Kağıttan Kentler - John Green | Kitap Yorumu

28 Aralık 2013 Cumartesi

Kitabın Adı : Kağıttan Kentler
Orjinal Adı : Paper Town
Yazarın Adı : John Green
Yayınevi : Pegasus
Sayfa Sayısı : 320
Goodreads | İdefix | D&R

Kendini ararken kaybolmanın ve yeni bir başlangıçla hayat ile aşkı keşfetmenin hikâyesi...

Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelmanı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margonun peşine düşer.

Genç kızla sabaha kadar ortalığı karıştırdıktan sonra okula giden Quentin, her zaman bilinmezlerle dolu olan Margonun artık tam bir gizeme dönüştüğünü keşfedecektir. Fakat kısa süre sonra ipuçları olduğunu ve bunların kendisi için bırakıldığını fark eder. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen ipuçlarının peşinde inatla ilerlemesine rağmen Quentin, Margoya ne kadar yaklaşırsa, tanıdığını sandığı kızdan o kadar uzaklaştığını görecektir...

"Hem kahkaha attıracak kadar komik hem de gerçekten dokunaklı." 
-Kliatt-


  Sinirden delirdiğim,iki kere yarım bıraktığım sırf John Green yazdı diye okuduğum bir kitaptan herkese merhabalar.Aslında bu kitabın yorumunu yazmayı hiç istemiyordum çünkü ilk cümleden de anlayacağınız gibi kitap benim için işkenceydi.Kelimeler,cümleler fazlalık gelmişti.Konusunu saçma bulmuştum sonra da kitabı aşk romanı olarak değilde kişisel gelişim kitabı olarak değerlendirmeye karar verdim.Sonuç tabii ki benim için daha iyiydi.John aşk romanı değil tamamiyle kişisel gelişim romanı yazmıştı benim için ! 


  Şimdi bu kadar kitaptan bahsettim konusundan da bahsetmek lazım.Margo adında bir genç kızımız var.Ve esas kızımız belirli aralıklarla çılgınlık yapıp ortadan kayboluyor ya da "kağıttan kentlere" gidip gözden kayboluyor.Kaçmasından önce ise planlar kurup çocukluk arkadaşı ve kendisine deli gibi aşık olan Quentin'le deliler gibi eğleniyor -deliler gibi derken gerçekten çılgınca planlar yapıp bunu uygulamaya döküyorlar-.O geceden sonra Margo Roth Spiegelman'ı gören olmuyor.Haftalarca ortaya çıkmasını bekliyorlar ama Margo'nun nereye gittiğini ya da ölüp ölmediğini bilen olmuyor.Kitabımızda Quentin'in Margo'yu ve kendini bulmasını anlatıyor.

"Terk etmek çok zordur...ta ki terk edene kadar.Ondan sonra dünyanın en lanet şeyidir.(sayfa 239)"


"İnsanın son gününde, kötü günlerini hatırlamak çok zor hale gelir çünkü öyle ya da böyle burada tıpkı benim yaptığım gibi yaşam kurmuştu.(sayfa 238)"

  Kitabın geneline bakacak olursak dili çok sadeydi.Okunmayı kolaylaştırıyordu.Sanırım dili sayesinde bitirebildim kitabı.Ama okurken sürekli "Aynı Yıldızın Altında da böyle değildi !" naraları eşliğinde okudum.Yazarın başka bir kitabını okuyunca insan elinde olmadan karşılaştırma yapmaya başlıyor.Eğer John'ın ilk Kağıttan Kentler romanını okusaydım kesinlikle Aynı Yıldızın Altında'yı okumaya başlamazdım.

"Dağılmamızı engelleten tek şey bunları söylememiz.Belki bu gelecekleri hayal ederek onları gerçekleştiremeyiz.Ama her halikarda hayal etmeliyiz.Işık dışarı sızıyor ve içeri dolduruyor."

Peki bu kadar olumsuz yorum yaptım bir kere bile beğendiğim bir yeri yok mu diye sorarsanız tek beğendiğim kısmın Quentin ve arkadaşlarının Margo'yu aramak için çıktıkları yolculuktu.Keşke John biraz daha eğlence katsaydı biraz daha mizah olsaydı demedim değil.Kitabın eksikliği duygu yoksunluğuydu.

Benim için bir günümü harcayıp sonunda ise "nasıl yaaa nasıl biter son muydu bu??!!" dediğim bir kitaptı Kağıttan Kentler.Sizin için nasıl olacağını bilemem ama sinir krizi geçirmek istiyorsanız hiç zaman kaybetmeyin ve alın okuyun derim.Siinir krizi geçirmek garantidir !


Mekanik Melek (Cehennem Makineleri #1) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

21 Aralık 2013 Cumartesi


Kitabın Adı : Mekanik Melek

Orjinal Adı : Clockwork Angel
Serinin Adı : Cehennem Makineleri 
Yazarın Adı : Cassandra Clare
Yayınevi : Artemis 
Sayfa Sayısı : 479 
Tür : Aşk, Macera

On altı yaşındaki Tessa Gray, ağabeyini bulmak için okyanusu aşıp 
Kraliçe Viktoryanın hükmü altındaki İngiltereye geldiğinde, 
onu korkunç bir sır bekliyordu. Londranın Aşağıdünyasının ıssız sokaklarını vampirler, büyücüler ve diğer doğaüstü yaratıklar ele geçirmişti. Kaosun yerine 
düzen getirmekse yalnızca Gölgeavcılarına, kendilerini dünyayı iblislerden 
kurtarmaya adamış savaşçılara düşüyordu.
Pandemonium Kulübünde çalışan Kara Kardeşler tarafından kaçırılan Tessa, 
sonunda kendisinin de bir Aşağıdünyalı olduğunu öğrenecekti. 
Üstelik ender bulunan bir yeteneğe sahipti.
İstediği zaman bir başkasına dönüşebiliyordu. 
Kulübün kendini sır gibi saklayan yöneticisi Magisterın niyeti ise, 
Tessayı ve gücünü ele geçirmekti.

Aradan iki ay belki de üç ay geçiyor.Bir kitabın yorumunu yazmak için ben hala zorluk çekiyorum.Bu satırları da büyük ihtimalle ne yazdığımı bilmeyerek yazıyorum.O kadar garip, o kadar harika bir kitap okudum ki neye uğradığımı şaşırdım.Kitap bitince ise içimde bir burukluk bir yarımlık vardı.Bu postta da izninizle söveceğim arkadaşlar.İçimdeki zehiri akıtacağım ve yoluma devam edicem.Üzgünüm Cassandra çok güzel bir ilişkimiz oldu ama bu bana fazla geldi.Şimdi izninle kitabınla ilgili sövgülerimi pardon övgülerimi sunacağım.

Kitap sevgili kızımız Tessa Gray'in Londra'ya abisinin yanına gelmesiyle başlıyor.Pardon zannetmesiyle demeliydim.Tessa abisinin yanına geldiğini zannediyor.Tabii ki de Tessa'nın zannettiği gibi mutlu bir yaşam beklemiyor kızımızı.Aksine eğitimlerle,işkencelerle geçecek bir yaşam bekliyor Tessa'yı.Ve Kara Kardeşler'in -adlarını unuttum kara kardeşler miydi?- eline düşen Tessa bir akşam yakışıklı beyaz atlı prensi tarafından kurtarılıyor.Şaka şaka hangi kitapta beyaz atlı prens var ? Yakışıklı kısmı doğruydu ama beyaz at ve prens kelimeleri üzerinde biraz şaşırmış olabilirsiniz.Kurtulan Tessa Londra'ya gelmesiyle abisinin ve kendisinin içinde bulunduğu durumu anlıyor.

Dımdımdım.Bundan sonrası sevgili blog sahibesinin yorumu,sitemi,ağlaması ve kitaba olan aşkını içeriyor dikkat !

Tessa'dan ne kadar yakınsam az.Bir insan kitap karakterinden ölesiye nefret edebiliyormuş sevgili okuyucu ! Bu kitapta bunu iyice anladım.Ne kadar saf karakter yazıyor bu yazarlar! Kuduruyorum yerimde.Bu ne ? Bu karakter ne ? Böyle dengesiz karakter olur mu ??? Lütfen Cassandra son kitapta bunu yapma bize.Gelelim diğer karakterlere.Jem Cartais ve Will Herondale.Ah ah.Tessadan ne kadar nefret ediyorsam Will'den de o davranışlarından da o kadar nefret ediyorum ! Böyle gidip "silkinsene be çocuk" diyesim var sarsasım var da yazık.O yüzden yaklaşmıyorum.Tabii ki gölge avcısı olmasıyla alakası yok.Hiç yani yakınından bile geçmiyor.Bir Jem var.Ah ah bu kitapta en sevdiğim karakter sanırım o oldu.Kalbimde tahtını kurdu böyle en baş köşeye oturdu.Sonra da o gri gözlerinin içi parlaya parlaya gülümsedi.

Anlayacağınız üzere Tessa, Jem ve Will arasında kaldı.Şok şok şok ! Bir aşk üçgeni.İyi ki aşk üçgeni.Bir Zoey Kızılkuş olup aşk sekizgeni falan da yaşayabilirdi.Allah korusun !! Nefret ediyorum dedim de Tessa'dan ben onun yerinde olsam garip şeyler keşfetsem hiç tanımadığım bir dünyada hiç tanımadığım birilerine aşık olsam sanırım fena bocalardım.O yine iyi toparladı.Aferin Cassandra kızdım mızdım ama tebrik ediyorum şu anda seni.

Anlayacağınız üzere ben çok dolmuşum bu seriye.Çok üzülmüşüm.Ama biri bana sorsa "ne yapmalıyıım yeaa bir seriye başlamak istiyorum " desee yüzüne bu üç kitaptan oluşan seriyi çarparım.Tamam çarpmam canı acıyabilir sonuçta kitaplar kalın ve CİLTLİ ! Yalnız son bir uyarıyla konuyu kapatıp gidip ikinci kitapla ilgili yorumumu hazırlıyıcam.

BU SERİYE BAŞLAYACAKSANIZ HER ŞEYE HAZIR OLUN.Çünkü seri ile yatıp kalkacak seri ile üzüleceksiniz.

Ve yorumun sonu.
Fin.

Soğuk Hava Dosyası : İzlenebilecek Filmler

20 Aralık 2013 Cuma

Merhabalar 

Hazır bir üç günlük raporluyken ve kendi kendime şu günleri tatil ilan etmişken dedim bir şeyler yapmalıyım.En sonunda aklımda Soğuk Hava Dosyası geldi.

Soğuk Hava Dosyası nedir ? 

Soğuk Hava Dosyası , kışın evde yapılabilecek aktivitelerinizin bir listesidir.Kısacası benim size önerdiğim filmler,diziler ve daha nicesidir.Uyup uymamak kaale alıp almamak size kalmıştır.Ama kaale alırsanız blog sahibi çok sevinecektir.


Pekala gelelim benim sizin için önerdiğim filmlere.Şahsen bu önerilen film olayını çok seviyorum.Hatta boş zamanlarımda bloglara girip "haydi bakalım film beğen,izle" diyorum.Evet garip bir durum ama böylelikle çok hoş filmler bulunabiliyor.Ve bu dosyada her türden film eklemeye çalışıcam.

1- Muhteşem Gatsby

Beni hüsrana uğratan.Sonunda açıp açıp ağladığım.Daisy'ye kızıp Gatsby'ye acıdığım.Nick'in neler yaptığını merak ettiğim film.Kiminle tanışırsam ilk "Muhteşem Gatsby'yi izledin mi ??" diye konuya giriyorum.Film gerek görseller bakımından gerekse cast bakımından göz doyurucu.Oscar'a aday olduğunu söylememe gerek yok sanırım ? Film F.Scott Fitzgerald'ın The Great Gatsby adlı romanından uyarlama.

2- Hotel Transilvania


Vampir,animasyon,macera ! Ve tüm hikayelerin,anlatımların üstünden toplama bir animasyon.Tüm söylentileri komik tarafından almışlar.Sanırım animasyonların en çok bu tarafını seviyorum.Komikler,gülebiliyorsun ayrıca hayal gücünü geliştiriyorlar.Kısaca izleyin izlettirin !


3-Kimlik Hırsızı

Tam bir komedi filmi ! Listemizde komedi eksik olmasın dedim.Hemen gidip bir komedi buldum sizin için.Aslında buraya daha farklı filmler koyabilirdim.Ama düşündüm ve Mike and Molly'de oynayan yıldımızımızı kimse tanımadığı için bu filmi de eklemeye karar verdim.Güleceksiniz kahkaha atacaksınız.Bazı yerlerde "noluyo ya?" da diyeceksiniz ama kışın zevkle izleyebileceğiniz izledikten sonra da yazı özleyeceğiniz bir film var karşınızda.

4-Kick Ass 1-2

Kick ASS ! Adında da anlayacağınız gibi tam kick ass bir film.Filmimiz çok aksiyonlu ama bir o kadar da komik.Araya aşk da serpilmemiş değil.Filmi izliyicekseniz oturup bir günde ikisini birden izlemelisiniz.Filmimiz kahraman olmaya çalışan genç birini anlatıyor.Tabii ki onun maceralarını da beraberinde getiriyor.Sahi sıradan biri kahraman olmaya çalışsa ne olur hiç düşündünüz mü ?

5-Pi'nin Yaşamı

Ailemle beraber oturma odasında koltukta uzanıp izlemiştim.Konu olarak ne kadar kafa karıştırıcı olsa da büyüleyici bir filmdir kendisi.Ama kendinizi 3D olarak izleseydim keşke demekten alamıyorsunuz.Macera filmi mi desem ne desem bilemedim.

6-Son Moda Aşk

Romantik ! Sonunda benim sevdiğim türe geldik.Filmin konusu herkese göre olmayabilir.İlk önce şunu belirtmeliyim ki film Fransız yapımı.Ama filmin gerek görselleri gerekse konusu çok güzel.Konusuna gelicek olursam.Aralarında yaş farkı olmasına rağmen bir ilişki yaşayan çifti anlatıyor.Büyük olan burada bayan karakter.Bayan karakterin başarıya ulaşmasını ve bay karakteri -karakterlerin ismini hatırlayamayan bloggerın dramı- kullanmasını tabii ki de sonunun mutlu bitmesini anlatıyor.Klasik bir romantik film değil.Yazar olmak isteyenlerin isteyebileceği bir film.

7-Wolverine (2013 Yapımı)

Kış günü tüm filmler bitti canını sıkılıyor ve aksiyonlu bir film arıyorsunuz ! İşte size önerim wolverine.Özellikle bu önerim MARVEL sevenlere.Film biraz X-men'e birazda ilk filme dayanıyor.Ve aklınızda "Acaba insan olucak mı ? Bu kızın işi ne ? OHA NASIL DÖVÜŞÜYORLAR!!" soruları geliyor.Film ilk Wolverine'in kendini insanlıktan soğutlaması ve kimsenin canını yakmadan yaşamasını anlatıyor.Sonra bir de bakıyorsunuz ki ölümler,ölümler,ölümler.Sonuç ÖLÜM.Ama aksiyon sevenler için iyi bir tercih olabileceğinin altını çiziyorum.


8-Percy Jackson Canavarlar Denizi

İlk kitabını okuyup beğenmiş ikinci kitabını daha okuyamamıştım.İlk kitabını okuduktan sonra kış şenliği kapsamında filmini bir kere daha izlemiştim.İzledikten sonra ikinci filminin çıktığını hatırlayıp ikinci filmi de izlemiştim.Ve birinci kitapta olan olayların çoğunun ikinci kitapta söylenildiğini fark ettim.Ama yapımcı kitaba göre de hareket etmişti.Görsellerini ve oyuncuları çok beğendiğim için bu filmi de listeye ekledim.Yoksaa noo.Oysa ki kitapları baz almasak çok güzel bir film olabilirmiş....Kitabını okumadıysanız ve boş vaktiniz varsa harika bir film.Tabii ki sonradan tüm kitapları satın almak isteyeceksiniz.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Ay Hadi İnşallah (PuCCa Günlük #4) - PuCCa | Kitap Yorumu

11 Aralık 2013 Çarşamba

Kitabın Adı : Ay Hadi İnşallah
Yazarın Adı : PuCCa
Serinin Adı : PuCCa Günlük
Yayın Evi : Okuyan Us Yayınevi
Basın Tarihi : Kasım 2013 
Sayfa Sayısı : 332
Goodreads Puanı : 4.50 

"Ne anneler, ne eski sevgililer ne de etrafta dolanan s.tükler! Bu kez başaracam, bu kez o duvağı takcam! Hiçbir şey önüme engel olamayacak… Sen bile! Kaderimde yokmuş, falımda çıkmıyormuş, o adam bana göre değilmiş… Hiiiiiiiiiç anlamam, dinlemem, o adam buraya gelecek! Ayy hadi inşallah!"

"İskambil kâğıtlarından ev yapıyorum kendime Valeyi saklıyorum, Kızı kıskanıyorum, Asla hayaller kuruyorum. Hep birşeyler eksik kalıyor, sayılar başımı döndürüyor. Fal bakıyorum maça aramızı bozuyor, papaz kaçıyor. Ve ben kâğıttan evin içine bir türlü sığamıyorum…"

Bu kitabın okuyucularına bir uyarısı olsaydı, o da "Pucca bu, anılarını mutlaka okuyun ama sakın ola ilişkinizde uygulamayın!" olurdu… Sosyal Medyanın kraliçesi Pucca, 4. kitabı Ay Hadi İnşallahta yine kadın zekâsını, komikliğini, sinsiliğini, şaşkınlığını ve hani o bildiğimiz, "Ne onunla ne onsuz!" aşkı en yalın haliyle yazdı… İlk kitabından itibaren başına gelen her şeyi tüm samimiyetiyle anlatıp çoğu zaman, "Sanki beni anlatmışsın…" dedirten Puccanın günlüğünde bu kez en bilinen aşkı Ceri ile olan hikâyesini okuyacağız.

Her durumdan bir kavga çıkaran, her kavgada ayrılan, her ayrılıktan 10 dakika sonra barışan Pucca ve Ceriyi okurken, bakalım siz hangi tarafta yer alacaksınız?
(Tanıtım Bülteninden)

  Önümde yorum yazısı bekleyen bir kitap.Ve ben üç gündür "nasıl yorum yazabilirim?  , nasıl giriş yapabilirim ?"diye kendimi yiyiyorum."Ay hadi inşallah'ın kitap yorumu  için nasıl giriş yapılır?" adlı ders istiyorum.Tabii bunu google'da arattım ilk.Yukarıdaki cümleyi değil ! Ay hadi inşallah için yorumlara baktım okudum silip süpürdüm hepsini.Güzel bloglar keşfettim.Tamam konumuz bu değildi ! Konuma geri dönüyorum.


  İkinci kitapta olan her şey PuCCa ile Ceri'nin Paris'e tatile gitmesi ve yaşadıkları bu kitap ile devam ediyor.Tabii kitabın başlangıcı Paris ile mutlu mesud bir yaşam ile başlamıyor.Pucca'nın psiloğa gitmesi ve ona derdini anlatması ile başlayıp öyle son buluyor.Kitabımız Paristen itibaren geçen iki seneyi anlatıyor.Şimdi böyle söyleyince sizinde gözünüze çok geldi benimde.(Beşinci kitabı istiyoruuuuz ! nidaları atardım da içimden bir ses 1 senecik bekleyeceğimizi daha söylüyor.......)

  Kitabı bir kız arkadaşımla beraber derslerde okudum.Hatta sınavım varken sınavı alelacele bitirip kitabı okumaya devam ettim.Ki bunu sakın sınıfınızda denemeyin.Kahkaha atıyorsunuz ve sınıftaki herkes size dönüp uzaylıymışsınız gibi bakıyor.Bu kitabın çıkmasını bir yıldır bekliyordum.Gün sayıyordum.Ne zaman kitabın kapağı duyuruldu o zaman ben her tarafta zıplayıp hopladım.Çıktığında ise hemen gidip almak istedim.Tabii ki her zamanki gibi "ay hadi inşallah" buradaki kitapçılara gelmemişti.Kitabı elime aldığımda ise kendimle savaştım.Okumamam lazımdı.Okursam biticekti.Pucca ile sadece kitaptan kitaba görüşebiliyor,gülebiliyordum.Ama bekletmekte istemiyordum.İşte kitabı okuma maceram buydu arkadaşlar.

   Bir de kitaba verdiğim tepkilere gelecek olursam.Delirdim ! Adam'a mı dersin Ceri'ye mi dersin pardon hepsine delirdim ! Kendimi Pucca yerine koyup bir süre ne yapılabilir diye de düşündüm.Kitabın sonunda anladım ki aşşşşk aşşk aşkkk pardon bunun böyle olması gerekmiyordu.Aşktan kaçılmaz, bir insandan ne kadar kaçarsan kaç ona karşı beslemiş olduğun sevgiden asla kaçamazsın.

  Yukarıya bakıyorum da kara kara düşünürken ne kadar çok konuşmuşum.İçimde hala da anlatmak istediğim şeyler var.Paris'te yaşananlar , Alaçatı'da Pucca'nın başına gelenler ve kitabın sonlarına doğru grip olması.Geçmiş zaman olmasaydı el birliğiyle gidip çorba yapalım evini toplayıp süpürelim derdim ama geçmiş geçmiştir geleceğe bakmalıyız diyorum........

  Ben diyorum diyorum da yorum da uzamış gidiyor.Bu kitapta ben çok güldüm ama güldüğüm kadar da üzüldüm , ah çektim.Diğer kitaplardan farkı PuCCa'nın cidden tek başına ayakta durabileceğine inanmasıydı.-şimdi nö diyenler olucak hayır diyenler olucak susun ! Ben ona inanıyorum- Bir de Ceri ile olan uzun süreli ilişkisi.Nedense konuştuğum kimse onları desteklemiyor ya da bok atma yarışına giriyorlar.Ama oturup uzun süreli düşününce ikisinin de birbiri için yaratılmış olduğunu fark ediyoruz.Pardon ediyorum.Çünkü ikisi de birbirlerini tamamlıyorlar.Kavga etmeleri zıt olmaları bunun ispatı.

Benim diyeceklerim bu kadardı sevgili okuyucu.Beşinci kitapta görüşmek üzere !


Kış Şenliği'nde ilk ay !

5 Aralık 2013 Perşembe


Okuma şenliğine bir heves katılmış listemi zevkle çıkarmış "hahaay ben bunları bitiririm" diye kendime heves yapmıştım.Peki şimdi soruyorum kendime bu ay ne yaptım ben ?? Kasım ayını iki kitapla bitirdim.Evet sayın okuyucu kendimden utanarak söylüyorum iki kitap okuyarak kasım ayını kapattım.Ve bunlardan biri de şenlik için okuduğum kitaplardandı.Hiç olmazsa bir madde bitirmişim diyerek seviniyor,kendimi teselli ediyorum.Şimdi bakalım hangi maddeyi bitirmişim ?


8.Kategori (20 Puan) : Sinemaya uyarlanmış bir kitap okuyup filmini izleyenlere.

(Percy Jackson ve Olimposlular )Şimşek Hırsızı - Rick Riordan (Doğan Egmond - 363)


Ve diğer kategorilerden de başlamış olduğum kitaplar var hatta şu anda ikinci kategoriyi yarıladım sayılır.Ama hep yarım ! Bir dahaki aya 100 puan olma dileğiyle köşeme çekiliyorum.


 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS