[4.GKK ILE BLOG TURU 3.GÜN] UZUN DÜNYA | Kitap Yorumu + Kapak Tanıtımı

25 Şubat 2014 Salı



 Kitabın Adı : Uzun Dünya
 Seri Adı : Uzun Dünya (#1)
 Kitabın Yazarları : Terry Pratchett & Stephen Baxter
 Yayınevi : İthaki
  Tür : Distopya,Macera,Bilimkurgu
Goodreads okurlarına göre 2012nin En İyi Bilimkurgu ROMANI!

Bilimkurgunun iki ustası Terry Pratchett ve Stephen Baxter yeni bir roman için bir araya gelip bize şu soruyu sordu: 
Dünyadaki kaynaklar kısıtlı olmasaydı, insanlık nasıl gelişirdi?
Paralel dünyalar arasında yolculuk yapılmasını sağlayan adımlayıcının icadıyla, asırlardır yalnız olduğu düşünülen Dünya ve insanlık için 
yeni bir dönem başlamıştır. Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok yeni dünyanın keşfedilmesini sağlayan bu aygıt, insanlığa 
sonsuz ihtimaller sunar. Doğuştan Adımlayıcı olanlarınsa buna ihtiyacı yoktur.
Evrimin farklı bir yol izlemesi, dinozorların hayatta olması, homo sapienslerin var olmaması gibi küçük ayrıntılar göz ardı edildiğinde, yan yana sıralanan her Dünya birbiriyle aynıdır.
New York Times çoksatarı Uzun Dünya, gerçek anlamıyla başka dünyaları mümkün kılıyor.Sizi bekleyen dünyalar var; yeter ki küçük bir adım atın     


Merhaba eeey Uzun Dünya insanlarııı ! 
Nasılsınız ? Sıradaki mükemmeler mükeli -çokgaripoldubiliyorumbiliyorum- turumuyla karşınızda hazır ve nazırız.
Öncelikle ithaki yayınlarına katkılarından dolayı teşekkür ederim.Tur kitabımızın "Uzun Dünya" olduğunu öğrenince nasıl heyecanlandığımı siz düşünün.Kitabın kapağını ilk gördüğümde facebookta ağzım açık kalmış goodreadse girip yorumları okumaya başlamıştım*fangirling alert*.Sonra da elime ulaşınca kitap hiç zaman kaybetmeden okumaya başladım.Bir kere olaylar çok ilginç ilk önce konuyu size azıcık bir çıtlatayım.
   Joshua bir adımlayıcı'dır.Dünyalar arası yolculuk yapar ve 'adımlayıcı'ya ihtiyacı olmayan bir adımlayıcıdır.Yolculuk yaptıktan sonra diğer Adımlayıcılardan farklı tepkiler göstermektedir.Ya da göstermemekte mi demeliyim ? Adımlayıcılar küçük bir kutu olan ve patatesle çalışan adımlayıcıyla haraket ederler ve dünyalar arası geçiş yaptıklarında mide bulantısı,kusma,baş dönmesi gösterirken Joshua bunların hiç birini göstermemektedir.Ve bir gün bu Lobsang adında birinin ya da bir "şey"in dikkatini çekecektir.Beraber var olduklarını bile bilmedikleri dünyalara yelken açacaklar *hahaha* ve götoşlarla tanışacaklardır.(yazar burada kitaba laf sokuyor)

Öncelikle umarım tanıtımı anlamışsınızdır.Anladıysanız kitap yorumuma geçicem çünkü aklımda binlerce soru dolanmakta.Lobsang'ı kitap boyunca anlayamadım.Makine olmasını özellikle.Bir makine o kadar insanı nasıl düşünebilir ? Delireceğim.Ve Joshua kendisini Sherlock'un daha az insan seven haline benzettim.Sherlock aramızda kalsın seni daha çok seviyorum.Öhüm bir başka konu da kitap PARALEL EVREN'leri işliyor.Bundan daha az fizikimsi ya da daha az distopik bir roman okusaydım sanırım sevmezdim.Her şey o kadar dozunda ayarlanmış ki okurken "Ohaa demir mii" diye düşünüyorsunuz.Kitap oldukça bilgi yüklü bir an Adam Fawer'ı özlediğimi fark ettim ki Adam Fawer'ı seviyorsanız kesinlikle bu seriyi de seversiniz.

Seri demişken serimiz iki kitaptan oluşuyor ŞİMDİLİK.Kulağımıza gelen bazı duyumlardan serinin üçüncü kitabının çıkmasına az kaldığını öğrendik.Siz de sevindiniz değil mi ? Biliyordum.

Vee serinin yurt dışı kapaklarına gelirsek ; 



Açıkcası ithaki yayınlarının kapağını daha çok beğendiğimi belirtmeliyim.
Ve turun üçüncü gününde Vera'nın rüya kitaplığına bağlanmış bulundunuz.Yarın turun dördüncü gününde Gezginlerle buluşmak üzere çaaav ! 

[4.GKK ile BLOG TURU 1.GÜN] Uzun Dünya - Stephen Baxter & Terry Bratchett | Kitap Tanıtımı + Yazarların Tanıtımı

23 Şubat 2014 Pazar




 Merhabalar ! 
Dördüncü turumuzdan heerkese tekrar tekrar merhabalar.Turun ilk gününde geleneksel olarak öhüm öhüm kitap ve yazarların tanıtımımız var.Her zamanki gibi bu yazıyı Gezgin Kitap Kardeşliğinin tüm bloglarında bulabilirsiniz.

Kitabın Adı : Uzun Dünya
Orjinal Adı : The Long Earth
Serinin Adı : The Long Earth
Yazarların Adı : 
Yayınevi : İthaki
Goodreads okurlarına göre 2012nin En İyi Bilimkurgu ROMANI!

Bilimkurgunun iki ustası Terry Pratchett ve Stephen Baxter yeni bir roman için bir araya gelip bize şu soruyu sordu: 
Dünyadaki kaynaklar kısıtlı olmasaydı, insanlık nasıl gelişirdi?
Paralel dünyalar arasında yolculuk yapılmasını sağlayan adımlayıcının icadıyla, asırlardır yalnız olduğu düşünülen Dünya ve insanlık için 
yeni bir dönem başlamıştır. Ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok yeni dünyanın keşfedilmesini sağlayan bu aygıt, insanlığa 
sonsuz ihtimaller sunar. Doğuştan Adımlayıcı olanlarınsa buna ihtiyacı yoktur.
Evrimin farklı bir yol izlemesi, dinozorların hayatta olması, homo sapienslerin var olmaması gibi küçük ayrıntılar göz ardı edildiğinde, yan yana sıralanan her Dünya birbiriyle aynıdır.
New York Times çoksatarı Uzun Dünya, gerçek anlamıyla başka dünyaları mümkün kılıyor.Sizi bekleyen dünyalar var; yeter ki küçük bir adım atın     


Terry Pratchett , İngiltere'nin en popüler yazarlardan biridir.Kitapları dünya genelinden 70 milyondan fazla satış yapmış ve neredeyse 40 dile çevrilmiştir.Edebiyata hizmetlerinden dolayı şövalye unvanı hak etmiştir.Carnegia  Medal da dahil olmak üzere bir çok ödül kazanmıştır.Disk dünya serisi ünlü kitaplarıdır.
2007 yılında erken alzheimer başlangıcı olduğunu açıkladı ve alzheimer araştırma merkezine bağışta bulundu.


Stephen Baxter,İngiltere'nin en beğenilen ve ödül alan bilimkurgu yazarlarından biridir.Matematik ve mühendislik alanından mezundur.

[3.GEZGIN KITAP KARDEŞLIĞI ILE BLOG TURU 4.GÜN] Aleve Dokunmak Zoran Drevenkar | Kitap Yorumu

18 Şubat 2014 Salı





Kitabın Adı : Aleve Dokunmak
Orijinal Adı: Touch The Flame

Yazarı: Zoran Drvenkar
Çevirmen : Murat Özbank 
Yayınevi: ON8
Sayfa Sayısı:248
Babasından uzak büyümüş bir oğul, oğlunu terk etmiş bir baba. Belki de son kez görüşecekler. Üstelik, bu ailenin sözü edilmez bir karanlık geçmişi var ki, dalıverdikleri akla zarar kovalamacayı ve havada uçuşan yumrukları açıklamaya yetiyor... Alman edebiyatının özgün sesiZoran Drvenkar, yine zamanı akışına yabancılaştırırken soruyor; İki yabancının birbirini tanımak için kaç güne, kaç kilometreye ihtiyacı var?                                                                                                                           



Üçüncü turumuzdan herkese selamlar ! Bu girişte öyle bir garip oldu.Neyse idare edin canlarım.
Nasılsınız ? Günleriniz nasıl diye sormak isterdim ama  bu yazıyı uzatmak istemediğimden kısa kesicem.Ben ve kısa bir yazı ? Lütfen lütfen üzülmeyin.Bir daha ki yazı uzun olacak ! -sözvermeyeçalışanblogger- 

Öhüm konuya girmeme ne dersiniz ?
Başlıyorum o zaman.

Lukas küçüklüğünden beri babasız büyümüştür.Annesi Sarah'la beraber başlarının çaresine bakmışlardır.Bir gün annesine babasıyla bir hafta geçirmek istediğini söyleyince annesi oğlunu kırmayacak ve Lukas'ın babasıyla bir hafta ayarlayacaktır.Peki bu bir hafta uzayacak mıdır yoksa Lukas babasıyla daha fazla vakit geçirmek için can mı atacaktır ? Merak etmeyin size aslında kitabın en başını anlattım.Kitabı elinize alıp okumaya başlayınca nefesini tutuyor ve olan her şeye hayretler içinde bakıyorsunuz.Yani sizin için hiç bir spoiler'e girmemeye özen gösterdim.
Spoiler yoktu o yüzden içiniz rahat bir şekilde kitabı elinize alıp okuyabilirsiniz.

Kendi düşüncelerime geçersem bir kere kitap Alman edebiyatından okuduğum ilk kitaptı.Çok sevdiğimi söylemeliyim.Kitabı ilk elime aldığımda ise boyutu yüzünden şaşırmıştım ve açıkcası Zoran Drevenkar'ın adını hiç duymadığım için endişelerim vardı.Sonra kitaba başladım ve bir bakmışım yarım saatte 90 sayfayı geride bırakmışım ve ben ilerliyorum.




Bir de kitap "Baba - Oğul" ilişkilerini işlediği için bu kadar ilgimi çekti ya da duygusal olduğu için de olabilir.Sonlarına doğru "yook artık! böyle şey mi olur?" desem de araştırınca istatiksel olarak bu tür baba-oğul olaylarının çok olduğunu gördüm.(inanın bana %20yi geçiyor ki bence bu çok büyük bir yüzde) 

Ah arkadaşlar ah yazının sonuna geldim içlendim,üzüldüm.İçim kan ağlıyor şu anda.Sevgililer Günü turunda gülüp romantik çığlıklar atarken Aleve Dokunmak turumuzda ise üzüntüden saçımı kesicek reddeye gelicem neredeyse (Allah korusun).Son olarakta buradan on8 yayınlarına,anneme ve babama teşekkür ediyorum.Şaka şaka on8 yayınlarına bize destek oldukları için cidden teşekkür ediyorum böyle güzel bir kitaba tur yapmamıza izin verdikleri için.

Turumuzun 4.gününü de benim yorumumla kapatmış olduk.Yarın Ece'nin (bir kitap delisinin günlüğü) blogunda görüşmek üzere ! Bakalım onun kitap yorumu nasılmış ve kitapta geçen şarkılar nelermiş ? 



Anna Kan Giyinmiş Kız - Kendare Blake | Kitap Yorumu

11 Şubat 2014 Salı

Kitabın Adı : Anna Kan Giyinmiş Kız
Orjinal Adı :  Anna Dressed in Blood
Serinin Adı : Anna (#1)
Yazarın Adı : Kendare Blake
Yayınevi : Martı Yayınları
Tür : Fantastik,Paranormal,YA,Supernatural

Düşünceler zamanla bulanıklaşıp kaybolur,

ama gözler hiçbir şeyi unutmaz…
Cas Lowood, ihbarlar üzerine hayaletlerin peşine düşerek onları yok eden bir hayalet avcısıdır. Yeni görevi ise, evine adım atan herkesi acımasızca öldüren hayalet Anna Korlovu yakalamak ve ondan kurtulmaktır.
Fakat Cas bu kez daha önce hiç rastlamadığı türden bir hayaletle karşı karşıyadır. Annanın içindeki, insanları öldürme isteğinin nedenini öğrendiğinde onun hayatına ve ölümüne dair sırlarla örülü gerçekleri de su yüzüne çıkarır.
Yirmi beşten fazla dile çevrilen ve birçok ödül alan Kan Giyinmiş Kız sizleri doğaüstü fantastik kurgunun romantik öğelerle harmanlandığı sıra dışı bir hikâyeyle tanıştırıyor.

YORUMLAR
"Tamamen orijinal, özgün ve eğlendirici bir kitap. Korku türündeki en iyilerin arasında olabilecek kadar harika. Devam kitaplarını da okumayı isteriz."
-Kirkus Reviews-
"Case bayıldım! Vârisi olduğu dünya ise oldukça canlı ve merak uyandırıcı. Işıkları açarak uyumaya hazır olun çünkü bu kitabın dişleri var. Hem de sipsivri."
-Stacey Kade-


  Vuhu diyorum ! Sonunda sonunda ve sonunda çıkmasını heyecanla beklediğim ve beklentilerimin çok yüksek olduğu bir kitapla karşınızdayım.Okudum tabi su gibi içtim de diyebilirim.İnsan bu kadar bekleyince eline alıp hemen bitiriyor tabii.Şimdi ilk kitabın konusunu açıklayayım sonra ayrıntılı olarak yorumuma gelicez.Gelicez bekleyin sabredin.


  Theseus Cassio Lowood bir hayalet avcıdır.Babasından kalan mirası devam ettirmeye ant etmiş ve de bunun üstüne çok çalışma yapmıştır.Çalışma derken Dean ve Sam'in hayaletleri öldürmeleri gibi bir çalışma.Ama Cassio'nun işi daha zor çünkü o hem genç bir çocuk hemde annesiyle beraber şehir şehir gezip hayalet avlıyor.Ne kadar havalı değil mi ? Cassio dünyadaki tek hayalet avcısı.Bu yüzden her gün onlarca mektup geliyor ve hayaletlerin yerlerini bildiriyorlar.Ama o her hayaleti araştırıp en kötüsünün peşinden gidiyor.Ve sıradaki hayalet ANNA.Anna Karlov.Kan Giyinmiş Kız Anna.Cassio Anna adını duyduğunda bu iş için Thunder Bay'e gideceğini ve orada Anna'yı öldüreceğinden emindir.İşler istediğimiz gibi gitmiyor hep değil mi ? Malesef.


Dolabın bulunduğu yere iki kez gittiğim halde Thomas'ı hiç görmemiştim.Bu yüzden geometri dersine girip,başarılı olmasam da uyanık kalmaya çalıştım.Sabahın köründe matematik dersi işlenmesinin yasalanması gerekiyordu bence.

  Kitabı elime alıp başladığımda ilk bir kaç sayfada hiç bir şey anlamadım.Cidden karakterin kız olduğunu ve çok çetin bir karakter olduğu düşünmeye başlamışken PAT  karakterimiz çok dişli bir erkek çıktı.Açıkcası şaşırdım.Çünkü genelde bu tür kitaplar da hep ana karakter savaşan kişi kız olur.Ve sevindim.Uzun zamandır belki de ilk kez ana karakterin erkek olduğu bir kitap okuduğum için.Kendare Blake'i alkışlıyorum bu yüzden.Bir de olayların ustaca kurgulanması olayı var.Çoğu yazar güzel bir konuyu alıp saçmalıyorlar.Ama Kendare Blake bu olayı aşmış ve kurguyu soteleyip üstüne naneyi ekleyip bize sunmuş.

  Labirent:Ölümcül Kaçış'ı okuduktan sonra açıkcası bu kitaptan da beklentimi düşük tutmalıyım demiştim.Keşke demeseymişim.Keyfimi yerine getiren fantastik-romantik bir kitap okudum.Bu doza da ihtiyacım vardı zira uzun zamandır romantik okuyordum sadece.Fantastik eksikliğime ilaç gibi geldi bu kitap.Bir de Supernatural dizisine benzetmem var tabii.Supernatural dizisinin kitaplarını da okumama rağmen bu kitap onları solda bırakmış.Hatta hızını arttırıp yanında sıfır kaldırtmış.

  Martı yayınlarının kapağına hayran kalmasam da bu kitabı onların çıkarmasına çok sevindim.Çünkü çok bekletmeyen bir yayınevi olduklarını düşünüyorum ve ikinci kitabı da bizim için hemen çevireceklerine eminim.
  Böyle kitabı alıp sıkıcam canını falan çkarıcam ama yapamıyorum tabii.O yüzden siz sözümü dinleyin ve hemen en yakın yere koşup Anna Kan Giyinmiş Kız'ı alın.Okuyun.Okutturun.

[2.GEZGIN KITAP KARDEŞLIĞI ILE BLOG TURU 2.GÜN] "SEVGILILER GÜNÜ" - HARLEQUIN | Kitap Yorumu + Harlequin Nedir ?

10 Şubat 2014 Pazartesi




Turun ikinci günündeen merhabalar ! Ah ah nasılsınız ? Umarım iyisinizdir.Ben harikayııım.Çünkü tahmin ettiğimden de güzel bir kitap okudum.Hatta sanırsam beklentimi aşabilecek üç kitap okudum.Hepsi de harikaydı ! Tabii kitapları ve yazarları nasıl anlatacağıma dair en ufak bir fikrim yok.Dün hazırlamış olduğum kitabın tanıtımı postuna bakarsanız konuları hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Konularını beğenmediyseniz de size söyleyeceğim tek bir şey var : sevgililer gününde bu kitapla yalnız olmayacaksınız.

Daha fazla yorum yapmak cidden isterdim ama anlatıp heyecanını kaçırmak istemiyorum.Bir kitapta zengin erkeğimiz bir kadının peşinden koşarken diğer kitapta utangaç kızımız açılıyor.Ah ah nasıl da romantizme ihtiyacım varmış bu kitapla nasıl da romantizme doydum.Resmen doyurdu bu kitap beni.Çok konuştum yine değil mi ? O haldee "harlequin nedir ?" kısmına geçelim.



HARLEQUİN NEDİR ? 


    1949'da yayın hayatına başlayan Harleequin dünyanın dört bir yanındaki kadınlara romantizmi yaşatmayı amaçlıyor.Harlequin 1949'dan beri içinde 800'ü aşkın BESTSELLER olan yaklaşık 35.000 roman yayınlanmıştır.Harlequin kitapları 6 kıtada,114 ülkede,28 farklı dilde ve ayda yaklaşık 110 farklı kitap olarak yayınlanmaktadır.Harlequin kitapları dünyanın farklı farklı yerlerinden yaklaşık 1.100 yazar tarafından yazılmaktadır.
   Harlequin ayda ortalama olarak 11.000.000 kitap satışı ile dünyadaki en büyük ve en başarılı global markalardan biridir.Harlequin satış rakamları ve milyonlarca okuyucusu ile dünyadaki en çok okunan yayındır.Ve Türkiye de Harlequin'in eserleri 6 farklı seride,tekli ve ikili olarak 12 roman içeren 7 kitap olarak,hiç aksatmadan her ay yayınlanmaktadır.Harlequin romantizmle eş tutulmalıdır.İşi dünyadaki tüm kadınlara ulaşmak olan yayınevinin 6 farklı serisini öğrenmeye ne dersiniz ? 


1)Classics 

    Harlequin'in en çok satış ve en çok okunmuş eserlerine denilir.

2) Romance 

   Daha çok aşk ağırlıklı olan ve her kesimden okuyucuya hitap eden eserlerdir.


3) Desire 

   Daha çok tutku,ihtiras,kışkırtıcı hikayeler barındıran aşkları içeren eserlerdir.

4) High Life 

   Yüksek hayatları  anlatan daha çok zenginlik,baştan çıkarma,şöhret gibi konuları işleyen eserlerdir.

5) Historical

   Geçmiş yüzyıllarda geçen aşk,tutku gibi konuları başarıyla işleyen eserlerdir.

6) Stars of Romance 

   Yıldız yazarların yazdığı aşk,tutku,aile,kıskançlık,dostluk gib konuların ustaca işlendiği eserlerdir.

[2.GEZGIN KITAP KARDEŞLIĞI ILE BLOG TURU 1.GÜN] "Sevgililer Günü" - Harlequin

9 Şubat 2014 Pazar

 Tatilin son gününden herkese merhabalar tabii bir de bizim Sevgililer Günü turumuzun birinci gününden de !
Umarım tura hazırlıklısınızdır.Çünkü biz bomba gibiyiz.Sevgililer gününde 
yalnız olabiliriz ama turla beraber olmak daha da heyecan verici.Turumuzun birinci gününde tüm bloglardan bulabileceğini Kitap ve Yazarların tanıtımı var.Yarın da benim kitapla ilgili yorumlarımı ve Harlequin nedir yazımı bu blogdan bulabileceksiniz.
Öncelikle Sevgililer Günü kitabımız üç kitaptan oluşmakta.O yüzden üç farklı kitap ve üç farklı yazarla karşılaşıcaksınız.Bilgilendiğinize göre kitapların ve yazarın tanıtımına geçelim ne dersiniz ?



 İhtiraslı Gece
Milyarder Hunter Osland gözlerine inanamıyordu. Ailesinin yeni satın 


aldığı şirketin çalışanlarından biri, tek 


gecelik ilişki yaşadığı Sinclair 


Mahoney'di. Yaşadıkları ihtiraslı 

gecenin anıları zihninde hâlâ taze olan Hunter, ilişkilerini yeniden canlandırmak istedi. Ama Sinclair'in, şirketin yeni CEO'suna karşı ihtiyatlı davranması, Hunter'ı bambaşka bir eylem planına yöneltecekti.

Önce Sinclair'e yönetim kademesinde ne kadar çekici olduğunu gösterecek sonra da bunu yatak odasında ayrıca ispatlayacaktı.

Barbara Dunlop



USA bestseller yazarı Barbara Dunlop, ilk kitabını 2000 yılında Harlequin'e sattı. O günden beri Harlequin için 30'dan fazla roman yazdı ve bir çok ödül kazandı. RWA yönetim kurulunun eski bir üyesidir ayrıca iki defa RITA ödülü finalisti olmuştur.






Aşkın Rolü




Cashel Burgess'ın halkla ilişkiler ekibi, şirketin itibarını kurtarmak ve patronun müşfik yönünü gözler önüne sermek için bir fikir öne sürer. Cash, Avustralya'nın en romantik çiftinin seçileceği Sevgililer Günü yarışmasına girecektir. Tek sorun Cash'in bir kız arkadaşının olmamasıdır. Lucy Grant ise beş para etmez eski kocası yüzünden Sevgililer Günü'nden nefret etmektedir. Cash ona reddedemeyeceği bir teklif yapar. Avustralya'nın en eğlenceli çifti olmuşlardır. Ancak erkek, sevgili rolünü bu kadar iyi yapınca, kadın da bu kurguyu gerçeğe dönüştürmeye heves edecektir illa ki.



Nichola Marsh
USA bestseller yazarı Nichola Marsh, yetişkinler için flörtöz kurgular ve gençler için ürkütücü kurgular yazıyordur.
45 kitap yayınlamıştır ve dünya genelinde 5 milyon kopya satmıştır.Harlequin için çağdaş romantik kitaplar yazıyordur. 




Peri Masalı

Miranda kalabalıkların içinde kaybolmayı tercih eden biriydi. Ancak bu bir peri masalı düşlemesine engel değildi. Yeni patronu Rafe Knighton inanılmaz derecede karizmatik ve çekici biriydi ama Miranda'nın beyaz atlı prensi olmaya uygun değildi.

Rafe Knighton artık durulmak ve hayatını birleştireceği kadını bulmak istiyordu. Amacına ulaşması için Miranda'nın organizasyon yeteneğine ihtiyacı vardı. Ancak onunla zaman geçirdikçe başkalarının dikkat etmediği birçok özelliği olduğunu fark etmeye başladı.

Acaba dediği dedik Sinderella hak ettiği sona kavuşacak mı dersiniz?

Jessica Hart

55 yaşında, İngiliz bir yazardır. US RITA ödülünü ve British RoNA ödülünü kazanmıştır.
Accra, Ghana'da doğmuş ve Afrika'da büyümüştür. 
İlk kitabını 1991'de yayınlamıştır. 

Bu arada tur kapsamında devam edecek çekilişimize katılmayı unutmayın !

Labirent:Ölümcül Kaçış - James Dashner | Kitap Yorumu

6 Şubat 2014 Perşembe

Kitabın Adı : Labirent : Ölümcül Kaçış
Orjinal Adı : The Maze Runner
Serinin Adı : Runner
Yazarın Adı : James Dashner
Yayınevi : Pegasus
Tür : Distopya,Macera

Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayranda kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomasın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.


"Açlık Oyunları gibi distopik hikâyeleri sevenler Thomasla birlikte Kayranda maceraya sürüklenecekler."
-School Library Journal-


Merhabalar !
Bir buçuk hafta önce yazmam gereken yazıyı şimdi yazıyorum.Harikayım değil mi ? Aslında bu kitabı tur kitabımızdan önce okumuş fakat araya tur girince dikkatimi tura verdiğim için yorumlayamamıştım.Üşendiğimi de itiraf ediyorum.

The Maze Runner bizim Türkçe adıyla Labirent:Ölümcül Kaçış çok merakla beklediğim hatta çıkacağı haberini aldığımda zıpladığım bir kitaptı.Çok merak ediyordum.Bunun için de beklentim oldukça fazlaydı.Bir şeyi ne kadar çok beklerseniz sanırsam o kadar fazla beklenti içine giriyorsunuz.Peki bu kadar söylendim şimdi kitabın konusuna geçeyim ne dersiniz sonrasına siz karar verin ? 


Thomas gözlerini açtığında bir asansördedir.Çok korkunç evet.Kapkaranlık bir asansör.Asansör açılınca ve de dışarı çıkınca Thomas kendini bir  Labirentte  bulacaktır.Kayranlılarla beraber Labirent'i çözmeye çalışan Thomas'a bir süre sonra bu labirent tanıdık gelmeye başlayacaktır.Ve Kayranlılardan bir kaçı onu tanıdığını hatırladığını söylemektedirler.Peki gerçek nedir ?

Konu aslında çok güzel.Distopik olması bambaşka bir dünyada geçmesi dikkat çekici.Ama sorun yazarda bu kadar güzel bir konuyu kitabında işleyememiş.Hayır "püüü" demiyorum kitaba.Aslında beğenmediğim yerler kadar da beğendiğim kısımlar vardı.Beğenmediğim kısımlar ağır basınca kitap benim için okuması zor bir hale geldi.Ne zaman bitecek diye sayfalarını hesaplamaya başladım.

Bir de karakterleri gözümde canlandıramama konusu var.Ne yazık ki ben önceden filmle ilgili ayrıntılara baktığım için Thomas'ı hep Dylan olarak düşündüm ve Teresa'yı de Kaya S.-kusura bakmayın soyaadına bakmak zor geldi-  ama siz siz olun benim düştüğüm hataya düşüp filmle ilgili bilgilere bakmayın.

Benden bu kadar karar size kalmış.Merakınıza yenilip kitabı alıp okuyucak mısınız ? Yoksa kitaba bakmıyıcak mısınız ? 




Şablon Sorunsalı (Oh be nihayet !)

5 Şubat 2014 Çarşamba



Tatile girdiğimizden beri doğru düzgün bir tema yapmak için canımı dişime takmıştım.Hatta baya baya canımı dişime takıp blog teması için sabahlıyordum.Uyuduğumda ise rüyamda bilgisayar başında "nasıl bir tema olsun ? hangi renkleri kullanayım?" diye düşünceler beynimi kemiriyordu.

Sonra annemle beraber oturup renk düşünmeye başladık.Evet blog temam için renk ! O kadar çok renk düşündük ki en sonunda renklerden gına gelip bırakmıştım düşünmeyi.

Bir kaç gün önce gri ve beyaz olmasına karar vermişken, dünkü temayı görmüşsünüzdür gri bir tema denedim.Ama hem içime sinmedi hem de öyle bir tema olmayacağına karar verdim neyse efenim karar vermişken ve vloglarda gezinirken kızın odasını gördüm  kabum o an beynimde şimşekler,kıvılcımlar,taşlar neyse tüm doğal afetler oldu ve ben turkuaz-bebek mavisi diyin ne derseniz diyin- ve beyazı kullanmaya karar verdim.

Ardından böyle bir tema çıktı efenim karşımıza.İyi oldu hoş oldu.Hepimiz çok beğendik.Annem hariç.Hala başımda dikilip "Kızım böyle tema mı olurmuş ? Şu şeyler ne ? Cık olmamış beğenmedim,neyse hiç değilse gri olandan daha iyi" deyip moralimi bozuyor.Hatta moral diye bir şey bırakmıyor.Nitekim ben çok beğendim.Umarım sizin de gözünüz yorulmuyordur ve sizde çok beğenmişsinizdir.

PS: Evet photoshop cs4 kullandım ^^



 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS