2015 Favorileri | Soğuk Hava Dosyası

29 Aralık 2015 Salı

MERHABA İNTERNET !

Bu gün böyle bol bol bol yazılı ve bol bol bol fotoğraflı bir yazıyla karşınızdayım.Bendeniz sizlere "2015 Favorilerim/Yapmaktan hoşlandığım şeyler/okuduklarım" vb bir yazı yazmaya karar verdim.Tam toparlayamasam da yazıyı başlayınca ilerleyeceğinden ve akıp gideceğinden yazının eminim.En azından öyle düşünüyorum.
Şimdi blog olmasa ben nerede 2015'in nasıl geçtiğini neler yaptığımı nasıl tamamladığımı bilebileceğim dimi? Çok absürd ve yanlış bir cümle oldu kusuruma bakmayın ama anladığınızı düşünüyorum.
Geçen sene şöyle bir yazı yazmıştım daha çok etkinlik yazısıymış gerçi ama içinde yapmak istediklerim/yapacaklarımın yazılı olduğu bir listeydi bu.Şimdi dönüp bakıyorum da yaptıklarım ve yapabildiklerime listemin kendi hazırladığım listemin oldukça dışında kalmış hatta başarısız olmuşum.2016 umarım o şekilde ilerlemez.Ha böyle bir liste yine hazırlayacak mıyım 2016 ile ilgili tabii ki hazırlıyıcam.Çünkü dönüp bakabilmeniz ve sonradan kendinizi eleştirebilmeniz için mükemmel bir arşiv sağlıyor blog bu konuda.Bu yazıyı ben Aralık ayının 8inde yazmaya başlıyorum ama Aralık ayının son günü ya da bir hafta öncesinde paylaşacağım çünkü uzun bir yazı olucakmış gibi hissediyorum ve hakkını vererek yazmak istiyorum.Maddeleri günden güne ekliyeceğim,tabi ki siz en son ben yayınladığımda okuyucaksınız.Heyecanlı değil mi ?

Açıkçası maddeleri hazırlarken çok düşündüm,ne yazabilirim ne yazmalıyım diye.Tabii ki uzun süre düşününce insanın aklına bir kaç şey gelmesi gerekiyor ama benim gelmedi.O yüzden karma bir liste hazırladım kendimce.

Ve tabii ki bu yazıyla dalga geçebilir,sonrasında beni yargılayabilirsiniz.Sadece yargılarken dikkat etmenizi isteyeceğim.


  • We Heart It 

Bu sene 2015 toplamında sanırsam en çok kullandığım uygulama bu oldu.Deli gibi kullandım diyebilirim.Ev dekorasyonlarına,giyim kuşama hatta makyaj yapma tekniklerine bile burdan baktım.2016da da sıkça kullancağımı düşündüğüm bir uygulama ayrıca.Bir ara tumblr'da takılan Vera şimdi we heart itte dolanmaktan memnun.Ayrıca çok şeker şeyler çıkmıyor mu sizin de karşınıza? 

  • iPhone 6

Tamam biraz klişe gibi olucak biliyorum lütfen sadece sözlerimi dinleyin.Uzun zamandır iphonelarda gözüm vardı ama 6'nın apayrı bir dünya olduğunu düşünüyorum kesinlikle.Tasarımından dolayı mı sadece hayır kesinlikle.Ona bakılırsa HTC One A9la görünüşleri çok benziyor ve belki de A9 6dan daha gelişmiş ama yine de aklım ve kalbim sadece 6 için çalışıyor/atıyor.

  • Delibal

Tamam daha dün izlemiş olabilirim.Tamam bunu bu listeye koymak için de erken olabilir.Ama malesef ki koyacağım.Çünkü 2015'in son aylarında neredeyse tek dinlediğim şarkı Mutlu Sonsuz idi.O yüzden filmini acayip merak ediyordum.Sonunda izledim.Mutluyum,huzurluyum her an cinnet geçirebilecek haldeyim.Ayrıca aşka olan inancım kalmadı da diyebilirim.Lakin bu filmi eklemeseydim listeme içimde hafif bir burukluk olucaktı.Senaryosu ve oyuncularla 2015 favorilerime girmeyi başardılar.

  • Ailece geçirilen vakitler.

2015te yaptığım şeylerden biri de ailemle vakit geçirmek oldu.Üniversiteye ailemin hemen yanındaki bir okula gideceğimi tahmin edemediğim için onlarla bol bol vakit geçirdim.Hiçbir anımızı boş bırakmamaya çalıştım.Pişman mıyım? Tabii ki hayır.Şimdi yine de yanlarındayım ve yine bol bol vakit geçiriyoruz.Ki gözlerinizi kapattığınız da ailenin sıcaklığını hissetmek en güzel şey bana kalırsa.O yüzden siz siz olun kıymetini bilin diyip bu maddenin daha fazla açıklamasını yapmayacağım. 

  • Çiğköfte 

Yaz yaz bitmedi nasıl maddeler bulmuşum ben kendime.Kendimi tanıtırken hep "yemek yemeye bayılırım" diye bahsediyorum.Gelin görün ki çiğköfteyi yemek olarak değil de bir yemek öncesi yemek olarak görüyorum.O yüzden bir ara neredeyse her gün yediğim bu yemek öncesi yemeği de paylaşmasam olmadı.Çok güzel bir şey değil mi sizce de? Yine canım çekti bak.

  • Güneş'in altında boş boş yatmak.

Yazın hayatımın nasıl ilerleyeceğini bilemediğim noktada hep güneşin altında boş boş yattım.Güneşlendim de diyebilirdim ama ben Güneş'i izledim.Nasıl sıcaklık verdiğini,nasıl güven aşıladığını izledim.O günden sonra da bu faaliyeti aklımda her gün yaptım gerçekte yapamasam da.Eğer aklınız boşsa yapabileceğiniz hiç bir şey yoksa siz de gidin dediğimi yapın.Huzur dolacaksınız.-reklam gibi oldu-

  • Günlük tutmak.

2015te ben hayatımın sınavına girdiğim ve de nasıl geçiceğini bilmediğim için günlük tutmaya başladım.Günlüğün başına oturduğumda saatlerce yazıyordum ve de başından kalkmıyordum.Kalktığımda ise o kadar rahat hissediyordum ki kendimi.Bu yüzden 2015 boyunca devamlı yapabildiğimi düşündüğüm şeylerden biri de günlük tutmak.Ayrıca favorilerime girmesinin tek sebebi de bana içimi döktükten sonra huzur vermesi.

  • Kütüphanelerde dolanmak.

Siz de sıkıldınız dimi böyle klişe gibi görünen listeden.Ama bence çok güzel bir liste oldu listem.-Cümlem için özür dilerim- Yaptıklarımın hepsi hepsi beni rahatlatmak üzerine kurulmuş ve bunları yaparken hep rahatlamışım bunu fark ediyorum.

Diyiceksiniz ki 2015 hiç mi üzülmedin? Hiç mi kırılmadın ? Cevabım hayır.Çokça kırıldım ve aynı düzeyde de üzüldüm.İnsanlar sizi beni bizleri hiç umursamıyorlar ki de herkes mutlu olsun.Ama listem önümüze umut koymakla alakalı olduğunu düşündüğüm için hiç size umutsuzluk saçacak ya da mutsuz olacağınız bir şey yazmak,karalamak istemedim.Gelin görün ki listem de bu kadarcıktı.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Instagram

[Çarşamba Önerisi] FRANCES HA

17 Aralık 2015 Perşembe


Filmin Adı: Frances Ha 
Yönetmen: Noah Baumbach
Yazanlar: Greta Gerwig,Noah Baumbach 
Filmin Türü: Romantik
Filmin Süresi: 1 saat 16 dakika 
Yapım Yılı: 2012
IMDb Puanı: 7,4

MERHABA İNTERNET!

  Artık böyle saçma manyak bir bölüm açmaya karar verdim.Bu bölüm sayesinde her hafta en azından bir film yazmış olucam bu da demek olucak ki cumartesi günü gireceğim kitap yorumu ve çarşamba günleri girecek olduğum film yorumlarıyla haftada iki kere yazı girmiş olucam.Görüyorsunuz mu harika planlar yaptım.-Çarşamba yayınlayamadı çünkü yazıyı hazırlamak yerine gitti uyudu,o yüzden perşembe günü yayınlıyor.Ama aslında "Çarşamba Önerisi" yazısı bu.- 

  Sorumluluklarımı tam almadığımın farkındayım okuyucu.Ama hangimiz her zaman mükemmel olduk ki ? -Duygu sömürüsü- Ayrıca zaten bu güzelim film ile kendimi size affetiricem,kararlıyım.

  Öncelikle filmle ilgili bir kaç bilgi vereyim size ondan sonra konusundan bahsedeyim.Öyle daha iyi anlar ve hazırlıklı izlersiniz filmi,en azından ben öyle düşünüyorum.

  Filmimiz 2012 yapımı.Aslında bir taslakken filme dönüştürülme kararı alınmış bir film.Greta Gerwig yazmış Noah Baumbach hem düzenlemiş,hem de filmi hayata geçirmiş.Çokta güzel birliktelik kurmuşlar film boyunca.Filmimiz siyah,beyaz bir bakıma geçmişe dönüyorsunuz Charlie C. filmi izliyormuş gibi oluyorsunuz tek fark günümüze daha uygun bir film karşınızdaki ve de sessiz film değil.Gayet film boyunca bir sürü konuşma oluyor hatta ara ara gülüyorsunuz bile.Sade ve sizi kıkırdamaya yönelten espriler var filmde.

  Artık baya filmle ilgili bilgi verdiğime göre konusuna geçebilirim filmin değil mi ?

  Filmimizin baş karakteri Frances New York'ta sanatçı olarak yaşıyor.Yaşıyor diyorum ama tam yaşadığı da söylenemez.Çünkü bir apartman dairesi bile yok ve geçimini zar zor sağlayabiliyor dansçılık yaparak.

  Filmimizin asıl işlediği konu ise Frances'in film boyunca çocuksuluğunu bırakıp gelişmesi,yara alması.Hangimiz Frances gibi yara almadık ki ? Belki onun canı bizden daha çok acımıştır bilemeyiz tabi.

  Film başladığında Frances 27 yaşındayken film biterken 28 yaşına basmış oluyor.Ama öyle olaylar yaşıyor ki siz şaşırıyorsunuz ve ağlamak yerine gülüyorsunuz yaşadıklarına.Sizin başınıza gelse ağlayacağınız olaylar yaşıyor kendisi.

  Şimdi anlattım anlattım iki saat "bu kadar mı konusu bu mu ? Ve sende bunu bu yüzden mi çok sevdin?" diyiceksiniz.İnanın bana ben çok zor bir filmi beğenirim.Kriterlerimin altında kalıyor genelde filmler.Ama Frances Ha'yı izlediğimde dedim ki "Anlamlı".Aslında bir bakıma o yüzden bu yazıyı hazırlıyorum.Çünkü film bana sadece Frances'in yaşadıklarını anlatmadı,bana mutlu olmanın gerekliliğini anlattı.Ki mutluluk paylaşılarak yayılır.Ben de sizinle paylaşıyorum ki yayılabilsin.

  O yüzden siz de şimdi gidin,bilgisayarınızın başına oturun ve filmi izleyin.Pişman olmuyucaksınız.
Bu da bitirme gifimiz olsun.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Instagram

Zaten Onu Hiç Sevmedim Ki - Claudia Carroll | Kitap Yorumu

5 Aralık 2015 Cumartesi

sözcü kitabevi.com'dan alıntıdır.
Kitabın Adı: Zaten Onu Hiç Sevmedim Ki
Orjinal Adı: I never fancied him anyway
Seri Adı: Stiletto Serisi
Yazarın Adı: Claudia Carroll
Yayınevi: Doğan Kitap
Türü: Çiklit,Romantik
Cassandra ile tanışın!28 yaşında…Güzel ve zeki... Meşhur Tattle dergisinde kendine ait bir köşesi bile var.Yalnız kalplere, aradığı aşkı bulamayanlara bu köşeden rehberlik ediyor.Doğuştan gelen önsezi yeteneğiyle okurlarına inanılmaz tavsiyelerde bulunuyor. Nasıl derler, bir tür psişik kendisi.Bir sabah, en yakın arkadaşlarından, ikoncan Charlene, gönlünü Kanal 7’nin yakışıklı yapımcısı Jack Hamilton’a kaptırdığını ilan ediyor ve işte o anda olanlar oluyor… Cassandra’nın psişik yetenekleri âdeta bir lanete dönüşüyor.
Neden mi?Çünkü sezgileri ona Jack’le asıl büyük aşkı kendisinin yaşayacağını söylüyor…

MERHABA İNTERNET !

   İnanamıyorum okuyucu! Üst üste iki yorum giriyorum bloga.Bundan sonra ne gibi çılgınlıklar yaparım hiçbir fikrim yok.O yüzden devam edeyim de bu şekilde.Hatta yeni yılda böyle toplam 70 tane yazı gireyim bloga.Ne kadar harika bir şey olur düşünsenize.Şimdi kendime şaşıracağım.Büyük büyük planlar yapıyorum gelecekle ilgili.Umarım uygulayabilirim,amin.
   Neyse ne diyordum.Hah,bakın çok güzel bir şekilde aksatmadan günümü bloga yorum giriyorum.Bundan sonra cumartesi günleri kitap yorumu,salı günleri ise -aksatmazsam- öneri dizi köşesi olucak.Evvet buna da bir amin alayım kendimden,amin.

   Böyle neşeli konuştuğuma bakmayın siz benim.Neşeli konuşmam sırf okuduğum kitaplardan kaynaklı.Sırf onlar sayesinde neşeli neşeli konuşabiliyorum.Yoksa hayatım tam bir hız trenine dönmüş durumda.Yani iniş vaziyetinde ama kitaplar hiç öyle mi ? Onlar ne kadar mükemmeller.Özellikle bu kitap gibi.Aslında bu kitabı sizinle paylaşmaya hiç niyetim yoktu emin olun.Ama son verdiğim bir kararla pat işte karşınızdayız! 
  Artık konuşma kısmını bitirdiğime ve kitaba geçtiğime göre öncelikle belirtmek istediğim iki nokta var; 
  • Eğer Sophie Kinsella ya da Marian Keyes okumayı seviyorsanız kesinlikle beğeniceksiniz.
  • İkinci nokta ise ucuz İspanyol dizileri izlemiş gibi olucaksınız.Ama eğlenceli ucuz İspanyol filmi.Hani pembe diziler olur ya hah! İşte onlardan bahsediyorum size.Böyle gözleriniz kalpli olan emojiye dönecek.Ki bu da bence çok güzel bir şey.
 
  Şimdiii maddelerimi geçtiğime göre sıra kitabın konuşunda.Cassandra diye bir karakterimiz var.Cassandra çok kokoş ismi değil mi? Eh ama Cassandra deyince artık aklınıza bir medyum gelmesi lazım.Çünkü yazarımız kitapta bir medyumu izlemiş ve medyumumuzun başına gelen eğlenceli olayları.Yukarıya baktığımda yazıyı baya uzatmış olduğum için yorumu kısaltmaya çalışıyorum.Ama olacak iş değil.Cassandra'ya geri dönersek.Arkadaş mı erkek arkadaş mı ikilemi içinde kalıyor.Hepimiz bir aralar o ikilem içine düşmüşüzdür değil mi ? Eh Cassandra çok başarılı olmayan bir yöntemle bunun üstesinden geliyor.Kitap boyunca onu desteklemediğimi söyleyemeyeceğim tabi,sonuna kadar Team Cassandra'ydım ben.Jack Hamilton'ı unutmamak gerek tabii.

    Kitapla ilgili sevdiğim kısımlara gelirsek,bence yazarımız gayet eğlenceli bir dille yazmış.Hatta komik bulduğum yanları da çoktu kitabın.İkinci olarak karakterler hoşuma gitti.Hepsi ayrı sıyrık ve uçuk kaçık karakterler.Özellikle Marc C ve Sir Bob.Gerçi  okurken "yazar neden köpeklere koyulan isimleri insanlara koymuş ki?" diye düşündüm ama.Üçüncü nokta ise pembe dizilere benziyor yahu ! Daha ne kadar tatlı olabilir kitap.Pembe dizi ve ben diyorum.Hah bir de dördüncü madde var.Benim en bayıldığım kısım.Tarot kartlarını sever misiniz? Eh ben bayılırım,fallara özellikle kahve ve tarot olanına.Bu kitapta bölüme girmeden önce tarot kartlarından bazılarının açıklamaları yapılmıştı.Bir kaç ipucu oluyor size de böylelikle.Ben okurken bir yandan kartları da araştırdım.Hem bilgilenmiş oldum hem de keyfim yerine geldi.
   Konuyu daha çok uzatmak istemediğim için son bir şey ekleyeceğim okuyucu.Bu kitap ve Stiletto serisi sık sık D&R'da 5 tl indirimine giriyor.Ki ben de 5 tl indiriminden alıp bu kitabı bir köşeye atmıştım.Siz de benim gibi gidip 5 tlye alabilirsiniz.Sadece fırsatı kollayın.Eh sanırım benim diyeceklerim bu kadardı.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Instagram

Ölmek için 13 Sebep - Jay Asher | Kitap Yorumu

    
Kitabın Adı: Ölmek için On Üç Sebep
Orjinal Adı: Thirteen Reasons Why
Yazarın Adı: Jay Asher
Yayınevi: Artemis Yayınları
Türü: Dram


Geleceği stop tuşu ile durduramazsınız.
Geçmişi geri saramazsınız.
Sırrı öğrenmenin tek yolu 
... play'e basmak.



Hannah Baker ölmeden önce birkaç kaset doldurmuştu. İntiharının nedeni olarak gördüğü kişilerin adları bu kasetlerde gizliydi. Clay Jensen, Hannah'nın doldurduğu kasetlerle ilgili hiçbir şeye karışmak istemiyordu. Hannah ölmüştü. Sırları da onunla birlikte gömülmeliydi. Ancak Hannah'nın sesi, Clay'e kasetlerde onun da adının geçtiğini söyledi. Clay gece boyunca kasetleri dinledi. ... Öğrendiği şey, hayatını sonsuza dek değiştirecekti. Clay Jensen'ın ilk aşkının son sözleri.

MERHABA İNTERNET !

    Farkındayım önceden daha sık yorum yazıyordum.Ya da yazmasam bile Sıcak/Soğuk hava dosyalarımdan birini yayınlayıp Kore dizisi serpiştiriyordum araya.Hiç bu kadar yazmamazlık yapmamıştım bloga.Pişman mıyım? Ee ne sandınız tabii ki pişmanım.Ama bir yandan da haklıyım kendimce.Çünkü "gerçek hayat" dedikleri şeye çok fazla kaptırdım kendimi.Sonuç ne mi oldu ? Üzülüyorsunuz arkadaşlar.Hatta o sıralarda dizi izlemeyi bırakmış,kitap okumayı bırakmış, filmlerimi de bırakmıştım.İnanabiliyor musunuz ? Taa ki "Ölmek için 13 Sebep"i okuyana kadar.Aslında bu kitabı da okumayacaktım.Bir baktım elime aldım anında 60ıncı sayfaya gelmişim Hannah'ya olanları merak ediyorum derken bir gecede hatta toplam üç saatte bitti kitap.Bitti ama ben de bittim arkadaşlar...Ne yapacağımı şaşırdım.Çünkü uzun zamandır dediğim gibi doğru düzgün kitap okumuyordum ve bir anda böyle bir kitap okuyunca dedim ki "bozguna uğramış gibi hissediyorum.." tabii ondan sonra yorum yazmıyıcaktım yine de.Vazgeçip bilgisayarın başına geçtim.Burada karşınızdayım.Uzun bir yorum olacakmış gibi geldi size de değil mi ? Ama inanın ki uzatmıyıcam.

 Kitabımız bir kızın intihar etmesiyle başlıyor.Tam olarak intihar da diyemeyiz aslında buna.Hannah Baker hayatından bıkmış,yaşamı altüst olmuş bir kız.Sık sık ölmeyi düşünen artık insanların oyunlarından sıkılmış bir kız.Yara almış ve o yaraları birinin iyileştirmesini beklemekten bıkmış bir kız.Ama kitabımız bu şekilde başlamıyor.Kitabımız Hannah öldükten çok sonra başlıyor.Aslında onun hikayesini bilmesi gereken insanların öğrenmesiyle başlıyor kitabımız.

books, jay asher, and clay resmi

    Clay Jensen'ın evine bir kargo gelmesiyle başlıyor kitap.Clay kargoyu açıyor ve karşısına bir ayakkabı kutusu çıkıyor ve o ayakkabı kutusunun içinde 7 tane kaset var.Hannah'nın kendi ağzıyla kendi hayatını anlattığı 7 kaset.İnanın şu anda size ilk beş sayfada okuyacağınız şeyleri anlatıyorum sadece.O yüzden endişelenmeyin.

  Clay ilk kasedi dinlemeye başladığında yıkılıyor,ardından dinleyip dinlemeyeceğine karar veriyor kasetleri.Ondan sonra biz de olaya dahil oluyoruz.Clay'in duyguları,Hannah'nın yaşadıkları ve ona bunları yaşatan insanlara sövüyoruz resmen.Kusura bakmayın ok güzel ilerlerken bir anda sövmeye bağırmaya başladım ben de kitapta.Şimdi de anlatışım bu yüzden değişti.Aslında kitap sadece gerçekleri gösteriyor.Hannah'nın başına gelenler şu anda dünyada durduramadığımız kadar çok kişinin başına geliyor.Belki ileride bizim başımıza bile gelebilir.Sadece insanların başa çıkabileceklerini de gösteriyor bu kitap bize.Okumalısınız.Görmelisiniz.

  Kitap bittikten sonra gerçekten kendimi boşlukta hissettim.Hannah'nın kitapta Bay Porter'a bahsettiği gibi bir boşluk değildi ama içim bomboştu.Sonra düşündüm.Bu kızın yaşadıklarını.Ne kadar gerçek olmasa da kitap kurgu olsa da benim için bir bakıma Hannah'nın yaşadıkları çok gerçekti.Hepsini hissettim okurken kitabı.

  Tek diyeceklerim mutlaka kitabı okuyun.Okuyun çünkü kitap ne kadar bazı insanlar "çerezlik" olarak adlandırsa da bize ders çıkarmamız için bir sürü konu veriyor.Sadece yaptıklarımızı düşünmemiz ve de insanlara yaptıklarımızda dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor.Eh sanırım tüm diyeceklerim bu kadardı.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

[KİTAP TANITIMI] Konuş Benimle - Laurie Halse Anderson

20 Kasım 2015 Cuma

Kitabın Adı: Konuş Benimle
Yazarın Adı: Laurie Halse Anderson
Yayınevi: Go! Kitap
Türü: Gerilim,Dram
Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o
kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle
konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?
Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı
insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor.
Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi
unutamayacağını anlayana dek…

MERHABA İNTERNET!

   Mükemmel bir kitap tanıtımıyla karşınızdayım ! Ay ay bu kitaptan öyle güzel etkileşimler alıyorum kii inanamazsınız.Neden alıyorum o etkileşimleri bir düşünün,BİR DÜŞÜNÜN.Çünkü kitabımız Go! kitaptan çıkıyor.Bu bence yeterli bir sebep.

   Sizin için yukarıya kitapla ilgili bilgileri bakıyorum.Siz okuyun gözleriniz kalpli emojiden olsun ve de kitabın ne kadar harika olduğunun farkına varın.Bir de gerilim türünde farkında mısınız??? Ay bu kadar yazı yeter ben sizi kitapla baş başa bırakayım.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Beni Bulun - Michelle Knight& Michelle Burford | Kitap Yorumu

12 Kasım 2015 Perşembe

Kitabın Adı: Beni Bulun 
Kitabın Orjinal Adı: Find Me
Yazarın Adı: Michelle Knight&Michelle Burford 
Yayınevi: Martı Yayınları
Türü: Dram


1 EV, 3 KADIN, 11 YILLIK ESARET
BENİ BULUN 
ÇÜNKÜ BU SİZİN DE HİKÂYENİZ OLABİLİR

2002 yılında kaybolduğumda pek çok kişi bunu fark etmemişti bile. Yirmi bir yaşındaydım; adres sormak için bir markete uğrayan genç bir anne… 
On bir sene boyunca kilit altında tutuldum, türlü işkencelere maruz kaldım. Bu, hayatımın halihazırda bildiğiniz kısmı olabilir fakat daha bilmediğiniz çok şey var.
Michelle Knight 2002 yılında, Ariel Castro isimli bir okul servisi şoförü tarafından kaçırıldı ve on yıldan uzun bir süre taciz, tecavüz ve işkenceye maruz kaldı. 2003 yılında Amanda Berry, 2004 yılında da Gina DeJesus tutsak olarak Michelle'e katıldı. 6 Mayıs 2013'te bir fırsatını bulup tutsaklıktan kurtulmalarının ardından, bu olay dünyada büyük yankı uyandırdı. Şimdi ise binlerce kişinin merak ettiği konu şu: O evin içinde neler oldu ve üç kadın akıl almaz işkencelere dayanacak gücü nasıl buldu?
Michelle Knight, gözler önüne serdiği bu sarsıcı hikâyesiyle suskunlar için bir ses, her yıl kaybolan binlerce çocuk ve genç için güçlü bir sembol oluyor.

MERHABA OKUYUCU!

   Bu gün taa ne zaman okuduğum ama yorumlayamadığım ve içimde kalan bir kitaptan bahsedicem size.Bu kitabı bu kadar beklettiğim için kendime kızıyorum aslında.Kitabı bana okuyup yorumlamam için Martı Yayınları göndermişti.Kitap ilk çıktığı zaman.Keşke daha önce yazsaymışım keşke sizde benimle birlikte okusaydınız dediğim kitaplardan biri "Beni Bulun".

  Yoruma başlamadan önce size bir soru sorucam izninizle.Biyografi okumayı seviyor musunuz? Eğer sevmiyorsanız ve de acıyı tatmış insanların hayatlarını okumak,görmek istemiyorsanız yazıyı okumayı bırakın,kendinize başka bir faaliyet bulun.Çünkü bu kitap  kadın olmanın,insan olmanın ve çaresiz olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor bize.Eğer kitabın değerini veremeyecekseniz,sonradan unutucaksanız cidden buyurun ve diğer kitaplara yönelin.

   Kitabımız Michelle Knight'ın küçüklüğünden şimdiki zamana kadar uzuyor.Ani bir kararla kitap çıkarmaya karar vermiş bunca şeyi yaşayan yazarımız.İçinden atmak istemiş,başkaları kendine sahip çıksın onların başına gelmesin istemiş bir de.

  Küçüklüğünden itibaren fakir olan,ailesi tarafından sahip çıkılmamış bir kızmış Michelle Knight.Sahip çıkılmamış derken evlerinde yaşayan insanlar tarafından küçük yaşta cinsel tacizde bulunulmuş,evden kaçmak zorunda kalmış ve beş parasız aç olarak sokaklarda yaşamış Michelle. 

  Kitabı neden önceden yorumlamadığımı,yorumlayamadığımı yavaş yavaş hatırlıyorum sanırım.Kitabı okurken sayfaları çevirirken gözyaşlarımı tutamamıştım.Dünyadaki haksızlığa böyle şeyler yaşamasına insanların ağzım açık kalmıştı."Şanslı doğanlar biziz" diye düşünmüştüm.Cidden,şanslı olanlar biziz.

  Yukarıda bahsettiğim cinsel taciz,aç kalmak,parasız kalmak en hafifi Michelle'in yaşadıklarının.Kitap ilerledikçe ve Michelle'in kitapta yaşı da ilerledikçe görüceksiniz demek istediklerimi.İnsanların insanlara yaptıklarını hayretle okuyucaksınız.Aslında bu kitabı okumak bir bakıma her akşam televizyondan izlediğimiz haberleri kanıtlarıyla okumak gibi bir şey bana göre.Sadece daha ayrıntısını öğreniyorsunuz.Ve de gerçekten olduğunu bir süreliğine de olsa kafanız alıyor.Ardından günlük yaşantınıza dönüp her şeyi unutuyorsunuz.

  Eğer kitabı alır ve de okursanız sadece siz okumayın bu kitabı.Paylaşın ya da başkalarının da almasına sebep olun.Çünkü bu paylaşılması gereken bir kitap.Sadece sizin okuyabileceğiniz bencillik yapıp saklayabileceğiniz kitaplardan değil.Bilinmesi gereken şeyler,önlem alınması gereken şeyler anlatılıyor kitapta.Umarım dediklerimi dikkate alır ve de okursunuz bu kitabı.Özellikle bayanlar.

  Çok ciddi bir yazı oldu biliyorum,bir dahakine daha neşeli bir yazıyla gelicem karşınıza.Tekrar tekrar Martı Yayınlarına teşekkür ediyorum bu kitap için ^^



BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Derin Sularla Şeytan Arasında - April Genevieve Tucholke | Kitap Yorumu

1 Kasım 2015 Pazar

Kitabın Adı:Derin Sularla Şeytan Arasında
Orjinal Adı: Between the Devil and the Deep Blue Sea
Seri Adı: Between (#1)
Yazarın Adı: Aptil Genevieve Tucholke
Yayınevi: Parodi Yayınları
Türü: Paranormal
Şeytanla el ele yürürken ondan korkamazsın! 

Geçmişi sırlarla dolu esrarengiz freddie...
Ölü freddie'nin hatıralarına düğümlü Violet White...
Çarpık gülüşlü, mükemmel yalancı River West...

"Hem dondurucu hem de ateş kadar sıcak. Doğaüstü."
-School Library Journal-

"Hipnotik bir AŞK."
-Booklist-

"Tekinsiz bir adam, zeki bir kadın, soluk kesen bir kurgu."
-Publishers Weekly-

"Edebiyat, sinema ve müzik klasiklerine mükemmel dokunuşlarla bezenmiş, gotik, korku ve modern romantizmin baş döndürücü karışımı."
-Kirkus Reviews-

MERHABA OKUYUCU ve İNTERNET SAKİNLERİ!

     Cadılar bayramı yazımı son anda yazmış olabilir ve bunu uyuyup yayınlamayı da unutmuş olabilirim.Ama içimde hala bir Halloween ruhu var! Aslında bu yazılara bir hafta önce başladım sadece çoookk çoook uyuşuk olduğumdan yazıların hiç birini bitiremedim ve de öylece  taslakta kalmış oldular.Hepsi benim suçum kabul ediyorum.Amaa işin iyi yönünden bakalım.Tek iyi yönü sonunda SONUNDA bloga yazı giriyor olmam !

     Açıkçası bana bıraksalar bir ay daha yazı girmezdim.Çünkü içimden gelmiyor şu aralar bloga yazı yazmak.Neden bilmiyorum.Sadece bu iş,instagram ve tüm sosyal medyalar bir anda gözüme pörsümüş patlıcan gibi gelmeye başladılar.O kadar cansız,o kadar sıkıcı ve o kadar monoton.Yavaş yavaş kendimi adapte etmeye çalışıyorum.Tek kötü yanı adapte olmamın yanlış zamana denk gelmesi.Çünkü vizelerim kapımı çalmaya başladılar bile.Eh ne denir ki buna da ? İyi şanslar Vera deseniz mükemmel olur ama.

    Yine kitabı unuttum konuşmaya başladım görüyor musunuz ?

    Kitaba gelirsek,kapağı cildi beni benden alan konusu ve River.Tüm söyleyeceklerim bu kadardı yorumu okuduğunuz için teşekkür ederim.Şaka şaka.Sizce bu kadar olabilir mi ?

    Kusura bakmazsanız direkt konuya gireceğim.Bakmayın bence.
    Violet White ve ikiz erkek kardeşi kasabanın ilerisinde bir malikanede yaşıyorlar,malikanenin kendi adı,hikayesi ve yaşanmışlıkları var.Konuşan malikane dediğimiz malikanelerden.Violet'in anne ve babası ressam oldukları için  ikiz kardeşlerimizi sürekli bırakıp bırakıp yurt dışına gezmeye ve resim edilecek yerleri görmeye gidiyorlar.Bir başka deyişle keyiflerine bakmaya.Ama kardeşlerimizi bu süre zarfında belli bir miktar parayla bırakıyorlar.Eh gençlere parayı verirseniz ne olur sanırım hepimiz biliyoruz ? Para suyunu çeker.Violet paranın suyunu çektiğini görüyor ve kasabanın gazetesine ilan veriyor.Malikanelerinin misafir evinde kalmak isteyen olur mu diye.Kızımız sonuç çıkacak mı bilmiyor.Açıkçası bu konuda da umutsuz.Sadece bilmediği şeyler var.Misafir evinde kalmak isteyecek kişi,onun ailesi ve Violet'le bağlantısı gibi.
 Kitap Violet üzerine kurulmuş.Ben daha çok gotik bir tarzı olduğunu düşünmüştüm kitabın.Ama sayfaları çevirdikçe konuya daha iyi adapte oldukça sadece gotik değil aynı zamanda da fantastik ögelerinde katıldığını gördüm.Beni çeken de buydu galiba.Gotik tarzda yazılan kitapları oldum olası sevmişimdir ama fantastik ögelerin bulunduğu gotik tarzda kitaplar ! Hmm en sevdiğim.

   Ben kitabı bir ara o kadar çok yerde gördüm ki tiksindim kitaptan."Bu nee ya okumam ben bunu" dedim.İyi ki merakıma yenik düşüp okumuşum.Çok eğlenceli bir okuma oldu benim için.Bir de kitaba adapte olduktan sonra düğünde bile okudum düşünün.Evet kitap benimle düğüne geldi ve düğündeki herkes "manyak mı bu kız" diye baktı ama olsun.Kitap için değer.Her şey kitap için.

   Uzun zamandır yorum yazmıyordum.Yorum yazarken ne kadar rahatladığımı ve güldüğümü unutmuşum.Okuduğunuz için teşekkür ederim ^^



BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;


[Okuma Etkinliği] Sen Benimsin - Tessa Bailey | Kitap Yorumu + Yazarın Hayatı

18 Ekim 2015 Pazar

Kitabın İsmi: Sen Benimsin
Kitabın Orjinal Adı: Protecting What’s His
Yazarın İsmi: Tessa Bailey
Serinin Adı: Line of Duty Series
Yayınevi: Nemesis Kitap
Tür: Yetişkin (NA)
Derek Tyler, oldukça başarılı bir komiserdir. Fakat mesleği artık neredeyse tüm hayatını ele geçirmiştir. Öyle ki, karşısındaki daireye yeni taşınan Ginger Peet'ten etkilendiği anda, onun bütün kişisel bilgilerine ulaşabileceği bir araştırma yapar; o güne kadar aldığı trafik cezaları da dahil…Ginger, kız kardeşiyle birlikte uzak bir şehirden Chicago'ya taşınmıştır ve yeni bir hayat kurmaya çalışmaktadır. İhtiyacı olan son şeyse, tam karşı dairesinde oturan çekici, yakışıklı ve meraklı bir komiserdir. Sıkı durun, burası karışacak!




MERHABA İNTERNET!

Müthiş boşlanılan ve yazılamayan bir bloga hoşgeldiniz.Eğer bu etkinlik olmasaydı yazı yazmam da mümkün olamayacaktı emin olun.Bu arada etkinliğimize de hoşgeldiniz ve de umarım eğlenmişsinizdir ! Bir hafta boyunca her gün hem yorum hem de değişik etkinlik paylaşmaya çalıştık.Kitap Arası Kitap Molası, Hayal Perest’in Zaman Yolcuğu, Yorum Durağım, Agnes Wood son olarakta ben etkinliğe ev sahibi yaptık.Turda pek aktif olamadım internet sorunu çektiğim için ve de üniversitede olduğum için.Ama bu gün hepsini telafi etmeye çalışıcam.Umarım yani ! Buradan giriş yazısını bitirmeden Nemesis Kitap'a da bana katlandıkları ve tura -etkinliğe- ev sahipliği yaptıkları için teşekkür ederiz ^^ 

  Normal de hemen yorum kısmına geçmem biliyorsun okuyucu,ama şu an zıp zıp zıplıyorum yorum kısmına geçmek için çünküü Derek ve Ginger'ın aşkını yaşadıklarını anlatmak istiyorum.Öncelikle kitabın kapağına bakarak yargılamayın diye bir söz vardır bakın o çok doğru.Arkadaşlarım bakıp laf ettiler demeyin öyle dedim ben okuduktan sonra onlara verdim "Veraa çok güzelmiş ay bayıldık" gibi cümleler kurdular.İşte böyle olucaksınız dedim ! Lafı uzatmadan konuya giriyorum çünkü daha tatlı ve genç yazarımız Tessa Bailey'nin hayatını paylaşıcam sizinle.

  Ginger barmaidlik yapan genç bir kızımızdır ve aynı zamanda kız kardeşi Wip'e bakıyordur.Ginger ve Wip'in annesi tabiri caizse tam bir kaçıktır ve de biraz sürtüktür.Anneleri yüzünden birbirlerine sığınmış kızlar bir anda gelen para sayesinde hayatları çok güzel bir şekilde değişir.Nashville'den evlerini taşırlar ve de muhteşem yakışıklı harika polisimizin karşısına taşınırlar.Böyleeellikle Derek ve Ginger'ın tanışması harika bir şekilde gerçekleşmiş olur.Sonrasını siz düşünün,ateşli karşılaşmalar atışmalar harika sohbetler.Derek ve Ginger sahneleri.Yüzümüzdeki gülümseler.Anlatırken sadece onların hallerini düşündüğüm için ve Derek'i muhteşem formasıyla düşündüğüm için kitaptan bahsedemiyorum.Ama yazarımızın dili ve kitabın akışı.Ve karakterlerin mükemmel uyumu.Ah ah bir başına oturduğunuzda hemen kitabı silip bitiriyorsunuz.

 Hiç düşündünüz mü bunu yazan ablamızın yaşamı nasılmış diye eh onun için de size bir çıtlatma yapıcam.Orjinal belgeyi yazarımızın orjinal hayat hikayesi burada.Çevirimin kusuruna bakmayınız lütfen ^^ 


Tessa Bailey California Cansas doğumlu.Lise mezuniyetinden sonra Tessa Bailey lise yıllığını,yırtık pantolonunu ve de laptobunu toplayıp dört günden az sürede New York'a taşınmış.

Yazarımızın en kayda değer hayat tecrübelerinden biri K-Dees'te garsonluk yapmak,amcasının Manhattan da sahip olduğu bar.Bu dört duvarın arasında yazarımız eşini de bulmuş,en yakın arkadaşını ve de klasik rockın büyüleyiciliğini keşfetmiş.

Yazarımız şu anda Long Island,New York'ta eşi ve iki çocuğuyla beraber yaşıyor.Yazarlık mesleğinden çok mutlu olan yazarımız aynı zamanda da insanların birbirlerine aşık olmalarını yazmaktan zevk alıyor.



Öncelikle çevirimin kötülüğünden dolayı sizden özür diliyor bir daha ki etkinlikte görüşmek üzere diyorum ^^





[KORE DİZİ YORUMLARI] Emergency Couple

11 Eylül 2015 Cuma

Adı: Emergency Couple (Emergency Man and Woman)
Yönetmen : Kim Cheol-Kyu
Bölüm Sayısı : 21
Tür: Romantik Komedi
Başlarından flört etme, evlenme ve boşanma geçtikten sonra aşkın asıl anlamını anlayan bir çiftin hikayesi. Ölümle yaşam arasındaki savaşın olduğu acil servis yaşantısı üzerine kurulu olan dizi, lider ruhlu iki kişinin karakterlerinin daha safiyane bir şekilde gelişmesine yardımcı olacaktır.

Hikaye, daha önceden parçalanmış olayla
rın hastanede yeniden bir araya gelmesini ve bir kez daha gelişmesini ele almaktadır. Güvenilir ve gerçek bir romantik aşkın tıp dizisi konseptiyle kaynaşmasıyla oluşan bir dizi olmuştur.

MERHABA İNTERNET!

   Taslaklarda duran yazılara bakmamla 2014 Mayıs ayında izlediğim bir dizinin yazısını keşfetmem bir oldu.Yani bundan asırlar asıırlar önce izlemiş olduğum bir dizi.Affınıza sığınarak dizinin yorumun şimdi  sizinle paylaşıyorum.Eğer dizisiz kalmışsanız bir de böyle tatlı salak aşık çift arıyorsanız sizi hem çığırınızdan  çıkaracak hem de deli edecek bir dizi sizi bekliyor.


    Emergency Couple çok çok çok beğenerek izlediğim dizilerden biriydi.İzleme sebebim tabii ki de erkek baş rol oyuncusuydu.Baş roldeki oyuncumuzu ilk  The Heirste büyük abi rolünde izlemiş "vuu"larımı tutamamış sonra da bu dizi de oynadığını öğrendiğimde balıklama atladım.Ama diziyi açıp esas kızımızı gördüğümde kapat kapat durumuna geçtim,çünkü okuyucu bir oyuncu bu kadar gıcık olamaz! Ya da ben bir oyuncuya bu kadar gıcık olamam.Veya olamazdım lakin oldum.Gıcık oldum.Ben şey yorum yazıcaktım dimi? Evet yoruma ya da konuya geçeyim.


Çiftimiz bir zamanlar evlenmiş ve sonradan canım cicim ayları geçince anlaşamamış ve boşanmış bir çift.Çocuk -yukarıda gördüğünüz tatlımııız- doktor.Kızımızla o stajyer doktor ve kızda diyetisyenken tanışmışlar ama işler öyle bir reddeye gelmiş ki kız çocuktan ve ailesinden nefret ederek boşanmış.Tabii içinde azıcık his var mı kızımızında çocuğumuzunda var.Ama öylece yollarını ayırmışlar işte.

Kızımız hırs yapıp tekrar Kore de yapılan sınava girip doktor oluyor.Ne kadar manyak biri değil mi okuyucu? Sen git diyetisyen ol sonra doktor olmak için diyetisyen olmayı bırak.İşte akıl akıl gel beni bul durumu kızımızda olmuş.Ben ne diyordum ? Hıh sonra doktor oluyor ve işler burada çığırından çıkıyor.Çocuğumuzla aynı hastanede karşılaşıyorlar! Hem de neyse söylemiyorum zaten ilk bölümlerde nasıl karşılaşmalara denk geliyor kızımız görüceksiniz siz.

O yüzden gidin izleyin çığırınızdan çıkın diyorum.Mükemmel bir dizi hele hele bu havalarda izlenilecek bir dizi bence.Eğer izlememişseniz izleyin,izlediyseniz benimle dedikodu yapın da tanışalım! Her yazıda diyorum diyorum beni umursamıyorsunuz üzülüyorum vallahi.İşin şakası tabi bu.Gidin diziyi izleyin gelin ^^


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Cam Şato - Sarah J. Maas | Kitap Yorumu

8 Eylül 2015 Salı

sevgilikitapp'dan alıntıdır.
Kitabın Adı : Cam Şato
Kitabın Orjinal Adı : Throne of Midnigth
Yazarın Adı :  Sarah J Maas
Türü: Fantastik,Genç Edebiyatı,Aşk Hikayesi
Karsınızda Suikastçılar Kraliçesi Celaena Sardothien. Celaena ömür boyu hapse mahkûm edilmişti. Oysa o, eğitimli bir suikastçıydı, benzerlerinin en iyisiydi ama bir hata yapmış ve yakalanmıştı.

Genç yüzbaşı Westfall ona bir teklifle geldi. Celaena, kraliyetin en yetenekli savasçıları ve suikastçılarıyla katılacağı ölümüne bir yarışmada veliaht Prens Dorian'ı temsil edecek.

Yarışmayı kazanırsa kralı korumaya ve sonrasında özgür bırakılmaya hak kazanacak. Ama önce bir biri ardına ortaya çıkan cinayetlerin katilini bulmalı ve hayal bile edemeyeceği bir geleceğe hazırlanmalı.

Herkese merhabalar !

    Sonunda bilgisayarımı açabildim ve sonunda sizin için yorum hazırlayabiliyorum.Uzun zamandır yorum yazmak istiyordum ama kitaplar gerçekten elimde sürünüyorlar YGS-LYS döneminde olduğum için o yüzden hiç bir kitap okuyamıyorum dolayısıyla da yorum yazamıyorum.(Üşengeç Vera'nın halini siz görün artık.Yazının girişini fiii tarihinde yazmış ve bırakmışım devamını yazmayı.Kendimden utanıyorum.Nereye kaçsam ne yapsam bilemiyorum.Yalnız YGS-LYS dönemim bitti hatta üstüne yerleştirmeler bile bitti hatta ve hatta okulum açılıyor bile....Evet biliyorum biliyorum yorum yok.)

  Öncelikle kitabımızın baş karakteri Celaena Sardothien bir Suikastçı ve en azılı Suikastçılardan.Herkesin ismini bildiği ve ismi anıldığında korkulan suikatçılardan.Kadın bir suikatçıdan korkmak nasıl bir durum diyebilirsiniz ki ben kitabı okurken "hadi be yürü kızım Celaena!!" dedim sürekli.Çünkü kızımız tam bir badass.Badass karakterleri seviyorum ve emin olun Celaena bu ünvanı hakediyor.

  Yakın zamanda da ikinci kitabı çıktı serinin.Aslında bu seri acayiiip uzun bir seri ve yurtdışında herkesin alıp bir solukta okuyup bitirdikleri serilerden.Bizde neden kimse doğru düzgün okumuyor,neden seri bu kadar dışlandı anlamıyorum açıkçası.Aslında anlıyorum Yerkara serisi bile bu kadar sevilmişken hala ikinci kitabı çıkmadı.DEX bizi artık önemsemiyor mu ne anlamıyorum...Üzülüyorum ama.

   Neyse konunun dışına çıkmadan Celaena'yı övmeye devam edeyim.Kızımız hem güzel,hem akıllı,hem badass.Yani sizin görmek isteyeceğiniz her şeye sahip bir kız karakter Celaena.Yalnız kitap boyunca ya Celaena'yı destekliyorsunuz ya da yarıştığı kişilere sövüyorsunuz.Empati kurmayın bu kitabı okurken o konuda da uyarayım sizi.Eğer kendinizi yerine koyuyorsanız da akıllıca düşünün ondan sonra kendinizi yerine koyun.

  Uzun zaman bekletip de yorum yazınca böyle oluyormuş demek ki.Benden müsade gidip fii tarihinden kalma yazılarımı kontrol edip taslaktan çıkarayım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;


 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS