2016'da Yarım Bırakılan Kitaplar

24 Aralık 2016 Cumartesi


2016 biterken 2017 kapımızı aşındırırken son yazılarımı toparlamak istedim.
Açıkçası yazacağım 7 yazı falan var.2017'ye girene kadar sürekli ve üst üste yazı paylaşırsam şaşırmayın.Türküm ve Türklüğün ilkelerinden birine bağlı olarak son ana sıkıştırıyorum işlerimi.O yüzden sizi şu son bir hafta boğacağım.Tabii vaktim yeterse.Eğer yetmezse bu yazı dizilerim 2017'nin başında devam edecek.

Bu günkü konum ise 2016'da bitiremediğim,yarım bıraktığım kitaplar.Açıkçası zaten çok kitap okumadım.Vaktimi ders,film ve diziyle harcadım bunu kabul ediyorum.Ama yarım bıraktığım kitapların yine de az olması beni mutlu etti.Kitapları neden yarım bıraktığımı tek tek açıklıyıcam.İsterseniz yazıya geçelim? 



İlik - Tarryn Fisher

PDF olarak indirdiğim ve okumak için gerçekten çok çabaladığım bir kitap kendileri.Aslında Tarryn Fisher'ı severim,çünkü şu ana kadar yazdığı kitaplardan hayalkırıklığına uğratan olmadı beni.Ama bu kitap gerçek bir hayalkırıklığı bence.Şimdi hatırlamıyorum kaç sayfa okudum,lakin 100 sayfa kesin okudum ve elimde patladı kitap diyebilirim.Resmen ilerlemedi.Başlangıç güzeldi,sadece gereksiz yere uzatılmıştı.Kim gereksiz yere uzatılmış ve konuya girmeyen kitapları sever ki? Kesinlikle ben değil.

Eğer içinizde okuyan varsa,bir de üstüne bitirebilen durmasın söylesin de tartışalım.


Şeytan'ın Stajyeri - Donna Hosie

Hah bu kitapta ise PDF olarak indirmek değil de çıktığı gibi alma yanılgısını yaşadım.O kadar kötü bir tecrübeydi ki! Gidip aldım diyorum.Hiç gözümü kırpmadan bir de.Keşke bu kitap yerine bir klasik almış olsaydım.Klasik diye okuyamadım derdim hiç değilse,kötü diye değil.Esasen çokta kötü olduğunu da düşünmüyorum kitabın.Sadece bana uymuyordu konusu,karakterler ve daha nicesi.Keşke bu kitap romantik bir kitap olsaydı da ayıla bayıla okusaydım.


Duvarların Dili Olsa - Alice Clayton

Romantik demişken! Bir zamanların popüler kitabı,ki.msenin ağzından düşmeyen ne övgülere sahip bu kitabı da gittim PDF olarak indirip okumak istedim.Üç ay boyunca aralıklarla da okudum.Bir sayfa bir ay,yüz sayfa bir ay şeklinde.Neredeyse bitirme noktasına geldim kiii olanlar oldu,canımdan bezdim arkadaşlar.Yok sürekli aşna fişne peşindeler ya da kız sürekli laf sokacak erkek sürekli laf sokacak ve ayyy seninle olamam aayy olmaz nidaları.Neden kitabı yarıda bıraktığımı anladınız değil mi ? Gereksizdi.Çok gereksizdi.Ortada bir aşk yokken sadece önümüze erotiklik sunulmuştu.Eh bir kitapta atla atla bitmez yani.



Rithmatist - Brandon Sanderson

Sanırım bu kitapla ilgili diyebileceğim tek şey DR ve 9,90 indiriminden almış olduğumdur.Sadece ve sadece 10 sayfa okudum sonrası gözümün önünde bir karaltı.Yarım bıraktım diyemem  okudum da diyemem.Garip yani.Bu kitabı 2017de yine konuşuruz bence.


Seyyah 1  - Terry Hayes

Martı yayınlarından incelemem için gönderilmişti kendileri.Üstünde o kadar çok zaman geçti ki,ne zaman gönderdiler hatırlamıyorum bile.Bu sene içinde okumaya çalıştım ama çalıştığımda en fazla 200 sayfa okuyup devamını getiremedim.Aslında ilerlediğim sürece kitap güzeldi.Fakat bir türlü devamını getiremedim.Kaderimde o zaman okumak yokmuş diyeceğim o yüzden.

Her kitabın okunma zamanı var sözüne çok inanıyorum.2016'da da bu kitapları okumam hatta okumayı denemem bile yanlışmış.Hayırlısı 2017'ye.

Siz hangi kitapları yarım bıraktınız,benim okuduklarımla ilgili ne düşünüyorsunuz? Devam et diyebileceğiniz kitap var mı?

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım - Julie Anne Peters | Kitap Tanıtımı

22 Aralık 2016 Perşembe

Kitabın Adı: Sen bunu okuduğunda ben ölmüş olacağım
Yazarın Adı: Julie Anne Peters
Sayfa Sayısı: 268
Yayınevi: GO! Kitap

Anaokulundan beri diğer çocukların, hatta yetişkinlerin zorbalıklarına maruz kalan ve birkaç kez intihar girişiminde bulunan on beş yaşındaki Daelyn Rice için durum yeni kaydolduğu lisede de pek iç açıcı değildir.Kendini öldürmeye kararlı olan Daelyn, hayatlarını sonlandırmak isteyen insanlar için tasarlanmış, Işığın-İçinden isimli bir internet sitesini keşfeder ve siteye kaydolarak, intihar etmek için 23 günlük geri sayımı başlatır.Derken Santana adındaki genç bir çocuk okul çıkışında onunla birlikte bahçede oturmaya ve onunla konuşmaya başlar. Ama daha önce pek çok kez aynı şekilde kandırılıp alay edilen, hor görülen Daelyn’in insanlara güvenmesi için artık çok geçtir… Öyle değil mi?
Ulusal Kitap Ödülü finalisti Julie Anne Peters bu sarsıcı kitapla, zorbalığın gençleri nasıl uçurumun kenarına itebileceğine ışık tutuyor.

  GO! Kitap’tan çıkacak olan yeni kitapla karşınızdayım.Benim ilgimi çeken kitabın sizin de ilginizi çekeceğini düşünerek tanıtımını sizinle paylaşmaya geldim.Daha önce Komik Bir Hikaye’nin ve Konuş Benimle adlı kitapların tanıtımını,ayrıca yorumlarını sizinle paylaşmıştım.Gençlerin sorunlarını işleyen bir diğer kitabımızda “Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım” imiş.Siz tanıtımını nasıl buldunuz? Alıp okumak için sabırsızlananlar var mı aramızda o.o

NOT: Kapağı gerçekten güzelmiş. 

 Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

(#2) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

9 Aralık 2016 Cuma


Size demiştim bu serinin devamı gelir diye.Yazarım ben demiştim.Çünkü işsizim ve sinemaya gitmek için bir sürü param var.Bir üniversite öğrencisi olarak paralarımı sadece sinemaya ve yemek yemeğe harcıyorum.Üstüne kitapta alıyorum tabii.Kitap almayacağımı mı düşündünüz?

Öncelikle gittiğim filmleri bir sıraya soktum.Size de o sırayla aktaracağım.Hepsi gitmeden önce çok merak ettiğim filmlerdi,puanlamamdan da ne kadar beğendiğimi görebileceksiniz.Şu anda da hala vizyonda olan filmler ayrıca bunlar (09/12/16). Aranızda filmleri izlemiş ve sohbet etmek isteyeniniz varsa yorumlara beklerim azıcık çıtlatırız artık.


Fantastik Canavarlar (nelerdir nerelerde bulunurlar?) 

7/10

Filmle ve filmin kitabıyla ilgili bilginiz olduğunu varsayıyorum.Eğer filmi izlemediyseniz bile kulaktan dolma bilginiz vardır.Harry Potter serisini seviyorsanız hele bu filmi izlemeye bile gitmişsinizdir.Öncelikle filmi 3 boyutlu izlediğimi belirtmek istiyorum.O yüzden benim için film biraz daha etkileyiciydi.İkinci de HP devamı niteliğinde sayabileceğim bir film olduğu için daha da etkileyiciydi.Neden 7 puan verdiğimi de merak ediyorsanız,seri halinde yapacakları için filmin sonunu eksik bıraktıklarını düşünmemdi.Mantıklı mı mantıksız mı hala karar veremedim.

Aynı zamanda da bu kadar bonkör puan vermemin sebebi hem konusu,hem de Eddie Redmayne'idi.Oyunculuğu böylesine iyi birinin oynadığı filme düşük puan vermem söz konusu olamazdı.

Filmle ilgili size bir kaç bilgi de çıtlatayım öyleyse; yukarıda da dediğim gibi film seri halinde olacakmış ve filmimizin yönetmeni de HP serisinin Zümrüdüanka Yoldaşlığı,Melez Prens,Ölüm Yadigarları 1 ve Ölüm Yadigarları 2'nin yönetmeni.

Size vereceğim son bilgi ise Fantastik Canavarlar 2'nin vizyon tarihi 16 Kasım 2018 (ABD) olarak belirlenmiş.Bu da demek oluyor ki 2018 Aralığında ikinci filmi izleyebileceğiz.


Doctor Strange

6/10

Bahsedeceğim diğer bir film ise aklımda izlemek yokken kafama esen bir film; Doctor Strange.
Esasen filmle ilgili ne diyebileceğimi bilmiyorum.Puanlarken de bonkör puanladığımı düşünmekteyim.Tamam iyiydi,ama eksikti.Gerçekten eksikti.İzlerken sıkılmıyordunuz ama heyecanlanmıyordunuz bile.Ayrıca filmde bolca mantık hatası da vardı.Dikkatle izlerseniz "mantık hatası" dediğim noktaları siz de anlayacaksınız.

Filmin yönetmeninin aslında "korku filmi yönetmeni" olmasından kaynaklı filmdeki fantastik ögelerin de çarpıtıldığını düşünüyorum.Siz ne dersiniz tabii bilemeyeceğim.

Konu olarak çok güzel,işleyişe gelince becerilemeyen bir film olduğunu düşünüyorum.
Bir de filmin gerçekten sonunun da sonuna kadar kalmadıysanız Thor ile ilgili sahneyi görmediniz ve de ikinci filmle ilgili spoiler almadınız demektir.Bana yazın ve size anlatayım..

Görümce

6/10

En sıcak izlediğim filmde Görümce olsa gerek.Gupse Özay'ın hem oynadığı hem de yazdığı filmi ben baya başarılı buldum.Filmde bol bol güldüğüm gibi sonlarına doğru Gupse Özay'ın duygulanmamızı istediği yerlerde sadece duygusallaşmayıp ağladım da.O bakımdan daha çok sevdim filmi.

Tek eksiğinin ise oyuncular olduğunu düşünüyorum.Tabi Gupse Özay'ı görünce insan herkes onun kadar iyi bir oyuncu olamaz,onun yanındaki oyuncular sönük kalır diye düşünüyor.Nitekim bence doğru da düşünülüyor.

Öhüüm öhüm serimizin bu bölümünden de benden bu kadar.Birinci kısma bakmayı unutmayınız.

(#1) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

6 Aralık 2016 Salı

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini | Kitap Yorumu

 KİTABIN ADI: UÇURTMA AVCISI
YAZARIN ADI: KHALED HOSSEİNİ
YAYINEVİ: EVEREST YAYINLARI 
SAYFA SAYISI: 375
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.
Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü.

Yorumunu yazsam mı yazmasam mı bilemediğim bir kitaptan merhaba,
Uzun uzun düşündüm bu kitapla ilgili ve bu kitabın yorumunu yazmakla ilgili.En sonunda,kitabı okumamın üzerinden biraz zaman geçtikten sonra kararımı verebildim.Yorum yazıcaktım bu kitap hakkında,evet ama yazacaktım ama bu yorum benim yazdığım yorumlara benzemeyecekti."Ne yönden?" dediğinizi duyar gibiyim.Benzemeyecek çünkü ben bu kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum.Ben kitap hakkındaki düşüncelerimden bahsetmek istiyorum size yorumumda ve de yorumum kısa,diğer yorumlarıma zıt olarak çok çok kısa bir yorum olucak.

Kitabı ilk okumaya başladığımda insanların kanını donduran şeylerin ne olduğunu anlamamıştım kitapla ilgili.Yavaş yavaş olaylar çözümlenmeye başlayınca anladım.Ardından insanların neden bu kitabı sevdiklerini anlamadım.Çünkü kitapta  insan bünyesinin kaldıramayacağı olaylar geçiyor.Özellikle çocuklarla ilgili.Khaled Hosseini'nin dünyasına dalarkan hayalgücünün karanlığı beni içine aldı resmen ve kitabı bitirene kadar bu karanlığın içinden çıkamadım.Kitabı bitirdikten bir süre sonra ise ne kadar hatırlamamaya çalışsam da olaylar aklıma sinsice sızmaya devam etti.Ardından da gerçekler.

Kitapta yaşanan olaylar gibi şeyler yaşayan milyonlarca insan var.Onlar seslerini çıkaramıyorlar.Emir ve Hasan gibi.Sadece Khaled Hosseini gibi olaylarını anlatabilecek birilerini,yazarları arıyorlar.

Ne diyebileceğimi gerçekten bilmiyorum.Bu kitabı okuyun demiyorum bu sefer size.Bu sefer diyeceğim şey bu kitabı okumadan önce düşünün,hazır mısınız yoksa değil misiniz?

Yazarın diğer kitapları;

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı | Kitap Yorumu

16 Kasım 2016 Çarşamba



Kitabın Adı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Yazarın Adı: Barış Bıçakçı 
Yayınevi: İletişim Yayınları 

O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı?

İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.
(Tanıtım Bülteninden)


Kitabı bitirmemin üzerinden biraz zaman geçirdim.Ne kadar verimli yorum yapabilirim ya da yaptığım yorum ne kadar sizin içinize siner bilmiyorum.Keşke bitirdikten en geç iki hafta sonra bu kitabın yorumunu yazmış olsaydım ve sizinle içim rahat şekilde paylaşsaydım.
Eh keşkelerin hiç birimize faydası yok.Olan oldu o yüzden ben de Bizim Büyük Çaresizliğimiz yorumuyla yeni karşınızdayım.

Ben daha önce Barış Bıçakçı kitabı hiç okumadım hayatımda.Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i okuduktan sonra ise "niye bu kadar geçe bırakmışım?" dedim.

Sebeplerinden size kısa kısa bahsedeyim.
Öncelikle yazarımız kitaba başlandığında ne kadar anlaşılmasa da o kadar güzel bir dille anlatmış ki olayları.Gerçekten en olabilecek şekilde anlattığını kitap bittikten sonra fark ediyorsunuz.Başka türlü anlatılamazmış sanki bu kitap.Başka dille kesinlikle yazılamazmış.
İkincisi ve son maddem ise; yazarın bize kitaptaki her cümlenin altını çizmeye itmesi.Post-itlerim bitsin,yazıların altını çizeyim istedim.Ama kitap benim olmadığından bunu yapamadım maalesef.

Barış abiden bahsettik,evet çok laubaliyim.Biraz da kitaptan bahsedelim.

Kitap Ender ve Çetin adlı iki dostun yaşamından bir kesite ışık tutuyor bizim için."Nasıl bir kesit?" dediğinizi varsayıyorum.Yaşamla ölüm arasında,gençlik ve yaşlılık arasında bir kesit.Öyle bir kesit ki Ankara'nın köşe bucağını okuyormuş gibi hissedip aslında hiç bir şeyini okumuyorsunuz,bilgilenmiyorsunuz.Ama Ankara da geziyor,yemek yiyiyor,Çetin ve Ender'le dizi izliyorsunuz.Öyle bir kesit ki Nihal'i nasıl sevdiklerini siz de düşünüyor onlar için değişik senaryolar üretiyorsunuz.

Kitapla ilgili çok fazla kelime kullanıp kitabı kirletmek ya da aklınızda sözcük kalabalığı oluşsun istemiyorum.Zaten size aktardığım bu cümlelerden sonra zaten okuyuup okumamak size kalmış.

Yoruma nakşettiğim dilden dolayı özür diliyorum.Böyle bir kitaba böyle bir yorum gider diye düşündüm.Sizce yerinde mi yaptım bilemiyorum?


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

(#1) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

7 Kasım 2016 Pazartesi

  Bir kez daha başlattığım ve muhtemelen devam edemiyeceğim/etmiyeceğim ama şu an heyecanla karşınıza yazdığım bir konuyla karşınızdayım.Okuldan vakit buldukça sinemaya gidiyorum ve bazen bu filmlerin yorumları o kadar içimde birikiyor ki size anlatamam.Böyle bir çözüm,çıkış yolu buldum kendime.Devam ettirirsem alkış bana,ettiremesem de ses çıkarmayınız lütfen...

  Ama bu bölümü devam ettiricekmişim gibi geliyor.Hele vizyona düşücek filmler gözümün önünde canlandıkça...

  Sıra sıra yazıcam gittiğim filmleri.Ona göre okursunuz sizde ve ona göre de gidip gitmeyeceğinize karar verirsiniz.Nerede kaldırıldı nerede hala devam ediyor bu filmler gösterime bilmiyorum,lakin sinemalar.com da hala vizyonda olarak gösteriliyorlar.


Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

  Bu film özellikle merak ettiğim filmler arasındaydı.Filme giderken her yerden paylaşmıştım (snapchat,instagram).Film beklediğim gibi çıkmadı,evet.Maalesef beklendiğimden kötüydü.Özellikle kitabını okumuş biri olarak kitapta olmayan sahneler eklenmişti.Büyük ihtimalle yönetmen "aa bu buraya ne güzel gider" diye düşünerek eklemiş.Bazı sahnelere evet güzel gitmiş ama bazılarına o kadar uymamış ve izleyicinin o kadar gözüne batmış ki.Şimdi diyiceksin filmi beğenmedin mi? Beğendim tabii.Peki tekrar izleme fırsatı sunulsa izler miyim? Hayır izlemem.Çünkü film güzel ama aynı zamanda da çok kötüydü.

  Şimdi fark ettim filmin konusundan bahsetmemişim.Eh eğer konusundan bihaber olmak istiyorsanız kitabını okuyabilirsiniz.Zaten filmle hemen hemen aynı konuya sahip.En azından alt yapı olarak.

  Puanım: 4,5/10

Trendeki Kız 
  
Aynı şekilde kitabını okuduğum kitabına bayıldığım o yüzden filminin çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim bir filmdi Trendeki Kız.Hele o fragmanlardan sonra,kesinlikle emin olmuştum filmi hayranlıkla izleyeceğimden bayılacağımdan.Gerçekten de öyle oldu.Yani kitapla birebir gitmiş yönetmen.Sadece biraz fazla +18 sahne eklemiş hatta bayaaa fazla.Onda rahatsız oluyorsunuz bi onun dışında hiç bir şey sizi rahatsız etmiyor.Kafanızda soru işaretleriyle izliyorsunuz resmen.Bahsetmek istediğim bir konu daha var filmini izledikten sonra Kayıp Kız adlı kitaba/filme çok benzettim bu kurguyu.Tamam benzemiyorlar ama aynı zamanda çokta benziyorlar siz de fark ettiniz mi? 


 Puanım: 7/10



İkimizin Yerine 

  En spontane olan en gitmek istemediğim film buydu.En çok beğendiğim filmde aynı zamanda bu film oldu.Kurgusu çok şaşırtıcıydı,oyuncular aşırı güzel rollerini üstlenmişlerdi.Tamamına bakıldığında ise bir kaç absürdlük dışında konu ve gidişat mükemmeldi.Övürüyorum dimi filmi.Övmekle haklıyım Nejat İşler ve Serenay Sarıkaya'yı ayrı ayrı bile ele alabilirim.O kadar güzel,o kadar naif ve inandırıcı oynamışlar ki.Eh bu kadar övmemle de gider izlersiniz herhalde di mi? 

  Yalnız söylemedi demeyin sonu sizi çok şaşırtıcak.Beyninizden vurulmuşa dönüceksiniz.Umarım benim gibi Kudret rolünü de beğenirsiniz.

  Puanım: 9/10

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Buz Öpücük - Richelle Mead | Vampir Akademisi #2 | Kitap Yorumu

5 Kasım 2016 Cumartesi

Kitabın Adı:BUZ ÖPÜCÜK
ORIJİNAL ADI: FROST BITE
SERİNİN ADI: VAMPİR AKADEMİSİ (#2)
YAZARIN ADI: RICHELLE MEAD
KİTABIN TÜRÜ: FANTASTik
YAYINEVİ: ARTEMİS 
Aşk ve kıskançlık zorunlu bir kış tatilinde çarpışırsa, eğlence kana bulanabilir!
Rose, Dimitri'yi seviyor. Dimitri de belki Tasha'yı seviyor.
Ve Mason da Rose ile birlikte olmak için canını vermeye hazır.
St. Vladimir'de kış tatili geldi ama Rose tatil havasına bir türlü giremiyor. Muazzam bir Strigoi saldırısı okulu yüksek alarm durumuna geçirdi ve Akademi artık Gardiyanlar'la dolu.
Ki aralarında Rose'un çetin ceviz annesi Janine Hathaway de mevcut. Ayrıca annesiyle teke tek dövüş yetmezmiş gibi, Rose'un yakışıklı eğitmeni Dimitri'nin de başkasında gözü var. Arkadaşı Mason ise Rose'a feci tutulmuş vaziyette ve Rose da erkek arkadaşı Christian'la bol bol yiyişen Lissa'nın beynine hapsolup duruyor!
Strigoiler yaklaşıyor, Akademi hiçbir riski göze almıyor. Bu sene, St. Vladimir'in yıllık kayak tatilli mecburi.
Ancak göz kamaştırıcı kış manzarası ve şık Idaho tatilköyü yalnızca bir güven ilüzyonu. Üç arkadaş ölümcül Strigoilere karşı bir harekette bulunup kaçınca Rose, onları kurtarmak için Christian ile güçlerini birleştiriyor.

Ancak kahramanlığın da bir bedeli var elbet...
NOT: Yorumla ilgili bir sorun oldu ve ne kadar düzeltmeye çalışsam da düzeltilemedi fonttan dolayı özür dilerim.


Sevdiğim bir kitabın yorumunu yazmak gibisi yok,hele o kitabın birinci kitabını değil de seri devamının yorumu yazılacaksa  her şey daha kolay daha güzel.Geçen sene Vampir Akademisi serinin ilk kitabını okumuş (ki ilk kitabın ismi de serinin adıyla aynı ismi paylaşıyor) çok beğenmiştim.Devamını maalesef ki uzun süre sonra alabildim/okuyabildim.Bazen gerçekten bazı kitapların "okunma zamanları" var ve siz ne kadar isterseniz isteyin bu zamanlar değişmiyor.

Kitabın konusuyla ilgili bir şeyler karalayabilirdim isteyseydim.Ama hem içimden gelmiyor,hem de ortalıkta bu seri ve kitaplarla ilgili çok fazla şey yazılıp çizildi.O yüzden herkesin kitaplarla ilgili aşağı yukarı bir fikrinin oluştuğunu ve olduğunu düşünüyorum.

Olmayan varsa da onu şöyle yukarıya alalım ve arka kapak yazısını okusun.Arka kapakta gerçekten konuyu güzel bir şekilde özetlemişler.

Oldu ki kitapla ilgili düşüncelerimi sordunuz.İşte ona cevap verebilirim.Aşırı sürükleyici,elimden bırakmak istemediğim ve sürekli okuyabileyim diye (boş zamanım malesef ki çok olmuyor) yanımda taşıdığım bir kitap oldu ikinci kitap.Esasen elimde serinin  üçüncü ve dördüncü kitapları da var.Ama bir türlü okuyamadım ödünç aldığım kitapları bitirme derdinden.Yoksa şu ana kadar üçüncü ve dördüncü kitaplarını da bitirmiş o şekilde huzurunuza çıkmış olurdum.İnsanın elinde serinin diğer kitaplarının da olması artı bir şey.

Eğer gün geçirmelik,kafam dağılsın,biraz da şöyle heyecanlanayım yerimde duramıyayım diyorsanız kitap okurken bu seri tam size göre.Ben kitap bitene kadar hop oturdum hop kalktım.Rose'la ilgili her şeyi her paragrafı okumaktan da zevk aldım.Richelle Mead'in neden sürekli yan seri çıkardığını merak ediyordum ama bu ikinci kitap sayesinde daha iyi fark ettim.Kadın okutturuyor dahası merak ettiriyor.

Fantastik kitap okumaya yeni başladıysanız hatta okumaya yeni başladıysanız önereceğim kitaplardan/serilerden biri olabilir.Kolay okunuyor,sayfalar hızlı çevriliyor ve kısa sürede bitiriyorsunuz.Ay amma övdüm kitabı dimi! Hadi bakalım bir de birinci kitap gibi ikinci kitabın da filmini çeksinler de görelim.(Nedense bundan umudum yok ama olsun.)

Birinci kitapla ilgili yorumumu da okumak isterseniz tıklayınız.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

2016 | Ekim Okuduklarım | Ay sonu raporu

3 Kasım 2016 Perşembe

Merhabalar!

Ayın 3'ündeyiz ve ben bu sene içinde sadece bir kere yayınlayabildiğim konu hakkında tekrar yazmaya karar verdim.O konu başlıktan da anlaşılıyor; "ay sonu raporu". Açıkçası bu konularda pek iyi olmadığımı düşünüyorum.Çünkü bir ay acayip kitap okurken ertesi ay bir kitap bile okumamış olabiliyorum.Bu ay yani geçtiğimiz eylül ayı,benim için verimli olduğunu düşündüğüm bir aydı.Toplam beş kitap okudum,yeni yazarlarla tanıştım ve yarım kitap daha okudum.Onu eklemeyeceğim,umarım kasım yazısı yazarım da onda eklemiş olurum.O yüzden merak edin kasım yazımı.

Artık yazıya geçelim dimi? (Yazıların yorumunu okumak için başlıklara tıklayabilirsiniz.)

1- Mosaic of Zeugma 

Kısacık bir kitaptı.Aynı zamanda ingilizce idi.Orjinal dili italyanca olması lazım ingilizce çevirisini okudum ben.Bölümümden kaynaklı böyle sanat tarihi kitapları okumam gerekiyor.Ama ben okumuyorum.Çünkü sıkıyorlar,darlıyorlar beni.Gerçi vizeler için yaptığım okumaları bir ben bir Allah biliyor.Herkesin okuyabileceği ama anlayamayacağı bir kitaptı,en azından yazılar anlaşılırdı.

2-İkinci Şans

Kitapla ilgili yorumumu yazdım.Söylenilebilecek her şeyi söylediğimi düşünüyorum yazımda.

3-Unutma Beni

Nemesis Kitap tarafından okumam için yollanılan eylül kitabıydı.Ben ekimde okudum orası ayrı konu.Güzeldi,sıcacık bir hikayeydi.Ayrıca kısaydı.Goodreads'te bitirdim yazımı yazdıktan sonra yazarı twitterdan tweet attı.İşte yazarı bile tatlı o kadar siz düşünün gerisini.

4-Buz Öpücük

Ah ah ! Benim ekim ayında sevdiğim kitaplardan ikincisi Buz Öpücük.Okurken ne kadar heyecanlandım,bitmesin diye dua ettim ama bittiği içinde mutlu oldum bilemezsiniz.Çok güzeldi.Serinin ilk kitabını milyor yıl önce okumuştum.Okuoku sayesinde ikinci kitapta okundu.Sıra üçüncüde değil mi ? Hah bir de yakında bunun da yazısını yazmış olurum.

5-Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Hiç duydunuz mu bu kitabı? Çok şey söylemeyip kendimi yazacağım yoruma saklayacağım.Siz de düşüncelerimi okumuş olursunuz hem.Muhteşemdi demem şimdilik için yeterli olur galiba? 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Unutma Beni - Holly Jacobs | Kitap Yorumu

29 Ekim 2016 Cumartesi

Kitabın Adı: Unutma Beni
Kitabın Orjinal Adı: Carry Her Heart
Yazarın Adı: Holly Jacobs
Kitabın Türü: Dram,Romantik
Yayınevi: Nemesis Kitap

Piper George'un yaşadıklarının tek tanığı, yıllardır yazdığı günlükleridir. Yazdığı her satırda, genç yaşta anne olmanın zorlukları ve bebeğini başka bir aileye vermek zorunda kalmanın ona yaşattığı acı vardır. Kelimeleriyle kaybetmenin resmini çizer, satır aralarında umut ve kızına duyduğu derin sevginin izleri vardır. Asla unutamadığı kızına…

Ancak bir sonbahar günü, hayatında yeni bir sayfa açılır. Artık yeni bir komşusu vardır: Ned Chesterfield.

Piper ve Ned'in komşulukla başlayan arkadaşlıkları, zamanla seyrini değiştirir. Ancak Piper, arkadaşlıklarındaki bu değişikliğe ve kalbini başka birine açmaya hazır değildir. Çünkü kızını kaybetmek, hayatını geri dönülemez bir şekilde değiştirmiştir. Kızının kaybından sonra kalbinden geriye kalanların yeteceğinden ve Ned'e hak ettiği 
sevgiyi verebileceğinden emin değildir.

Ned'i de kaybetme ihtimali varken, Piper bir kalp kırıklığını daha kaldırabilecek midir?

  Günlerden bir gün Nemesis Kitap'tan bana mail gelmesiyle o kadar minnoş o kadar güzel bir kitap geçti ki elime anlatamam.İşte o kitabı okuyup bitirdim ben,evet daha yeni yorumu giriyor olabilirim -bir ay geçti gibi- yine de giriyorum yorum değil mi? Hiç olmazsa yorum girmemezlik yapmıyorum.Sizi yüzüstü bırakmıyorum? Okuduğum kitaplardan size bahsediyorum.

  O yüzden bu gün ele alacağımız,benim konuşup anlatacağım sizinde güzel güzel dinleyeceğiniz kitap Nemesis Kitaptan çıkan Holly Jacobs'ın Unutma Beni adlı kitabı.Ayrıca kapağının güzelliğini,içinin güzelliğini anlatmamak için de kendimi zor tutuyorum.D&R'a -ya da herhangi bir kitapçıya-  gittiğinizde gözünüz takılırsa bakarsanız anlarsınız demek istediğimi.

resim kendi çekimimdir,tüm hakları şahsıma aittir.

  Unutma Beni
konu olarak aşk ve anne-kız/evlat kaybetme üzerine kurulmuş bir kitap.Kısaca bahsedeyim de aklınızda kurabileceğiniz bir konusu bulunsun.

  Piper George küçüklüğünden beri yaşadığı yerde,ailesinden ayrı kendi evinde yaşayan orta yaşlı bir bayandır.(Orta yaşlı dediğime de bakmayın 30 yaşında hala genç sayılan biri bence.)Piper'ın sıradan hayatı  verandasında otururken yan evine Ned adında birinin taşınmasıyla değişir.Değişir ama Piper'ın değişimi algılaması iki üç yılı alacaktır.Aşkı,kaybedilenleri ve bunları bize aktarmasını fark edişini okuyoruz.Kitapta lütfen sadece aşk olduğunu da düşünmeyin,okudukça sayfaları çevirdikçe asıl konusunun farkına varıyorsunuz.Spoiler'a girmesin diye ben bahsetmiyorum da bahsetsem eminim siz de şok olurdunuz.

  Kitap Piper'ın ağzından anlatılıyor,iyi hoşta bir de onun üstüne mektup kısımları giriyor.Ben kesinlikle Piper'ın mektup yazdığı kısımları daha çok sevdim.Çünkü ileride birine mektup yazarken nelere dikkat etmem gerektiğini,geçmişten ve gelecekten nasıl söz etmem gerektiğini yazarımız sayesinde daha iyi kavradım.

  Kitap hakkında size methiyeler sunmayacağım.Ama çok sımsıcacık içimi ısıtan bir kitap okudum ben.Okuyamama sorunum olduğu dönemde okumama rağmen bitirdiğim bir kitap oldu kendileri.Siz düşünün beni sürükleyip sürüklemediğini.Zaten bu kitabı okuduktan sonra da gerisi geldi.(Onların yorumunu da yavaş yavaş yayınlayacağım,uzattım biliyorum.) 

  Geçenlerde bir yorumda demiştim, arada bir kurgu olan ama kafayı yormayan gerçek hayata yakın kitaplar okumak beni iyi hissettiriyor diye.İşte bu kitapta beni yormadı,gerçek hayata tutunmamı bazı olaylara farklı açılardan bakmamı,düşünmemi sağladı.Bitirdiğimde ise kitabı bana bir şeyler kattığını biliyordum.

Eh yine uzattım,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

İkinci Şans - Robyn Schneider | Kitap Yorumu

22 Ekim 2016 Cumartesi

Kitabın Adı: İkinci Şans
Orijinal Adı: Extraordinary Means
Yazarın Adı: Robyn Schneider
Yayınevi: Pegasus Yayınları

En ölümcül virüs bile umut ve aşk karşısında yenik düşer. Çünkü ikinci şanslar bunu gerektirir.

Derslerinde son derece başarılı olan Lane, on yedi yaşına geldiğinde kendini, tedavi edilemeyen tüberkülozdan mustarip halde, Latham Yurdu sanatoryumundaki gençlerin arasında bulur. Yarı hastane yarı yatılı okul olan Latham, katı kurallar ve kafa karıştırıcı uygulamalarla doludur; öğrencilerin kahvaltıyı kaçırınca ceza almaları, Fransızca dersinden çakmalarından daha kolaydır.

Lane çocukluğundan tanıdığı utangaç ve yalnız Sadie'yle Latham'da karşılaştığında, belalı bir arkadaş grubuna katılmış olan genç kızın esprili, korkusuz ve son derece ilgi çekici bir karaktere büründüğünü şaşkınlıkla fark eder. Zaman geçtikçe Lane de Sadie'nin grubunun bir parçası haline gelir. İki genç sonunda hastalıklarının aslında sadece bir başlangıç olduğunu; hastalığın insanın gerçek kişiliğini belirlemediğini ve aşkın, onun ilacı olduğunu keşfedecektir.

Haydi beraber bu kitaba bir "yok artık!" diyelim.


  Çünkü kitap baştan aşağıya hem muhteşem hem de acı vericiydi.Kitabı okurken resmen iliklerime kadar acı çektim.Göz yaşı döktüm ve ruhum çürüdü.Çürüdü diyorum çünkü kitap beni benden aldı.
  Bir ay önce kadar "ne okusam?" diye ortalıklarda gezinirken e-kitap okuma fikri aklıma düştü.Ardından Robyn Schneider'in yazmış olduğu İkinci Şans adlı kitabı e-kitap olarak indirdim,telefona yükledim.Kitaba başladım iyi,hoş okuyorum okuyorum kitap başlarda sürüklemiyor.Sonra bir baktım kitabın cazibesine kapılmışım ve bitirmişim.Aslında kalın bir kitapta değildi ve şu anda da sayfa sayısını hatırlamıyorum ama bir süre elimde süründü.(Teorik açıdan telefonumun içinde süründü tabii siz buna kafa yormayın,ben yorarım.)


  Her şeyi bir kenara bırakıp size artık kitabın konusundan bahsetme vaktim geldi.
  Kitap hem gerçekten olan hem de gerçekten olmayan bir hastalıktan bahsediyor; Tüberküloz.Çoğumuz bu hastalığı duymuşuzdur.Öksürmekle başlıyor,ciğerleriniz sizi öldürüyor.Bazı insanlar geçmişte buna verem de demiş.Aynı şey sayılmasalar da tüberküloz veremin gelişmiş hali de denebilir.Yazar tamamiyle bu hastalığı ve hastalığın ciddiyetini anlatmak amacıyla kurgusal bir roman yazmış.Kurgusal diyorum çünkü kitaptaki çoğu şey (insanlar,yurt,hastalık) gerçek değil.
  Öte yandan tüberküloz denilen hastalık gerçek ve her geçen gün insanların canını almaya,aileleri yıkmaya devam ediyor.

  Kitap kurgusal demiştim.Evet son derece kurgusal.Başlangıcı Lane adında bir gencin (inek olarak adlandırabileceğimiz Stanford için her şeyi yapabilecen bir ergenin) Latham adından sağlık merkezine/öğrenci yurduna yatırılmasıyla başlıyor.Lane de Latham yurdundaki diğer insanlar gibi hasta çünkü o Tüberkülozun tedavi edilemeyen bir türüne yakalanmış bulunmakta.Ya ölücek ve o hastaneden çıkıcak ya da iyileşip çıkıcak.Fazla uzatıyorum değil mi yine? Durun heyecanlı kısma geçeyim o zaman.Lane inkar sürecinden çıktığında kendine bir arkadaş grubu buluyor ve bu arkadaş grubuyla yaşadıkları anlatılıyor kitap boyunca.İki kişinin ağzından okuyoruz kitabı; biri az önce bahsettiğim Lane diğeri ise çocukluktan arkadaşı ve dahil olduğu arkadaş grubunun başındaki Sadie.

 Açıkçası ben kitabı çok beğendim yukarıda da dediğim gibi.Ama sonu,yazar resmen insanı yıkmak üzere konuları değiştirmiş.Ben kitabın içinde olsaydım ve o çocukların yaşadığı şeyleri yaşasaydım sanırım intihar eşiğine kadar gider ya da yaşam sevincimi kaybederdim.

 Kitapla ilgili spoiler vermeden size aktarabileceklerim bu kadar.Ama spoiler istiyorum ya da ben kitabı okudum diyorsanız yorum bırakmanız ya da aşağıdaki linklerden bana ulaşmanız yeterli ^^

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS