John Green - Aynı Yıldızın Altında (Oldukça uzun ve sitemli bir yazıdır DİKKAT !)

24 Haziran 2013 Pazartesi


Kitabın Adı : Aynı Yıldızın Altında
Orjinal Adı : The Fault In Our Stars
Yazar : John Green
Yayıncı : Pegasus
Sayfa  Sayısı :317
Yayın Tarihi : 2013
Fiyatı : 25 TL

 Kitap bitti.Beni benden aldı ama bitti.Hala sonunu düşünüyorum.John Green'i  o kadar sevdim ki  ve kitabı bitirmekle aynı anda bitirmemek arasında kaldım okurken çoğu zaman.John Green'in okuduğum ilk kitabıydı.Bu kitaptan sonra diğer kitabı da (alaskayla ilgili olan adını unuttum ice tea almaya gidiyorsunuz ve diğer kitabın adını unutuyorsunuz şahane) almayı planlıyorum.

   Kitaba geçsem mi geçmesem mi karar veremiyorum.Aslında içimden taksime çıkıp -o kadar direnişin içinde- pankartı tutup bu kitabı almalarını ve okumalarını söyleyesim var.Kitap Hazel Grace hakkında bir kızın kanserle savaşını anlatıyor.Tabii ben çoğunlukla aşk gördüm -romantik bir insandan başka bir şey beklenmez-.Hazel Grace 16 yaşında ve sorun ciğerlerinde.Sürekli tüple dolaşmak zorunda kalıyor.Ve ben okurken kanserin ne kadar kötü bir genetik hastalık olduğunu tekrar tekrar anladım.O kadar kötü bir şey ki.Bir gün bakıyorsun iyisin ve ertesi gün kanser olduğunu öğreniyorsun.Hazel 11 yaşında öğrenmiş kanser olduğunu (yanlış hatırlamıyorsam).Bu arada John Green kitaba başlamadan önce kısa bir not düşmüş.Kitaptaki olaylar gerçek değildir tamamiyle benim uydurmamdır diye.Ama kanserli bir kızın yaşamanı nasıl bu kadar güzel anlatabilmiş şaşırdım açıkcası.

  Her neyse konuya döneyim ben.Hazel -hala telaffuz edemiyorum arkadaşlar- annesinin ısrarıyla Destek Grubuna katılıyor ve bir gün baam Augustus Waters adında bir çocuk Isaac adlı çocuğun yanında Destek Grubuna katılıyor.Ve gözlerini Hazel'den ayırmadan onu izliyor.Destek grubunun çıkışında Hazel'le kısa bir konuşma yapıyor ve yolları bundan sonra ölüme kadar ayrılmıyor.

"Unutulmaktan korkuyorum" dedi bir an bile duraksamadan."Hani şu deyimdeki karanlıktan korkan kör adam gibi." (sayfa 19)
   Kitapta Hazel'in çok sevdiği bir kitap daha var Augustus'la kaynaşmalarına da yardımcı olan bir kitap.Görkemli Izdırap.Hazel kitabı çok seviyor çok seviyor ne kelime resmen yüzlerce kez okumuş kitabı.Ve kitap yarım bırakılmış.Bitirilmemiş.Kızımız kitabı Augustus'a veriyor.Gus okuyup ertesi gün bayıldığını belirtiyor aynı Hazel gibi.İlişkileri bundan sonra ilerliyor zaten.

Erkeklerin neden erkek filmi sevmemizi beklediklerini anlamıyorum.Biz onların kız filmi sevmesini beklemiyoruz.(sayfa 41)
   Augustus yazarla tanışmak istiyor bir bakıma da Hazel'in hayalini de gerçekleştirmek için, bir de kitabın sonunu öğrenmek için.Bu arada anlatmadığım önemli bir nokta var Augustus da kanser ve bir bacağını kaybetmiş kanser yüzünden.Evet devam edeyim.Bu kararlar verilirken Hazel yoğun bakıma kaldırılıyor.Doktorları Hollanda'ya gidebilmesinin tehlikeli olucağını anlatıyor.Ama yine de yolculuğa çıkıyorlar.
"Beni tanımıyorsun bile" dedim.Konsolda duran kitabı aldım.
"Bunu bitirdiğimde seni arasam olmaz mı ?"
 " Ama cep telefonu numaram sende yok" dedi.
"Kitabın içine yazdığından şüpheleniyorum." O şapşal gülümseme yüzüne yayıldı.
"Birde birbirimizi tanımıyoruz diyorsun."(sayfa 43)
   Bu yolculukta çiftimiz birbirlerini daha iyi tanıyorlar.Ciddi anlamda.Flört sürecinden çıkıyorlar ve gerçek bir çift oluyorlar.Ne kadar birinin bacağı olmasa da ve biri oksijen tüpüyle dolaşsa da.Okurken gözlerim doldu çoğu yerde hele böyle çiftlerin varlığını düşündükçe.Yazarla tanışma sürecine girmiyicem.Hatta bundan sonrası çok fena spoilere giricek.
"Hayır" diye mırıldandı Isaac göğsü hızla inip kalkarken."Acının olayı bu," dedi Augustos  ve ardından bana baktı."Acı hissedilmeyi talep eder."(sayfa 69)
 BUNDAN SONRASI AĞIR  SPOİLER İÇERİR.

  Hollandadayken çok kötü bir şey öğreniyor Hazel.Augustus'un kanseri tüm vücuduna yayıldığını.İşte bundan sonra kitabı bırakın ve derin bir nefes alın çünkü kitap o kadar duygusal oluyor ki ben soluksuz okudum bu bölümden sonrasını ve ağlamaktan içim kurudu bir süre sonra sadece hıçkırıklarım kaldı.Kitap çok kötü bir sonla bitiyor bence.Isaac kör , Augustus ölmüş ve Hazel kendi haline bırakılmış acıdan muzdarip bir şekilde bitirmiş yazarımız.Augustus ölmeden önceki bölümleri tek tek tekrar tekrar okudum ağlaya ağlaya.Kanser olduğu için ölmeyi ne kadar istediği.İnsanın sağlığının ne kadar önemli olduğunu anladım.Aslında keşke John Green ile tanışma fırsatım olsa da onu bir sarsabilsem.O kadar çok isterdim ki bunu."Sonu niye böyle bitirdin ?!?!?!? Mutlu olamazlar mıydı ?!?! " demek isterdim.
 SPOİLER BİTMİŞTİR.
Herkes onu çok özleyecekti.Herkes ailesi için dua ediyordu.Van Houten'in mektubu aklıma geldi.Yazmak tekrar canlandırmaz.Gömer.(sayfa 270)
  Çok uzun yazmışım eğer okuyabilen varsa süpersiniz harikasınız diyorum.Ve kitabı okuyanları hemen dedikodu yapmaya çağrıyorum çünkü anlatıcağım o kadar çok şey var ki ve sorular.Aklımı kurcalıyorlar.

  Diyorum ki alın hemen okuyun bu kitabı.Pegasusa çok teşekkürler böyle bir kitabı çevirdikleri için üstüne bir de ciltli bastıkları için.Tek eksiği içinde ayraç olmamasıydı diye düşünüyorum onun haricinde dört dörtlük bir kitaptı.Kapağı da harika ayrıca.

  Tamam sustum okumayı bırakabilirsiniz artık.Harikasınız !

8 yorum:

  1. Şu kitabı da bir türlü alamadım :( Ama bu ay ne olursa olsun kitabı alıcam.Bu arada güzel bir yazı olmuş,tebrik ederim :D

    YanıtlaSil
  2. Allah'ım kitabı yaklasık 1 saat önce ağlayarak bitirdim.Ve şu an resmen kalkıp John Green'i bulup Hazel'e ne olduğunu sormak istiyorum.Ve Isaac'e de.Ve Augustus'un annesi ve babasına da.Mutlu sonla bitmesini o kadar çok isterdim ki.Çok isterdim.Gercekten.Galiba John Green'in artık alışveriş listesini bile okuyabilirim.Duyduğum kadarıyla kitabın filmi de çekilecekmiş.Augustus'u çok merak ediyorum.Şapşal gülümsemesini de.Ayrıca yazının tamamını okudum ve okurken neredeyse aynı şeyleri hissetmiş olmamız beni çok mutlu etti.Hey, galiba bu yazı burada bitiyor.Ve bende bu kitabı atlatabilmek için markete Ice Tea almaya gidiyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende bitirdiğimde çok ağlamıştım bitmemesini istemiştim.John Green cidden acımasız biri gibi davranmış kitabı bitirirken.Hiç olmazsa Augustus'a ne olduğunu öğrendik.Filmi çekiliceekse ne güzel olur :D Harika bir haber.

      Sil
  3. ben de senin gibi John Green'i sarsmak istiyorum. ve dediğin gibi anlatacak o kadar çok şey var ki. aslında kimseyle paylaşmak istemiyorsun kitabı ama içinde de büyük bir çoşku var değil mi.
    başucu kitabı 1000 kez daha okuyacağım. ve sonra 100 kez daha. muhteşemdi. (Tıpkı sonsuzluk gibi)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkalarının da benim gibi düşünmesine çok seviniyorum , bence seri olmalıydı diyorum sonra da fikrimi değiştirip bir kitap oluca tadının daha güzel olduğunu düşünüyorum :) Ve dediğin gibi en mutsuz anlarında okunacak kitaplardan.

      Sil
    2. Bence en mutsuz anlarda okunacak kitaplardan değil. Bu kitap en mutlu insanı bile depresyona sürükleyecek türden bir kitap.

      Sil
  4. kitap kesinlikle dahiyane. her kelime yazarın zekasını bir kez daha ortaya çıkarıyor. yalnız neden bu ad seçilmiş onu anlamadım. açıklar mısınız ? yıldızlardan sadece şarapta bahsetmiyor mu?

    YanıtlaSil
  5. Kitabın adını açıklayabileceğim kadar şöyle açıklayayım: Kitabın orijinal adı "The Fault In Our Stars" yani tam Türkçe çevirisi "Yıldızlarımızdaki Hata" gibi bir şey. Bir yerde Peter Van Houten, mektubunda Shakespeare'in "The fault, dear Brutus, is not in our stars, but in ourselves." (Hata, sevgili Brutus, yıldızlarımızda değil, kendimizde.) cümlesine gönderme yapıyor. (Kitabın türkçesinde tam olarak nasıl çevrilmiş, bilmiyorum.) Kitabın adı buradan geliyor, çevirideki ufak hataları hoş görün, becerebildiğim kadar çevirdim. :)

    YanıtlaSil

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS