Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı | Kitap Yorumu

16 Kasım 2016 Çarşamba



Kitabın Adı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Yazarın Adı: Barış Bıçakçı 
Yayınevi: İletişim Yayınları 

O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı?

İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.
(Tanıtım Bülteninden)


Kitabı bitirmemin üzerinden biraz zaman geçirdim.Ne kadar verimli yorum yapabilirim ya da yaptığım yorum ne kadar sizin içinize siner bilmiyorum.Keşke bitirdikten en geç iki hafta sonra bu kitabın yorumunu yazmış olsaydım ve sizinle içim rahat şekilde paylaşsaydım.
Eh keşkelerin hiç birimize faydası yok.Olan oldu o yüzden ben de Bizim Büyük Çaresizliğimiz yorumuyla yeni karşınızdayım.

Ben daha önce Barış Bıçakçı kitabı hiç okumadım hayatımda.Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i okuduktan sonra ise "niye bu kadar geçe bırakmışım?" dedim.

Sebeplerinden size kısa kısa bahsedeyim.
Öncelikle yazarımız kitaba başlandığında ne kadar anlaşılmasa da o kadar güzel bir dille anlatmış ki olayları.Gerçekten en olabilecek şekilde anlattığını kitap bittikten sonra fark ediyorsunuz.Başka türlü anlatılamazmış sanki bu kitap.Başka dille kesinlikle yazılamazmış.
İkincisi ve son maddem ise; yazarın bize kitaptaki her cümlenin altını çizmeye itmesi.Post-itlerim bitsin,yazıların altını çizeyim istedim.Ama kitap benim olmadığından bunu yapamadım maalesef.

Barış abiden bahsettik,evet çok laubaliyim.Biraz da kitaptan bahsedelim.

Kitap Ender ve Çetin adlı iki dostun yaşamından bir kesite ışık tutuyor bizim için."Nasıl bir kesit?" dediğinizi varsayıyorum.Yaşamla ölüm arasında,gençlik ve yaşlılık arasında bir kesit.Öyle bir kesit ki Ankara'nın köşe bucağını okuyormuş gibi hissedip aslında hiç bir şeyini okumuyorsunuz,bilgilenmiyorsunuz.Ama Ankara da geziyor,yemek yiyiyor,Çetin ve Ender'le dizi izliyorsunuz.Öyle bir kesit ki Nihal'i nasıl sevdiklerini siz de düşünüyor onlar için değişik senaryolar üretiyorsunuz.

Kitapla ilgili çok fazla kelime kullanıp kitabı kirletmek ya da aklınızda sözcük kalabalığı oluşsun istemiyorum.Zaten size aktardığım bu cümlelerden sonra zaten okuyuup okumamak size kalmış.

Yoruma nakşettiğim dilden dolayı özür diliyorum.Böyle bir kitaba böyle bir yorum gider diye düşündüm.Sizce yerinde mi yaptım bilemiyorum?


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

(#1) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

7 Kasım 2016 Pazartesi

  Bir kez daha başlattığım ve muhtemelen devam edemiyeceğim/etmiyeceğim ama şu an heyecanla karşınıza yazdığım bir konuyla karşınızdayım.Okuldan vakit buldukça sinemaya gidiyorum ve bazen bu filmlerin yorumları o kadar içimde birikiyor ki size anlatamam.Böyle bir çözüm,çıkış yolu buldum kendime.Devam ettirirsem alkış bana,ettiremesem de ses çıkarmayınız lütfen...

  Ama bu bölümü devam ettiricekmişim gibi geliyor.Hele vizyona düşücek filmler gözümün önünde canlandıkça...

  Sıra sıra yazıcam gittiğim filmleri.Ona göre okursunuz sizde ve ona göre de gidip gitmeyeceğinize karar verirsiniz.Nerede kaldırıldı nerede hala devam ediyor bu filmler gösterime bilmiyorum,lakin sinemalar.com da hala vizyonda olarak gösteriliyorlar.


Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

  Bu film özellikle merak ettiğim filmler arasındaydı.Filme giderken her yerden paylaşmıştım (snapchat,instagram).Film beklediğim gibi çıkmadı,evet.Maalesef beklendiğimden kötüydü.Özellikle kitabını okumuş biri olarak kitapta olmayan sahneler eklenmişti.Büyük ihtimalle yönetmen "aa bu buraya ne güzel gider" diye düşünerek eklemiş.Bazı sahnelere evet güzel gitmiş ama bazılarına o kadar uymamış ve izleyicinin o kadar gözüne batmış ki.Şimdi diyiceksin filmi beğenmedin mi? Beğendim tabii.Peki tekrar izleme fırsatı sunulsa izler miyim? Hayır izlemem.Çünkü film güzel ama aynı zamanda da çok kötüydü.

  Şimdi fark ettim filmin konusundan bahsetmemişim.Eh eğer konusundan bihaber olmak istiyorsanız kitabını okuyabilirsiniz.Zaten filmle hemen hemen aynı konuya sahip.En azından alt yapı olarak.

  Puanım: 4,5/10

Trendeki Kız 
  
Aynı şekilde kitabını okuduğum kitabına bayıldığım o yüzden filminin çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim bir filmdi Trendeki Kız.Hele o fragmanlardan sonra,kesinlikle emin olmuştum filmi hayranlıkla izleyeceğimden bayılacağımdan.Gerçekten de öyle oldu.Yani kitapla birebir gitmiş yönetmen.Sadece biraz fazla +18 sahne eklemiş hatta bayaaa fazla.Onda rahatsız oluyorsunuz bi onun dışında hiç bir şey sizi rahatsız etmiyor.Kafanızda soru işaretleriyle izliyorsunuz resmen.Bahsetmek istediğim bir konu daha var filmini izledikten sonra Kayıp Kız adlı kitaba/filme çok benzettim bu kurguyu.Tamam benzemiyorlar ama aynı zamanda çokta benziyorlar siz de fark ettiniz mi? 


 Puanım: 7/10



İkimizin Yerine 

  En spontane olan en gitmek istemediğim film buydu.En çok beğendiğim filmde aynı zamanda bu film oldu.Kurgusu çok şaşırtıcıydı,oyuncular aşırı güzel rollerini üstlenmişlerdi.Tamamına bakıldığında ise bir kaç absürdlük dışında konu ve gidişat mükemmeldi.Övürüyorum dimi filmi.Övmekle haklıyım Nejat İşler ve Serenay Sarıkaya'yı ayrı ayrı bile ele alabilirim.O kadar güzel,o kadar naif ve inandırıcı oynamışlar ki.Eh bu kadar övmemle de gider izlersiniz herhalde di mi? 

  Yalnız söylemedi demeyin sonu sizi çok şaşırtıcak.Beyninizden vurulmuşa dönüceksiniz.Umarım benim gibi Kudret rolünü de beğenirsiniz.

  Puanım: 9/10

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Buz Öpücük - Richelle Mead | Vampir Akademisi #2 | Kitap Yorumu

5 Kasım 2016 Cumartesi

Kitabın Adı:BUZ ÖPÜCÜK
ORIJİNAL ADI: FROST BITE
SERİNİN ADI: VAMPİR AKADEMİSİ (#2)
YAZARIN ADI: RICHELLE MEAD
KİTABIN TÜRÜ: FANTASTik
YAYINEVİ: ARTEMİS 
Aşk ve kıskançlık zorunlu bir kış tatilinde çarpışırsa, eğlence kana bulanabilir!
Rose, Dimitri'yi seviyor. Dimitri de belki Tasha'yı seviyor.
Ve Mason da Rose ile birlikte olmak için canını vermeye hazır.
St. Vladimir'de kış tatili geldi ama Rose tatil havasına bir türlü giremiyor. Muazzam bir Strigoi saldırısı okulu yüksek alarm durumuna geçirdi ve Akademi artık Gardiyanlar'la dolu.
Ki aralarında Rose'un çetin ceviz annesi Janine Hathaway de mevcut. Ayrıca annesiyle teke tek dövüş yetmezmiş gibi, Rose'un yakışıklı eğitmeni Dimitri'nin de başkasında gözü var. Arkadaşı Mason ise Rose'a feci tutulmuş vaziyette ve Rose da erkek arkadaşı Christian'la bol bol yiyişen Lissa'nın beynine hapsolup duruyor!
Strigoiler yaklaşıyor, Akademi hiçbir riski göze almıyor. Bu sene, St. Vladimir'in yıllık kayak tatilli mecburi.
Ancak göz kamaştırıcı kış manzarası ve şık Idaho tatilköyü yalnızca bir güven ilüzyonu. Üç arkadaş ölümcül Strigoilere karşı bir harekette bulunup kaçınca Rose, onları kurtarmak için Christian ile güçlerini birleştiriyor.

Ancak kahramanlığın da bir bedeli var elbet...
NOT: Yorumla ilgili bir sorun oldu ve ne kadar düzeltmeye çalışsam da düzeltilemedi fonttan dolayı özür dilerim.


Sevdiğim bir kitabın yorumunu yazmak gibisi yok,hele o kitabın birinci kitabını değil de seri devamının yorumu yazılacaksa  her şey daha kolay daha güzel.Geçen sene Vampir Akademisi serinin ilk kitabını okumuş (ki ilk kitabın ismi de serinin adıyla aynı ismi paylaşıyor) çok beğenmiştim.Devamını maalesef ki uzun süre sonra alabildim/okuyabildim.Bazen gerçekten bazı kitapların "okunma zamanları" var ve siz ne kadar isterseniz isteyin bu zamanlar değişmiyor.

Kitabın konusuyla ilgili bir şeyler karalayabilirdim isteyseydim.Ama hem içimden gelmiyor,hem de ortalıkta bu seri ve kitaplarla ilgili çok fazla şey yazılıp çizildi.O yüzden herkesin kitaplarla ilgili aşağı yukarı bir fikrinin oluştuğunu ve olduğunu düşünüyorum.

Olmayan varsa da onu şöyle yukarıya alalım ve arka kapak yazısını okusun.Arka kapakta gerçekten konuyu güzel bir şekilde özetlemişler.

Oldu ki kitapla ilgili düşüncelerimi sordunuz.İşte ona cevap verebilirim.Aşırı sürükleyici,elimden bırakmak istemediğim ve sürekli okuyabileyim diye (boş zamanım malesef ki çok olmuyor) yanımda taşıdığım bir kitap oldu ikinci kitap.Esasen elimde serinin  üçüncü ve dördüncü kitapları da var.Ama bir türlü okuyamadım ödünç aldığım kitapları bitirme derdinden.Yoksa şu ana kadar üçüncü ve dördüncü kitaplarını da bitirmiş o şekilde huzurunuza çıkmış olurdum.İnsanın elinde serinin diğer kitaplarının da olması artı bir şey.

Eğer gün geçirmelik,kafam dağılsın,biraz da şöyle heyecanlanayım yerimde duramıyayım diyorsanız kitap okurken bu seri tam size göre.Ben kitap bitene kadar hop oturdum hop kalktım.Rose'la ilgili her şeyi her paragrafı okumaktan da zevk aldım.Richelle Mead'in neden sürekli yan seri çıkardığını merak ediyordum ama bu ikinci kitap sayesinde daha iyi fark ettim.Kadın okutturuyor dahası merak ettiriyor.

Fantastik kitap okumaya yeni başladıysanız hatta okumaya yeni başladıysanız önereceğim kitaplardan/serilerden biri olabilir.Kolay okunuyor,sayfalar hızlı çevriliyor ve kısa sürede bitiriyorsunuz.Ay amma övdüm kitabı dimi! Hadi bakalım bir de birinci kitap gibi ikinci kitabın da filmini çeksinler de görelim.(Nedense bundan umudum yok ama olsun.)

Birinci kitapla ilgili yorumumu da okumak isterseniz tıklayınız.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

2016 | Ekim Okuduklarım | Ay sonu raporu

3 Kasım 2016 Perşembe

Merhabalar!

Ayın 3'ündeyiz ve ben bu sene içinde sadece bir kere yayınlayabildiğim konu hakkında tekrar yazmaya karar verdim.O konu başlıktan da anlaşılıyor; "ay sonu raporu". Açıkçası bu konularda pek iyi olmadığımı düşünüyorum.Çünkü bir ay acayip kitap okurken ertesi ay bir kitap bile okumamış olabiliyorum.Bu ay yani geçtiğimiz eylül ayı,benim için verimli olduğunu düşündüğüm bir aydı.Toplam beş kitap okudum,yeni yazarlarla tanıştım ve yarım kitap daha okudum.Onu eklemeyeceğim,umarım kasım yazısı yazarım da onda eklemiş olurum.O yüzden merak edin kasım yazımı.

Artık yazıya geçelim dimi? (Yazıların yorumunu okumak için başlıklara tıklayabilirsiniz.)

1- Mosaic of Zeugma 

Kısacık bir kitaptı.Aynı zamanda ingilizce idi.Orjinal dili italyanca olması lazım ingilizce çevirisini okudum ben.Bölümümden kaynaklı böyle sanat tarihi kitapları okumam gerekiyor.Ama ben okumuyorum.Çünkü sıkıyorlar,darlıyorlar beni.Gerçi vizeler için yaptığım okumaları bir ben bir Allah biliyor.Herkesin okuyabileceği ama anlayamayacağı bir kitaptı,en azından yazılar anlaşılırdı.

2-İkinci Şans

Kitapla ilgili yorumumu yazdım.Söylenilebilecek her şeyi söylediğimi düşünüyorum yazımda.

3-Unutma Beni

Nemesis Kitap tarafından okumam için yollanılan eylül kitabıydı.Ben ekimde okudum orası ayrı konu.Güzeldi,sıcacık bir hikayeydi.Ayrıca kısaydı.Goodreads'te bitirdim yazımı yazdıktan sonra yazarı twitterdan tweet attı.İşte yazarı bile tatlı o kadar siz düşünün gerisini.

4-Buz Öpücük

Ah ah ! Benim ekim ayında sevdiğim kitaplardan ikincisi Buz Öpücük.Okurken ne kadar heyecanlandım,bitmesin diye dua ettim ama bittiği içinde mutlu oldum bilemezsiniz.Çok güzeldi.Serinin ilk kitabını milyor yıl önce okumuştum.Okuoku sayesinde ikinci kitapta okundu.Sıra üçüncüde değil mi ? Hah bir de yakında bunun da yazısını yazmış olurum.

5-Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Hiç duydunuz mu bu kitabı? Çok şey söylemeyip kendimi yazacağım yoruma saklayacağım.Siz de düşüncelerimi okumuş olursunuz hem.Muhteşemdi demem şimdilik için yeterli olur galiba? 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS