Gözlerindeki Canavar - J.M.Darhover | Kitap Yorumu

26 Ağustos 2015 Çarşamba

Kitabın Adı: Gözlerindeki Canavar
Orjinal Adı: Monster in His Eyes
Serinin Adı: Monster in His Eyes (#1)
Yazarın Adı: J.M.Darhower
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: NA (New Adult)

Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.

MERHABA İNTERNET!

  Bu gün güne müthiş bir huzur ve mutlulukla başladım ve kendi kendime dedim ki "Bu gün yorum yazmalısın hem de gözlerindeki canavarını yorumunu!".Sonra bilgisayarın başına oturdum ve tadaa buradayım sevgili okuyucu.

  Bu yorumu yazmayı tam olarak-bir bakayım ayın 9undan beri bekletiyormuşum.Daha fazla yazmazsam aklımdaki detayları unutup kitabında yorumunu yazmayabilirdim.O yüzden bence de yorum yazmanın tam zamanı.Kaplumbağa hızıyla yorum yazdığımı biliyorum ama eh ben buyum  vee sizin beni bööyle de sevdiğinizi biliyorum.Ah çok sevgili okuyucularım benim.

  Tamam tamam kısa sohbet anımız geçtiğine göre kitabın yorumuna başlayabilirim.

  Esas kızımızın ismi Karissa, kendisi bir üniversite öğrencisi.Pek sosyal olmayan derslerine çalışan ve bursla okumaya hak kazanmış bir öğrenci.Bir gün karşısına çıkacak olan bu adamdan -Ignazio Vitale- habersiz bir şekilde telefonunu unuttuğu sınıfına geri döner ve o andan itibaren taparcasına baktığı bu adamın kancasına düşmüştür.Karissa'nın Vitale de çözemediği gizemli şeyler vardır.Ama Vitale ile o kadar mutludur ki bu gizemli konulara kafa yormaya bile uğraşmaz.Sonunda ise Karissa Ignazio Vitale'e kaçınılmaz bir şekilde hem aşıktır hem de ondan nefret ediyordur.

  Şimdi öncelikle şunu söylemek istiyorum.Ben bu kitabı sosyal medya da o kadar çok gördüm  ki artık okumaya başlamanın zamanı gelmiştir dedim kendi kendime.Değdi mi diye sorun.Hiçbir fikrim yok.Kitabı okurken tamam beğenmiştim,akıcı bir dille yazılmış.Hatta yazarımız bizi heyecanlandırmak için her bölüm beklenmedik olaylar eklemiş kitaba.Ama bittikten sonra "ee neydi  bu şimdi?" moduna giriyorsunuz.En azından ben o moda girdim.Ne olduğunu anlamadım.Nasıl bittiğini de.

 İkinci değineceğim  konu da KARİSSA.Ay kitabı okurken ben kanser oldum bu kız yüzünden.Ne kadar naazlı ne kadar pardonunuz ama embesil diyeceğim.Yok hiçbir şeyden memnun  olmuyor kız.Ne yapsa Ignazio bu hep bir "ayy ne  gerek vardıı" modunda.Ya bundan ya da mıymışıklığından kızdan nefret ettim.Ama haklıyım.Haklılığımı sonuna kadar savunurum.

  Amma çok yazmışım.Beni bıraksanız şurada daha fazla konuşabilirim kitap hakkında.Ama kendim uzun yorum okumayı sevmediğim için yorumlarımı olabildiğince kısa bırakmaya çalışıyorum,bir de eğlenceli tutmaya.Eğer kitabı okuduysanız yorum bırakın ve beraber dedikodu yapalım.Uzun zamandır kimseyle kitap dedikodusu yapmıyorum ve bunun çok iyi geleceğinden eminim *-* 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Üniversite Sohbeti #1 | Vera'nın Konuşma Saati

25 Ağustos 2015 Salı


MERHABA İNTERNET!

    Bu gün böyle heyecanlandığım anlamlandıramadığım ama çok çok mutlu olduğum bir konu hakkında sizinle konuşmaya karar verdim.Hatta böyle bir seri başlatabilirim "ÜNİVERSİTE ve VERA" şeklinde.Hoşunuza gider mi gitmez mi bilmiyorum ama benim internette şu aralar takıntı yaptığım tek konu "Üniversite".Yani hazırlıklar; yurt için hazırlıklar,apart için hazırlıklar ya da ev için hazırlıklar nasıl oluyor ve neler almak gerekiyor bunları araştırıyorum sürekli.Daha doğrusu sene başından beri araştırıyorum ama daha yeni yeni liste hazırlayıp yazmaya başladım.Bu günkü konum size kendi heyecanımı aşılamak ve "Yurt mu yoksa apart mı ? Ay eve de çıkabilirim bak" konusunu iyice açmak,ayrıca hangisi daha masraflı olur hangisi sizin için daha iyi olur onu konuşmak.Demeyin ki "bu kızın kitap blogu var neden böyle şeyler yapıyor?".Ara ara blogumda böyle konuların yer alması güzel olucakmış gibime geldi ama konudan yani kitaplardan sapmıyorum sakın öyle bir kanıya varmayın.

   Öncelikle ben Bursa da oturuyorum ama daha Bursa merkeze 1 saat uzaklıkta oturuyorum.Yani şöyle düşünün İstanbul da oturuyorsunuz ama aslında Beylükdüzün de oturuyorsunuz.Benim kazandığım üniversite Uludağ Üniversitesi bölümüm ise Sanat Tarihi.Her neyse,merkeze uzaklık çok olduğu için Uludağ Üniversitesinin bulunduğu Görükle yerleşkesi bize çok çok uzak.Her gün gidip gelinmeyecek derecede.Bu yüzden bende hemen bir araştırmaya giriştim ve en iyi olduğunu düşündüğüm yurtları gittim,gördüm ve son olarakta tuttum.

   İlk önce internetten araştırın yurtları.Çok güzel ve uygun fiyata yurtlar bulabilirsiniz.Tabi aynı şekilde Apartta bulabilirsiniz.Ben de diyorum böyle ama benim tuttuğum yurt Apart Yurt.Eğer yurt ve apart bulamıyorsanız ev bakmaya yönelin.Ama yurt ve apart fırsatı varken kesinlikle ev kısmına yönelmeyin.Neden mi ? Size nedenlerini bir kaç maddeyle listeliyim;


  • Ev olunca su faturası,elektrik faturası vb. olaylarla uğraşıcaksınız.
  • Unutmayın siz oraya okumaya gidiyorsunuz ev tutarsanız yemekle ve temizlikle siz uğraşıcaksınız. (Bazı yurtlar da temizliği siz yapıyorsunuz ama konumuz bu değil.)
  • Ev olunca çok fazla arkadaşınız size gelmek istiyicek.Evinizin parti evine dönüşmesi an meselesi demek oluyor bu da.
  • (Unutmayın!) Dört sene boyunca o şehir de olucaksınız ve siz oraya okumaya gidiyorsunuz eğer evde olursanız tüm işleri siz halledeceğiniz için ders çalışmak zor olucak.Çünkü bu işleri normalde evde anneniz yapıyor ve siz nasıl yapıldığını nasıl halledildiğini bile fark etmiyorsunuz çoğu zaman.
  • İlk seneden bulunan ev arkadaşları çok tekin olmayabiliyor.Çoğunda anlaşmazlık olabiliyor tabii "çoğunda" diyorum "hepsinde" değil dikkat edin.
  • GÜVENLİK.Yurtların genellikle güvenlikleri var.Kadına şiddet olan ve rahatlıkla uygulanan bir ülkede yaşıyoruz.Güvenlik ilk şartınız olmalı bence.Tamam güvenlik sayesinde rahatlıkla erkek arkadaşlarınızla falan görüşemeyebilirsiniz ama lütfen şuna karar verin "yaşamak mı daha önemli ölmek mi?" Eğer ölü biri olursanız hayatın tadını çıkaramazsınız.
  • Son madde olarak az önceki maddenin artısı olarak ekliyorum.Sapık takılma olasılığı da var peşinize bunu yurtta daha güvenli bir hale getirebilirsiniz.
    Benim sizi ikna etme şeklim bu şekildeydi.Siz kendiniz en iyisini bilirsiniz.Ama ilk önce ARAŞTIRIN.Sonra ikna olun.Unutmayın ilk sene beğenmezseniz ikinci sene yurdunuzu,apartınızı ya da evinizi değiştirebilirsiniz.En önemli  konu kalacağınız yer olduğu için bu gün bu konuya değindim.

   Umarım size yardımım dokunmuştur.Vee umarım  okurken bu yazımı eğlenmişsinizdir ^-^ Eğer beğendiyseniz lütfen yorum bırakın ki bu seriye devam edip etmeyeceğimi bileyim.Gerçii ben yazarken çok eğlendim ve kesin bir yazı daha yazarım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;
  

Korku MİMİ?!

22 Ağustos 2015 Cumartesi


Merhaba canlarım!
Bu güüün böyle değişik bir postla karşınızdayım.Çünkü uzun zamandır mim işlerine pek girişmiyordum.Ama madem taglendim ve madem mim çok hoşuma gitti yapayım dedim.Aslında daha önceden yapıcaktım ama klavye ve bilgisayar sorunu yaşadım (ne bahtsızım!).Bundan sonra da yeni yazı köşeleri başlatıcam.Blogu böyle neşeli mi neşeli bir hale getirmeye çalışıyorum.Umarım başarabilirim.Ve ve veeee artık bir üniversiteli olduğuma göre o konuyla ilgili de bir bölüm açıcam.Yani yepyeni süprizlerim var sizlere! Amma çok konuşmuşum bence artık mime geçebilirim,geçmeliyim ve geçtim.


1- Geçmişe inip korkularının temelinden başlayalım.Küçükken seni en çok ne korkuturdu?

Ama arkadaşım bu çok zor bir soru! Hmm düşünüyordum da Tepenin Gözleri ve ne idüğü belirsiz zombiler.Çok korkuyordum.Bir de tam zıttım gibi annemin en sevdiği filmdi (seriydi?).Kuzenlerim gelince hep onu açardı ve ben ellerimi sallaya sallaya cama çıkar derin nefes alırdım.Hah bir de CHUCKY! Artık resmen itiraf etmiş oldum ama Chucky'den çok korkuyordum.Arada bir de korktuğum oluyor hala.Naparsın çocukluk etkileri...

2-Peki artık büyüdün ama yine de korktuğun çok şey var.Bu atmosferlerin hangisinde bir gece yarısı yalnız başına kalsaydın daha çok korkardın ?

Hani yalnızsındır ve korku filmi jeneriği arkaplandan çalmaya başlar sonra en olmayacak yerden ses gelir ve sen saklanırsın.Hah bak o an korktuğum an.Bir de ben gece yüzmeyi çok severim ama en çok korktuğum şeylerden birisi de ben gece yüzerken gelip birisinin tam suyun altındayken beni orada tutması ve çıkamamam.Çok korkunç.

3-Kabusların hangisini görünce etkisinden çıkamazsın?

Ben küçüklüğümden beri sık sık kabus gören biriyim.Hatta bir ara rüyadan çok kabus görüyordum.Neyse konuma döneyim gerçekçi kabusların etkisinden çıkamıyorum.Ya da şöyle demeliyim; Kabus mu gerçek mi olduğunu ayırt edemediğim rüyaların etkisinden çıkamıyorum.

4-Düşündüğünde seni ne çok  gergin hissettirir?

Aileme bir şey olması,yalnızlık.İki şey oldu ama bence kabul olur.Kabul oldu.

5-Yurt dışındasın ve ilk cadılar bayramı deneyimin.Hangi kostümü tercih ederdin?

Harika bir soru! Biraz düşünmem gerekicek.


*we heart it'te gezip cadılar bayramı kostümlerine baktıktan 15 dakika sonra*

Bulamadım.Cidden ne zor soruymuş bu.Ama sanırım Pocahontas (böyle mi yazılıyordu biri beni doğrulasın?) olmayı seçerdim.Biraz açık saçık olsa da kıyafetleri ve renkleri ah,tam benlik.

6-Olmasın tabi ama evine girip seni öldürmek isteyen biri ya da bir şey olsa nereye saklanırdın?

BUZDOLABINA ! Tabi sığsaydım.Ama sığamadığım için, ya bulunduğum evde çekyat varsa direkt hop çekyatın altına girerdim.Ya da onu takip ederdim saklanmazdım.Eh buluncaz madem gururumuzu alıp karşısına çıkalım.

7-Ruhani varlıklar sence aramızdalar mı?

Hangi ruhani varlıklardan bahsediyoruz? Üç harflilerse kesinlikle ya da melekler ve şeytansa.Onlar dışında varsa yok aga...İnanmıyorum.

8-Yaşadığın en kötü his nedir?

Çaresizlik.İlk aklıma gelen bu oldu.

9-Bir korku filminin olmazsa olmazı nedir sence?

DIM DIM DIM.Kesinlikle KORKU JENERİĞİ!

10-Hiç doğaüstü olduğunu düşündüğün  bir durum oldu mu ?

Bak bunu düşündüm ama olmadığına karar verdim.Etrafımda her gün ölen insanlar yok ya da işlenen cinayetler.Sıradan bir kızın sıradan hayatı.Beynin algıladığı değişik anlar sayılır mı? Sayılırsa onlar.


Vuhu çok eğlenceli bir mimdi! Yaparken kendi kendime çok konuştum ama eğlenceliydi.Umarım siz de okurken eğlenmişsinizdir.Eğer mim için ismimi yazmasını isteyen olursa yorum bırakması yeterli ve beni tagleyen Kitaptan blog'a teşekkür ederim *-*

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;


[KİTAP TANITIMI] Evrene Fısıldanan Dilek - Karen McQuestion

21 Ağustos 2015 Cuma

Kitabın Adı: Evrene Fısıldanan Dilek
Orjinal Adı:  Hello Love
Yazarın Adı: Karen McQuestion
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Türü: Romantik
Ne dilediğine dikkat et!
Andrea bir anda karar verdi ve aklına gelen her şeyi bir çırpıda yazıp bitirdi. Sonra yazdıklarını içinden okumaya başladı. Kibar, düşünceli ve şefkatli bir adam istiyorum. Gerçek bir adam, toy biri değil. Benden daha uzun boylu olmalı ve bilgisayar oyunları ya da bilardo, dart gibi oyunlara meraklı olmamalı. Benimle zaman geçirmekten hoşlanmalı, beni çekici bulmalı ve söylediklerimi gerçekten dinlemeli. Lütfen zeki biri olsun ama bana ukalalık taslayacak kadar da değil. Şöyle bir düşündükten sonra bir cümle daha ekledi. Ayrıca yaptığım esprileri anlayan biri olmalı.

Evrene bir mesajım var...
Herkes kağıtlarını almıştı. Martina anlatmaya başladı, “Yakın gelecekten beklentilerinizi düşünün. Daha iyi bir iş mi? Yeni bir ilişki mi? Yoksa bambaşka bir şey mi? Hayal gücünüzü kullanın. Bugün yapacağımız şey aslında sipariş vermek. Diyelim ki bir kitap okumak istediniz ve internetteki bir siteden sipariş ettiniz. Kitap elinize ulaştı. Peki ya sipariş vermeseydiniz, istemekle yetinseydiniz ne olurdu? Kitap elinize ulaşır mıydı? Elbette hayır. Çünkü sipariş vermediniz.
Herkese merhabalar!
Karşınızda muhteşem bir kapakla ve yepyeni  bir haberle duruyoorum.Aspendos yayınlarının bizim için yeni bir kitabı var! KAPAĞA BAKAR MISINIZ? Mükemmel durmuyor mu? Ve konusu ah,beni benden aldı.Hemen elime alıp bir çırpıda okuyup bitirmek istiyorum kitabı.Umarım siz de benim kadar heyecanlanmışsınızdır.Çünkü yakında gidip allabilicez *-*  Günün en güzel haberini verdiği için ASPENDOS yayınlarına teşekküür ediyorum.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!


 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Gecenin Ardından Gün Doğar - Anna McPartlin | Kitap Yorumu

13 Ağustos 2015 Perşembe


Kitabın Adı: Gecenin Ardından Gün Doğar
Orjinal Adı: Pack Up The Moon
Yazarın Adı: Anna McPartlin
Yayınevi: Martı Yayınları
Türü: Dram
Gecenin Ardından Gün Doğar
Ölümün ardından yaşam doğar
En karanlık zamanlarında etrafına bak
Çünkü hiçbir zaman yalnız değilsin Seviliyorsun
Kıyısında acının ve mutluluğun taşlarını biriktiren bir nehirdir hayat…
Hayata dair umut ışığını yitiren genç bir kadın…
Ve onu bir an olsun yalnız bırakmayan vefakâr dostları…

Emma için gelecek belirsizliklerle doludur. Trajik bir vedanın, yeni başlangıçlar için ona yol gösteren bir rehbere dönüşebileceği aklının ucundan bile geçmezken, hayat onu şaşırtmaya devam etmektedir. Tabii en yakınındaki insanları da.

Mutluluğun elinden kayıp gittiğine ve onu bir daha bulamayacağına inanan Emma'nın yeniden gülümseyebilmesinin acı tatlı hikâyesinde kendinizden çok şey bulacaksınız.


Ağlamamam lazım,Ağlamıyıcam.Galiba yıkılıyorum.
Herkese merhabalar ! 
  Bu gün "neden bu kitabı uzun zaman önce okumamışım?" dediğim bir kitapla karşınızdayım.Açıkçası kitabı bekletmek istediğimden daha çok beklettim.Keşke bekletmeseymişim, doğru zamanda doğru kitap dedikleri bu olsa gerek.Dizi izlemezken,film izlemezken güzel bir kitap okumak nasıl iyi gidiyor anlatamam.Bir de üst üste NA okuyunca hop böyle Dram okumak değişik hissettiriyor insanı.İki üç haftadır da yorumunu yazmayı bekletiyorum.O kadar zor ki bu kitaba yorum yapmak benim için.Bir kere alışık olmadığım bir tür,daha da beteri çok çok duygusal bir kitap.

  Konuya nasıl gireceğimi bilemesem de balıklama atlayacağım sanırım yoruma.İlk önce öyle bir kitap düşünün ki sizi ağlatan,güldüren,"hadi canım?" dedirten bir kitap.Biraz da Friends dizisindeki arkadaşlıklar gibi arkadaşlıklar olan bir kitap.İşte o kitap bu! Aradığımız cevabı bulduk.

  Kitabımızın ana karakteri Emma uzun süredir birlikte olduğu sevgilisini bir akşam talihsiz bir şekilde kaybeder.Aslında onun için olaylar daha kısa bir süre önce başlar.Sevgilisine söylemeden hamilelik testi yapıp testin sonucuna göre davranmasıyla olaylar başlıyor.Ama üzüleceğiniz kısım sevgilisinin yani John'un ölümüyle başlıyor ve Emma için zorlu bir süreç oluşuyor.Bundan sonra Emma bunalıma giriyor,hayatına kimseyi almıyor ve sevdiği kişileri de kendinden uzaklaştırıyor.Sonrasında ise iyileşmesini okuyoruz yazarımızın kaleminden.

  Emma'nın yaşadıkları yıkılması,sürünmesi,herkesi hayatından çıkarmasını okurken resmen yüreğiniz parçalanıyor.Çokça da sinir oluyorsunuz.Kendinizi Emma yerine koyuyorsunuz.Kardeşiyle konuşmalarını okurken,Tanrı'ya inancını tartışırken de yargılıyorsunuz biraz onu.

 Benim kitapta en çok sevdiğim karakter Emma'nın kardeşi oldu.Onun sınandığını düşünmesi,Dünya'yı gezmeye çıkması ve de rahip olması.Her karakter içinize işliyor.Ciddi anlamda işliyor.Seri olsaydı eğer sevinir ve ikinci kitabını almak için koşardım.Buna eminim.Çünkü bu sefer başka karakterleri yakından tanıma şansımız olurdu.Ama malesef ki yazarımız kitabın sonunda seri olmayacağını çok net bir şekilde belirtmiş.O yüzden içimde bir burukluk var.Eğer kitabın adını ilk defa duyuyorsanız ya da kitabı sizin için kötü olmuş,hayattan ders çıkaracağınız ve etkisinde kalacağınız bir kitabı kaçırmışsınız demektir.Gidin okuyun ve omuzlarınızdan yük kalksın.
 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;



Tatlı Şeytan - Wendy Higgins | Kitap Yorumu

11 Ağustos 2015 Salı

Kitabın Adı:  Tatlı Şeytan
Orijinal Adı: Sweet Evil (#1)
Seri Adı: The Sweet Trilogy (#1)
Yazarın Adı: Wendy Higgins
Yayınevi: Go!Kitap
Türü: Paranomal Aşk
Zevk, Günahın Tuzağıdır… On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama "ne" olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan'ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca "iyi bir kız" olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır…
HERKESE KOSKOCAMAN BİR MERHABA!
    Uzun zamandır yoktum bunun sebebi de evimizde internetin gitmiş olması,hatta şu anda da evde internet yok ama sırf yorum yazmak için kuzenime gelmiş bulunmaktayım.Hayatınızın her alanını kaplayan bir şeyin gitmesi çok kötü bir şey.Tabii her kötü şeyin ardından iyi olaylarda oluyor bunlardan birisi de internet gittiğinden beri harika bir seriyle tanışmış olmam.D&R'ın indiriminden ilk kitabını alıp direkt başladım.İkinci kitabının da elimde önceden bulunması (Go!Kitap'a çok teşekkür ederim onun için de *-*) harika bir olay oldu.Birinci kitabı bitirip direkt ikinciye başlayabildim bunun sayesinde.Çok konuşmak istemiyorum aslında direkt yoruma balıklama dalmak istiyorum.Bol bol dedikodu yapmak istiyorum.Çünkü uzun süredir bağımlılık derecesinde bir kitaba bu kadar bağlanmamıştım.Seri bitince ne yapıcam bu boşluktan nasıl kurtulucam bilemiyorum.Umarım yan serisi falan çıkar....Wendy'ciğim....

  Yoruma geçecek olursaaaam.Bizim bildiğimiz Nefilim hikayelerine benziyor.Nefiller var ama bu sefer Nefillerin Dükleri de var.Ve bir sürü bir sürü görevleri var.Kafanızın karıştığını biliyorum.Basitçe anlatıcam şimdi.Sakin olalım.Nefillerin bildiğimiz hızlı iyileşme,harika duyular yanında insanların duygularını görmek -renk olarak başlarının üstünden- ve de Dünya da gezinen iblisleri ayrıca insanların koruyucu meleklerini görmek gibi yetenekleri de var.En önemli kısmı da Nefillerimizin Dükleri ve Düklerin özellikleri.Çeşitli çeşitli Dük var.Ama bizi ilgilendiren Şehvet Dükü, Madde Bağımlılığı Dükü ve Kibir Dükü gibi başlı Dükler.Kitabı okudukça ağzınız açık bir şekilde Düklerle tanışıcaksınız emin olun.

   Nefilleri ve Dükleri azıcıkta olsa anladığımıza göre kitabın etrafında dönen asıl konuya dönebilirim.Anna Whitt sıradan bir lise öğrencisidir.Tabii o kadar da sıradan değildir çünkü insanlardan daha üstün duyuları vardır ve insanların duygularını görebiliyordur.Sıradan olayların başlangıcı ise yeni biriyle tanışmasıyla olur; o kişi Kaidan Rowe'dur.İsminde bile asalet olan çocuğumuza kızımız ilk gördüğü anda vurulur ve "yanlışlıkla" diye tabir edebileceğimiz şekilde tanışırlar.Ya da kasten bir şekilde.Ardından Anna "ne olduğunu" öğrenicek ve hayatı tamamiyle değişicektir.Değişicek derken birden notları harika olan ve masum olan kızdan popüler kız statüsüne yükselicektir.Kitabı okuduğum halde anlatırken bile heyecanlanıyorum.Kitabın benim için ne denli önemli olduğunu siz düşünün.

  Veee Kaidan.Kai.Kaidan.Rowe.Uzun zamandır Willden beri hiçbir kitap karakterine bu kadar bağlanmamıştım.Onun için üzülmüş,ona acımış,o mutlu olunca olmamıştım.Bu sefer Wendy sayesinde bu etki bende oluştu ve Kaidan'a aşık oldum.Şimdi içimden ne kadar "yaklaşmaaa o benim!!" demek geçse de hanım hanımcık biri gibi davranıp o cümleyi kullanmıyorum.Onun yerine paylaşmayı seven bir bebek misali gidin alın ve benim aşık olduğum kitap karakterini görün diyorum.Bu zamana kadar zaten bu kadar vakit kaybetmişsiniz buından sonra kaybetmeyin ve alın,okuyun,okutturun.

 İKİNCİ KİTAP YORUMUNDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!


 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

[KİTAP TANITIMI] Tatlı Hesaplaşma - Wendy Higgins


Kitabın Adı: Tatlı Hesaplaşma

Orjinal Adı: Sweet Reckoning 
Serinin Adı: The Sweet Trilogy (#3)
Yazarın Adı: Wendy Higgins
Yayınevi: Go!Kitap
Türü: Paranormal Aşk
İNANCINA SARIL
Vakit gelmiştir. Savaş artık kapıdadır. Kalbi duru bir Nefilin yeryüzünü iblislerden temizleyeceğine
dair kehanetten haberdar olan Dükler, Anna’nın peşine düşmüştür. Anna, hem kendi soyunun
hem de tüm insanlığın kaderini belirleyecek olan hesaplaşma gününe kadar saflığını muhafaza
etmek zorundadır. İblisleri cehenneme geri gönderecek olan Erdem Kılıcı’nı kullanabilmesi buna
bağlıdır. Ama peşindeki iblisler ve yanı başındaki Kaidan Rowe ile işi hiç de kolay değildir. Anna
ne pahasına olursa olsun, saflığını ve inancını koruyarak hayatta kalmalı ve iblislerle kozlarını
paylaşacakları bu görkemli savaşa öncülük etmelidir.
VUHUU ! HARİKASIN GO!KİTAP.
Sevinçten yerimde zıp zıp zıplamak hoplamak küçük çocuklar gibi heyecanla haykırmak istiyorum.İki gün önce başladığım ve sonra instagramdan Go!Kitap'ın hesabından üçüncü kitabın yakında bizimle olacağını duydum ve sonra da Go!Kitabın bu müthiş haberiyle hızla ikinci kitaba başladım.ALLAHIIM ne güzel bir seri.*yorumlarını girdim yayınlanmayı bekliyorlar bu arada* Seriyi eğer duymamışsanız artık duydunuz ve hız kaybetmeden bu muhteşem mi muhteşem seriye başlayın.Şahsen ben ayıla bayıla birinci kitabı bitiridm,ikinci kitapta da son 50 sayfam kaldı üçüncü kitabı aldığım gibi bitiricem şu an üzüntüden okuyamıyorum biticek diye o da :(

Enerjim bana yetiyor hatta artıyor bu seri söz konusu olunca.Ne demiştim gidin okuyun herkese anlatın.Hatta daha da iyisi tekrar tekrar okuyun siz bu seriyi *-*

 Bu serinin yorumlarında tekrar görüşmek üzere!


 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS