeki tek nokta da kapağı.

Üstümden çoook büyük bir yük kalkmış gibi hissediyorum yorumu yazdığım için.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

(#5) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

14 Mayıs 2017 Pazar

Biliyor musunuz blogumda yazı olarak hazırlaması en uğraştırıcı fakat yazması en eğlenceli köşe "Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları" köşesi.Nedense bu köşeyi hazırlamaya başlayana kadar canımdan can gidiyor ama hazırlamaya başlayınca da tüm yazı ip söküğü gibi gitmeye devam ediyor...

Fakat şu aralar nedense içimden ne blog yazısı yazmak geliyor ne de yazmak o yüzden bu günlük bu yazıyı çook kısa tutucam.Umarım yakında blog yazma iştahım yerine gelir ve sizinle upuzun yorumlar paylaşabilirim.Çünkü hem yazmak istiyorum hem de istemiyorum.Anlayacağınız çelişki içerisindeyim.

Bir de ben bu yazıyı yazana kadar çoğu film beyaz perdeden kalktı fakat ben yine de yazmak istedim.Şu anda bir tek Galaksinin Koruyucuları 2 (tarih olarak belirteyim 11.05.2017) vizyonda.Onun dışındakilerin hepsi bildiğim kadarıyla vizyondan kalktı.


Güzel ve Çirkin
İlgili resim
Orjinal Adı: Beauty and the Beast
Başroller: Emma Watson,Dan Stevens,Luke Evans 
Yönetmen: Bill Condon 
IMDb Puanı: 7,7/10


Müzikal bir filmdi.Aşırı merak ettiğim film bittikten sonra ise beklentilerimin karşılanmadığı bir film oldu.Eğer müzikal olmasaydı kesinlikle filmi çok sevebilirdim.Ama bir yerden sonra herkesin ortaya çıkıp dans edip,şarkı söylemesi gerçekten beni boğdu.Eh müzikaller de genelde böyle olur tabii.O yüzden sadece müzikal sevmediğimi söyleyip görüntülerin,,efektlerin muhteşem olduğunu ayrıca oyunculukların da gerçekten güzel olduğunu söyleyip köşeye çekileceğim.

Tatlım Tatlım
 tatlım tatlım ile ilgili görsel sonucu
Orjinal Adı: Tatlım Tatlım 
Yönetmen: Yılmaz Erdoğan
Beyaz Perde: 2,3/5

Öncelikle belirtmeliyim ki fragmanı çok beğenerek izlemiş ve ondan merak etmiştim.Fakat gerçekten tüm güzel kısımları fragmana koymuşlar,filme konulacak bir şey kalmamış o yüzden.Tatlım Tatlım konu olarak dört çiftin tanışmasından evlenmesini,ardından da ilişkilerinin nasıl bozulduğunu konu alan bir film.Dört çift olması filmin kalitesini malesef ki düşürmüş.Çünkü siz her çiftin ilişkilerini ayrıntılı bir şekilde merak ederken film size yakından değilde,üstünkörü bir sunum veriyor.Bu da bence izlenmeyi düşürüyor,seyirciyi de sıkıyor.Bu dediklerim dışında film komikti,fazla belden aşağı espri vardı fakat yine de komikti.İzleyin demem,çok sıkılmadıysanız.


Max Steel
İlgili resim
Orjinal Adı: Max Steel 
Başroller: Ben Winchell,Ana Villafane,Maria Bello,Josh Brener,Andy Garcia
Yönetmen: Stewart Hendler
IMDb Puanı:4,6/10

Ah ah bu film hakkında hiç bir yorum yapmayacağım! Hiç beğenmedim.Gerçek anlamda beğenmedim.Önermiyorum sadece gittiğim,izlediğim ve para verdiğim için bu kısma koydum.Bilin yani.Denk gelirseniz bir on dakikasını izleyin sonra demek istediğimi anlarsınız.

Galaksinin Koruyucuları 2 
İlgili resim
Orjinal Adı: Guardians of the  Galaxy 2
Başroller: Chris Pratt,Vin Diesel,Dave Bautista,Zoe Saldana,Bradley Cooper
Yönetmen: James Gunn
Sinemalar.com Puanı: 8,6/10

Biliyor musunuz bu yazıyı yazmamın sebebi Galaksinin Koruyucuları 2.Çünkü film görsel efekt,kurgu ve karakterler ve kıyafetler ve her şeyiyle mükemmeldi.Şarkıları bir de.Nasıl unuturum o şarkıları?..Film ilk başladığında pek bir ümidim yoktu ama harika bir şekilde devam etti,hiç kendinden ödün vermeden.Hatta filmin sonlarına doğru bazı yerlerde gözleriniz bile dolabilir.Bir de Groot karakterinin küçük hali! Allah'ım büyüğü de tatlıydı ama bu küçük karakteri alıp böyle mıncırasınız gülesiniz geliyor.Eğer izlediyseniz veya izliyicekseniz bana hak vericeksiniz eminim bundan.

Bir Haftalık Sinema/Vizyon Yorumlarımızın daha sonuna geldik çok sevgili okurlarım.Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.Yazmayı en çok sevdiğim köşelerden birine devam etmem için gaz veriyorsunuz bana cidden.

NOT: Bu yazıların hiç biri eleştirmen düzeyinde bir eleştiriyle yazılmamıştır.Yazıların hepsi blogun sahibi tarafından sohbet etmek,başkalarıyla fikirlerini paylaşmak amaçlı yazılmıştır.

(#1) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları
(#2) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları
(#3) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları
(#4) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS