Kitaptan Filme Uyarlamalar | Yeni Bölüm Duyurusu

31 Ağustos 2014 Pazar


Herkese merhabalar !
 Öncelikle bu kitaptan filme uyarlamalar bölümünü açmayı uzun zamandır istiyordum.Aklımda olan bir şeydi.Sadece uygulamaya dökecek zamanım yoktu.Yani uygulama derken afiş meselesini diyorum.Uygun fotoğrafı bu gün oturup araştırmaya başladım ve sonuç bu oldu.Deviantart sağolsun ! O olmasa ne yapardım hiç bir fikrim yok.Sanırsam böyle bir afiş de ortada olmazdı.

  Bu bölümü açmadaki amacımı biraz açıklıyım.Blogu açtığımdan beri Alacakaranlık'ın okumama başlamadaki katkısını söyleyip duruyorum.Alacakaranlık,Harry Potter,Açlık Oyunları derken bir sürü seri,bir sürü kitap filme uyarlanmaya başladı.Etrafımdaki insanlarla kitaplarını okumadıkları için konuşmadığımdan dolayı bloguda film incelemesi yazmak istiyordum.Ama sonra filmlerle kitapları karşılaştırmaya başladım."Bu kitapta böyle olmamıştı" ya da film bitiminde "yok şu şu sahneyi çıkarmışlar olmamış bu film kitap kat kat daha iyiydi" düşüncelerimle bitiyordu film.

 Sadece bu olay beni de rahatsız etmiyordu, ailemi de rahatsız ediyordum.Ki kardeşimden başka etrafımda blogger olmayan çok az kitapları okumuş arkadaşım var- neyse ne diyordum ailecek film izlerken ya kitapla ilgili spoiler veriyordum ya da kendim filmi beğenmediğim gibi ailemi de filmden soğutuyor sonra da gülüp geçiyordum.

İşte bölümün amacını anlamışsınızdır umarım.İlk yorumumum ne zaman geleceğini bilmiyorum açıkcası ama kesinlikle bir yorum yazacağımı biliyorum.Çünkü yazmak istediğim bu bölümle ilgili o kadar fazla yorum var ki artık taslaklarım dolup taşıyor.

Eğer birisi ilk yorumun ne olucak diye sorarsa sağ köşedeki ankete katılmanızı öneririm.Çünkü o anket sayesinde Kitaptan Filme Uyarlamalar bölümünün ilk yorumunu yazmaya başlayacağım.Demem odur ki ankete katılıp oy verin.Ardından yoruma başlayalım.Daha doğrusu dedikoduya !

XOXO 

Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı | TAG

30 Ağustos 2014 Cumartesi


Öncelikle herkese merhabalar ! 
Sonunda yapabildiğim bir mimle karşınızdayım bu aralar çok fazla yazıyla geri dönmeyi planlıyorum.-hazır mimi yapıyorken araya kısa bir bilgilendirme gireyim dedim- Sinem'in -ejderin kitaplığı-  başlattığı mimi GKK'lerden duymuş "aouu" nidalarıyla bende yapmak istiyorum demiştim.Şans kısmet hemen yapamamıştım ardından Fatma'nın twitter aracılığıyla bana tweet atmasıyla onunda beni mimlediğini öğrendim artık dedim eh Vera kalk da şu mimi yap ! Ve tadaa karşınızdayım.Başlamadan önce hiç bir sıraya göre en iyi kapakları yazmadım yani birinci kalbimin sultanıdır demiyorum hepsi benim en beğendiğim kitap kapakları -en azından kitaplığımdaki- huh sözümü de bitirdiğime göre artık başlayabiliriz ne dersiniz ?  

1-Evrenin Ötesi - Beth Revis

Evrenin ötesi kitabın kapağına aşık olup aldanıp aldığım ardından da kapalı alan fobim olduğunu fark etmeme yarayan bir kitap bir seri.Malesef hala seriyi seviyorum.İkinci kitap aklımın köşesinde dura dursun okumaya niyetliyim.


2- Yerkara - Brodi Ashton 

Bu seriyi sırf kapakları için aldığımı söylesem yalan olmaz.Gerçi şu anda bildiğim kadarıyla Türkiye de Dex yayınevi tarafından birinci kitabı basıldı sadece ama devamı gelecek.Ümidim tam.


3-Elit - Keira Cass

Öhüm öhüm yine Dex yayınlarından bir kitap.Serinin en iyi kapağının Sonsuza Dek olduğunu düşünmekteyim lakin daha Sonsuza Dek'i alıp okuyamadığım için elimdekilerden en iyisinin Elit olduğunu düşünüyorum.Amerika'nın saf kızıllığını temsil ettiği için bu kapağı ayrı bir seviyorum.Ayrıca kapak ne kadar kırılmaya müsait olsa da yumuşaklığını sevdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim.

4-Benim için öl - Amy Plum

Kısa bir süre önce Türkiye de de tamamlanan serinin aslında çok hayranı yok.Ama ve lakin ben ilk çıktığında alıp başlamış hayran kalmış ve devam edememiştim.Şimdi sepetime eklesem mi eklemesem  mi ikilemde kaldım *-* 

5- Empati - Adam Fawer 

İŞTE ADAMAM ADAM ! Tamam vurmayın.Yalnız adamım dememdeki amaç alacakaranlık serisinden sonra okumamı geliştiren ve beni tatmin eden nadir kitaplardan biri olması.Ayrıca  Adam Fawer benim için de annem için de hala yazmasını beklediğimiz yazarlardan biri.Eğer bu yazıdan sonra biri "o ölmüştü" yazarsa evini bombalarım.Açık ve net tehdit ettim.YALNIZ KAPAĞI ÇOK HOŞ DEĞİL Mİ ?

6- Ben Ölmeden Önce - Lauren Oliver 

Maviden sonra en sevdiğim renk turuncu,sonra da yeşil.Bu kitabı okurken nasıl sıkılmış nasıl daralmıştım.Ama bittikten sonra "vay be" dedim "vay be Lauren Oliver nasıl biriymiş" çünkü bitirdikten sonra anlayabiliyorsunuz kitabı.Sonradan dank ediyor kafanıza bazı şeyler.Ve kapağı.Arkadaşlar ön yargılı biriyimdir ama bu kapak tüm ön yargılarımı yerle bir ediyor.

7-Efsane - Marie Lu 

Ne demeliyim ? Efsanenin kapağını beğenmeyen yoktur diyicem ama çok yakın olduğum bir arkadaşım ona söylediğimde beğenmemişti lakin ben hala beğeniyor,seviyorum.Ki ilk 10 listeme girmeyi başardı.

8 - Gökteki En Parlak Yıldız - Marian Keys 

Kitabı sekizinci sınıfın sonunda okumuştum.Bakın hiç unutmuyorum fen dersindeyim kalın bir kitap bir de en sonda oturuyorum köşede sinmişim kitap okuyorum öğretmenimizin "Vera ders fen kitap okuma dersi değil !" demesiyle utanıp bırakmıştım.Tabi böyle kibar demedi daha küçümseyerek dedi.Ayrıca yeni taşınmıştık.Bir de bana bunu demiş.Şu an fen öğretmenimizden ölesiye nefret ettiğimi fark ettim.BITCH.YALNIZ KAPAĞI MÜKEMMEL.Okumayan varsa alsın okusun sonunda kesin ağlarsınız.Kesin.

9 - Çıplaklar - Iva 

on8 yayınevi sayesinde okuduğum kitap.Ne kadar çokta beğenmiştim.Listeyen beğendiğim tüm kitapları yazmışım resmen.Neyse kapağı harika.Yüzmeyi,suyu çok seven bir balık burcu olarak beni benden alıyor denizlere,okyanuslara götürüyor bu kitap.

10 - Kayıp sembol - Dan Brown 

Annem sayesinde tanıştığım ve yine çok beğendiğim bir yazara daha yer vereyim dedim.Altın kitaplardan çıkan aslında kapağı çok kalitesiz olan ama dış görünüşü güzel olan bir kitap Kayıp sembol ve beniim en sevdiğim Dan Brown kitabı.Ustaca bir öykü,usta bir yazar,harika bir kapak.Alın size muhteşem üçlü.


Şu an  kitaplarla ilgili ne kadar fazla anım olduğunu fark ettim.Hepsinin benim için farklı bir anlamı farklı bir anısı var.

Öhüm bitti anlayacağınız kadarıyla mim kimi mimlesem diye düşünürken sizi oyaladım.Ya da öyle zannediyorum.
Benim mimlediğim kişilere gelirsek hala yapmadılarsa ;

Obur kitaplık,zibidi -vişne çürüğü-,Thcodex,İrem Y.'yi
Bir de adını yazmamı isteyen olursa hemen eklerim ^-^ Çekinmeyin.


Sen Gittiğinde - Gayle Forman | Kitap Yorumu


Kitabın Adı : Sen Gittiğinde 
Orjinal Adı : Where She Went 
Serinin Adı : If I Stay (#1) 
 Yazarın Adı : Gayle Forman 
Yayınevi : Pegasus Yayınları  

Her şey bitti derken... Sadece bir tesadüf yetebilir...


"Ben bir nehrin akıntısına kapılmıştım, o ise kıyıda kalmıştı." Adam'ın, Mia'yı aşkıyla hayata döndürmesinin ve Mia'nın, onun hayatından çıkmasının üzerinden üç yıl geçmiştir...


Artık ülkenin bir ucunda yaşayan Mia'nın Juilliard'da yıldızı gittikçe parlamaktadır. Adam ise Mia'nın gidişinin ardından onun için yazdığı şarkılarla grubunun dünya çapında ünlenmesini sağlamıştır. Fakat elde ettiği başarılar, içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.


Sonunda şans, sadece bir geceliğine yollarını kesiştirir. Mia'nın, evi gibi gördüğü New York'u gezerlerken birlikte geçmişe gidip kalplerini geleceğe... ve birbirlerine açacaklardır.


"Unutulmaz." 
-Romantic Times-

Merhabalar sayın blogger ahalisi ! 

  Harika mı harika muhteşem mi muhteşem bir kitap yorumuyla karşınızdayım.Açıkcası yorumu yazmayı okuduktan sonra iki haftaya atmış olabilirim bu doğrudur ama öyle gerektiği için yaptığımı söylemeden geçemiyicem.

  Öncelikle ilk kitap olan "Eğer Yaşarsam"ın yorumunu okumak için tık eğer ilk kitap hala tazeyse ve okumuşsanız ikinci kitap olan "Sen Gittiğinde" yorumuma başlayabilirim.

  İlk kitabı o kadar beğenmiştim ki ikinci kitabı iyi ki ilk kitapla beraber indirmişim dedim.İlk kitap bitince vakit kaybetmeden "ne olacak inşallah şu olur bu olur"la başladım kitaba.Ama Gayle Forman tabii ki de beni ters köşeye yatırdı tüm düşüncelerimi unuttum.Keşkelerim silindi yerine "NASILLL YAPARSIN YAAEE ÖLÜCESİİN" cümlelerim  geldi.Şimdi belki benim düşündüklerimi siz düşünmemiş olabilirsiniz,sizin düşündüklerinizi ben düşünmemiş olabilirim o yüzden duygularımı yorumuma karıştırmamaya çalışıcam ve kitabın konusuna alıcam sizi.

  İlk kitapta Mia'nın ailesini kaybedişini ve de bunun sonucunda Mia'ya olanları okuduk.Bu kitapta ise Mia'nın hayatta kalmasının sebebi olan Adam'ın ağzından Mia'nın hastaneden çıkışını ve her şeyin nasıl çıkmaza girdiğini okuyoruz daha doğrusu okumuyoruz şaşırıyoruz bildiklerimizin,öğrendiklerimizin karşısında.Kitaptan ne beklediğinizi bilmiyorum ama kesinlikle Adam'ın yaşamını okuyucaksınız.Adam'ın nasıl bir rock yıldızı olduğunu ama bir o kadar da mutsuz olduğunu,Mia'nın Adam'sız yaşamını okuyoruz.Ara ara flash backler olsa da genellikle gelecek kısmını bize gösteriyor Gayle Forman.

  Açıkcası Gayle Forman birinci kitapta ne kadar iyi yazdıysa ikinci kitap da o kadar iyiydi.Tek bir farkla.Birinci kitapta Adam ve Mia'ya öylesine bayılmıştım öylesine yakın hissetmiştim ki kendimi bu yüzden Gayle Forman benim için ilk beş yazar listeme girebilmişti ikinci kitapta Mia'dan nefret etmeye başladım.Kitabın ilk yüz sayfası yaptıklarından ve yapmadıklarından nefret ederek kitabın son elli sayfası da "haklısın Mia,yürü goçum" diyerek geçti.

  Şimdi o kadar bayıldım,ayıldım,ölüyorum modunda gezsem de ben seriyi sevdiğim için ilk kitapta beni ağlatabildiği için ikinci kitapta da ağlayabildiğim için kesinlikle bu kitapla birlikte Gayle Forman gönlümün prensi,yazarlarımın yazarlarından biri oldu.Demem o ki -paragrafı ve yorumu sonlandırmayı çabalayan Vera- ilk kitabı beğendiyseniz atılın yumulun kitaba hele Adam'ı sevdiyseniz -filmdeki Adam'ı demiyorum lakin ona hala kanım ısınamadı ama kitaptaki yani hayalimdeki Adam *-* - bu kitaba bayılıcaksınız.

PS : OKUYUN DEDİKODU YAPALIM.

PS 2: İlk kitap kapağını seven aşık olan ama ikinci kitap kapağından nefret eden bir tek ben değilimdir herhalde ? Şu kızın yanaklarını hangi programla al al yaptılar paintle mi ? Hiç onaylamadım,hala da onaylamıyorum.

İlişkiler - Rainbow Rowell | Kitap Yorumu ft. Okur-Yazar

24 Ağustos 2014 Pazar



Kitabın adı : İlişkiler
Orjinal adı : Attechments
Yazarın Adı : Rainbow Rowell
Yayınevi : Olimpos
Türü : Romantik,NA

Beth Fremont ve Jennifer Scribner-Snyder ofis içi e-posta yazışmalarının denetlendiğini biliyorlar. 

Elbette biliyorlar! Çünkü onlar, "Şirket kaynaklarını kötüye kullanmayacağım, vs., vs." formlarını imzalamışlardı. Gazetede çalışan diğer herkes de şirketin e-posta politikasından haberdardı... Ama nedense kendilerini buna uymaya ciddi ciddi teşvik edemiyorlardı. Jennifer, Beth'e aile olmak hakkında eşine söyleyemediği her şeyi söylerken, Beth de Jennifer'a her şeyini anlatırdı, nokta! Özellikle sonuçta kahkahalara boğulmak varsa...

Lincoln O'Neill Beth ve Jennifer'ın e-postalarını okumaya bir son vermesi gerektiğini biliyor.

Sadece onlara birer uyarı mesajı göndermesi gerek. Aslında bunu onları ilk kez birbirlerine şirket politikasına aykırı e-postalar gönderirken yakaladığında yapmalıydı. Ama her ikisi de çok şirindi... Onlar çok akıllı, komik ve ilginçlerdi. En önemlisi de Lincoln onları sevmişti. Özellikle Beth'i.

İlişkiler Milenyum biterken yirmili yaşlarının sonundaki üç insan hakkında eğlenceli ve sürükleyici romantik bir komedi. İlişkilerin son buluşu ve yeni ilişkilerin başlangıcı, ofis aşkları, kız arkadaşlar ve erkek arkadaşınızın müzik grubuyla barış anlaşması imzalamanız hakkında bir roman. 

Bu kitap kendinizi en iyi versiyonunuz gibi hissettiren kişiye Âşık olmak hakkında. Bu kişi daha önce hiç tanışmadığınız biri olsa bile!


Öhüm öhüm öncellikle herkese hello ! 

İyi olduğunuzu ve harika bir hafta geçirdiğinizi biliyorum.Eminim gerçekten HARİKA bir hafta geçirmişsinizdir ve önümüzdeki hafta da harika geçecektir.Efenim buraya geliş amacımız Rainbow Rowell'in bizde çıkmış olduğu ama bizim fark etmediğimiz kitabı.Kadın Eleanor & Park ve de Fan Girl'den sonra bayağı ünlü oldu yurt dışında bloggerların fark ettiği ve diğer insanlığa fark ettirdikleri gibi.Eh bir kaç vlogger'ı takip ettiğim kadarıyla hepsi İlişkiler'i okuyorlardı.Daha doğrusu orjinal ismiyle Attechments'ı.Elif -okuryazarımız- de orjinal versiyonunu okumaya başlamıştı tabii eh doğal olarak benim de dibim düştü.Dibi düşmeyen insan olur mu ? Bir de üstüne "Veracığım çok güzel sende indir oku" dedi ben tam indirmiştim ki biiir mesaj geldi WHATSAPP'DAN ! Açtım bakıyorum Okuryazarımız "Attechments İlişkiler ismiyle Türkiye de çıkmış o.o" diyor.Tabii ben durur muyum araştırdım ettim doğru ! Ondan sonra yerimizle duramadık ve Olimpos yayıneviyle anlaşmamızdan sonra kitap elimize geçti ardından gömüldük ikimizde.

Kitabın konusunu biraz çıtlatayım mı ne dersiniz ? Bir esas erkeğimiz var olaylar onun etrafında gelişiyor.Hatta her şey ona göre ilerliyor; Lincoln.Lincoln üniversiteyi bitirmiş olmasına rağmen hala annesiyle yaşıyor ve de akşam vardiyası olan garip bir işte çalışıyor.Garip diyorum çünkü Lincoln'un görevi insanların maillerini okumak.Şimdi bu devirde kim mailleşir ve mail okunmasına neden ihtiyaç var gibi sorular duyuyorum.Duymadım ama öyle olduğunu düşünmekteyim.Bir keree Ana -or Anna ?-  ve Christian -Grinin elli tonu- mailleşiyorlardı ! Bu örnek size yeterli olduysa ikinci sorunuza geçiyorum kitabımızın geçtiği yıllar 1990'lı yıllar.Whatsapp yok,twittter yok,facebook yok belki Mark bile yok.Onlar yerine tüplü bilgisayarlar,garip bilgisayar kasaları ve hiç de eğlenceli olmayan kral oyun gibi oyun siteleri var.Özür dilerim kral oyun eğlenceliydi bu çok ağır oldu.Neyse Lincoln diyordum evet,Lincoln insanların maillerini okumak ya da süzgeçten çıkacak kişilere uyarı göndermekle görevli.Tüm görevi bu.Ve insanların maillerini okumak bir kişinin günlüğünü okumak gibi bir şey işte günlük dediğimizde devriye Beth ve onun çok sevgili arkadaşı Jennifer geliyor.Beth ve Jennifer şirket bilgisayarlarından birbirlerine mail atarak yerlerinden kalkmadan konuşabiliyorlar.TAM BİR ÜŞENGEÇLİK.Bu yüzden hem Beth'e hem de Jennifer'a hayranlık duyuyorum çaktırmayın.Huh devam edeyim Beth Lincoln'un çalıştığı gazete de film eleştirmenliği yapıyor ve Jennifer'da editörlük yapmakta.Şimdi daha fazla bilgi verirsem spoiler vericekmişim gibi hissediyorum o yüzden burada susuyorum.Yoksa biri elinde bıçakla gelip beni deşebilir.O kişinin gelip beni öldürmesini hiç istemiyorum o yüzden susuyorum ve yorumuma geçiyorum.

Kitabın ilk 150 sayfası sıkıcıydı.Sıkıcı,yani bunu nasıl ifade edebilirim bilmiyorum.Annemi el işi yaparken izlemek gibiydi,yüz elli dokuzuncu sayfada ise annem bir anda turpo hızla el işi yapmaya başladı diye düşünebilirsiniz çünkü 159'dan sonra kitap MÜKEMMELleşiyor.İstediklerimi dillendirebildim,heyecanlıyım bundan sonrasında beni tutmayın.

Bir kere kitap değil Lincoln değişiyor.Hayata karşı gözlerini açıyor.Beth ve Jennifer'ın maillerini daha fazla okuyamayacağını,o gece vardiyasında çalışamayacağını ve vardiyaya giderken annesinin yanına koyduklarını yiyemeyeceğini dahası annesiyle yaşayamayacağını fark ediiyor.Öncelikle kitabın başında garip ve ergen  olan Lincoln bir anda garipliğini  kaybediyor ve ergenliğini yolun başında bırakıyor.Yürü be goçum dememek için kendimi zor tuttum desem az olur.

Ah ah ne kitaptı yahu.O kadar şey söyledim şu an beynim durdu ve de tüm düşüncelerimi unuttum.Demem o ki sayın okuyucum kitap çok güzeldi.Birinin gözlerimin önünde büyümesini izlemişim gibi hissediyorum.Ama öncelikle şunu söylemeliyim Rainbow Rowell kitap boyunca sizinle bez bebekmişsiniz gibi oynuyor.Hop atıyor hop yakalıyor.Bu kitap için demiyorum yazarımızın paha biçilmez özelliği bu.

Yorumu uzattıkça uzatmışım siz de hiç söylemiyorsunuz aşkolsun ! Buradan beni her yorumumda takip eden anneme ve bize destek çıkan Olimpos ailesine çok teşekkür ediyorum bu güzel kitabı okumamız için fırsat tanıdıklarından dolayı.Ve gidip kitap okuyorum !


XOXO

Sen Daha İyisine Layıksın - Jenny McCann | Kitap Yorumu

17 Ağustos 2014 Pazar

Kitabın Adı  : Sen Daha iyisine layıksın !
Orjinal Adı : Was It Something I said ? : The Answer to All your dating Dilemmas
Yazar : Jenny McCann
Tür : İlişkiler,Kişisel Gelişim
İlişkinin adını bir türlü koyamıyor musun? İşler rayından mı çıktı? O gün tam olarak ne demek istedi? Aramalı mı, mesaj mı atmalı? Hediye mi almalı, mektup mu yazmalı? Kırdığın potu düzeltmenin hiç mi yolu yok? Krizleri nasıl yönetmeli? Hepimizin zaman zaman bir ilişki koçuna ihtiyacı olur. En mahrem sırlarımızı paylaşacak bir dosta, deneyimlerinden faydalanacağımız bir uzmana… 'Sen Daha İyisine Layıksın' ilişkinle ilgili tüm sorularına yanıt bulabileceğin bir başucu kitabı, modern çağ sohbeti, eğlenceli ve akıcı bir dille kaleme alınmış bir ilişki kurtarma kiti. İçinden asla çıkamayacağını düşündüğün zor durumlardan seni kurtaracak, ilişkinde anlam veremediğin tüm kör noktaları aydınlatacak, güçlü ve eğlenceli bir rehber. Hayatın boyunca sık sık sayfalarını karıştıracağın bu kitap, karşılaştığın her çıkmaz sokakta yanında olacak. Çünkü sen daha iyisine layıksın!
(Tanıtım Bülteninden) 

Günaydınlar,tünaydınlar ve merhabalar ! 
Güzel bir gün geçirmeniz dileklerimle yazıyı okuyan kişiler.Umarım iyisinizdir.Çünküü ben bomba gibiyim ! Güzel bir şarkı eşliğinde keyif aldığım bir kitabın yorumunu yazmaya hazırım ve nazırım.

Öncelikle kitabın konusuna birazcık değineyim.Jenny McCann uzun süredir -en azından bana göre uzun süredir- ilişki rehberi.Yani ilişkilerinizde ne yapmanız ve yapmamanız gerektiğiini size gösteriyor.Bunu söyle düşünün anne gibi.Annenizin dediklerine uymalısınız yoksa yanlış bir şey yaparsınız.Jenny de bu kitapla bize ilişkiler de ne yapmamız gerektiğini bir anne gibi yol gösteriyor.


Kitapta farklı farklı bölümler var.Genelde maillerden ya da soru cevap şeklinde oluşuyor anlatım.Mesela önce bize bir örnek veriyor Jenny soruyla "Erkek arkadaşım benimle ilgilenmiyor ama maç izlemekle daha çok ilgileniyor" ya da "gay olan arkadaşım aslında gay değilmiş bana kafayı takmış durumda ne yapmalıyım ?" veyaa "Sapığım telefondan sürekli mesaj atıyor aslında romantik olduğunu keşfettim ne yazmalıyım Jenny ?" gibi örnekler var kitabımızda.Tabii ki şaka yapıyorum.ÖYLE ÖRNEKLER YOK.

Kitabı okuduğum zamanlar yanımda taşıyordum.Kapağın güzelliği ve de ilginç mailler ilgimi çekmişti.Tabii kapak ve mailler sadece benim ilgimi çekmekle kalmadı arkadaşlarımın da salyalarının akmasına sebep oldu.Okuduğumu görenler ilk önce geliyor kapağa bakıyor ve ismi görüp "aa sesli okusuna" demeye başlıyorlardı.Sonra bu olay "bak ben de de bu gerçekleşti Jenny ne demiş okusuna" ya dönüştü.Demem o ki kitapta kendinizi,ilişkinizi ya da başkalarının ilişkisini görüyorsunuz.Ve hatalarınızı fark ediyorsunuz.

Yeni nesil erkeklerin peşinde çok koşuyor.Gördüğüm kadarıyla.Önceki gibi mektuplaşmalar yok artık,ya da bir mesaj attığında on dakika beklemek,ilk aradığında açmamak ikinci aradığında açmak erkekleri süründürmek yok ! İstedikleri neyse veriyoruz.Ve onlar da buna alışkın.Kızların peşinden koşmalarına,hemen elde etmeye.

Jenny McCann kitap yazmış,ama aslında hatalarımızı bize göstermeyi amaçlamış.Tabi kitabı okudum,değişen bir şey var mı ? Yooo.Gayette life goes on modunda takılıyor,kuul davranmaya çalışıyorum.Ama benim yaptığımı yapmayın arkadaşlar gidin kitabı alın okuyun hayatınızda kullanın.Şimdiden tebrik ediyor ve de iyi şanslar diliyorum.

PS : Uygulayanlar haber versin bir high five yapalım.




Eğer Yaşarsam - Gayle Forman | Kitap Yorumu

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Kitabın Adı : Eğer Yaşarsam 
Orjinal Adı : If I Stay 
Serinin Adı : If I Stay (#1) 
 Yazarın Adı : Gayle Forman 
Yayınevi : Pegasus Yayınları 

Sıradan bir günde...

On yedi yaşındaki Mia, bir genç kızın isteyebileceği her şeye sahiptir: sevgi dolu bir aile, ona âşık bir erkek arkadaş, müzik ve olasılıklarla dolu parlak bir gelecek...
... bir saniyede her şey değişir...
Bir sabah ailesiyle yolculuğa çıkan Mia'nın hayatı bir anda altüst olur. Kendini, kaza geçirdikleri arabanın enkazından yaralı bedeninin çıkarılışını izlerken bulan genç kız, parçaları yavaş yavaş birleştirince neler kaybettiğinin ve geride bıraktıklarının farkına varacaktır. Hayat ve ölüm, mutlu bir geçmiş ve bilinmezliklerle dolu bir gelecek arasındaki ince çizgide yürüyen Mia, bir günde hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalacaktır.
Eğer Yaşarsam, aşkın gücünün, ailenin gerçek anlamının ve yaptığımız seçimlerin dokunaklı hikâyesi…



"Fazlasıyla dokunaklı." 
Publisher Weekly

Merhabalar  sayın okuyucu ! 
  Uzun zamandır yazı yayınlayamadığımın farkındayım.Daha doğrusu yayınlayamadığımın ama elimden gelmeyen nedenlerden dolayı yayınlayamıyorum.Bu demek olmuyor ki ben boş duruyorum kitap okumuyorum,film-dizi izlemiyorum.Tabii ki bu tür aktiviler için her zaman vaktim var.Uykumdan kısarım ama yine de onlarsız yaşayamam.Ne diyordum ? Hıh evet işe başladım.İşe başladığım için yazı yayınlayamıyorum,bir hafta sonra da dershanem başlıyor.Eh iyice işler sarpa sarıyor anlayacağınız.O yüzden bu yazıyla birlikte 12 tane daha taslakta yazı hazırlıyorum bundan sonra bensiz kalmayın diye hep bunlar ! 

Öhüm içimi döktüğüme göre sıra kitaba geldi.Eğer Yaşarsam aklımda olmayan tamamiyle e-book indirirken "haydi okuyayım ne olcak" diyip başladığım biir kitap.İlk 50 sayfasını işteyken okudum.Ağladım itiraf ediyorum.İş yerinde hemde rimelli bir şekilde hiç güzel olmuyor tavsiye etmem hiç kimseye ama kendimi tutamadım çok duygusal biri olmak,balık burcu olmak bu konularda kötü.Konuya döneyim ne diyordum evet ebook olarak okumaya başladım ve saat 8di ben telefona gömülmüş Eğer Yaşarsam'ı okuyup ağlıyordum.Saat 11 buçuktu ben Eğer Yaşarsam'ı bitirdiğim ve neden bu kadar hızlı okuduğum için ağlıyordum.Sonra tabii ikinci kitabı indirdim ona başladım ama konumuz bu değil.Konumuz kitabın ne kadar muhteşem olduğu,dilinin ne kadar yalın ve bir o kadar güzel olduğu.Ve tabii Gayle Forman'ı ne kadar sevdiğim.Müsade edersem kendime kitabın konusunu anlamaya başlayacağım.

Kitabımız 17 yaşındaki çellişt Mia Hall'ı anlatıyor.Tüm her şey Mia'nın gözünden yazılmış durumda.Mia ve ailesi karlı bir günde arkadaşlarını ziyaret etmek istemeleriyle başlıyor.Ve bu dört kişilik çekirdek ailenin sonu o gün yazılmış oluyor.Mia araba kazası sonunda ayağa kalkıyor kendi babasının dağılmış beyin parçaları,annesinin cansız bedenini görüyor ve ardından kardeşini ararken  kendi kanlar içindeki bedenini görüyor.Uzaktan kendini seyrederken aklından tek bir düşünce geçiyor.Bu sadece bir rüya.Bu sadece bir kabus.Ama gerçek şu ki Mia'nın yaşadıkları bir rüya,bir kabus değil.Tam tersi ailesinin öldüğü kadar gerçek.

Hiç kimse ölümünü düşünmemiş planlamamıştır.Ya da öldüğünde ne olucağını.Her insan ölümünden,ölümden söz etmekten kaçınır,korkar.Hepimiz korkuyoruz.Ama bu kitap insana gerçekten öleceğini ve ölürken elinden bir şey gelmediğini anlatıyor.Nasıl,ne zaman,nerede ve hangi şekilde öleceğimizi bilemeyiz.Mia ölürken ve ölmeyi isterken elinden bir şey gelmiyor.Kitabı okurken sizin de elinizden üzülmekten başka bir şey gelmiyor.Düşünemiyorsunuz.Sevdiklerinizin öldüğü geliyor sadece gözünüzün önüne.Sanırım kitabı okurken ağlama sebeplerimden biri de buydu.Çok duygusal biriyimdir.Sadece annemin canının yanması bile ağlamama sebep olabilir.Onun yanındayken değil tabi -çaktırmayın o gidine kadar çok cool  o gittikten sonra adeta bir ağlayan prensese dönüşüyorum- neyse ne diyordum Mia'nın kardeşi gibi bir kardeşim olduğu için daha çok ağladım.Kardeşime,aileme çok bağlı biriyimdir.Ve Gayle Forman sanki kardeşimin kişisel özelliklerini biliyormuş gibi kitapta kardeşimi anlatmış.Bir an keşke sarışın olmasaydı kardeşim dediğim de olmadı değil.

Anlatacak kelime bulamıyorum.Ne desem yeri boş.-böyle deniliyordu değil mii ?- Kitap  benden tam puan aldı.Bu ay içinde okuduğum en harika kitaplardan biriydi.Okurken ağladım,gülümsedim ama en çokta ağladım.Bir kitap insanı hem ağlatıp hem gülümsetebiliyorsa o kitap herkes için güzeldir diyorum ve yorumumu noktalıyorum.


PS : ALIN OKUYUN,OKUTTURUN.Ayrıca ben Cehennem Makineleri,Ölümcül Oyuncalar ve Beni Seç serisinden sonra ilk defa böyle bir beğeni hissettim bir seri de.

PS 2 : Bir kelimesini ne çok kullanmışım.Ve çok kelimesini de.Ve ve kelimesini de.



 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS