Tersyüz - Amy Harmon | Kitap Yorumu

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Kitabın Adı: Tersyüz
Orjinal Adı: Making Faces 
Yazarı: Amy Harmon 
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü:Dram,Romantik

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...

Çalkantılı,inişli-çıkışlı,kararsız yaşamımdan merhaba okuyucu!
  Şu aralar hayatım pek bir karışık.Toparlamaya çalışıyorum.Çok bunalımlı bir dönemdeyim kendimce.Dertleşebileceğim tek tük insan var onlarla konuşup içimdekileri atıp ilerlemeye çalışıyorum.Yakında buraya da upuzun bir kazık yazısı yazıcam haberiniz olsun.Vera dönmeye hazırlanıyor tabii kendince hazırlanıyor.Eh bu hazırlık aşamasında sizinle bir kaç kitabı tartışalım dedim.

  Ben bu kitabı Bursa Kitap Fuar'ında almıştım.Okumak bir hafta öncesine nasip oldu.Ama elime kitap alamıyorum derken alınca da bırakamıyorum kısmına döndüm.Kitaba başlamamla 130a gelmem ilk gün bir oldu.Kitabın etkisini siz anlayın.Öyle ilerlemişim ki derslerde okurken başım döndü,uykum varken uykumu unuttum.O derece etkisinde kaldım.Size kitaptan biraz bahsedeyim dimi merakta bırakmıyım.

  Kitabımız lise hayatlarından anlatmaya başlıyor karakterlerimizi.Bir sürü baş karakterimiz var.Ama en önemlisi ikisi.Fern Taylor ve Ambrose Young.Biri çirkin ördek yavrusu.Alev gibi saçları,diş telleri ve gözlükleriyle tam bir kaos.Yanına bile yaklaşmaya korkulacak bir tip,Fern Taylor.Ah diğeri ise kaslarına kurban olduğumuz,uzun saçlarını Herkül'e benzetteğimiz,yakışıklı yüzüne bakıp bakıp iç geçirdğimiz,boyu posu devrilesi Ambrose Young.Size şu ana kadar iki farklı kişiyi anlattım.En klişe hikayeyi düşünün okulun çirkin kızı yakışıklı oyuncuya aşık olur dimi.Ben de öyle düşündüm "kliiiiişeeee" diye bağırıyor bu kitap dedim.Sonra elimdeyken kitap "ağlar mısın,güler misin,ağlar mısın,güler misin ?" diye kendimle savaştım.Kitabın sonunda ise "ellerini öpeyim Amy" kıvamına geldim.

  Azıcık daha kitabın konusundan bahsedeyim ben size.Çok sevgili,yakışıklı Ambrose'cuğumuz okulun güreş takımında,sadece takımda da değil o bir kaptan,o bir yenilmez ve o bir şampiyon Herkül.Ve o bir savaşa katılan asker.Ama tek başına değil kasabasından topladığı yegane arkadaşlarıyla savaşa giden bir asker.Arkasında bıraktıklarını düşünmeden giden bir asker.Pişmanlıkları,umutlarıyla giden ve döndüğünde perişan durumda olan bir asker.Bu kadar konu merak için size yetmiştir sanırım ? Eh müsadenizle artık kendi yorumuma geçeceğim. 

  Kitapta duygular öylee mükemmel işlenmiş ki,sağım solum Fern,Ambrose.Geri kalanını siz düşünün.Etkilenme derecesini de gözlerimi kapatıp birden ona kadar değerlendirirsem kesinlikle on derim.Oh ne çok yazmışım okuyucu hiç de söylemiyorsun.O zaman ben yorumumu burada keseyim.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!




 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

[21.GKK BLOG TURLARI ] Bir Artı Bir - Jojo Moyes | Kitap Yorumu

6 Mayıs 2015 Çarşamba



Kitabın Adı: Bir Artı Bir
Orjinal Adı: The One Plus One 
Yazarın Adı: Jojo Moyes
Yayınevi: Pegasus  
Türü: Romantik 
Tatlı bela bir kadın…
İki çocuğuna bakmak için deliler gibi çalışan ve baharın gelmesini dört gözle bekleyen Jess Thomas bugüne kadar hayatındaki tüm zorlukların üstesinden tek başına gelmiş. Ama artık birinin ona yardım istemenin kötü bir şey olmadığını anlatması gerekiyor…

Ve hayatı alt üst olmuş bir yabancı…
Yıllar boyunca çalışıp kazandığı her şeyi kaybetmesine neden olabilecek inanılmaz bir hata yapan Ed Nicholls bir uçurumun eşiğinde. Hatasını telafi edebilmesi için tek bir kurtuluş yolu var ve o yol da büyük bir maceranın içinden geçiyor…

Sonuç…
Jess birine borçlu kalmak istemeyecek kadar gururlu, Ed ise kendi sorunlarından başka hiçbir şeyi görmüyor… Peki, apayrı dünyalara ait bir kadın ve bir adam yan yana geldiğinde beklenmedik bir sürpriz gerçekleşebilir mi?
Allahım ben de bir "The One Plus One" istiyorum.
   Sonum böyle olacaksa ben de "VARIM!" diyorum.Yok anlayamıyorum neden kitaplardaki gibi bir yaşantımız yok? Niye yok ? Neden bir "bilgisayar aşığı" ya da "kitap aşığı" bulamıyoruz.Cümleyi değiştireceğim "BULAMIYORUM."Allah'ım çok çok güzel bir kitap okudum.Pegasus farkı böyle oluyor galiba.İzninizle konuma döneceğim şimdi,21.turumuzda Pegasus'u konuk olarak ağırlıyoruz.Aslında çok önyargılı olduğum bir yazarla karşıma çıktı bu sefer tur kitabımız.Açıkçası en başta kendimi zorlayarak okumaya başladım.Hatta hiç isteğim bile yoktu diyebilirim sonradan gelen "gazla" baya hızlı okuyarak kitabımızı bitirdim.Bitirdikten sonra "noluyor ya bu kadın bu kadar güzel yazabiliyor muydu?" dedim.Çünkü Jojo Moyes benim karşıma ilk "Senden Önce Ben" adlı kitabı ile çıkmıştı.Ki kitabı hiç beğenmemiştim.Blogumda da yorumunu bulamazsınız.Yazmak bile istemedim o kadar beğenmemiştim.-Şimdi sadece olumlu yorum yazıyor demeyin olumsuz yorumlarım da var-.

  Lafımı çok uzatmışım,yine.Yoruma geçmeme ne dersiniz ? Evet bende sizinle aynı fikirdeyim.

  Kitabımız birbirinin aslında tam tersi iki insanı anlatıyor.İki insanı derken bu insanlardan birinin yanında artı durumları da Nicky ve Tanzie ve Norman.Hayatları birbirine benzemeyen insan nasıl karşılaşır derseniz Jojo Moyes bunu kitabınca ustaca bize çaktırmadan anlatmış.O kadar ustaca anlatmış ki kitabın başında sonunun ne olacağı şeklinde nasıl biteceği şeklinde ilerliyorsunuz.Ama konuya geri döneceğim.

  Kendinden hayatından bıkmış iki çocuk annesi Jess Thomas.İki işte birden çalışıyor,evi döndürmeye kızına ve üvey oğluna bakmaya çalışıyor bir yandan çocukları iyi yerlere gelsinler diye tüm annelerin yapacağı fedakarlıkları yapıyor.Diğer yanda ise bilgisayar dahisi Ed Nicholls.Şirketine karşı bir suç işlemiş kabul ediliyor.İşlediği suçtan ötürü hapse girme olasılığı bile var.Jess ve Ed için işler çığırından çıkmış durumda.Hangi yolu seçiceklerini bilmezken bir anda yolları kesişiyor.Bundan sonra ikisi de işlerini yoluna koyabilecek mi kitabımız boyunca çözmeye çalışıyoruz.

  Kitap boyunca Ed'i sevsem mi sevmesem mi savaşı verdim.Sonunda ise Ed'i sevmeye karar verdim.İçim ısındı kerataya.Tabii bir de Tanzie ve Nicky'ye karşı olan tavrı var.Beni benden aldı.Sanki Ed yanımdaymış gibi sevesim geldi.Dikkatinizi çekerim bu sevme meselesi kitabın  sonlarında oldu.Sonlarında da bir zahmet olsun,dimi.Ama Jess.Jess benim örnek aldığım bir anne modeli.Çocukları için didiniyor,koşuyor,yorulmadan dinlenmeden sürekli etrafı topluyor ve bir kaç işte çalışıyor.Üstelik biri öz çocuğu olmadığı halde.Ben ne kadar yazsam Jess için az çünkü o benim gözümün nuru.En en en çok sevdiğim kadın karakterlerin başında.Hatta ve hatta "Jess'i sevmek için 10 neden" yazısı bile yazabilirim o kadar sevdim !

 Ay yaz yaz bitmedi bu yorum.İçimde ne kadar çok şey birikmiş kitabı okurken farkında değilmişim.Yazıya dökerken birden kelimelerim fazlalaşıyor,çoğalıyorlar.Bu kitapta da böyle oldu.Emin olun karşımda olsanız bu cümlelerin yirmi beş kat daha fazlasını dinlemek zorunda kalırdınız.Çok şükür bu kadarıyla kurtuldunuz.Youtube kanalı kapanışı yapıyormuşçasına;

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!




 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS