Temmuz Ayı Okuduklarım | #temmuz

31 Temmuz 2016 Pazar

MERHABALAR!


Bu gün aslında çok önceden yapmam gereken ama blogumu açtığımdan beri yapmadığım bir yazıyla karşınızdayım.Sizinle beraber Temmuz Ayında okuduklarımı tartışıcaz,hangisi güzel hangisi berbattı konuşucaz.

Gerçi bu ay berbat diye nitelendirebileceğim bir kitap okumadım sanırım.Sırasıyla başlayayım o zaman,olur mu ?

PS: Yorumunu yazdığım kitaplara başlığa tıklayarak ulaşabilirsiniz.

FRANZ KAFKA - DÖNÜŞÜM 

Açıkçası dönüşüm benim beğendiğim bir kitap oldu.Zaten bir günde bitebilecek bir kitaptı kendisi.Tabii ben bir günde değil üç günde okudum çünkü o zamanlar çalışıyordum.Ama yine de okurken insana bir şeyler kattığını düşündüğüm bir kitaptı.Abartıldığı kadar var mıydı ? Tabii ki yoktu.Şu aralar herkes kitapları abartmaya bayılıyor.

OTOMATİK PORTAKAL - ANTONY BURGESS

Otomatik Portakal'a bir arkadaşımın önerisiyle başlamıştım.Ve aynı arkadaşım sadece bana güzel olduğunu düşündüğüm kitaplar önerdiği için direkt alıp başladım kitaba.Etkileyici ve biraz mide kaldırıcı olduğunu söylemem gerek kitabın.Bir de beyaz perdeye uyarlanan bir çok versiyonu varmış kitabımızın.Bu yazıyı yazarken filmini (en azından bir versiyonunu) izlemem gerektiğini düşündüm unutmuştum tamamiyle ben de.Sizce bu kitabın yorumunu yazmalı mıyım?

OZ - ADAM FAWER

Bence kitapla ilgili diyilebilecek,söylenebilecek bir şey yok.Ne iyiydi,ne kötüydü.Okudum bitti.Adam Fawer gibi birine yakıştıramadığım ama yazarın isminden bağımsız okuduğumda sevdiğimi düşündüğüm bir kitaptı.

SENDEN SONRA BEN - JOJO MOYES

Senden Önce Ben'den daha güzeldi.Tek özelliği daha yavandı.Bu tür kitapları okumayı seviyorum sanırım.Çünkü e-kitap olarak okumama rağmen hızlı bir şekilde kitabı yalayıp yuttum.

HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI - J.K.ROWLING

Seriyi bir arkadaşım tüm yaz boyu okumam için göndermişti.Ben de serinin ilk kitabı olan Felsefe Taşı'yla açılışı yaptım.Kitabını okuduktan sonra filmi bir rezalet geldi,ki filmlerini seviyordum ben.İkinci kitapta da öyle olucak mı merak ediyorum.


Temmuz ayı okuduklarım bu şekildeydi.Açıkçası temmuz bitmeden (tam olarak) bu yazıyı yazmama sevindim.Şu aralar blogla ilgilenesim ve sürekli post giresim olduğunu da söylemeden geçemiyeceğim.Baksanıza okuduklarımın çoğunun yorumunu yazmışım.Kendimle gurur duyuyorum.Uzun zamandır en çok bu ay okudum sanırım.5 kitap.Dile kolay.Ağustos hedefimi gerçekleştirebilirsem buradan bir kutlama bekliyorum sizden ahaha.

Neyse çok gevezelik yaptım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Senden Sonra Ben - Jojo Moyes | Kitap Yorumu

28 Temmuz 2016 Perşembe

Kitabın ADI: SENDEN SONRA BEN
ORJİNAL ADI: AFTER YOU 
SERİNİN ADI: ME BEFORE YOU 
YAZARIN ADI: JOJO MOYES
YAYINEVI: PEGASUS
TÜRÜ: ROMANTİK,DRAM
SAYFA SAYISI: 456
Beni o kadar da sık düşünme.
Sadece iyi yaşa. Sadece yaşa... Sevgiyle, Will.

Louisa Clark ve Will Traynor birlikte altı ay geçirmiştir. Koca bir yılın yarısı... Ve bu altı ay çok şeyi değiştirmiştir. Lou artık kendi hayallerinden korkan o kasabalı kız değildir fakat hayatı Will'in istediği gibi cesurca yaşamayı da başaramıyordur. Sevdiklerini kaybeden insanların yollarına nasıl devam ettiklerini bilmiyordur çünkü Will'in olmadığı bir dünya onun için hâlâ katlanılması zor bir yerdir. Boş bir apartman dairesinde yaşıyor, havaalanında korkunç bir işte çalışıyordur. Yaşasa da onun için hayat diye bir şey yoktur, ta ki karşısına onu Will'e götüren, kimsenin haberinin olmadığı bir bağlantı çıkana dek...

Kederden arınma yolculuğu hiçbir zaman dolambaçsız değildir ama hayat bazen o incecik çizgide yürürken sunar mucizelerini... Lou sonunda umudu tekrar bulup yeni bir hayat için hayaller kurmaya başlayabilecek midir?

Hikâyelerin mutlu sonla bitmesi için yola devam etmek gerekir...

MERHABALAR!

Şu aralar blogumu sahiplenesim.Çok sık post yazasım geliyor.Açıkçası bu rutini özlemişim.Blogumun tamamiyle hevesim için olmasını ve de heyecanlı heyecanlı sizlere bir şeyler anlatabilmeyi.Önceden "okunmadığımı" yazmamın bir şeyi değiştirmediğini falan düşünüyordum.Okunmasam da,ki artık okunduğumu fark ettim, burası benim düşünce yerim.Burası tamamiyle rahatladığım sizlere bir şeyler anlattığım yer.O yüzden temmuz ayı ve ağustos ayı boyunca boş kaldığım her an sizinleyim.Sanırım bir de bu ay hiç yapmadığım bir şey yapıcam.Bla bla ayı okunanlar yazısı yazıcam.Çok heyecanlı vallahi!

Neyse güzel konuştum yine.

Aslında bu günkü konumuz beni çok heyecanlandırıyor.Çünkü sevdiğim,beğendiğim bir kitapla karşınızdayım.

Senden Önce Ben'i çoğumuz biliyoruzdur.Bestseller oldu,kitaplar onlarca hafta D&R'ın vitrininde kaldı,ne zaman kitap satan internet sitelerine girsek hep Senden Önce Ben'in kapağını gördük.Ve büyük ihtimalle her birini "ne esprisi varmış ya?" diyip okumaya başladık.Ben lisedeyken lise kitaplığımızdan alıp okumuştum bu kitabı.Açıkçası sonunu beğenmemiş o yüzden kitaplığıma bile dahil etmemiştim.Sonra arada bir yıl falan geçti.Filmi çıktı kitabımızın.Arkadaşımın kolundan tuttuğum gibi gittim filme.Merak içerisindeydim "güzel miydi?" ya da "kitaba uymuşlar mıydı?" aklımda bir sürü soru geziniyordu.İşte filmden çıkınca bunların hepsi ama hepsi yanıtlandı.Çünkü film çok güzeldi.Kitabın güzelliğini de film sayesinde anlamıştım ben de.Ardından bir baktım ki internette Senden Önce Ben'in garip bir kapaklı hali dolanıyor.Aaa dedim kapağı değiştirmişler,sonra bir baktım bu serinin -seri olmuş- ikinci kitabıymış.İsmi de Senden Sonra Ben! Hayda diyerek kitabı alsam mı diye düşünmeye başladım.İlk kitap elimde olmadığı için almadım,e-kitap olarak indirdim kitabımızı.İşte okumaya başlama serüvenim bu.

Peki kitapta neler anlatılıyor ? (Eğer birinci kitabı okumadıysanız bundan sonrası spoilerli olabilir.)

Kitapta Lou'nun Will öldükten sonra yaşadıkları anlatılıyor.Açıkçası ilk kitapta Lou'yu ne kadar sevdiysem bu kitapta da o kadar nefret ettim.Kendini bilmez davranışları,her şeye burnunu sokma çabası ve en önemlisi Will'in o kadar üstüne basmasına rağmen kendine değil de başka insanlara bakması.Bunlar kitap boyunca beni sinir eden şeylerdi.Kitabımız 456 sayfa ama kitap boyunca (son 100 sayfa çözümlenme hariç) sinir krizi geçirdim.Bir ara yarım bırakıp tahammül edebileceğim bir zaman okumayı bile düşündüm kitabı.Sonra kendi kendime kitabın aslında güzel olduğu ve okuyup bitirmem gerekliliğini kabul ettirdim.

Ardından kitap iki günde, üç müydü yoksa ? Bitti.Sonu biraz yavan gelmişti.Ama şimdi düşünüyorum da ben de yazsam sonu ancak böyle olabilirdi.Başka bir son yazılamazdı bu kitaba.

Şimdi beğendiğim kısımlara geçelim;

  • Jojo Moyes kendini geliştirmiş.Anlatım tarzı,betimlemesi çok güzeldi.Çevirmenimiz de bunu bize usta bir şekilde aktarmış.
  • Üçüncü kitap olucak mı sorusu aklımda yer edindi ve bu kitabı+seriyi daha çok sevmemi sağladı.
  • Yeni karakterleri sevdim.Kim harika yas tutan insan karakterini sevmez?
  • Son olarakta Lou'nun gelişimini okumayı sevdim.Ne kadar dırdır yapsam da okuması hem çileydi benim için hem de eğlenceliydi.
Sanırım benim Senden Sonra Ben yorumum bu kadardı.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,

Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

#currentlywatching Kore Dizileri

26 Temmuz 2016 Salı

MERHABALAR!


Bu gün çok farklı bir yazıyla karşınızdayım.Ara ara size bahsetmek istediğim bir konuyla aslında bir de çünkü bu #currentlywatching durumunu sürekli yaşıyorum.Ve de artık dedim dayanamıyıcam gidip bloga bununla ilgili bir yazı yazmalıyım.Gerçek dünyada,evet gerçek dünya dedim sizi ve kendimi sosyal mecradan ayırmaya çalışıyorum, etrafımda Kore dizisi izleyen bir kişi bile yok.O yüzden Kore dizileriyle ilgili konuşmak için hep bloguma ya da başka bloglara gidiyorum.Yoksa kendimi bu konuda çok kapana sıkışmış ve daralmış hissediyorum.Bu gün size "güncel olan" ve de şu anda benim merakla izlediğim Kore dizilerini paylaşıcam.Umarım ilginizi çeker! Ayrıca şu an benim için gözde olanlardan başlıyorum sırasıyla devam edicem ^_^

Uncontrollably Fond

AFİŞİN GÜZELLİĞİNE BAKAR MISINIZ YA.....

Ah bu dizi.Bu diziyle ilgili ne diyebilirim bilmiyorum.Senenin benim için en güzel dizisi Another Miss Oh iken bu dizinin çıkmasıyla kesinlikle değişicekmiş gibi duruyor.Sebebini söyliyim mi? SUZY! Nedense Suzy'nin olduğu her şeyi izliyorum.Bana göre garip bir çekiciliği var.Siz Kim Woo Bin dememi bekliyorsunuz değil mi? Şaşırttım biraz kusura bakmayın.Ama ikisinin kimyası.Ah beni benden alıyor.Bir de hmm neydi o dizinin ismi bir tane daha hayaletli dizi vardı onda kötü adamı oynayan Lim Ju Jwan imiş ismi.Onun da bu dizide nasıl olucağını merak ettiğim için izliyorum.Ayrıca senaryosu da çok güzel gidin bir izleyin derim.

W


Şimdi ikinci dizimiz W.Daha iki bölümü yayınlanmasına rağmen favorilerim arasında yerini aldı.Çünkü çok farklı bir konuya sahip! Fantastik desen fantastik,romantik desen romantik,macera desen macera.Hangi kategoriye sokacağımı şaşırdım vallahi kendisini.Ayrıca başroldeki çocuğumuzu hiç sevmem olduğu dizileri de hiç hazetmem ama bu dizide bir güzel rol yapmış.Hem kötü,hem asi,hem de başroldeki kızımızın dediği gibi seksi...Hah bu arada ilk bölümü izlerken uzun uzun düşündüm başroldeki kızı nerden tanıyorum diye? Sonra aklıma dank etti kendisi Love 911 adlı romantik bir filmde oynamıştı.Yine orda da giyim tarzı aynıydı.Gidip o filmi ve bu diziyi de izlemenizi öneririm.Dizinin bir bölümünü izleyince de ne demek istediğimi anlayacaksınız hem.

Doctors


Doctors aslında konusunu hiç hazetmediğim,hep sevdiğim oyuncular var diye izlediğim sonra izlerken ders çalışma isteğimi ortaya çıkaran bir dizi.Park Shin Hye'i zaten seviyorum kızın benim gözümde sert bir imajı var.Ama Park Shin Hye'den çok Lee Sung Kyung'u seviyorum.Çok tatlı bir siması yok mu? Gidip gidip de içi kötü olan rolleri alıyor kızcağız.Üzülüyorum vallahi.Hah bu diziyle ilgili söylemem gereken bir şey daha var çok kan içeriyor.Ameliyat üstüne ameliyat,tamam diğer şeyler de var ama kan hepsine üstün geliyor.Bu diziyle ilgili de söylemek istediğim son şey benim için birazcık tahmin edilebilir olması malesef ki...

NOT: Ayrıca Doctors yüzünden Beautiful Mind 16 bölüm yayınlıyıcakken hasılat yapamadığı için 14.bölümde final yapmaya karar vermiş.

Lets Fight Ghost



Sanırım bu diziyle ilgili bir yorumum yok.Tatlı,sevimli bir dizi.Benim için korkutucu olmayan tamamiyle Fatma'nın önerisiyle izlediğim zaman geçirmelik bir dizi.Şu ana kadar 4 bölüm yayınlandı ben daha 2'inci bölümdeyim siz düşünün.İleride sıkılıp bırakabilirim bile ama o zamana kadar izlerim.Ayrıca soldaki oyuncunun oyunculuğunu da merak etmiyor değilim.(Bir Dream High'da Suzy'le izlemiştim)

Age of Youth 


Bu dizinin ne çevirilmiş hali var ne de seveni.Ama ben ismini ve afişi çok beğendim.Çevirilmiş hali olmasa bile birinci bölümü Korece Korece izledim.Manyamış olabilirim tabii.Hepsi merakımdan kaynaklı ama.Çevirildiğinde ilk bölümü koşup gelicem ve doğru düzgün bir yorum yazıcam.Tam gençlik dizisi gibi gözüküyor gerçi.Yani benlik ^_^

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,

Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Savaşçı - Melissa Landers | Kitap Tanıtımı

SAVAŞ KAPIDA. Gezegenlerinin geleceği Cara ile Aelyx’in elinde.

Ölümcül bir darbeyi savuşturup iki dünya arasındaki ittifakı güvence altına alan Cara ile Aelyx nihayet bir tatil yapabilecektir. Tam da hayal ettikleri gibi bir yer olan minik kolonilerinde günlerini sahilde midye toplayarak ve birbirlerinin kollarında uyuyarak geçirirler.
Ama tatil kısa sürer.
Dünya ve Leihr gezegenleri arasındaki anlaşma, her iki gezegeni de ortadan kaldıracak kadim bir gücü uyandırmıştır. Yıldızlararası barışın gizemli koruyucuları olan Ariboller bu ittifakı galaksiye karşı bir tehdit olarak görmektedir. Dünyalıların ve Leihrlilerin ittifakı bozup kendi gezegenlerine dönmeleri için bir ay süreleri vardır, yoksa her iki ırk da Ariboller tarafından ortadan kaldırılacaktır.

Kalbimin gümlediği duyabiliyor musunuz ey okuyucu? Peki ellerimin terlediğini görebiliyor musunuz? Hı tamam göremiyormuşsunuz..Eh o zaman konuya geçeyim.Melissa Landers'ın yazdığı Yabancı,İşgalci kitaplarının devamı Savaşçı sonunda çıkıyor! Aslında sonunda demiyeyim bence çok hızlı oldu.GO! kitap şu aralar baya etkin benden demesi.Önümüzdeki günlerde neler görücez bakalım...


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,

Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Pazar 6'lısı | Alışveriş Sepetinizdeki Kitaplar

24 Temmuz 2016 Pazar


Dırım dırım dırım dırım ay Merhabaaa!!
Bu gün böyle saçma bir enerjim var bir türlü nedenini çözemedim.Belki de sebebi JB'nin yeni şarkısıdır.Dinledikçe enerjim yerine geliyor.(Justin Bieber Cold Water) Ayrıca bu gün bir etkinlikle karşınızdayım.İnanabiliyor musunuz? Uzun zamandır çook çook uzun zamandır etkinlik falan yapmıyordum.İyi gelicek şimdi bu etkinlik işi.O zaman geçeyim ben etkinliğe.(Hem bu etkinlik sayesinde hiç olmazsa bloga yazı yazmış oluyorum...Yaaay)

İlk önce etkinliğin sahibini ziyaret edelim; Periodic Library 
Ben de ilk kez onun "Pazar 6'lısı" etkinliğine katılıcam.Bu haftanın konusu ise "Alışveriş Sepetinizdeki Kitaplar".Aslında Periodic Library'nin dediği gibi liste olduğundan daha uzun ama biz 6 tanesinden bahsedicez.


Instagramda o kadar çok denk geldim ki bu kitaba.Baka baka harap oldum bile diyebilirim.Konusuna şöyle de bir göz gezdirmiştim.Ama okumak istediğim için açıkçası aklımda bile tutmadım.Puf oldu yani konusu da.


Stefan Zweig çok bir şey demeye gerek yok bence? İlk önce Satranç kitabını ardından Bilinmeyen bir kadının Mektubu adlı kitabını okumuştum yazarın.Ve kesinlikle okunması gereken kitaplar olduğunu düşünüyorum.O yüzden bu ve diğer kitabı da listemde.


Öhüm öhüm.Wattpad kitabıymış kendisi.O yüzden de merak ediyorum bir de açıkçası romantik bir havası var.Romantik kitapları,romantik filmleri ve romantik dizileri oldukça sevdiğim için bu kitabı da çerezlik olarak listemde tutuyorum.Tabii ne zaman alırım bilinmez...


Mai ve Siyah Türk Edebiyatı'nın klasiklerinden bir kitap.Şu aralar klasiklere pek bir meraklı olduğum için bu kitap benim listemde ön sıralarda geliyor.Büyük ihtimalle kitaplığıma almam da gidip kütüphaneden alıp okurum.Eğer çok beğenirsem de büyük ihtimalle anında kitaplığıma dahil ederim kendisini.Ağır olduğu söyleniyor.Bakalım alıp okumak lazım değil mi? 


Ah ah Cassandra ah.Cehennem Makineleri serisinin son kitabı olduğu için şahsen alıp okumuyorum.Çünkü o seriyi bitirmek istemiyorum.Ama Geceyarısı Leydisi çıktığından beri "alıp okusam mı yaa" sorusu beynimin bir köşesinde.Sanırım en yakın zamanda alıp kitaplığıma ekliyicem kendisini.

Yukarı da bahsettiğim nedenlerden ötürü kendileri listemde.
Oh...Karar vermek o kadar zor ki.Yazıyı yazmak sanırım en kolay kısmı.Benim listem bu şekilde.Şahsen hemen alıp hepsini hemen okumak istiyorum.Ama artık bazı kitapların "alıp okunma aşamasını" geçtiğini ve indirip okuma aşamasına geldiğini düşünüyorum.Kitaplığımda olmasını istediğim kitaplar bunlar.Diğerleri internetten indirilip okunmayı bekliyorlar açıkçası ^^

Siz de bu etkinliğe katılmayı istiyorsanız yukardan Periodic Library'nin blogunu ziyaret edebilirsiniz.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,

Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;


Ben ve youtube?! (üniversite tercihi yardım videosu)

20 Temmuz 2016 Çarşamba



Uzun zaman burada ismimi sakladım.Kimliğimi sakladım kendimi açıklamadım ve çoğunuz ismimi  bile bilmiyorsunuz.Ama sanırım artık aramızdaki duvarı kaldırıp daha samimi olmanın vakti geldi.O yüzden bu gün sizlerle beni çok çok heyecanlandıran bir konuyla geldim.Youtuberların arasına katıldım! İnabiliyor musunuz? Ben hala inanamıyorum.Ayrıca çok çok acemi olduğumu da söylemem gerek.
Daha az önce ilk videomu yükledim.İzlemek isterseniz tık.
Sanırım diyeceklerim bu kadar ^^ Yorumlarınızı bekliyorum.Umarım siz de beni desteklersiniz!
NOT: Acemliğimi unutmayalım...

Oz - Adam Fawer | Kitap Yorumu

19 Temmuz 2016 Salı

KITABIN ADI: OZ
ORJİNAL ADI: OZ: DOROTYH OF KANSAS
YAZARIN ADI: ADAM FAWER
SERİNİN ADI:  (BİLİNMİYOR)
YAYINEVI: APRIL YAYINCILIK
TÜRÜ: FANTASTIK
Dorothy ilk defa öldüğünde on iki yaşındaydı. 
En azından bana söylediği buydu. 
Delirdiğini düşünmüştüm ama şimdi ona inandığım için esas deli ben miyim diye merak ediyorum. 
Öyleysem bunların hiçbirinin önemi yok demektir. 
Ama değilsem… 
Eh, o zaman dünya benim düşündüğüm gibi bir şey değil demektir.
Üstelik tek bir dünya yok.
Kafanız karıştıysa canınız sıkılmasın. Benimki de karışmıştı. 
Okuyun, anlayacaksınız. Sonra karar verirsiniz: 
Yeniden keşfetmeye hazırlan: OZ'u ya da kendini!
(Tanıtım Bülteninden)

MERHABALAR!

Bir gidip bir geliyorum dimi.Çok sinir bozucu bence de.Ama lütfen beni de anlayın - ne yapıcağımı konuşmam gerekli mi gereksiz mi ne dersem yerinde olur bilemiyorum.Hele ülkenin durumu yüzünden susmam gerektiğini düşündüm ve anca toparlanabiliyorum açıkçası.Allah hepimize en çok annelere babalara ve ailelere sabır versin.Umarım en kısa zamanda hepimiz ülke olarak toparlanabiliriz.

Temmuz ayında uzun zamandır okumadığım kadar çok okudum çünkü bu ay 3 kitap okudum bile şimdiden.Ayın daha 20si olmadı dikkatinizi çekerim.Neredeyse iki senedir bu kadar güzel ve düzenli bir şekilde kitap okuyamıyordum.Eski günlerime dönmüş gibi hissediyorum kendimi.O kadar rahatlatıcı ve hoş bir his ki anlatamam size.Bir de bir arkadaşım sayesinde elime geçen Harry Potter serisi var ki hiç sormayın.Hepsini en kısa zamanda okuyup bitirmek istiyorum! Ayrıca "HP mi yorumunu yazma" falan diyen olucaktır eminim.Ama ben blogumu kendim için yazdığımdan kesinlikle yorumlarını buraya da girmek istiyorum.Dijital bir ortamda eski fikirlerinizin,şimdiki fikirlerinizin olması size öyle bir fark rahatıyor ki anlatamam.

Neyse çok gevezelik ettim değil mi? 

O zaman OZ'dan bahsedeyim biraz size.

20-30 yaşlarındakiler bilir Oz büyüsü vardı televizyonlarda gösterilen.Bir kız tırım tırım yanında köpeğiyle beraber bir ülkeye gidiyordu yanlışlıkla.Cadılar,konuşan hayvanlar daha neler neler vardı.İşte Adam yani yazarımızda bu hikayeden esinlenmiş."Aaa yok artık aynısını mı yazmış?!" dediğinizi duyar gibiyim.Yok yok aynısını yazmamış tabi kii.Ama alıp kumaşa bakmış içinden "hı buna biraz kan biraz değişiklik biraz da üçkağıt koyayım tam olur" demiş.Ve ortaya kitap çıkmış.

Aslında kitaptan çok bahsetmek istemiyorum.Çünkü zaten Oz Büyüsünü biliyorsanız benim sayemde bir sürü spoiler yemiş olucaksınız.Ondan konuyu bu kadar anlatmak yeterli diyorum ben.

Kendi şahsi düşüncelerime geçecek olursam.Kitabı beğendim.Ama kitabı bitirdikten sonra bir kaç kişiyle tartıştım.Ve fikirlerim onlar gibi.Genel kanı bu kitabın tamamen farklı bir yazar tarafından yazılmış ve güzel olduğunu düşündükleri.Ah ne devrik cümle kurdum.Durun izin verin toparlıyayım.Bu kitap güzel ama Adam Fawer yazmış gibi değil.Hem de hiç değil.Yazar kesinlikle bestseller olması,ilgi çekmesi ve fantastik-kanlı bir kitap olması için yazmış bu kitabı.Benim görüşüm bu.

Ama Adam'dan ayrı değerlendirirsek.Gayet güzel merak uyandıran ne çıkacağını bilemediğiniz -ara ara tahmin ediliyor yine de- bir kitaptı kendisi.

Diyorum ki kitabı Adam'dan ayrı değerlendirin ki keyfini çıkarabilin.

Benden bu kadardı.Şimdi sıra sizde.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,

Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Dönüşüm - Franz Kafka | Kitap Yorumu

8 Temmuz 2016 Cuma


Kitabın Adı: DÖNÜŞÜM
ORJİNAL ADI:Die verwandlung
yazarın adı: FRANZ KAFKA
yayınevi: İŞ BANKASI YAYINLARI
Franz Kafka'nın 1915'te yayımlanan Dönüşüm adlı öyküsü, yazarın, anlatım sanatının doruğuna ulaştığı bir eseridir. Küçük burjuva çevrelerindeki yozlaşmış aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu uzun öykü, aynı zamanda toplumun dayattığı, işlevini çoktan yitirmiş kalıplara bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir biçimde dile getirir. 

MERHABALAR!


Nasılsınız bakalım blog ahalisi? İyi misiniz? Umarım iyisinizdir,görüşmeyeli en azından.Yazmayı o kadar çok özledim ki.Bir an önce üstümden şu "sorumluluk" hissini bırakıp blogla ilgili geri dönmek istiyorum ama ne kadar denersem deniyeyim tam dönemiyorum.Ve tam da bırakamıyorum.Resmen araftayım arkadaşlar.Zira fark ettiyseniz diğer bloggerlarında olayı bu şekilde gibi gözüküyor.Herkes bir bırakma derdine girdi şu günlerde.Eskisi kadar "kitap bloggerı" göremiyorum ben ortalıkta.En azından eskilerden göremiyorum.Yeni de bir çok vardır belki.Araştırmakla alakalı tabii her şey.

Düşündüm de ne zamandır kendim gibi bir yorum yazmamışım.Şöylee güzel gülerek ve de güldürerek bir yazım yokmuş ne zamandır.Yazmak lazım değil mi artık ? Güzel kitaplar okuyup artık sizlerle paylaşmalıyım bence.Ne kadar okuma tarzım değişmiş olsa da.Eh beraber değişiriz artık.Ben değişirim siz de "haydi şu kızla okuyalım bir" dersiniz belki?? Fena olmazdı ha.Hatta mükemmel olurdu.Önceden Fatma'yla çok okuyorduk beraber -kendisi kitapsayfalarii.blogspot.com- Neden bıraktık? Çünkü hayat bizi ayırmıştı....

Ay yine çok konuştum.Neyselerle dolsun istemiyorum sayfa durun başlayıcam şimdi yoruma geldim geldim.

-Yorum başlangıcı.-

Öhüm öhüm.

Gregor Samsa bir gün yatağında uyanır.Yatağında uyanır uyanmasına da başını kaldıramıyordur kolları deseniz kolları insan kolları gibi bacakları da insan bacağı gibi değildir.Uyandıktan sonra yavaş yavaş anlamaya başlar.Gregor Samsa bir tür böceğe dönüşmüştür.Ailesinin borcundan ve de ailesinin geçiminden sorumlu olan gencimiz nasıl kalkacağını ve bu görünüşüyle nasıl işe gideceğini düşünmektedir.

Ana hatlarıyla konumuz bu okuyucu.Zaten 70 küsür sayfacık kitap.İnan eğer sıkılmazsan "aaa ouuu neler olmuş" diyerek okursan hızlı hızlı bitiyor kitap.Ama "ay dur 10 sayfa okuyayım yarın da 10 al işte sana bir haftada biter" dersen hem konudan uzaklaşır hem de afffedersin ama kitabı da b*k edersin.Çünkü kitabın 70 sayfaya sığmasının bir amacı var.Kitap felsefik bildiğiniz.Okuyorsunuz okuyorsunuz her sayfada farklı bir anlam kazanıyor cümleler.Her cümlenin altında farklı bir anlam da yatıyor.

Şimdiii kitabın esas eleştirisine gelicek olursam.Açıkçası kitabı beğendim.Tabii beğenmemek ne haddime 1915te Franz Kafka git ver yayınlanmasını iste.Yani kitap beni de dedemi de ezer geçer.Ama madem sen yazıyorsun -resmen ölüyle konuşuyorum ışık içinde yatsın rahmetli- ne tür bir böceğe dönüştüğünü söyle.İnsanların duygularını daha net ifade et dimi.Hep  bir gizem hep bir sis.

Ay resmen yazarken yoruldum arkadaş.İncecik kitaba döktüre döktüre hal oldum.Demem o ki kitap çok güzeldi güzel olmasına da yazarın yapmış olduğu gizem beni boğdu.Yine de merakla okudum mu? Okudum.O yüzden bu dediğimi de yutar giderim.Teşekkürler...


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,

Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Bir yardım çağırısı????

7 Temmuz 2016 Perşembe

Merhabalar arkadaşlar!
Bu gün öyle farklı bir konuyla karşınızdayım ki.Ben ne desem şaşırırsınız o yüzden bir şey demiyicem.Ve sizden sadece yardım istiyicem.Açıkçası benim seneye fotoğrafçılık dersim var.Ve hobi olarak bunu yürütmek istiyorum."Fotoğrafçılık" işini.Kendi çapımda bir geliştirme yöntemi olarak görüyorum bunu.Ve sizden ricam bana yardımcı olmanız.
Gelelim konumuza.
Hangi fotoğraf makinesi daha iyidir? Profesyonel bir şeyler olsun istiyorum ama ailemin şartları var.-Evet küçücük bir çocuğum hala onların isteklerine uyuyorum-


  • Öncelikle kendi belirlediğim tutar 1.200 ama sanırım o tutarı 2.000'e kadar genişleticez.
  • İkincisi çözünürlüğü iyi olsun istiyorum herkes gibi.Ama aynı zamanda da aile içinde de kullanılacağı için ve bol bol video da çektiğimiz için video kalitesi de olsun istiyorum.
  • Çok bilgisizim bu konularda affınıza sığınıyorum ve araştırmam sonucu öyle miktarı çok cebime zararlı olmayan iki-üç makine beğendim.
Birincisi Canon Eos 60 D.Açıkçası bunun her şeyi hoşuma gitti.Yana çevirilebilir ekranı.Çözünürlüğü vs vs.Yukarı da fotoğrafı olan makinedir.

İkincisi Canon G7 X.Bunun tek eksisi benim için görünüşünün tatmin etmemesi.Aslında ağır bir şey olmasa da diye de düşünmüyor değilim.


Üçüncüsü Sony Alfa serisi.İncelemedim.Çok bir fikrim yok.Sanırım olmasa da olur kısmına getiricem bunu.

Samsung NX serisi (herhangi bir tanesi olabilir ama araştırmam devam ediyor) 



Seçtiklerim bu kadar arkadaşlar yardım çağrıma kulak verip bana minnacık bir yorum bırakırsanız çok sevineceğim.
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS