Yakut Kırmızı - Kierstin Gier | Kitap Yorumu

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Resim thcodex.blogspot.com'dan alıntıdır.
Kitabın Adı : Yakut Kırmızı
Orjinal Adı : Ruby Rot
Serinin Adı : Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer
Yazarın Adı : Kiersten Gier
Yayınevi : Pegasus
Sayfa Sayısı : 322
Tür : Aşk,Zaman Yolculuğu , Macera
Goodreads | İdefix | D&R

Tüm zamanların sınırlarını aşan bir yolculuğa hazır mısınız?
Uluslararası çok satan yazar Kerstin Gierden unutamayacağınız ve bağımlısı olacağınız bir seri…
Bazen sır küpü bir ailede yaşamak gerçekten de zordur. En azından 16 yaşındaki Gwendolyn bundan kesinlikle emindir. Ta ki günün birinde kendini son yüzyılın Londrasında bulana dek. O zaman bunun ailesinin en büyük sırlarından biri olduğunu anlar. Buna karşın anlamadığı; bu zaman yolculuğunda aşka yer olmadığıdır. Çünkü bu, durumu daha karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramaz!
Çoksatan yazar Kerstin Gier dünyanın en güzel duygusunu hiç kimsenin başaramadığı biçimde hayata geçiriyor!"
Ateşli, komik ve acıklı: Gideon & Gwen aşklarıyla tüm zamanların sınırlarını aşıyorlar!


Uzun süredir beklettiğim bir yorumdan meerhabalar !



Aslında bu yorumu Yakut Kırmızı'nın filmini izledikten sonra yazıcaktım ama hiç içimden gelmedi filmini izlemek.Yorum da taaa bu zamana kaldı.Aslında amacım bu değildi ama azıcık öyle oldu.Azıcık isimlerini unutsam da kitabın hala ilk okuduğum zamanki gibi aklımda kurgusu (ilk ne zaman okuduğumu öğrenmek için  bknz : instagram )

Çok uzatmadan bu gün yazdığım bir milyonuncu yoruma geçicem daha doğrusu kitabın konusuna.Şimdi bir düşünün Zaman Yolcusunun Karısı,Doctor Who gibi kitapları geçtik -daha doğrusu doctor who'yu ve continuum'u demek istiyorum ikisini de dizi olarak baz alıp-.Bu kitabın,bu serinin kurgusu tamamiyle farklı.Bir kere içinde geçmiş,gelecek,bu gün her şey var ! Ardından aşk var ! Öpüşen koklaşan sevimli vıcık çiftler aslında vıcık bu kitaba uymadı çünkü vıcığın tam tersini işlemiş Keirstin bacımız.


Öncelikle 16 yaşına basan bir genç kızımız var.Ki ben bu kitabı 16 yaşımda okudum.Hiç bir etki göstermedi şu an 17yim hiç kimse ışınlanacağım anı beklemiyor güzel giydirmiyor.16 yaşındaki genç kızımız Gwen hayaletleri görebiliyor heykellerin hareket ettiğini ve onlarla konuşabildiğini de iddia ediyor.Ama ona kimse inanmıyor çünkü bunu kimseye söylememiş ! Hah zaten burda ürkek dedim pat kıza -50'yi yapıştırdım ! 0 bile değil -50 ! Ondan sonra da teyzesinin güzel turuncu saçlı kızını her fırsatta koruyor ve de onun sıradaki zaman yolcusu olduğuna inanıyor.Ama bilin bakalım Einstein'a göre sıradaki zaman yolcusu kim ? BİNGO ! IT'S GWEN ! Ve bizim avanak güzel hayaletleri  gören kızımız son derece önemli bir görev üstleniyor.Tabi ki de bu görevi söylemiyeceğim -spoiler isteyen yoruma gelsin *-* -






Kitapla ilgili genel hatlarıyla hatırladıklarım ve sinir olduklarım bunlar.Ama Gwen'i sevdiğimi söyleyeceğim o kadar şey söyledim kıza sövdüm ama hepsi onu sevdiğimden inanın bana.Ama Gideon o yılan dillli Gideon.O yakışıklı Gwen'in aklını başından alan Gideon I HATE HIM ! I REALLY REALLY HATE HIM.Gerçekten bakın gerçekten gerçekten nefret ediyorum.Resmen kitap boyunca bir dansöz gibi o yana bu yana gitti Gideon goçum bir dansöz değilsin kendine gel !


Sanırım ben yorgun olunca yorumlarımda benden kötü oluyor.Şimdiden özür diliyorum ve bu kitabı bu muhteeşem seriyi alın ve okuyun diyorum ! Kim bilir benden önce diğer kitaplarını okursunuz ?


XOXO


[GKK BLOG TURLARI 1.GÜN] Ateşli Dişler - Kristen Middleton | Kitap Yorumu

23 Temmuz 2014 Çarşamba




Kitabın Adı : Ateşli Dişler
Orjinal Adı : Blur
Yazarın Adı : Kristen Middleton
Serinin Adı : Gece Gezginleri
 Yayınevi : Altın Bilek
Ondan uzak duramıyordu, bu elinde değildi... Onu ilk gördüğü andan beri adeta etkisi altına girmişti. Buz mavisi gözlerinden, tıpkı bir karamel gibi kokan teninden ve onu baştan çıkartan dokunuşlarından uzak duramıyordu... Öte yandan Duchan, ona âşık olduğunu söylemişti, o da; hayatında ilk kez bir erkekten hoşlanmıştı ve daha yeni çıkmaya başlamışlardı, bu hiç de âdil değildi...
California'dan taşınma fikri Nikki'yi huzursuz etmişti, yeni okul, yeni iş, yeni arkadaşlar tüm bunlara alışmak zaman alacaktı... Kalacakları evi gördüğünde tüm hisleri tersine dönmeye başladı...Muhteşem göl manzaralı evlerinde kendine ait bir jakuzisi bile vardı... İkizi Nathan da halinden çok memnun görünüyordu. California'da bıraktığı eski sevgilisini, burada gördüğü kızlardan sonra zihninin en derin köşesine itmişti.
Ama çok geçmeden işler tersine dönmeye başlamış, göl kenarında bir ceset bulunmuş, ilk kez gördükleri garson kız, Nikky'nin eline gizlice bir kâğıt tutuşturmuştu... Kâğıtta şu yazıyordu: Geceleri kapınızı kilitleyin ve evinize yabancıları almayın...

Bu not ne anlama geliyordu? Kasabada üst üste cesetler bulunmaya devam ederken, karşı koyamadığı şehvetli aşk da Nikky'yi esir almaya başlamıştı.

Gece Gezginleri serisinin ilk kitabı olan ATEŞLİ DİŞLER, size gizem ve aşk dolu bir maceranın kapılarını açıyor.

Bu çağrıya kulak verin...


Acayip yorgun,halsiz olduğum bir günden merhabalar !
Şu anda bu satırları yazarken emin olun ölüyorum.Heceleyemeyecek kadar yorgunum bile düşünün.Aslında bu yorumu geçen günlerde yazmam gerekiyordu ama eh ben yumurta kapıya dayanıncaya kadar yazı yazmayan bir insanım ? Yumurta kapıya dayandı ve ben öyle yazmaya başladım.Öhüm öhüm artık yazıya geçmemin zamanı geldi bence.


Kitapla ilgili bahsedeceğim çok şey var ama öncelikle bahsetmek istediğim şey konusu çünkü konusunu okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.Öncelikle kitabımız Nikki ve Nathan adında ikiz kardeşlerin çevresinde geçiyor.Ama ana karakter Nikki.Çünkü o Bella.Because she's special.Çünkü Nikki perdeler açıkken duşa giricek biri.İdolüm.Neyse tamam şaka yapmıyorum doğru düzgün anlatıyorum kitabı.

Nikki'nin annesi bir gün babası tarafından ölesiye dövülür ve tecavüz edilir bunun ardından Nikki'nin annesi yani Anne -kiitapta ki gerçekten de adı bu annesinin yazarımız çok yaratıcı- burada yaşayamayacaklarına karar verir ve taşınırlar.Burada çok "they move on" demek istedim kalsın bu cümlede.Ardından bu tecavüz olayının bir ay iki ay sonra taşınırlar.

Ama taşınma olayına karşıdırlar.Hem Nikki hem Nathan.Sürekli annelerine laf sokmalar trip atmalar ergence davranmalar.Bakın Nikki'yle ve Nathan'la aynı yaştayım ama bunlar mal.Annen baban tarafından tecavüze uğramış ve ölesiye dövülmüş sen hala ay yok gitmem.Ağzına çarparlarsa gidersin.Dellendim bak yine.

Hıh olay kısaca bu bir de taşındıkları zaman allengirli işler oluyor ölü kızlar,Nikki'nin kaçırılmaları derken falan kitap biterken HOOOP ekşın veriyor yazarımız.Amaç ikinci kitabımız alsınlar birinci kitaptaki karakterler mal olursa olsun.Ama sonu ! Sinir oldum.Gidip boğazlayacaktım Ethan'ı.


Bakın alacakaranlık serisiyle okumayı seven biriyim ben.Oldukça basit biriyimdir,karmaşıklığı tartışmayı ne bileyim abidik gubidik şeyleri sevmem ama alacakaranlığı ve tüm vampir kitaplarını severim.Bu kitaptaki tek eksik de bence  akıllı karakterler ve sayfa azlığıydı.Sanki birinci kitabın birinci  bölümünü okumuşum gibi hissettim kendimi.Onun dışında okunabilitesi olan bir kitaptı.


Bakın şimdi aklıma Ethan geldi yine sinirlendim.İşten gelmişim zaten yorgunum.Öhüm arkadaşlar tarafsız yorum yapmaya çalıştım umarım olmuştur.Olmadıysa da canııım sağolsun.Bir daha ki yazıda görüşmek üzere !


XOXO

Okuma Şenliği 1.Ay Raporu

22 Temmuz 2014 Salı





Sonunda üşenmeden pes etmeden bu yazıyı yazıyorum.Geç oldu ayın 23' ü ve yarın son gün.Son gün yazı yazmayı ya da son dakika yazmayı çok seviyorum.İlham geliyor.Resmen böyle haaa nur iniyor saçmaladım arkadaşlar şu anda kusura bakmayın.Hepsi üzüntüden bunların.
Neden mi ? Çünkü ben bu ay vuhuluk kitap okuduğumu zannediyordum -bunlar dışında 2 tane daha okudum da- o yüzden bir havalar bende ama nasıl uçuyorum.Diyorum ki kesin böyle güzel puan alıcam.Sonra herkes yazılarını yazmaya başladı.Bende didiklemeye başladım olan ondan sonra oldu.BENDE BİR UTANÇ BİR "BIRAAK YEA" durumu oluştu.Kusura bakmayın caps lock.Neyse ne diyordum.Hıh utanç diyordum çünkü o kadar okuduğumu zannetmem fısmış ! FIIIS ! 

Pes edicektim ama neyse dedim..Vera senin suçun bu dedim....Ve yazıyı yazıyorum.Bakın ve utancıma ortak olun.


1.Kategori (10 Puan) : İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap.
Sıcak  - Maya Banks (Epsilon| 461 sayfa)

3.Kategori (10 Puan): Bir şiir kitabı.
Pablo Nerudo - Şiirler (Yücel Yayınları |140 sayfa)

10.Kategori (10 Puan) : Fantastik kurgu/bilimkurgu/distopya türünde bir kitap.
Efsane - Marie Lu (Pegasus - 314 sayfa)

12.Kategori (10 Puan) : Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Percy Jackson ve Canavarlar Denizi - Rick Riordian (Doğan Egmond | 284 sayfa ) 

14.Kategori (10 Puan) :  Kütüphaneden veya bir tanıdığınızdan veya sahaftan aldığınız bir kitap.
Ahmet Haşim - Bize Göre ( Zambak Yayınları| 95 sayfa)

18.Kategori(10 Puan) : Bir tiyatro oyunu.
Şinası - Şair evlenmesi ( Remzi Kitapevi | 60)

21.Kategori (10 Puan) : Bir aşk romanı.
Pariste Aşk - Stephanie Perkins (Arunas Yayıncılık| 318 sayfa) 


25.Kategori (10 Puan):  Yabancı bir dilde kitap.
More Weird Things Customers Says in Bookshops - Jen Campbell  (120 Sayfa)



Toplam okuduğum sayfa sayısı : 1792 -ilk iki rakamı- = 17
Toplam bitirdiğim kategori sayısı : 8*10 = 80
Toplam puanım: 80+17= 97 


NOT : Bu puan ne ya :( Nerelere gideyim.Neyse bir daha ki ay Vera Rocks olacak.Amin.Gidiyorum ben kitap okumaya.

More Weird Things Customers Say in Bookshops - Jen Campbell | Kitap Yorumu

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Kitabın Adı : More Weird Thing The Customers Says in Bookshops
Yazarı : Jen Campbell
Türü : Komedi
Weird Things Customers Say in Bookshops was a Sunday Times bestseller, and could be found displayed on bookshop counters up and down the country. The response to the book from booksellers all over the world has been one of heartfelt agreement: it would appear that customers are saying bizarre things all over the place - from asking for books with photographs of Jesus in them, to hunting for the best horse owner’s manual that has a detailed chapter on unicorns. 
                                                                                                                                 Customer: I had such a crush on Captain Hook when I was younger. Do you think this means I have unresolved issues?

More Weird Things Customers Say in Bookshops has yet more tales from the antiquarian bookshop where Jen Campbell works, and includes a selection of ‘Weird Things...’ sent in from other booksellers across the world. The book is illustrated by the BAFTA winning Brothers McLeod.

 Merhabalar sayın okuyucu ! 
Geçenlerde Goodreads'te amaçsızca dolaşırken,tam olarak dün akşam -15.07.2014- aniden Humor bölümüne denk geldim ! Genelde komik şeyler okuyan birisi değilim daha çok komik kitapları birilerinden dinlemeyi severim.Vakit kaybı olarak görmüyorum ama açıkcası bana garip gelir-di.Di çünkü aniden kapağına aşık olup indirmek istediğim bir kitap çıktı karşıma ! Öhüm şu anda da incelemesini yapıyorum bilin bakalım hangi kitap ?! Evvet aynı kitaptan bahsediyoruz sayın okuyucu.

Öncelikle belirtmeliyim ki kitabın bir kurgusu yok.Kitap rastgele kitapevlerine gelen müşterilerle satıcı konuşmalarından oluşuyor.Genellikle dükkana gelen müşteriler ya da telefondan arayan müşterilerden oluşuyor.Sizin için bir kaç alıntı hazırladım.Ama emin olun bunlar en hafifleri uzun bir cümle olmamasına dikkat ettiğim için dört tanecik alıntı çıktı.Uzun olsaydı eh sanırım kitabın tümünü yazardım buraya.


  • Customer : Do you have Harry Potter and the Prisoner of Abracadabra ? 
Kitabımız Jen Campbell tarafından yazılmış.Kendisi çok komik bir kadıncağız.Kitapta bir okuyucu daha doğrusu müşteri mi diyeyim kendisine yeni J.K.Rowling olup olmadığını ve ona benzemediğini söylemiş.Son beş sayfada okuyabilirsiniz bunu.Kesinlikle spoileer değil bunu da unutmayın öhüm !

  •  Customer : I'm looking for the book Mini Alcoholic by Sophie Kinsella. 
Kitap dünyanın her tarafından gelen insanlarla daha doğrusu gelen maillerden ve konuşmalardan oluşan bir kitap.Örneğin Müşteri,Satıcı,Müşteri gibi sıralanıyor.Bir bakıma piyes okuyormuş gibi hissedebilirsiniz kendinizi.Ben hissettim.
  • Customer : What is the first name of the author Anonymous ?  
Ayrıca More Weird Thing Customers Say in Bookshops serinin ikinci kitabı.Tabii ben epud bud'da birinci kitabı bulamayınca "nolcaak yeaa ikinciyi okusam?" modunda olduğumdan direkt ikinciyi indirdim.Altını çiziyorum ikinciyi okudum ama birincinin sadece adını biliyorum evet konusu birde.
  • Customer (holding up a book): What’s this? The Secret Garden? Well, it’s not so secret now, is it, since they bloody well wrote a book about it!
 Unutmadan Jen'ciğimizin bir de tumblr sayfası varmış ! Bu diyalogları yayınladığı.Sanırım ilk yayınlıyor en çok sevilenleri bastırıyor sonra da.Çok mantıklı ve karlı bir iş onun için.Eğer tumblr sayfasını merak ettiyseniz weird thing customers say in bookshops yazmanız yeterli olucaktır.Ki şu an gerçekten o linki kopyalamaya üşendim.

Kitaptan ne kadar hoşlandığımı,beğendiğimi ve bir saatte başlayıp bitirdiğimi bahsetmiş miydim ? Bahsetmediysem şimdi söylemiş oldum.Gidin kitabı alın ve okuyun ya da epub bud'dan kolaylıkla ismini aratıp indirebilirsiniz -calibre ile ya da aldiko ile kolaylıkla okuyup iki saatte bitirebilirsiniz-.Ayrıca tam çerezlik ! Kitaplığınızda bulunması gereken okuyup okuyup gülünmesi gereken kitaplardan.Ah sanırım ben diyeceğimi dedim okuyucu git indir ya da al ! Seçim sana ait.Tarafını seç ve savaşa katıl ! Haydiii ne duruyorsun? Koş KOŞ !


XOXO


[GKK OKUMA ETKİNLİĞİ 1.GÜN] Bir Başka Faust | Kitap Yorumu

7 Temmuz 2014 Pazartesi


Kitabın Adı : Bir Başka Faust
Orjinal Adı : An another faust
Yazarlar : Daniel ve Dina Nayeri
Yayınevi : Delidolu yayınevi
Türü: Fantastik

Klasik bir edebiyat eserinden çağdaş bir başyapıt yaratmak...
Daniel ve Dina Nayeri kardeşlerin, yayımlandığı her ülkede büyük yankı uyandıran "Bir Başka" serisi, dünya edebiyatına mal olmuş klasik eserlerin modern çağa uyarlanarak yeniden yorumlanmasından doğan sıra dışı bir edebiyat projesi. Bu projenin ilk meyvesi ise Goethe'nin ölümsüz eseri Faust'tan esinlenerek kaleme alınmış Bir Başka Faust...
Bir Başka Faust, şeytanla bahse giren insanoğlunun zaaflarını, hırslarını, sırlarını ve sınırlarını gözler önüne seren esrarengiz bir kurguyla buluşturuyor okurlarını.

"Yetenekli" çocukların hayatlarını cehenneme çeviren Marlowe Okulu'na hoş geldiniz! Aynı gece, dört ayrı şehirde, dört çocuk ortadan kaybolur. Aradan yıllar geçse de onları ne gören olur ne de onlardan bir haber alan... Ta ki bu seçilmiş çocuklar genç, tuhaf ve bir o kadar güzel bir kadın olan Madam Vileroy ile birlikte New York'taki özel bir partide ortaya çıkana kadar. Madam Vileroy'un "Faust"lar olarak adlandırdığı bu gençlerin insanüstü yetenekleri ve gizemli yaşam öyküleri, yeni kaydoldukları Marlowe Okulu'na, onlardan önce ulaşmayı başarmıştır.
İnsanların ruhunu mesken tutan yüzyıllık bir dilemma, yepyeni bir anlatım biçimi ile günümüz dünyasına taşınarak, ürpertici bir okuma deneyimi sunuyor.


Herkese okuma etkinliğimizden merhabalar ! 
   Bu gün benim ne zamandır merak ettiğim ve turlar başlamadan önce silip süpürdüğüm bir kitaba ev sahipliği yapıyoruz.Öncelikle kitabı cidden beğendiğimi dile getirmek istiyorum.Kitap benim uzun zamandır merak ettiğim bir kitap olduğu içinde olabilir hemencecik silip süpürdüm.Malesef ki herkesin beğenebileceği silip süpürüp okuyabileceği bir kitap değil kendilerini.

İlk önce birazcık size kitabın konusunu bahsedeyim.Eğer ilginizi çekerse ne güzel bana ! Kitap özel güçleri olan beş çocuğu konu alıyor.Ama bu çocuklar doğuştan bu yetenekleri almıyorlar.Durun olmadı bu geri saralım ve en başından anlatayım.Hayatlarından memnun olmayan beş tane çocuk düşünün.Daha doğrusu dört biri kampanyaya  dahil olduğunda sürpriz geliyor ve bu çocuklar hayatlarını değiştirmek için ne yapmaları gerekiyorsa yapabilecek kapasitedeler.Öyle ki şeytanın kendisiyle bir anlaşma imzalayıp tamamiyle bambaşka hayatı yaşayabilecek ve insanları kandırabilecek kadar.

Anlatabildiysem en sevdiğim karaktere geçiyorum.Büyük ihtimalle kitabı okurken sizin de en çok dikkatinizi çeken karakter o olucak: Bice.Kendisi sevimli mi sevimli demeyi istediğim ama doğru düzgün hiç bir konuşmaya girmeyen hep kendi içine saklanan bir kitap kurdu.Ve kampanyaya istemeyerek dahil olan kişi kendisi.Ayrıca 25 dil konuşabiliyor.Düşünebiliyor musunuz  ? 25 DİL ! Ben bir kuş dilini,bir İngilizceyi bir de Türkçeyi doğru düzgün biliyorum.Başka hiç bir konuşmaya girmem onlar dışında.Ha bir de annemin kaş göz hareketlerini anlayabiliyorum.O da bir dil sayılır mı ? Eğer sayılırsa toplam 4 dil eder.Yine de Bice'a yaklaşamamışım bile...


En sevdiğim karakteri anlattıysam en sinir olduğum karakteri de anlatmalıyım dimi ? TABİİ Kİ DE MADAM VILEROY VE DE ONUN BİRİCİK VICTORIA'SI ! Allahım kitap boyunca bu iki karakterden de nefret ettim.Neden mi ? Bir insan bu kadar çıkarcı bu kadar yalancı kibirli yalancı ve salak olabilir mi ? Yaklaşmayın sinirliyim.Bu arada Madam Vileroy kim derseniz kendileri şeytan olan anlaşmayı imzalayan kişi oluyor.Şahsen kim kanmaz ki güzel bir kadına ve vaatlere ? Her erkek kanar ama kadınlar.Kadınlar da kanabiliyormuş demek ki.

Kitabı genel olarak incelersek eksikleri yok demiyorum eksikleri var ama genel olarak baktığımızda kitap okurken beni cidden hiç sıkmadı.Ama diğer arkadaşlarımı -turdakiler olsun diğer okuyanlarla konuştuğumda herkesin beğenmediğini gördüm.Demem o ki bu kitap herkesin okuyabileceği bir kitap değil.Ama bana sorarsanız okuyun deneyin ve şans verin derim.Sonuçta eski sevgiliye bile ikinci bir şansı veriyoruz değil mi ? Eh bu kitapta bir şansı hak ediyor en azından.Ki sonu ! Sonu çok güzeldi.Sırf sonu için okumaya değeceğini düşünmekteyim.


Öhüm yine uzattıkça uzatmışım yazıyı gevezelik başa bela arkadaşlar sürekli konuşmak ve sürekli anlatmak istiyorsunuz.Aaa son sözdeyim dimi ben ? Öncelikle delidolu yayınlarına çok çok teşekkür ediyorum sayelerinde bu serinin ilk kitabını okuyabildim.Umarım diğer kitaplarını da çevirirler.Ardından da merhaba anne ! Ve okuyucular ! Ups yanlış oldu görüşürüz demek istemiştim yani diğer yazıda ! 

PS: Bitch Madam Vileroy.I still hate her.




Dublin Caddesi - Samantha Young | Kitap Yorumu

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Adı : Dublin Caddesi
Orjinal Adı : On Dublin Street
Yazarın Adı :  Samantha Young
Yayınevi : Dex Plus
Tür : New Adult
Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerika'dan iskoçya'ya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.
Bulduğu ev Dublin Caddesi'ndeki havalı binalardan birindeydi.
Yolda bir adamla karşılaştı.
Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Braden'la.
Joss, Braden'ın her zaman kolunda taşıdığı Barbşe kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu. 

Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir? 
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlesiniz?

Trajedi. Seks. Tutku. Kahkaha. Kıskançlık.

Merhabalarlaaar ! 
Nasılsınız çingularım ? İyisinizdir umarım.Uzun süre yorum hazırlamayınca bir anda okuduğum tüm kitapların yorumunu hazırlayasım geldi.Tabii ki yine yapamadım.Savsakladım.Başka işlere yoğunlaştım.Neyse.Siz bana aldırmayın.

Bu kitabı çook sevgili Bir Kitap Delisi ile beraber okuduk.Tabii ki o benden önce bitirdi.Ne zaman onunla beraber bir şeye başlasak o benden önce bitiriyor sonra beni bekliyor ihihi (sevgiler çok çok öpücükler!).
Onun merak ettirmesiyle başladığım bir kitap dublin caddesi.Öyle merak ettirdi ki bir süre sonra bende başladım.O benden önce başlamıştı ve 80lerdeyken sanırım o ben daha yeni okumaya başladım dublini.Aynı akşam ona yetişmiştim.Sonra bir de baakmışım okuyamıyorum çünkü sınavlarım var.Beraber okuduğumuz bu süre boyunca o benden önce bitirdi.Malesef yaklaşık iki hafta önce bitirdiğimiz kitabın yorumunu yeni yazıyoruz.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Dublin Caddesi benim ilk okuduğum Dex Plus olma özelliğini taşıyor.İyi ki bu kitapla başlamışım yorumlamaya -sonradan acıtan güzelliği okudum-.Dublin Caddesi adı gibi dublin caddesinde geçen bir kitap.Ama kitabımız öyle şahane öyle tutkulu öylee aşk dolu kii sizi mıknatıs gibi çekiyor kendine.

Aynı Braden ve Joss'un çekimi gibi.

Joss lise yıllarında annesini,babasını ve küçük kardeşini trafik kazasında kaybetmiş geçmişi sorunlu bir bayan.Bayan diyorum çünkü bu abla diyebileceğim bir yaşta Joss.Konuyu dağıtmıyorum tamam.Joss eskiden aynı evi paylaştığı arkadaşı taşınınca kendine ev aramaya başlıyor.Türlü türlü evler gördükten sonra neşeli Ellie'nin Dublin Caddesindeki evini ziyarete gidiyor.Tabii giderken de biricik sevgili Braden'imizle karşılaşıyor -kendini yunan efsanelerinden fırlamış biri gibi benim gözümde-.Ah o ne karşılaşma takside bir de ! Bende öyle karşılaşma istiyorum.Ne diyordum ? Joss bu küçük tanışmadan sonra Ellie'nin yanına gidiyor ve evi gezmeye başlıyor.Ki ne ev ! Direk aşık oluyor eve.Sonra olaylar kendiliğinden gelişiyor.Bundan sonrasını söylersem spoiler olur.Lütfen söylettirmeyin.

Kitapla ilgili ne söylesem bilmiyorum.Tek kelime sanırım derdime derman olur BA-YIL-DIM.Bu kitaptan sonra da okumam eski haline döndü hatta eski kendi çapımda rekor kırma günlerime bile döndüm kitap sayesinde.Çünkü aradığım tüm özelliklere sahipti.Bir kere iki karakter arasında acayip bir çekim var.Dolayısıyla da aşkı da beraberinde getiriyor.İkincisi mükemmel erkek karakterlere aşığım,aşığım,aşığım.Düşündükçe Braden'ı William Herondale'le kavgaya tutuşturuyorum zihnimde ve bununla eğleniyorum.Siz de eğleniyorsunuz bayanlar biliyorum bilmediğimi zannetmeyin ! Benden kaçmaz :D

İki demişim evet üçüncüsü de DEX PLUS yahu ! Nasıl iyi olmaz ? Bir kere DEX diyince akar sular durur zaten diyorum ve bir daha ki dex pluslarda görüşmek üzere !

XOXO 
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS