Gölge ve Kemik - Leigh Bardugo | Kitap Yorumu

24 Mayıs 2014 Cumartesi

 Adı : Gölge ve Kemik
Orjinal Adı : Shadow and Bone
Yazarın Adı : Leigh Bardugo
Yayınevi : Martı
Tür: Paranormal 
Onu yalnızca geçmişi... geleceği ise bir tek o kurtarabilir...

"Bekle!" diye sesimi yükselttim ama o çoktan arkasını dönmüştü. Kolunu tuttum, bizi izleyenlerden gelen şaşkınlık dolu seslere aldırış etmedim. "Bir yanlışlık olmalı. Ben... düşündüğünüz gibi..." Yavaşça bana dönüp kolunu tutan elime ters ters bakınca sustum. Elimi çektim ama öyle hemen geri adım atmayacaktım. "Ben düşündüğünüz kişi değilim," diye fısıldadım çaresizce.

Karanlıklar Efendisi biraz daha yakınıma geldi, sadece benim duyabileceğim bir sesle, "Kim olduğunu bildiğini hiç sanmıyorum!" dedi.


"Zengin fantastik öğelerle oluşturulmuş bir dünya, büyüleyici kurgu ve sizi kendine bağlayan duygusal bir kanca gibi... Sayfaları çevirirken kendinizden geçecek, final sahnesinde tüm tahminleriniz yanlış çıkacak ve doruk noktasında alnınızdan vurulmuşa döneceksiniz!"
Horn Book Magazine

Herkese merhabalar ! 
  Uzun zaman sonra yaklaşık iki hafta önce okuduğum bir kitabın yorumuyla karşınızdayım.Aslında bu yorumu daha önce yazmak isterdim ama malesef ki üşengeçliğim öne çıktı ve yorum bu zamana kaldı.Ki bu zamana kadar da aklımda pek bir şey kalmadı kitapla ilgili.Şaka şaka hala ilk günkü kadar taze aklımdakiler.

  Çok uzatmadan yorumuma geçeyim.Öncelikle Leigh Bardugo'nun Grisha serisinin ilk kitabı Gölge ve Kemik,ayrıca yazarımızın basılmış ilk kitabı olma özelliğini de taşıyor.Buna göre değerlendirmek lazım.Hayal dünyası oldukça gelişmiş aa durun kitaptan bahsetmedim öhüm konusunu azıcık çıtlatayım size.

  Kitabımız bir cast yapısına sahip.Bu cast yapısına göre toplum üçe ayrılmış durumda.Bunlar Corporalkiler,Etherealkiler ve Materialkiler.Çok karışık geliyor değil mi ? Bence de.Ki ben ilk 50 sayfayı  bu cast sistemini çözmekle çalıştım.Size açıklayayım ki anlayıp da başlayın ya da kitabın başındaki haritaya ve de cast sistemine iyice çalışıp kitabı öyle okumaya başlayın.Corporalkiler'in kimler olduğuklarına gelicek olursak Corporalkiler şifacılar ve cellatlardan oluşmakta.Şifacılar özel ilaçları ve güçleriyle insanları iyileştirme yeteneğine sahipler.Çok havalı değil mi ? Bende o yetenek olsaydı fiyuv.Cellatlar ise Karanlık Efendi'nin yanında olan insanlardan oluşmakta.Ona sadık olan ve onun heeeer işini yapabilecek kişiler.Etherealkiler rüzgar,metal ve dalgaların hakimiyetine sahip kişiler.Vallahi bu yeteneklerden biri bende olsaydı herkese hava atardım.Materialkiler ise sıradan insanlar.Diğer gruplara göre.Hah bir de GRİSHA dedikleri bir grup daha var.Grishalar özel insanlar.Çook çok özel insanlar.Karanlık Efendisi gibi.

  Cast sistemi anlaşıldıysa bundan sonrası sizin için çoook eğlenceli geçecektir.Çünkü bundan sonra her şey puzzle gibi birleşiyor.

  Kitabın ana karakteri Alina ismi çok güzel ve değişik bence.AMAAA Alina karakterini sevdiğim hiç söylenemez.Hatta ve hatta gayet gıcık olduğumu söyleyebilirim.Bir ara sırf Alina için kitabı kapatıp bırakıcaktım.Fakat Alina'nın da çok sevdiği benim de çok sevdiğim Malyen için kitaba devam etme kararı aldım.

  Kitabı çok sevdiğim söylenemez.Benim için 4 ya da 5 puan verdiğim kitaplar kesinlikle herkes tarafından okunulmalı.Malesef ki bu kitaptaki cast sistemi benim sinirimi bozdu.Ya da ilk kitabın başındayken herkes tarafından olumlu yorumlar almam benim beklentimi de yükseltti.Sonunda kitabı bitirdiğimde ise 3 puan verdim -grdeki puanımı hatırlamıyorum ama öyle bir şey olması lazım-.

  Seriye başladığım için ikinci kitabını da alıcam.Almazsam olmaz.Ama hazır siz başlamamışken çook merak ediyorsanız başlayın diyorum ve bu kadar uzun yorumu burada sonlandırıyorum.Buraya kadar sıkılmadan yorumu okuyan herkese tişikkirler ^-^

[8.GKK BLOG TURLARI 3.GÜN] Kader Ağları - Shannon Drake | Kitap Yorumu + Vikingler

22 Mayıs 2014 Perşembe


Kitabın Adı : Kader Ağları 
Yazarın Adı :Shannon Drake
Seri Adı : Graham Saga 
Yayınevi:Olimpos 
Tür : Tarihi Romantik 
İskoçya'nın işgal altında olduğu günlerde Kral David, kanının son damlasına kadar savaşacak sadık askerler aramaktadır. Bu askerlerin en ünlüsü Waryk de Graham'a, Aslan Lord adıyla birlikte şövalyelik unvanı verilmiştir ama bir İskoç şefi olarak bu onurlu mevkiye ulaşmasının bir bedeli vardır: Bedeni ve ruhuyla ona direnmeye yemin etmiş bir Viking gelini!

İrlandalı bir asilzade ve Viking bir babanın kızı olan Mellyora MacAdin, kendini Aslan Lord'un karşı konulamaz gücüne gönülsüz bir şekilde teslim olmuş bulana kadar babasından kalan toprakları savaşçı bir bakire gibi yönetmektedir, kılıcını kuşanarak ve hiçbir erkeğe boyun eğmeyerek

Şimdi meydan okumakla teslimiyet arasında bölünen Mellyora aslında kime sadık olduğuna karar vermeli ve kocasının kalbindeki sırları keşfetmelidir.
Merhabalar ! Öncelikle Soma'daki kayıplarımız için ailelerine  başsağlığı  ve sabır diliyorum.Çok zor durumlar geçiriyoruz.Biraz aklımızı dağıtmaak için bu tür.Öyle düşünelim ne dersiniz ? 

Bu gün hiç lafı uzatasım yok hatta yorumun başından söyleyeyim çook kısa bir yorum olacak malesef ki çünkü yarına vermem gereken bir performans ödevi ayrıca iki tane de sınavım var.Ve de ben daha başlamadım bile.Bilmek isteyenler için saat 21.30.Öhüm neyse zaman kaybetmeden yoruma başlıyorum.Burada çok sevgili Olimpos yayınlarına bize bu kitabı yolladıkları ve destekledikleri için teşekkür ederiz ! Annd ready set go diyorum başlıyorum.


Kitabımız tarihi aşk.Hani baya baya tarihi aşk.Güzeller güzeli Viking bir kızımız var bir o kadar da inatçı ! Kendini beğenmiş ve Waryk'ın deyimiyle asil ! Kızımızın adı Mellyora.Çok değişik değil mi ? Ve kızımız Mellyora önemli miktarda toprağa sahip öyle ki Kral bunu bilip -kendisi vaftiz babası oluyormuş zaten- topraklar için kızı Liard Lion'la evlendirmek istiyor.Liard Lion da kim bilir bakalım ? Waryk ! 
Bundan sonrrası da hoppala hüppele kaçan kovalanır ! Bilin bakalım kim kaçıyor kim kovalıyor ? Kim daha inatçı diğeriyle evlenmemek için ama aşık olmaya başlıyor ? 

Kısa olucak demiştim kusura bakmayın canlarım haydi bundan fırsattan istifade gidip vikinglerin düzenlediğim -uludağ sözlüğe teşekkürler-  tarihini okuyun.Çünkü inatçı kızımız tam bir viking ! 


VİKİNGLER 


Vikingler iki buçuk yüzyıl boyunca yayılmalarını sürdürdüler ve batı avrupa'da hıristiyan krallıkların gelişimelerini engelleyen bir egemenlik kurdular. Kuzey denizi'nde, baltık denizinde, Manş denizi ve Gascogne körfezinde, Rusya ırmaklarında ulaşımın denetimini ellerinde tuttular.Girişimleri sonucu vikingler batıda Grönland'a (ve büyük bir olasılıkla Amerika'ya), Doğuda Karadeniz'e ve Kafkasya'ya kadar uzandılar.Akdeniz'de, sicilya kralhgı'm kurdular, bizans'a, Kuzey İran'a, hatta belki de Türkistan'a kadar ulaştılar.

Vikinglerin ilk akınlarından biri 793'te Lindisfarne'daki (ya da holy is-land) İrlanda manastırı'na karşı oldu.İona adasındaki saint-colomban manastırı, iki yıl sonra yerle bir edildi.Akınlar her yıl irlanda'da ve komşu ülkelerin kıyılarında yinelendi.Bireysel korsanlık girişimlerine,düzenli bir yayılma siyasetine koşut olarak, küçük İskandinav kralları, bazıları, sayıları 200 drakkara (viking gemisi) varan gerçek istila filoları oluşturdular.Böylece, karolenj sülalesi egemenliğini kıta üstünde düzenlerken, viking-ler denizlerin denetimini ele aldılar.
Charlemagne'm Saksonya'nın fethinden sonra Danimarka'yı kaygılandıran gücü, vikinglerin saldırılarının bir süre için durmasına neden oldu.Ama 814'te Charlemagne'm ölmesiyle vikingler, imparatorluğun dağılmasından yararlanarak çok sayıda çıkarmalar yaptılar, köylere baskınlar düzenlediler, zengin manastırlara saldırmak ve kentleri kuşatmak için ırmakları aştılar.
834'ten başlayarak, friesland kıyısına, ren'in ağzına, quentovicus gibi limanlara, vb'ne saldırdılar. yerleşme evresi yavaş yavaş biçimlenmekle birlikte, baskınlar ve kıyımlar sürdü.
Rouen'in yağmalanması (841); quentovicus'un yıkılması (842); noirmoutier ve nantes'm yağmalanması (843); lizbon, sevilla saldırıları (844). ragnar lodbrok 845'te Paris ve Hamburg'u yağmaladı.
Öbür akınlar İtalya'da pisa'ya yapıldı (859). Charles III.  911'de, saint-clair-sur-epte'te viking önderi olan Rollon'la karşılaştı ve ona feodal bağlılık sözleşmesi karşılığında Normandiya'yı verdi.

İskandinav korsanları batıda çok uzak noktalara kadar gittiler.Birbiri ardına işgal ettikleri Orkney,Shetland, Faeröerne adaları, vikinglerin İzlanda ve Grönland (kızıl erik 985'te buraya ulaştı) kolonisinin ara noktalarını oluşturuyordu.Britanya adaları vikinglerin ilk hedefleriydi.Bütün manastırların yıkılmasından sonra, ilk krallık İrlanda'da Armagh bölgesinde kuruldu (839).Bunu dubblin ve man adasındaki Norveç kırallıklarmın kurulması izledi (842).Danimarkalılar, anglosakson prenslerin rekabetinden yararlandılar ama ingiltere'nin yöneticisi olmakta güçlük çektiler; 980'e kadar akınlar ve çete savaşlarını sürdürdüler. Fetih, Sven'i ve bütün ülkeyi yönetecek ilk kral olan oğlu büyük knud (1016-1035) tarafından 1016'da tamamlandı. vikinglerin hıristiyan topraklarında yerleşmelerinin başlıca sonuçlarından biri, iskandinav ülkelerinin hıristiyanlaşmasına yol açan din değiştirmeleri oldu.

Bir başka yayılma dalgası, varegler denen isveçli vikingler tarafından gerçekleştirildi.Bu yayılma dalgası, tarihsel belgelerin ve belirgin arkeolojik kanıtların yokluğundan dolayı, bir çok sorunun ortaya çıkmasına yol açtı.IX . yy. başında Holmgard (nov-gorod) ve Aldeigjuborg (staraya lado-ga), İsveç vikinglerinin acenteleri olarak kuruldu. 911'de Karadeniz'e kadar gelen bu tüccar vikingler, Bizans yönetimiyle bir ticaret anlaşması imzaladılar.Ama durum, 980'de, Valdemar fin, kardeşi kiev büyük knyazı sviatopolok'u yenerek egemenliğini baltık denizinden dnieper'e kadar kurduğu dönemde değişikliğe uğradı. Sonuçta, vikingler yerel uygarlıkla uyum sağladılar, birleştiler ve ortadan kalktılar.

Çeşitli olaylar, akınlarının durmasıyla aynı zamana rasladı.İskandinavya dışında fethedilmiş ülkelerde yerleşmiş olan grupların yerleşik hal almaları,Avrupalı ulusal bütünlerin ortaya çıkması, İskandinavyalıların din değiştirmeleri,Danimarka ve Norveç krallıklarının kurulması, roman sanatının ortaya çıkışı.

Ağaçtaki - Janne Teller | Kitap Yorumu

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Adı : Ağaçtaki
Yazarı : Janne Teller 
Orjinal Adı : Intet
Yayınevi : on8
Sayfa Sayısı : 182
Tür: Dram
"Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!" Sesini bir ton daha yükseltip, "Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!" dedi. İşte o an, Pierre Anthon'u o erik ağacından bir an önce indirmemiz gerektiğini anladık. Hayatlarımız niçin sonu gelmez bir anlam arayışı üzerine kurulu? Yaptığımız işleri, verdiğimiz kararları, sürdürdüğümüz ilişkileri sürekli bir anlam terazisinde tartmamız neden? Anlam gerçekten o kadar önemli, adının yansıttığı kadar "anlamlı" bir şey mi? Yoksa toplumca kafayı anlamla bozduk da, bu takıntımızın farkında mı değiliz? Öyle ya da böyle, Danimarkalı bir grup genç, "anlam" denen şeyi feda etmemeye kararlı! İzin vermeyecekleri bir şey varsa, o da "her şey"in "hiçbir şey", "birileri"nin de "hiç kimse" olduğunun kendilerine dayatılması!

Uzun zamandır turdan ayrı kitap yorumu yazmadığımı biliyorum.Sonunda turdan ayrı bir yorumla karşınızdayım ! 

Açıkcası nasıl ne yazacağımı bilemediğim kitaplardan biriyle karşınızdayım.Kitabımız bir çok ödül almış insanı şok eden,yok artık dedirten ve de her sayfada gözlerinizin büyüdüğü bir kitap.

Kendimize hiç bir zaman yetişkinlere benzemeyeceğimize dair söz vermiş olsak da, onlar gibi olduğumuzu gördük.Oysa daha on beş yaşını bile doldurmamıştık.On üç,on dört,yetişkin.Ve ölmüştük. (sayfa 158)

Fazla şamata çıkarmadan direkt konuya geçmek istiyorum.Fazla ayrıntıya girmeyeceğim ama bir kaç örneği hak ediyorsunuz.Ağaçtaki aslında Pierre Anton'un bir gün her şeyin anlamını yitirdiğini fark etmesiyle başlıyor.7.sınıfa daha yeni başlamış Pierre erik ağacının üstüne dünemiş bir şekilde 7A sınıfındaki çocuklara hayatın anlamı olmadığını,boşuna yaşadıklarını söylüyor.Her gün okula giderken bu söylemlere maruz kalan çocuklar kendi "anlam"larını aramaya ve bunu Pierre Anton'a göstermeye çalışıyorlar.Grubun içindeki çocuklar sıra sıra birbirlerine göre en değerli şeyleri anlamlarını birbirlerinden istemeye başlıyorlar.Sanırım burda durmam sizin için yeterli olacaktır lakin devam ederseem dayanamayıp birbirlerinden ne istediklerini ve kitabın muhteşem sonunu söyleyeceğim.Çünkü her an söyleyebilirmişim gibi hissediyorum.


Bir gün "Hiç bir şeyin önemi yok !" diye bağırdı."Her şey sona ermek üzere başlar.Doğduğunuz an ölmeye başlarsınız.Her şey için geçerlidir bu."(sayfa 11)

Kitabı yeni bitirmiş olmanın etkisiyle yazdığım bu yazıyı spoilerli yazmak isterdim.Ama kendim çok şanssız biri olduğum ve de sürekli spoiler yediğim için durduruyorum kendimi.Duurun ne diyordum ? Hıh Pierre Anton.Kendisi büyülmüşte küçülmüş biri sanki.Kitap boyunca onun sayesinde kafamda deli deli sorular döndü.Hiç bir soruya cevap bulamadığımı söylemem gerek sanırım.Çünkü Pierre'in sorunu öyle büyüktü ki.

Sophie çığlık üzerine çığlık attı.O kadar yüksek bir sesle,havayı kesip geçen bir çığlıktı ki,kulaklarımızda çınlıyor,iliklerimize işliyordu.En kötüsüyse,o çığlıkla her şeyin anlamı dağılıyordu sanki.

Bir de ben yazarın aslında Pierre'i hasta olarak yazmak istediğini ama son anda bundan vazgeçtiğini düşünmekteyim.Eğer "anlam"ı arıyorsanız.Nerde olduğunu,gerçekten anlam olup olmadığını,neden yaşadığımızı arıyorsanız Pierre Anton'un ikizisiniz demektir.En azından benim düşünceme göre.

Son olarak on8 yayınlarına çok teşekkür ediyorum böyle bir kitabı okumama fırsat verdikleri için ! Harikasınız ! 

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere ! 


[2.GKK OKUMA ETKİNLİĞİ] || Polisiye Filmler

9 Mayıs 2014 Cuma

Merhabalar canlarıım ! 
Aslında bu gün etkinlik programında benim "Gerçeğin Karesi" adlı kitapta geçen bir filmi izlemem lazımdı.Ama bilin bakalım ne oldu ? ÖYLE BİR FİLM YOKMUŞ.En azından google amcamız öyle diyor.Sonra bende oturup kara kara düşündüm "şimdi ne yapabilirim?" diye.Sonra da beynim de bir şimşek çaktı.Dedim Vera neden polisiye filmleri yazmıyorsun ? Karşınızda benim ilk beş polisiye,dedektif filmlerim.Daha çok dedektiflikle ilgili olmasını istedim.Çünkü kitabımızda Alex ve arkadaşları bir ara dedektif olmaya ve kendi sorunlarını kendileri çözmeye çok kararlıydılar.

Veee karşınızda ilk polisiye,dedektif filmimiiz ;

1- Sleppy Hollow


Filmimiz esas doktorun Sleepy Hollow kasabasına gidip esrarengiz olayları araştırmasıyla başlıyor.Esrarengiz olaylar derken ölümlerden bahsettiğimi anlamışsınızdır umarım ? Ve öldürenin başsız bir hayalet olduğunu da eklemek isterim.Açıkcası filmi ilk Jhonny Deep var diye izlemiştim.Ve sonuna kadar kapatamadım filmi.

2-Sherlock Holmes (1) 


Ne yazsam ne çizsem bu film için bilmiyorum.Robert Downey Jr.'ı tanıyor musunuz ? Nasıl tanımazsınız ? Çok harika bir oyuncudur kendileri.Katılıyorum filmde çook güzeldi değil mi ? Jude Law'ı da hafife almamak lazım.Harika bir Sherlock-John görüyoruz bu filmle beraber.


3-Sherlock Holmes Gölgelerin Oyunu 



Devam filmleri için ne derler bilir misiniz ? İlk film güzelse ikinci film daha da güzeldir derler.Ki cidden ikinci film daha güzeldi.SONU ! Sonu güldürmüş,hüzünlendirmiş ve sinirlendirmişti.Neden oradaaa bitirdiniz ?!?!? diyecek kadar hemde.

4-So Undercover 



Başı oldukça şaşırtıcı aslında sıradan ama şaşırtıcı.Film boyunca esas kız ve esas oğlanın aşkını izlemedik merak etmeyin.Film boyunca suçlunun kim olduğunu kızın iyi tarafta mı kötü tarafta mı olduğunu ve de kavuşup kavuşamayacaklarını izledik.Sıradandı.Güzeldi.New Adult kitaplar gibi bu da New Adult türüne girebilir mi bilemiyeceğim ama girebilseydi kesin girerdi.

5-Öfkeli Rozetler 



Sevgili Kitap Delisinin önerisi bu filmde.Dediğine göre 3 polisimiz suratlarında gülümsemeyle mutlu bir şekilde ölen adamların sayısının artmasıyla bunun bir seri katil tarafından yapıldığını düşünmeye başlıyorlar.Neden böyle öldükleri ise bilinmiyor.Biraz araştırmadan sonra ölü adamların sevgilisinin hep aynı kadın olduğunu fark ediyorlar.Konu kısaca böyleymiş.Bir başka söylediği şey ise filmin daha çok komedi filmi gibi olduğu ve izlerken sıkılmayacağınız.Hal buyken bende izlemek için yanıp tutuşuyorum desem yeridir.


Bu kadardı sevgili dostlar bir sonraki okuma etkinliğinde görüşmek üzere umarım sorunsuz olur ! Bıy bıyınız.



[2.GKK OKUMA ETKİNLİĞİ 1.GÜN ]Buraya Kadarmış - Daniel Höra | Kitap Yorumu

5 Mayıs 2014 Pazartesi






Kitabın Adı : Buraya Kadarmış 
Orjinal Adı : Geddist 
Yazarın Adı : Daniel Höra
Yayınevi : On8 
Tür : Dram,Cinayet
Bir genç için yargısız infazdan kurtuluş var mıdır?

"Apartman kapısı açıldığında çığlıklar yükseldi. Herkes bize doğru koşmaya başladı. Flaşlar patlıyordu. Alt kat komşumuz yolumuza çıktı ve çekebildiği kadar fotoğraf çekti. Çekil şuradan! diye bağırdı bir polis ve kadını itekledi. Bir başkası da, elinde video kamerasıyla bir süre daha bize eşlik etti. Polis otosuna girdiğimizde, gazeteciler aç kurtlar gibi birbirini itekliyordu. Ünlü olmaktan yavaş yavaş sıkılmaya başlamıştım."

Doğu Almanya. Kendi haline terk edilmiş; Batının sırt döndüğü, köhnemiş bir yaşam alanı. Boşalmış binalar insansızlıkla eskirken, büyük kentin kıyısında kalan insanlar da verimsiz bir rutinin renksizliğinde kuruyor. Devlet yardımlarıyla boğaz tokluğuna günler, küçük işlerle zorlanan umutlar, yitirilen hayaller... Eski apartman bloklarının gençleri, gençliklerini yaşatmak üzere bir arada, ortak duygu ve sembollerle, ama en önemlisi de "kankalıklarıyla" var olmaya çalışıyor. Yarınlara fazla takılmadan, bugünü de boş bırakmadan. Alex de bu yarınsızlar tayfasının bir parçasıydı. Ta ki, bir suçun çok yakınında bulunup, ihtiyatsızlığıyla iz bırakıp, tüm kuşkuları üzerine çekene kadar. Şimdi mesele, kime tutunup kime sırt döneceğini bilmekte.

Önyargıların ve toplumsal etiketlerin, adalet terazisindeki ağırlığı nedir? Sanığı yargılayacak hâkim, mahkemedeki midir, yoksa elinde çamuru tutan mı? Alex sert bir rüzgârla savrulmanın eşiğinde; kime tutunacağı belirsiz. Gerçek bir olaydan esinlenen Daniel Höra, adaletin aksayan çarklarına karşı bir gencin mücadelesini anlatıyor. 

1965de, Almanya, Hannoverde doğan ve kent merkezinden uzakta yetişen Daniel Höra, farklı farklı işlerde çalıştı. Okuldan sonra mobilya taşımacılığı, yaşlı bakıcılığı, montaj işleri ve taksi şoförlüğü yaptı. Yarım bıraktığı lise eğitimini çok sonra tamamladı. Bir dönem TV editörlüğü de yapan Höra, 2001de yayımlanan ilk romanı Mora!nın ardından, Doğu Almanyada cinayet işlediğinden kuşkulanılan bir genci anlatan romanı Buraya Kadarmış (Gedisst, 2009) ile tanındı ve ertesi yıl Hansjörg-Martin Ödülüne aday gösterildi. 2010da yayımlanan üçüncü kitabı Das Ende der Welt (Dünyanın Sonu), bir felaketin sonrasını anlatan bir distopya. Bugün ailesiyle birlikte Berlinde yaşayan yazarın son romanı Braune Erde (Kahverengi Toprak, 2012), yayımlandığı yıl Almanyada kitapçıların En İyi 100 Gençlik Kitabı listesinde yer aldı.
(Tanıtım Bülteninden)


Merhaba canlarım ! Nasılsınız ? İyisinizdir umarım ben bomba gibiyim.Harikayım.Böyle güzel lezziz bir kitaba okuma etkinliği düzenlediğimiz  için de ayrı bir sevinçliyim.Buradan Mehmet Bey'e ve tüm on8 ekibine bu güzel kitaba okuma etkinliği düzenlememiz için izin verdiklerinden dolayı teşekkür ediyorum.Desteklerinden dolayı da ! Harikasınız ^-^

Öhüm öhüm hazırsanız başlıyorum.Kitabımızın ana karakteri Alex.Kendisi 14 yaşında ama içkiyle,uyuşturucuyla çoktan tanışmış hayata atılmış bir genç.Çetesi bile var.Ya da o öyle olduğunu sanıyor.Alex'in babası ayyaş,ablası ise sevgilisiyle yaşıyor.Annesi o küçükken ölmüş.Alex okula istediği zaman giden gençlerden,AVM'lerden hırsızlık yaparak geçiniyor.İnsanlara yardım eden biri değil anlayacağınız.Hatta yardım ne kelime insanlara yardım etmeyen onların eşyalarını çalan biri o.


"Yaşamımızın resmini çizecek olsam gri kullanırdım.Yok,tamam,sadece gri değil.Biraz siyah da kullanırdım.Azıcık da kahverengi.
Anlaşıldı mı her şey ? Adım Alex.Kurukafa'dan iyidir yine de.Ya da Ronny'den.Veya Rocco'dan."
(Sayfa 14)


Bir gün büyükannesine giderken büyükannesiyle aynı apartmandan oturan yaşlı kadına yardım etmesiyle başlıyor her şey.Yaşlı bayan dediğime bakmayın bu yaşlı bayanın bir adı var.Bayan Neuhaus.Alex'in hayatını değiştirecek kişi kendisi.Bayan Neuhaus'a yardım eden Alex Bayan Neuhaus'tan para çalıyor yardım ettiği için bu hakkı kendinde görüyor.Ve çaldığı bu para Bayan Neuhaus'un ölümünden sonra onun tek zanlı olmasını sağlıyor.Bundan sonra ne mi oluyor ? Okuyup görüceksiniz sevgili okuyucu.


"Şakaklarım zonklamaya başladı.Damarlarım her an patlayacak gibiydi.Buraya kadarmış,diye düşündüm ve hayatım gerçekten de bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmeye başladı." 
(Sayfa 218)


Kitabı o kadar çok beğendim ki sanırım favori kitabımız tüm kitaplar içinde bu oldu.Yazarın anlatımı o kadar sade o kadar duruydu ki.Bir de olanların gerçek olması da ağlamamamı zorlaştırdı.Kitabı okurken elimden bırakamadım.Ki o zamanlar okuma sıkıntısı çekiyordum.Ne okusam diye çırpınıyordum karşıma iyi ki bu kitap çıkmış.


"Sonra hakkımda roman yazmak isteyen bir yazar geldi.
"Hikayemde önemli olan nedir ki ?"
"Ölümsüzlük."
Hiç fena değildi.Hastaneden çıktıktan sonra buluşmaya karar verdik."
(Sayfa 225)


Kitapta sadece üzüleceğinizi sanmayın.Gülümsüyorsunuz da çoğu yerde.Yüzünüze anlamadan bir gülücük konuveriyor.Bazı yerler de de kaşlarınız çatılıyor White Boyz çetesine ne yapsam diye düşünüyorsunuz.Evet ben çok düşündüm.Hatta o beyaz kıyafetlerinin üstüne vişne suyu dökmeyi de düşünmedim değiil.Düşündüm arkadaşlar düşündüm -.-

Kitabı okurken aklıma 50 Cent'in yaşamı,Florida'nın yaşamı geldi nedense.Onlarda bu zorlukları yaşamışlar çocukluk yıllarında.Örnek olarak gösterebileceğim sadece bunlar geliyor.Yoksa o kadar çok örnek var ki Alex gibi.Daha küçücük yaşta hapse tıkılabilecek,başkasının işlediği suç yüzünden tüm yıllarını suçluymuş gibi geçirecek.

Benim yorumum bu kadar sevgili okuyucu.Çok hüzünlü çok mutsuz bir yazı mı oldu ne ? Ama bu kitaba hayranlığımı,Alex'e olan hayranlığımı nasıl anlatacağımı hiç bilemiyorum inan.Gözlerim kitabı okurken olduğu zaman gibi dolmuş durumda.Bu kitap ilk 5e girdi benim için.Tekrar okunacak listemde.Hatta şimdi yeniden başlasam mı ?
Uzun bir yorum olmadan önce görüşmek üzere ! Sana da görüşmek üzere ALEX ! Kendine iyi bak.


Dizi Yorumları : Cunning Single Lady

1 Mayıs 2014 Perşembe




Adı : Cunning Single Lady 
Bölüm Sayısı : 16 
Yayınlandığı Yer : Güney Kore 
Yönetmen : Ko Dong-SunJung Dae-Yoon
Tür: Romantik Komedi 
Ae Ra (Lee Min Jung) daha iyi bir yaşam için görünüşüne odaklanmıştır. Daha sonra mühendislik okumuş olan Jung Woo (Joo Sang Wook) ile tanışır ve ardından evlenirler ancak daha sonra boşanırlar. Boşandıktan sonra, Ae Ra zor zamanlar geçirir. Ae Ra'nın aksine Jung Woo başarılı ve zengin bir BT geliştiricisi olur.Bunun üzerine Ae Ra onunla tekrar evlenmek için Jung Woo'yu baştan çıkarmaya çalışır.


Herkese merhabaaalar ! Mayıs'ın ilk gününden bu aya enerjik başlıyım dedim.Şöyle azıcıık silkeneyim ve de blogumla ilgilenmeye devam edeyim.Dimi ? Geçen ay tur dışında pek bir yazı paylaşmadığımı biliyorum ama bu ay öyle olmuyucak okuyucu bunu bilesiniz ! 

Şimdiden söyliyim sizi çook gifli bir yazı bekliyor.Bol bol gülüceksiniz inşallah.AMACIM SİZE BU DİZİYİ İZLETMEK ! Sonra da dedikodu yapmak *-* Ne güzel olurdu.Başlamadan önce yoruma bu diziyii çok sevgili Bir Kitap Delisi'yle ve onun kız kardeşiyle beraber izledim.Gerçi ben nasıl bayıldıysam diziye ve karakterlere dizi çook çabuk bitti benim için.Şimdiden Ece bunu okuyorsan yazının sonuna kadar okuma bitirene kadar :D Bitirdikten sonra come back.

Eğer hazırsak/m başlayalım yoruma.Öhüm öhüm.

Na Ae Ra gençliğinde annesinin yanında restorantlarında çalışmaktadır.Ona Köyün Madonnası denmektedir.Güzelliğinden dolayı.Ve Cha Jung Woo ise Na Ae Ra'ya amansızca aşık olduğu  için sürekli Na Ae Ra'nın aile restorantında yemek yemektedir.Cha Jung Woo'nun sürekli orada yediğini göre Na Ae Ra esas oğlanımızla yakınlaşmaya başlar.Hatta yakınlaşma hikayeleri var ki anlatmayacağım siz izleyin ve gülün çoook gülüceksiniz ! Bu arada Na Ae Ra'nın tek hayali vardır evlenip ev hanımı olmak.Yakınlaşan çiftimiz evlenir ve 100'üncü günlerinde evliliklerinin Cha Jung Woo işten istifa ettiğini söyler bulup buluuup burdan sonra işler çiftimiz için hiiiç mi hiiç iyi gitmez.Ve sürekli kavga etmeye tartışmaya başlar çiftimiz.Son şimdiden bellidir.Boşanacaklardır.

Boşanmanın ardından Na Ae Ra çeşitli part-time işlerde çalışır.Ve Cha Jung-Woo'nun borçlarını ödemeye çalışır ki uzun uğraşlar sonucunda öder.Ama elinde hiç bir şeyi yoktur.4 yıl sonra Na Ae Ra hala aynı yerde etrafında dört dönerken Cha Jung Woo kendine bir şirket kurmuştur ve herkes ondan bahsediyordur kii yılın en yakışılı ceosu bile seçilmiştir (HAKLILAR !) 





Na Ae Ra Cha Jung Woo'nun zengin olduğunu görünce hırs yapar evet evet hırs yapar ve Cha Jung Woo'yla yeniden yakınlaşmaya çalışır.Veee böylece esas oğlanımızın şirketinde stajyer olarak çalışmaya başlar.


 Allahııım dizi de öyle güzel oyuncular vardı ki ! Hepsini tek tek özleyeceğim sanırsam.Böyle bazılarını açıp açıp tekrar izleyesim geliyor.Ama diyorum dur Veraa izlediğin bir dizi var şu an.Dizini heba etme.Sonra da şu anki dizime devam ediyorum.Dizi öyle komik öyle duygusaldı ki ! Bazı yerlerde gülmekten ölürken bir sahne sonraaa"noluyoo yaa az önce gülüyordum been?!" moduna giriyorsunuz.


 Bir de Na Ae Ra var.Kendisini Miss A'dan SUZY'ye benzeteen bir ben değilim değil mi ? Bakar mısınız gülüşe.Kendisini Unni'm ilan ediyorum.İdolüm bile diyebilirim.Bir de CEO'muz var.Dizideki Oppa'lara ne dersem az.Yaşlı olabilirler.Ama cast öyle seçilmiş ki hayranlıkla izliyorsunuz.Seo Kang-Joon'u mu dersiniiiz  yoksa çok sevgili Joo Sang-Wook'u mu dersiniz bilemeyeceğim.





Yalnız tek sinir olduğum kısım dizi KI-SA-Y-DI ! Çoook kısaydı hemde.Dakikaları bile 60 dakikaydı.Uleyn beni deli mi ediceksiniz ? Playful kiss'i sevdim 1 saat 60 dakika yaptılar bir bölümünü amaa bölüm sayısı 16ydı.Cunning Single Lady'yi izledim beğendim bir baktım bir bölüm 1 SAAT.Bölüm sayısına bakayım dedim sonra orada yıkıldım.Nasıl nasıl 16 bölüm yaparsınız  ? Ben Ceoya doyamadım.Na Ae Ra'nın cesaretine azmine doyamadım.Neden neden neden :( Şimdi fark ettim de içimde neler biriktirmişim ben bu yazı çok iyi oldu.




SON OLARAKTA HEPİNİZE SMILEE DİYEREK YAZIMI SONLANDIRIYORUM ! HAH BİR DEEE HEMEN İZLEYİN İZLEYİN İZLEYİN.BASKI YAPARIM.YAZIN ÜSTÜNÜZE YORGAN ATARIM.İZLEYİN.Sakinim.çok sakinim tamam.



 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS