Kağıttan Kentler - John Green | Kitap Yorumu

28 Aralık 2013 Cumartesi

Kitabın Adı : Kağıttan Kentler
Orjinal Adı : Paper Town
Yazarın Adı : John Green
Yayınevi : Pegasus
Sayfa Sayısı : 320
Goodreads | İdefix | D&R

Kendini ararken kaybolmanın ve yeni bir başlangıçla hayat ile aşkı keşfetmenin hikâyesi...

Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelmanı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margonun peşine düşer.

Genç kızla sabaha kadar ortalığı karıştırdıktan sonra okula giden Quentin, her zaman bilinmezlerle dolu olan Margonun artık tam bir gizeme dönüştüğünü keşfedecektir. Fakat kısa süre sonra ipuçları olduğunu ve bunların kendisi için bırakıldığını fark eder. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen ipuçlarının peşinde inatla ilerlemesine rağmen Quentin, Margoya ne kadar yaklaşırsa, tanıdığını sandığı kızdan o kadar uzaklaştığını görecektir...

"Hem kahkaha attıracak kadar komik hem de gerçekten dokunaklı." 
-Kliatt-


  Sinirden delirdiğim,iki kere yarım bıraktığım sırf John Green yazdı diye okuduğum bir kitaptan herkese merhabalar.Aslında bu kitabın yorumunu yazmayı hiç istemiyordum çünkü ilk cümleden de anlayacağınız gibi kitap benim için işkenceydi.Kelimeler,cümleler fazlalık gelmişti.Konusunu saçma bulmuştum sonra da kitabı aşk romanı olarak değilde kişisel gelişim kitabı olarak değerlendirmeye karar verdim.Sonuç tabii ki benim için daha iyiydi.John aşk romanı değil tamamiyle kişisel gelişim romanı yazmıştı benim için ! 


  Şimdi bu kadar kitaptan bahsettim konusundan da bahsetmek lazım.Margo adında bir genç kızımız var.Ve esas kızımız belirli aralıklarla çılgınlık yapıp ortadan kayboluyor ya da "kağıttan kentlere" gidip gözden kayboluyor.Kaçmasından önce ise planlar kurup çocukluk arkadaşı ve kendisine deli gibi aşık olan Quentin'le deliler gibi eğleniyor -deliler gibi derken gerçekten çılgınca planlar yapıp bunu uygulamaya döküyorlar-.O geceden sonra Margo Roth Spiegelman'ı gören olmuyor.Haftalarca ortaya çıkmasını bekliyorlar ama Margo'nun nereye gittiğini ya da ölüp ölmediğini bilen olmuyor.Kitabımızda Quentin'in Margo'yu ve kendini bulmasını anlatıyor.

"Terk etmek çok zordur...ta ki terk edene kadar.Ondan sonra dünyanın en lanet şeyidir.(sayfa 239)"


"İnsanın son gününde, kötü günlerini hatırlamak çok zor hale gelir çünkü öyle ya da böyle burada tıpkı benim yaptığım gibi yaşam kurmuştu.(sayfa 238)"

  Kitabın geneline bakacak olursak dili çok sadeydi.Okunmayı kolaylaştırıyordu.Sanırım dili sayesinde bitirebildim kitabı.Ama okurken sürekli "Aynı Yıldızın Altında da böyle değildi !" naraları eşliğinde okudum.Yazarın başka bir kitabını okuyunca insan elinde olmadan karşılaştırma yapmaya başlıyor.Eğer John'ın ilk Kağıttan Kentler romanını okusaydım kesinlikle Aynı Yıldızın Altında'yı okumaya başlamazdım.

"Dağılmamızı engelleten tek şey bunları söylememiz.Belki bu gelecekleri hayal ederek onları gerçekleştiremeyiz.Ama her halikarda hayal etmeliyiz.Işık dışarı sızıyor ve içeri dolduruyor."

Peki bu kadar olumsuz yorum yaptım bir kere bile beğendiğim bir yeri yok mu diye sorarsanız tek beğendiğim kısmın Quentin ve arkadaşlarının Margo'yu aramak için çıktıkları yolculuktu.Keşke John biraz daha eğlence katsaydı biraz daha mizah olsaydı demedim değil.Kitabın eksikliği duygu yoksunluğuydu.

Benim için bir günümü harcayıp sonunda ise "nasıl yaaa nasıl biter son muydu bu??!!" dediğim bir kitaptı Kağıttan Kentler.Sizin için nasıl olacağını bilemem ama sinir krizi geçirmek istiyorsanız hiç zaman kaybetmeyin ve alın okuyun derim.Siinir krizi geçirmek garantidir !


Mekanik Melek (Cehennem Makineleri #1) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

21 Aralık 2013 Cumartesi


Kitabın Adı : Mekanik Melek

Orjinal Adı : Clockwork Angel
Serinin Adı : Cehennem Makineleri 
Yazarın Adı : Cassandra Clare
Yayınevi : Artemis 
Sayfa Sayısı : 479 
Tür : Aşk, Macera

On altı yaşındaki Tessa Gray, ağabeyini bulmak için okyanusu aşıp 
Kraliçe Viktoryanın hükmü altındaki İngiltereye geldiğinde, 
onu korkunç bir sır bekliyordu. Londranın Aşağıdünyasının ıssız sokaklarını vampirler, büyücüler ve diğer doğaüstü yaratıklar ele geçirmişti. Kaosun yerine 
düzen getirmekse yalnızca Gölgeavcılarına, kendilerini dünyayı iblislerden 
kurtarmaya adamış savaşçılara düşüyordu.
Pandemonium Kulübünde çalışan Kara Kardeşler tarafından kaçırılan Tessa, 
sonunda kendisinin de bir Aşağıdünyalı olduğunu öğrenecekti. 
Üstelik ender bulunan bir yeteneğe sahipti.
İstediği zaman bir başkasına dönüşebiliyordu. 
Kulübün kendini sır gibi saklayan yöneticisi Magisterın niyeti ise, 
Tessayı ve gücünü ele geçirmekti.

Aradan iki ay belki de üç ay geçiyor.Bir kitabın yorumunu yazmak için ben hala zorluk çekiyorum.Bu satırları da büyük ihtimalle ne yazdığımı bilmeyerek yazıyorum.O kadar garip, o kadar harika bir kitap okudum ki neye uğradığımı şaşırdım.Kitap bitince ise içimde bir burukluk bir yarımlık vardı.Bu postta da izninizle söveceğim arkadaşlar.İçimdeki zehiri akıtacağım ve yoluma devam edicem.Üzgünüm Cassandra çok güzel bir ilişkimiz oldu ama bu bana fazla geldi.Şimdi izninle kitabınla ilgili sövgülerimi pardon övgülerimi sunacağım.

Kitap sevgili kızımız Tessa Gray'in Londra'ya abisinin yanına gelmesiyle başlıyor.Pardon zannetmesiyle demeliydim.Tessa abisinin yanına geldiğini zannediyor.Tabii ki de Tessa'nın zannettiği gibi mutlu bir yaşam beklemiyor kızımızı.Aksine eğitimlerle,işkencelerle geçecek bir yaşam bekliyor Tessa'yı.Ve Kara Kardeşler'in -adlarını unuttum kara kardeşler miydi?- eline düşen Tessa bir akşam yakışıklı beyaz atlı prensi tarafından kurtarılıyor.Şaka şaka hangi kitapta beyaz atlı prens var ? Yakışıklı kısmı doğruydu ama beyaz at ve prens kelimeleri üzerinde biraz şaşırmış olabilirsiniz.Kurtulan Tessa Londra'ya gelmesiyle abisinin ve kendisinin içinde bulunduğu durumu anlıyor.

Dımdımdım.Bundan sonrası sevgili blog sahibesinin yorumu,sitemi,ağlaması ve kitaba olan aşkını içeriyor dikkat !

Tessa'dan ne kadar yakınsam az.Bir insan kitap karakterinden ölesiye nefret edebiliyormuş sevgili okuyucu ! Bu kitapta bunu iyice anladım.Ne kadar saf karakter yazıyor bu yazarlar! Kuduruyorum yerimde.Bu ne ? Bu karakter ne ? Böyle dengesiz karakter olur mu ??? Lütfen Cassandra son kitapta bunu yapma bize.Gelelim diğer karakterlere.Jem Cartais ve Will Herondale.Ah ah.Tessadan ne kadar nefret ediyorsam Will'den de o davranışlarından da o kadar nefret ediyorum ! Böyle gidip "silkinsene be çocuk" diyesim var sarsasım var da yazık.O yüzden yaklaşmıyorum.Tabii ki gölge avcısı olmasıyla alakası yok.Hiç yani yakınından bile geçmiyor.Bir Jem var.Ah ah bu kitapta en sevdiğim karakter sanırım o oldu.Kalbimde tahtını kurdu böyle en baş köşeye oturdu.Sonra da o gri gözlerinin içi parlaya parlaya gülümsedi.

Anlayacağınız üzere Tessa, Jem ve Will arasında kaldı.Şok şok şok ! Bir aşk üçgeni.İyi ki aşk üçgeni.Bir Zoey Kızılkuş olup aşk sekizgeni falan da yaşayabilirdi.Allah korusun !! Nefret ediyorum dedim de Tessa'dan ben onun yerinde olsam garip şeyler keşfetsem hiç tanımadığım bir dünyada hiç tanımadığım birilerine aşık olsam sanırım fena bocalardım.O yine iyi toparladı.Aferin Cassandra kızdım mızdım ama tebrik ediyorum şu anda seni.

Anlayacağınız üzere ben çok dolmuşum bu seriye.Çok üzülmüşüm.Ama biri bana sorsa "ne yapmalıyıım yeaa bir seriye başlamak istiyorum " desee yüzüne bu üç kitaptan oluşan seriyi çarparım.Tamam çarpmam canı acıyabilir sonuçta kitaplar kalın ve CİLTLİ ! Yalnız son bir uyarıyla konuyu kapatıp gidip ikinci kitapla ilgili yorumumu hazırlıyıcam.

BU SERİYE BAŞLAYACAKSANIZ HER ŞEYE HAZIR OLUN.Çünkü seri ile yatıp kalkacak seri ile üzüleceksiniz.

Ve yorumun sonu.
Fin.

Soğuk Hava Dosyası : İzlenebilecek Filmler

20 Aralık 2013 Cuma

Merhabalar 

Hazır bir üç günlük raporluyken ve kendi kendime şu günleri tatil ilan etmişken dedim bir şeyler yapmalıyım.En sonunda aklımda Soğuk Hava Dosyası geldi.

Soğuk Hava Dosyası nedir ? 

Soğuk Hava Dosyası , kışın evde yapılabilecek aktivitelerinizin bir listesidir.Kısacası benim size önerdiğim filmler,diziler ve daha nicesidir.Uyup uymamak kaale alıp almamak size kalmıştır.Ama kaale alırsanız blog sahibi çok sevinecektir.


Pekala gelelim benim sizin için önerdiğim filmlere.Şahsen bu önerilen film olayını çok seviyorum.Hatta boş zamanlarımda bloglara girip "haydi bakalım film beğen,izle" diyorum.Evet garip bir durum ama böylelikle çok hoş filmler bulunabiliyor.Ve bu dosyada her türden film eklemeye çalışıcam.

1- Muhteşem Gatsby

Beni hüsrana uğratan.Sonunda açıp açıp ağladığım.Daisy'ye kızıp Gatsby'ye acıdığım.Nick'in neler yaptığını merak ettiğim film.Kiminle tanışırsam ilk "Muhteşem Gatsby'yi izledin mi ??" diye konuya giriyorum.Film gerek görseller bakımından gerekse cast bakımından göz doyurucu.Oscar'a aday olduğunu söylememe gerek yok sanırım ? Film F.Scott Fitzgerald'ın The Great Gatsby adlı romanından uyarlama.

2- Hotel Transilvania


Vampir,animasyon,macera ! Ve tüm hikayelerin,anlatımların üstünden toplama bir animasyon.Tüm söylentileri komik tarafından almışlar.Sanırım animasyonların en çok bu tarafını seviyorum.Komikler,gülebiliyorsun ayrıca hayal gücünü geliştiriyorlar.Kısaca izleyin izlettirin !


3-Kimlik Hırsızı

Tam bir komedi filmi ! Listemizde komedi eksik olmasın dedim.Hemen gidip bir komedi buldum sizin için.Aslında buraya daha farklı filmler koyabilirdim.Ama düşündüm ve Mike and Molly'de oynayan yıldımızımızı kimse tanımadığı için bu filmi de eklemeye karar verdim.Güleceksiniz kahkaha atacaksınız.Bazı yerlerde "noluyo ya?" da diyeceksiniz ama kışın zevkle izleyebileceğiniz izledikten sonra da yazı özleyeceğiniz bir film var karşınızda.

4-Kick Ass 1-2

Kick ASS ! Adında da anlayacağınız gibi tam kick ass bir film.Filmimiz çok aksiyonlu ama bir o kadar da komik.Araya aşk da serpilmemiş değil.Filmi izliyicekseniz oturup bir günde ikisini birden izlemelisiniz.Filmimiz kahraman olmaya çalışan genç birini anlatıyor.Tabii ki onun maceralarını da beraberinde getiriyor.Sahi sıradan biri kahraman olmaya çalışsa ne olur hiç düşündünüz mü ?

5-Pi'nin Yaşamı

Ailemle beraber oturma odasında koltukta uzanıp izlemiştim.Konu olarak ne kadar kafa karıştırıcı olsa da büyüleyici bir filmdir kendisi.Ama kendinizi 3D olarak izleseydim keşke demekten alamıyorsunuz.Macera filmi mi desem ne desem bilemedim.

6-Son Moda Aşk

Romantik ! Sonunda benim sevdiğim türe geldik.Filmin konusu herkese göre olmayabilir.İlk önce şunu belirtmeliyim ki film Fransız yapımı.Ama filmin gerek görselleri gerekse konusu çok güzel.Konusuna gelicek olursam.Aralarında yaş farkı olmasına rağmen bir ilişki yaşayan çifti anlatıyor.Büyük olan burada bayan karakter.Bayan karakterin başarıya ulaşmasını ve bay karakteri -karakterlerin ismini hatırlayamayan bloggerın dramı- kullanmasını tabii ki de sonunun mutlu bitmesini anlatıyor.Klasik bir romantik film değil.Yazar olmak isteyenlerin isteyebileceği bir film.

7-Wolverine (2013 Yapımı)

Kış günü tüm filmler bitti canını sıkılıyor ve aksiyonlu bir film arıyorsunuz ! İşte size önerim wolverine.Özellikle bu önerim MARVEL sevenlere.Film biraz X-men'e birazda ilk filme dayanıyor.Ve aklınızda "Acaba insan olucak mı ? Bu kızın işi ne ? OHA NASIL DÖVÜŞÜYORLAR!!" soruları geliyor.Film ilk Wolverine'in kendini insanlıktan soğutlaması ve kimsenin canını yakmadan yaşamasını anlatıyor.Sonra bir de bakıyorsunuz ki ölümler,ölümler,ölümler.Sonuç ÖLÜM.Ama aksiyon sevenler için iyi bir tercih olabileceğinin altını çiziyorum.


8-Percy Jackson Canavarlar Denizi

İlk kitabını okuyup beğenmiş ikinci kitabını daha okuyamamıştım.İlk kitabını okuduktan sonra kış şenliği kapsamında filmini bir kere daha izlemiştim.İzledikten sonra ikinci filminin çıktığını hatırlayıp ikinci filmi de izlemiştim.Ve birinci kitapta olan olayların çoğunun ikinci kitapta söylenildiğini fark ettim.Ama yapımcı kitaba göre de hareket etmişti.Görsellerini ve oyuncuları çok beğendiğim için bu filmi de listeye ekledim.Yoksaa noo.Oysa ki kitapları baz almasak çok güzel bir film olabilirmiş....Kitabını okumadıysanız ve boş vaktiniz varsa harika bir film.Tabii ki sonradan tüm kitapları satın almak isteyeceksiniz.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Ay Hadi İnşallah (PuCCa Günlük #4) - PuCCa | Kitap Yorumu

11 Aralık 2013 Çarşamba

Kitabın Adı : Ay Hadi İnşallah
Yazarın Adı : PuCCa
Serinin Adı : PuCCa Günlük
Yayın Evi : Okuyan Us Yayınevi
Basın Tarihi : Kasım 2013 
Sayfa Sayısı : 332
Goodreads Puanı : 4.50 

"Ne anneler, ne eski sevgililer ne de etrafta dolanan s.tükler! Bu kez başaracam, bu kez o duvağı takcam! Hiçbir şey önüme engel olamayacak… Sen bile! Kaderimde yokmuş, falımda çıkmıyormuş, o adam bana göre değilmiş… Hiiiiiiiiiç anlamam, dinlemem, o adam buraya gelecek! Ayy hadi inşallah!"

"İskambil kâğıtlarından ev yapıyorum kendime Valeyi saklıyorum, Kızı kıskanıyorum, Asla hayaller kuruyorum. Hep birşeyler eksik kalıyor, sayılar başımı döndürüyor. Fal bakıyorum maça aramızı bozuyor, papaz kaçıyor. Ve ben kâğıttan evin içine bir türlü sığamıyorum…"

Bu kitabın okuyucularına bir uyarısı olsaydı, o da "Pucca bu, anılarını mutlaka okuyun ama sakın ola ilişkinizde uygulamayın!" olurdu… Sosyal Medyanın kraliçesi Pucca, 4. kitabı Ay Hadi İnşallahta yine kadın zekâsını, komikliğini, sinsiliğini, şaşkınlığını ve hani o bildiğimiz, "Ne onunla ne onsuz!" aşkı en yalın haliyle yazdı… İlk kitabından itibaren başına gelen her şeyi tüm samimiyetiyle anlatıp çoğu zaman, "Sanki beni anlatmışsın…" dedirten Puccanın günlüğünde bu kez en bilinen aşkı Ceri ile olan hikâyesini okuyacağız.

Her durumdan bir kavga çıkaran, her kavgada ayrılan, her ayrılıktan 10 dakika sonra barışan Pucca ve Ceriyi okurken, bakalım siz hangi tarafta yer alacaksınız?
(Tanıtım Bülteninden)

  Önümde yorum yazısı bekleyen bir kitap.Ve ben üç gündür "nasıl yorum yazabilirim?  , nasıl giriş yapabilirim ?"diye kendimi yiyiyorum."Ay hadi inşallah'ın kitap yorumu  için nasıl giriş yapılır?" adlı ders istiyorum.Tabii bunu google'da arattım ilk.Yukarıdaki cümleyi değil ! Ay hadi inşallah için yorumlara baktım okudum silip süpürdüm hepsini.Güzel bloglar keşfettim.Tamam konumuz bu değildi ! Konuma geri dönüyorum.


  İkinci kitapta olan her şey PuCCa ile Ceri'nin Paris'e tatile gitmesi ve yaşadıkları bu kitap ile devam ediyor.Tabii kitabın başlangıcı Paris ile mutlu mesud bir yaşam ile başlamıyor.Pucca'nın psiloğa gitmesi ve ona derdini anlatması ile başlayıp öyle son buluyor.Kitabımız Paristen itibaren geçen iki seneyi anlatıyor.Şimdi böyle söyleyince sizinde gözünüze çok geldi benimde.(Beşinci kitabı istiyoruuuuz ! nidaları atardım da içimden bir ses 1 senecik bekleyeceğimizi daha söylüyor.......)

  Kitabı bir kız arkadaşımla beraber derslerde okudum.Hatta sınavım varken sınavı alelacele bitirip kitabı okumaya devam ettim.Ki bunu sakın sınıfınızda denemeyin.Kahkaha atıyorsunuz ve sınıftaki herkes size dönüp uzaylıymışsınız gibi bakıyor.Bu kitabın çıkmasını bir yıldır bekliyordum.Gün sayıyordum.Ne zaman kitabın kapağı duyuruldu o zaman ben her tarafta zıplayıp hopladım.Çıktığında ise hemen gidip almak istedim.Tabii ki her zamanki gibi "ay hadi inşallah" buradaki kitapçılara gelmemişti.Kitabı elime aldığımda ise kendimle savaştım.Okumamam lazımdı.Okursam biticekti.Pucca ile sadece kitaptan kitaba görüşebiliyor,gülebiliyordum.Ama bekletmekte istemiyordum.İşte kitabı okuma maceram buydu arkadaşlar.

   Bir de kitaba verdiğim tepkilere gelecek olursam.Delirdim ! Adam'a mı dersin Ceri'ye mi dersin pardon hepsine delirdim ! Kendimi Pucca yerine koyup bir süre ne yapılabilir diye de düşündüm.Kitabın sonunda anladım ki aşşşşk aşşk aşkkk pardon bunun böyle olması gerekmiyordu.Aşktan kaçılmaz, bir insandan ne kadar kaçarsan kaç ona karşı beslemiş olduğun sevgiden asla kaçamazsın.

  Yukarıya bakıyorum da kara kara düşünürken ne kadar çok konuşmuşum.İçimde hala da anlatmak istediğim şeyler var.Paris'te yaşananlar , Alaçatı'da Pucca'nın başına gelenler ve kitabın sonlarına doğru grip olması.Geçmiş zaman olmasaydı el birliğiyle gidip çorba yapalım evini toplayıp süpürelim derdim ama geçmiş geçmiştir geleceğe bakmalıyız diyorum........

  Ben diyorum diyorum da yorum da uzamış gidiyor.Bu kitapta ben çok güldüm ama güldüğüm kadar da üzüldüm , ah çektim.Diğer kitaplardan farkı PuCCa'nın cidden tek başına ayakta durabileceğine inanmasıydı.-şimdi nö diyenler olucak hayır diyenler olucak susun ! Ben ona inanıyorum- Bir de Ceri ile olan uzun süreli ilişkisi.Nedense konuştuğum kimse onları desteklemiyor ya da bok atma yarışına giriyorlar.Ama oturup uzun süreli düşününce ikisinin de birbiri için yaratılmış olduğunu fark ediyoruz.Pardon ediyorum.Çünkü ikisi de birbirlerini tamamlıyorlar.Kavga etmeleri zıt olmaları bunun ispatı.

Benim diyeceklerim bu kadardı sevgili okuyucu.Beşinci kitapta görüşmek üzere !


Kış Şenliği'nde ilk ay !

5 Aralık 2013 Perşembe


Okuma şenliğine bir heves katılmış listemi zevkle çıkarmış "hahaay ben bunları bitiririm" diye kendime heves yapmıştım.Peki şimdi soruyorum kendime bu ay ne yaptım ben ?? Kasım ayını iki kitapla bitirdim.Evet sayın okuyucu kendimden utanarak söylüyorum iki kitap okuyarak kasım ayını kapattım.Ve bunlardan biri de şenlik için okuduğum kitaplardandı.Hiç olmazsa bir madde bitirmişim diyerek seviniyor,kendimi teselli ediyorum.Şimdi bakalım hangi maddeyi bitirmişim ?


8.Kategori (20 Puan) : Sinemaya uyarlanmış bir kitap okuyup filmini izleyenlere.

(Percy Jackson ve Olimposlular )Şimşek Hırsızı - Rick Riordan (Doğan Egmond - 363)


Ve diğer kategorilerden de başlamış olduğum kitaplar var hatta şu anda ikinci kategoriyi yarıladım sayılır.Ama hep yarım ! Bir dahaki aya 100 puan olma dileğiyle köşeme çekiliyorum.


Şimşek Hırsızı (Percy Jackson ve Olimposlular #1) - Rick Riordan | Kitap Yorumu

29 Kasım 2013 Cuma





Kitabın Adı : Şimşek Hırsızı
Orjinal Adı : The Ligthning Thief
Seri Adı : Percy Jackson ve Olimposlular
Yazarın Adı : Rick Riordan

Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hala hayatta olduklarını söylese ne yapardınız?
Ya ailenizden birinin bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz? Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız? Bir de peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse? Ne yapardınız? Percynin yaptığını…

  Merhabalar , uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim.Özlüyorum yorum yazmayı,blogları gezmeyi,yeni çıkan kitaplardan haberdar olmayı.Malesef ki okul düzenimi tepe taklak yapıyor bende ikisine yetişemiyorum.Yanlış anlamayın okumaya yetişiyorum ama yoruma ! Nayır,nolamaz.Bir hafta önce okuduğum ve kış şenliği maddelerinden biri olan Şimşek Hırsızı bu akşamki -bu günkü- konuğumuz.

  Şimşek Hırsızı'nın konusuna gelirsek : Percy Jackson sıradan bir ortaokul öğrencisidir.Ya da o öyle zannediyordur.Çünkü babası bir Tanrı'dır ! Ve Percy olumsuz bir kaç olaydan sonra ancak bunu yeni öğrenebilmiştir.Tüm Olimpos Tanrıları Percy'nin Zeus'un ilk şimşeğini çaldığını düşünmektedir.İşte bu konu üzerine kitabımız başlar.

  Esasen ben üçüncüye bu kitaba başlamıştım.İlk iki seferde okunucak kitaplarımın yoğunluğundan bir kenara fırlatmış "aman beee boşveer" havasında okumayı ertelemiştim.Sonra karşıma Kış Şenliği çıktı.Kış Şenliğinde -tam maddeyi hatırlamıyorum- yazdım ve de Canavarlar Denizi'ni izledim.Sonra dedim ki "Vera artık başla şu seriye" ve ne oldu sayın okuyucu bilin.Kitaba bayıldım ! Kendimi dedektif kurukafadaki gibi hayıflanırken buldum.O kadar güzel o kadar komikti ki.Bir an bittiğini bile anlayamadım.Sınıfta onca sesin arasında kendimi Percy'le yolculuk ederken buldum.

  Bu kitaptan sonra bir kez daha anladım kitaplar filmlerden bin kat daha iyi.

  Eğer Şimşek Hırsızı'nı izlemişseniz ve kitabı okumak istiyorsanız hemen başlayın derim.Keşke ben ilk kitabı okusaymışım sonra filmini izleseymişim -ki kitabı bitirdiğimde tekrar filmini izledim- o zaman anlıyorsunuz ne kadar eksiklikleri olduğunu filmde.

  Bir de bu kitap benim üçüncü okuduğum Rick Riordan kitabıydı.Yazarımız git gide gözümde ilk beşe girmeyi başarıyor.Gerek komikliğiyle gerek Percy'ye yaşattıkları ve hayal dünyasıyla.

  Kısadan hisse kitap o kadar dolu dolu  o kadar güzeldi ki seriye hemen devam etmek bir çırpıda bitirmek istiyorum.Yazarın hayal dünyasına hayran kaldım bu kitapla bir kere daha.Buradan çevirmenimize de çok teşekkür ediyorum cidden çok başarılı bir şekilde çevirmiş.Ve tekrar tekrar söylüyorum kitabını okumadan filmini izlemeyin !

Fırsatçı - Tarryn Fisher | Kitap Yorumu

10 Kasım 2013 Pazar




Kitabın Adı : Fırsatçı 
Orjinal Adı : The Opportunist 
Serinin Adı : Love Me With Lies
Yazarın Adı : Tarryn Fisher 
Yayınevi :  Aspendos 
Yayın Tarihi : Mayıs 2013 
Sayfa Sayısı : 316
Tür : Yeni yetişkin , Romantizm 
Goodreads | Okuoku | D&R

Bu kitabı geçtiğimiz ay okuokudan sipariş edip -aspendos kampanyasıyla 9.90'a gelmişti ve bir çok blogda gördüğüm için merak edip almıştım- ilk 20 sayfasını okuyup bir kenara koymuştum.Çünkü mekanik prens vardı benim için ! Mekanik melek vardı.Tabii ki çok yanıldığımı geçen gün fark ettim.Elimde beklettiğim bir kitap olduğu iiçin Okur-Yazar'la konuşurken o da bende alayım elimizdeki kitapları bitirip başlayalım dedi.Tamam dedim ve geçen gün başladık.Başlamamızla bitirmemiz aynı günü aldı.Aynı gün içerisinde kitap bitmişti.Ve ikimizi de bir şok dalgası almıştı.Neden diye soruyorsanız konuya geçeyim sizin için.

Yurt dışı kapakları.
Olivia Kaspen , hukuk okuyan bir kızdır.Oldukça hırslı ve rol yeteneği gelişmiş biridir.Ve üniversitede karşısına Caleb Drake'in çıkmasıyla hayatı alt üst olacak biridir.Olivia Caleb'e aşık olmuştur.Aşkı için elinden gelen her şeyi yapacaktır.Aşkı başına belalar getirse bile.Olivia'nın Caleb'le yolları ayrılır.Ve dört yıl sonra aniden Olivia Caleb'i bir müzik dükkanında CD'lere bakarken görür.Bir seçim yapması gerekmektedir.Ya onu görmemiş gibi yapacak ve yoluna devam edecektir ya da  Caleb'le konuşacaktır.

Sizce esas kızımız hangisini yaptı ? Yoluna devam mı etti yoksa Caleb'le konuştu mu ? Tabii ki ikinci seçeneğe doğru yöneldi ! Sonrasında ne mi oldu ? Yazara suikastlar düzenlemeyi düşünen okurlar çıktı ortaya.Ve de kitap bittikten sonra şok dalgasını atlatamayan okurlar.Ben hangi gruba mı giriyorum ? İki gruba da.Hem kitaba bayıldım hemde gıcık oldum ! Sanırım tüm bloggerların akıbeti bu.Kitaplara aşık oluyoruz ama sinir de oluyoruz.Ama bu kitap için ne söylesem az.Kelimeler boğazımda düğümleniyor.Nasıl oluyor diyorsunuz.Sonu cidden böyle mi bitti ? Tarryn'le konuşmam lazım diyorsunuz.Kesinlikle kitaba bakakalıyorsunuz.


Bir de kitabı bitirip tadına doyamayanlar var.(kendi adıma da konuşuyorum burada) Özellikle de benim gibiler çoğunlukta kitaba aşık olup sonu yüzünden hayata küsen kitabı fırlatıp ağlamaya giden okuyucular.Ya da Caleb Drake gibi birisini isteyip , "Böyle aşkı ben nerden bulacağım ? Dünya da böyle aşk var mı?" diyen okuyucular.



Önemli habere geçiyorum ! Serinin iki tane de  devam kitabı var.Malesef ki okuyucu araştırdığım duyduğum kadarıyla daha yayın hakları alınmamış ikinci ve üçüncü kitabın.Biri Dirty Red , ki Dirty Red (spoiler yok) kitabı okuduğunuzda sinir olacağınız bir karakter olan Leah Smith'in ağzından anlatılıyormuş.Gelelim serinin üçüncü kitabına Thief.Thief kitabımızın baş karakterlerinden biri olan Caleb Drake'in ağzından anlatılıyormuş.Ve kapağın güzelliğine bakar mısınız ? Eğer kapaktaki Caleb ise Olivia yürü arkandayım ! Keşke aspendos ikinci ve üçüncü kitapların haklarını alsa da bir an önce çıkarsa diyorum.


PS : Kitaptaki her karaktere gıcık olacaksınız ama seveceksiniz de.Hatta bir ara fangirl moduna girip "Caleeb beniim" bile diyebilirsiniz.Dikkat.Ayrıca kitabı okurken iki kişi olarak okuyun yoksa kitabı bitirdikten sonra atlatamazsınız kitabı.Yüz de yüz Vera onaylı.


Bir not daha sevgili okuyucu ! Eğer sevgilinden ayrılmışsan kesinlikle okuman gereken bir kitap.Ama sevgilinden ayrılmamışsan ve sevgilini çok seviyorsan arkadaşına okut ama aman diyim sen okuma.Benden bu kadar uyarı yeter.Ve ne olursa olsun bu kitabı oku oku oku diyorum.Sonra da dedikodusunu yap mümkünse ya da yorumunu yaz ve yazara olan kinini akıt.

Okuma Etkinliği | KIŞ 2013



Sonunda Pinuccia'nın hazırladığı okuma etkinliğine katılabiliyorum.Yaz etkinliğine katılamadım ama bu sefer kış etkinliğine katılıyorum.Umarım güzel geçen bir etkinlik olur hepimiz için.Ve hemen listeme geçiyorum.


1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevin'den çıkan bir kitap okuyanlara.

Elimde hazır bir kitap vardı sanırım bunun için bekletiyormuşum. 

Dan Brown - Cehennem (Altın Kitaplar Yayınevi - 574)

2. Kategori (10 puan):Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.


Doktor Uyku - Stephen King (Altın Kitaplar Yayınevi - 538)


Kütüphaneden alınmıştır.Süresi kısıtlı olduğu için geri verilmiştir.


3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap okuyanlara.

Çok düşündüm bu kategori hakkında sonra elimdeki bir serinin son kitabı geldi aklıma.Yılanın GÖLGESİ  ! Kane Güncelerinin son kitabı.Böylelikle bir üçlemeyi de bitirmiş olacağım.

Yılanın Gölgesi - Rick Riordan ( Doğan Egmont - 441)

4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.


Kitaplığımda bunun içinde tam okunmayı bekleyen bir kitap varmış.

Rüzgara Savrulan Güller - Kathleen . WoodIwıss (Epsilon - 693)

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara.



Orhan Pamuk - Kar  

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.


Aziz Nesin - Zübük 


7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara.

Beyaz Diş 

Eğer tüm kategorileri tamamlayabilirsem İki Şehrin Hikayesi ve Vadideki Zambak'ı da okuyacağım.

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere.

Percy Jackson Şimşek Hırsızı - Rick Riordan ( Doğan Egmont)


9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.


Frigid - Jennifer L. Armentrout 

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.


Sanırım en çok bu kategori de zorlandım.Aslında elimde Muhteşem Gatsby vardı.Ama bu etkinlikten önce başladığım için sayılır mı bilmiyorum o yüzden ikinci bir kitaba karar verdim.

Binbir Gece Masalları  ( Tutku Yayınevi - 349 ) -Mısırda yasaklanmıştır.

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.

Atatürk ve Atatürkçülük - Prof.Dr. Sabahhattin Özel (Derin Yayınları-358)

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını okuyanlara. 


Gorlan Harabeleri - John Flanagan (Beyaz Balina -267)

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.


 COCO Chanel Efsanesi ve Hayatı - Justine Picardie (Artemis Yayınevi - 339) 

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.


Düşünüyor.

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap okuyanlara.


Percy Jackson ve Olimposlular (2,3,4) Doğan Egmont 

Cumartesi İlk 10 : Sevmediğimim Karakterler

Sonunda bir Cumartesi İlk 10'a daha katılabiliyorum.Aradan asırlar geçti ve ben daha yeni katılıyorum.Aslında bu etkinlik o kadar eğlenceli ve o kadar düşündürücü ki -diğerlerine neden katılamadım diye sorabilirsiniz , ya hep geç kaldım ya da görmedim malesef ki ama facebookta gördüğümden beri bu yazıyı bekliyordum.Konuma döneyim bu hafta Optik'in seçtiği konu "Sevmediğim Karakterler" aslında sorsanız sinir olduğum bir sürü karakter sayabilirim ama böyle sorulunca nedense beynim durdu bir anda ve uzun uzzun düşündüm ben hangi karakterleri sevmiyorum , gıcık oluyorum , nefret ediyorum diye.Tabii uzun uğraşlar sonunda karar verdim.

1- Daisy - Muhteşem Gatsby

Sanırım okuduğum kitaplar arasında en sinir olduğum karakter yerden yere vurduğum öldürmek istediğim karakter Daisy.O kadar çok sinir oluyorum ki ! Yaptıkları , söyledikleri beni onu öldürmeye itiyor.Sorun şu ki kitap karakterleri öldürülmüyor.

2-Kral Clarkson - Beni Seç Serisi 

Elit'i okuduktan sonra Maxon'a acımış bayağı da Kral Clarkson'a sövmüştüm.Sadece Maxon'a acımamıştım ama Celeste'i savunması.Diğer kızlara çektirdikleri.Daha fazla konuşamıyıcam lütfen tahttan indirin şu adamı.

3-Bora - Sorun Bende Değil Sende 

Ben ne diyeyim ey okuyucu.Sinir oluyoruz öldürmek istiyoruz.Asmak kesmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Gerçek olsaydın Bora neler yapardım ! 

4-Blake - Oniks ve Opal

Alçak mı dersin sinsi mi dersin ne dersin bilemiyicem ama istediğin kadar argo kelime kullanabilirsin bence hiç sorun yok.

5-Jessie - Mekanik Prens 

Bir an şüphede kaldım adı Jessie miydi diye.Hiç sormayın dostlar.Kendisine ilk kitapta sinir olmuştum da ikinci kitapta yaptıkları ?!?! KAYBOL JESSIE. (Aslında Tessa'yı da ekliyicektim de yer kalmadı.Şuraya sıkıştırayım.Jessie değil de Tessa'yı öldürün arkadaşlar !)

6-Bethany - Hale 

Elimde olsa kimseye bu seriyi okutmam.Dili zor , konu desen cıks olmamış oturmamış.Eee seriyi sevmeyen insan saçma sapan davranan ana karakterden de nefret eder değil mi ? Sırf kitabın sonunda napıcak diye kitabı bitirmiştim.

7- Bilge -  Evrenin Ötesinde 

Bu serinin de sadece ilk kitabını okudum.İkinci kitabı ülkemizde çıktı ve üçüncü kitabı da aylardır çeviri de diye biliyorum.Ve ben ilk kitabında okuyup Bilge'ye sinir olduysam siz de sinir olucaksınız biliyorum.Çünkü sinir olunacak biri aslında şimdi düşündüm de acısam da yeri bu adama.

8-Haşim - Piraye

Kitabın başında sevmiş,sonlara doğru öldürmek istemiştim.Tabii o işi de bana bırakmadılar.Sağolsun Canan Tan benim için yaptı onu da.Buradan onun için sevinç naralarımı atıyorum.Kötü kahkaha bile atardım da arkada kalanlar için çok sevinmiyorum.

9-Zoey - Gece Evi Serisi 

Bir tane daha ne yapacağımı bilmediğim bitmesine az kalan seri.Sanırım herkes nefret eder bu kızdan.Utanmasam sevdiğim karakterlere Neferet'i ekler Zoey'i de yerden yere vururum şu anda da bunu yapıcam galiba.Git Zoey Kızılkuş ! Gözüm görmesin seni ! Saflıklarına katlanabilen o insanlara da acıyorum.

10-Lindsay - Ben Ölmeden Önce

Ne kadar çok sevmediğim karakter varmış arkadaş ! Ama bu kızın yeri bende ayrı bu kızdan ayrı bir nefret ediyorum.Arkadaşlığından, Sam'in ölmesindeki suçundan.Konuşamıyorum arkadaşlar :( 

Ne kadar eğlenceli bir Cumartesi İlk 10 oldu.Bana da konuşacak içimi dökecek bir sürü konu çıktı.Durdurmayın beni diyip tüm kitapları sıralardım ama 10 tane sıraladım yeter diyorum ve gidiyorum.

The Carrie Diaries 2.Sezon 2.Bölüm | Dizi Yorumları

3 Kasım 2013 Pazar



Şöyle güzel bir şekilde girmeyi planlardım yazıya ama malesef sınav haftasında olduğum için daralmış,bunalmış,sıkılmış bir haldeyim.Üstüne üstelik TÜYAP'a da gidemiyorum.Tek eğlencem dizilerin yeni bölümünü beklemek ve izleyip dedikodusunu yapmak.
 Yine çok konuştum değil mi  ? Olsun zaten dizi yorumlarının eğlencesi bu sürekli konuşmak ve diziyi eleştirmek.Yalnız bu haftayla ilgili çok konuşamıyıcağım.Sinirden çatladım çünkü.
Dizi başladı ve ben çok umutluydum ! Tumblrda spoiler yemiştim ama hala umudumu saklıyor ve de sabırsızlıkla yeni bölümü bekliyordum TA Kİİ Samantha'nın vücudunu görene kadar ! Evet sayın okuyucu eğer bu bölümü izliyiceksen arkanda sağında solunda yanında tavanında kimsenin olmamasına dikkat et sonra çok kötü olaylar yaşanabilir.Tecrübe konuşuyor !
 Yalnız böyle dedim dedim de çok güzel bölümdü.Kıyafetlere hayran kaldığım,müzikleri araştırıp indirdiğim bir bölümdü.Ve de çok güzel mesajlar veren bir bölümdü.Aslında şurada sizi spoilere tutup dedikodunun dibine vurmak isterdim ama ben süper biriyim ve bunu size yapmıyıcam.
  Ve ve Walt severlerin bayılacağı sahneler olduğunu söylemeliyim.Hele sonu.Spoiler yok spoiler yok :( 
 Bir başka fark ettiğim şey ise Carrie cidden olgunlaşmaya başlamış.Yeni sezon,yeni daire,iş,yeni elbiseler saç derken demek ki olgunlaşmıştaa bunu da öğrendik sayın okuyucu.Ama napıyoruz ? Carrie'yi kıskandığımız için bunu itiraf etmiyoruz !
Şimdi de bakıyorum ne yazmışım ! Çok uzun yazmışım o.o Eğer müziklerle ilgili ya da kıyafetlerle ilgili bir sorunuz olursa hemen cevaplarım.Bir başka bölümde dedikodu yapmak üzere görüşürüz ! 

Tüyap'dan Önce Alışveriş !

1 Kasım 2013 Cuma

Ah ah şuraya keşke tüyap alışverişi yazabilseydim.Ama tüyap'a gidemiyorum.Benim yerime siz gidin eğlenin bol bol vakit geçirin tüm kitapları toplayıp gelin ! Hatta mümkünse , artemis ve pegasus çantalarından da alın.Bir de Köken'i , Kağıt Kentler'i de.Siz en iyisi tüyap'ı toplayıp evinize alın.Bende sizi ziyaret ederim.

Neyse esas konuma geleyim.Geçen haftalarda yaptığım kitap alışverişine.Aslında mini alışveriş olması lazımdı.Ama nasıl oldu da bu kadar çok kitap aldım bende bilmiyorum.

İki şehrin hikayesi sırf Will için alındı, evet.

Eğer Bursa da oturuyorsanız büyük ihtimalle metroyu bilirsiniz.Yukarda gördüğünüz üç kitap ve aşağıda gördüğünüz tırı vırı şeyleri oradan aldım.İnanamadım fiyatlarını görünce.Sepettekileri karıştırınca o kadar çok istediğim kitap çıktı ki ! Bir an kucağımda 12 tane kitap vardı ve sonra üçe düştü :( İki şehrin hikayesi ve vadideki zambak 5 TL'cik inanabiliyor musunuz ? Ben inanamadım çünkü.




 Okuoku'dan aldığım ayrıca bayram alışverişi sayılabilecek  Fırsatçı ve Mekanik Melek.Tabii Mekanik Melek'i aldım.Bir hafta sonra dayanamayıp tüm harçlığımı gittim Mekanik Prens'e yatırdım.Yani Mekanik Melek'in yorumu yakında gelecek hazırlıklı olun ! Bol duygusallı bir post sizi bekliyor. 


Son olarakta Damla'nın  blogunda yapılan çekilişte de bir kitap kazandım.İyi ki de Damla'da çıktı şansım ilk çekiiliş olarak açıkcası çok şaşırdım ve çok sevindim.Kitap daha dün eliime ulaştı ve bu yazı da Ayaklı Bela'yı bekliyordu.



Eh benden bu kadar.Tüyap'a gidemiyorum gitsem kim bilir napardım :( Neyse konuşamıyacağım arkadaşlar.


Vampir Akademisi - Richelle Mead | Vampir Akademisi #1 Kitap Yorumu

Kitabın Adı : Vampire Akademisi 
Orjinal Adı : Vampire Academy 
Yazarın Adı : Richelle Mead 
Sayfa Sayısı : 376
Serinin Adı : Vampire Academy (#1)
Yayınevi : Artemis
Basıldığı Tarih : 2009 
Tür : Fantastik , romantik , paranormal 

Lissa Dragomir, bir Moroi prensesi: 
Sihir dünyasıyla arasında kopmaz bir bağ olan ölümlü bir vampir. Vampirlerin en vahşisi ve en tehlikelisi, ölümsüz Strigoi'lerden her daim korunması gerek.
Lissa'nın en yakın arkadaşı Rose Hathaway'in damarlarında akan insan ve vampir kanının güçlü karışımı onu bir Dhampir yapıyor. Ve Rose kendini, arkadaşı Lissa'yı -genç kızı içlerinden biri yapmayı kafaya koymuş Strigoi'lerden- koruduğu tehlikeli bir hayata adamış.

Rose ve Lissa, iki yıl süren kaçak özgürlüklerinin ardından yakalanıyor ve Montana ormanlarının derinliklerine gizlenmiş Aziz Vladimir Akademi'sine sürükleniyor. Rose, Dhampir eğitimine devam edecek. Lissa da zaten elit Moroi toplumunun Kraliçe'si... Ve iki kız, Akademi'de yine birçok kalp kıracak.

Lissa ve Rose'un Aziz Vladimir'den kaçmasına sebep olan korkuydu. Evet, çünkü Akademi'nin demir kapıları ardındaki hayat, akıl almayacak kadar tehlikeli. Moroi'ler iğrenç ayinler düzenliyor ve onların bu gizli kapaklı doğası ve gece aşkı, sosyal karmaşalarla dolu enigmatik bir dünya yaratıyor. 


Rose ve Lissa, bu tehlikeli ortamda kendi yönlerini bulmak, yasak aşkın cazibesine karşı koymak ve Strigoi'lerin Lissa'yı sonsuza dek kendilerinden birine dönüştürmesine fırsat vermemek için sürekli savunmada kalmak zorunda!

 Bu yorum daha çok sitem,ağlama,filme sızlanmayla ilgilidir.Demedi demeyin ! Bir de eğer kitabın kapağı ilginizi çektiyse hemen arka kapağı da okumalısınız. 

  Sanırım tüm bloggerların okuduğu ama benim okumadığım kitaplardan biriyle karşınızdayım.Eğer okumadıysanız -evet sen yazıyı okuyan kişi- yorumdan sonra sepete ekle artık ve oku !

   Genellikle çoğunuz okumuş ya da çok fazla spoiler yiyip okumaktan vazgeçmiş daha da kötüsü filminin fragmanını görmüş ve izleyip kitabı okumaktan vazgeçmiş olduğunuz için kitabın içeriğiyle ilgili hiç bir şey anlatmıyacağım.

 Öncelikle şunu söylemeliyim ki Ölümcül Oyuncaklardan sonra en çok spoiler yediğim seri bu oldu.Neredeyse her şeyi öğrendim.Adrian'ın ikinci kitapta geleceğini.Olayları Rose'un neler yapıcağını kimi seçiceğini.O yüzden üzgünüm dostlar sitemliyim bir de.Çok sitemliyim.Spoiler veren kişilere sitemliyim!

  Aslında bu kitabın bende çok garip bir yeri var.Neden diye sormazsanız ben hemen anlatayım.Kitabı sekizinci sınıfta bir arkadaşımdan almış ilk 15 sayfasını okumuş o kovalamacalardan sıkılmış ve arkadaşıma geri vermiştim.Tabii geçen günlerde de merak edip gidip sürüne sürüne aldım ilk kitabı ve ne oldu bilin BA-YIL-DIM ! Okurken elimden bırakamadım bir günde bitirdim.
Olayları merak etmeden kendimi alamadım.Dimitri'nin sevip sevemiyeceğini -en çokta bu - ,kızların neden Vladimir Akademisinden kaçtığını  merak edip durdum.

  Keşke neler olucağını öğrenmeseydim de daha da heyecanlanıp okusaydım diyorum.O yüzden başlamadığınız serilerle ilgili hiç kimseye bir şey demeyin, vlog izlemeyin , bloglara bakmayın hatta durum-tweet bile okumayın ! Sonra yazardan da , seriden de karakterlerden de ve okuduğunuz yerden de nefret ediyorsunuz.Bakın Vera uyarmıştı beni diyiceksiiniz.Ben yazmışım da yazmışım şöyle bir okudum da pek bir şey yazamamışım ama.

Başka bir öneri daha benim gibi seriye başlayıp başka kitapları araya sokmayın.Maraton yapın , alın ilk üç kitabı en azından.Sonra okuyun.Böyle olunca konuyu unutuyorsunuz, Rose kimdi Lissa kimdi oluyorsunuz.Hiç onaylamıyorum o yüzden.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

The Carrie Diaries 2.Sezon 1.Bölüm

28 Ekim 2013 Pazartesi



  Ah sonunda ! Uzun zamandır yazmak istiyordum aslında dizi yorumları.Tek tek bölüm bölüm.Tabii bu gün işsiz günüme denk geldi.Bende oturup dizi izledim.Sadece bir de değil bir sürü dizi izledim ! Ne kadar çok özlemişim şöyle doya doya dizi izlemeyi.

  Hele de sevdiğim dizilerin yeni sezonları gelince daha da bir seviniyorum.Örneğin The Carrie Diaries.Bildiğiniz üzere bu dizi de bir kitaptan uyarlanma.Ne kadar kitaba bağlı gidiyorlar bilmiyorum ama ben Sex and The City severlerden olduğum için bu diziyi ilk gördüğüm andan itibaren başlamak istiyordum.Ki geçen sene birinci sezonla kalıcağını ikinci sezonu getirmiyiceklerini söylemişlerdi iyi ki ikinci sezonu da yapmışlar bölümün görsellerine bayıldım !

  Özellikle de başından sonuna kadar ağzım açık Carrie'nin hareketlerini izledim.Kızımız büyümüş mü ne olmuş birden ? Güzelleşmiş sanki.Saçlar kısalınca böyle oluyor demek ki.Bir de bizim saçlara gelse o güzellik ne kadar iyi olurdu.Hiç düşünmeyelim bile arkadaşlar ne Sebastian Kydd diye biri beliricek hayatımızda ne de NY'ta bir hukuk bürosunda , dergide çalışıcaz.Bizim yerimiz laptobun klavyenin başı.Bu bile rahatlatıcı.

Aslında şurada bir güzel spoiler vermek geliyor içimden ama çok çok spoiler yiyen biri olarak söylemiyicem ve de Carrie'nin gelecekteki arkadaşlarından biriyle tanışıcağını söyliyicem sadece.







Son olarak Samantha Who ? 

Mektubumu Aldın mı ? - Elizabet Boyle | Kitap Yorumu

26 Ekim 2013 Cumartesi





Kitabın Adı :Mektubumu Aldın mı ?
Kitabın Yazarı : Elizabeth Boyle
Seri Adı : Bachelor Chronicles #3
Yayınevi: Epsilon
Sayfa sayısı : 365
Tür  : Tarihi-aşk
Goodreads | Vikitap





   Yine arayı uzattım değil mi ? Ah ah okul derken performans ödevi dur şu twitter derken bir hafta geçti bile.Ve ben anca hafta sonları yorum yazabiliyorum.Bayramda da sadece bir kitap okuyabildim.Esasen "mektubumu aldın mı"yı da okuyalı en azından bir hafta oldu.Öyle ki "Ben Ölmeden önce"den önce okumuştum.Kitapları ertelemeyin arkadaşlar.Sonra hatırlayamıyorsunuz benden söylemesi.


   Kitabımıza gelirsek.Kendileri benim okuduğum ilk tarihi-aşk romanı olmaktadırlar.Elimde şu an bir tane daha var tarihi-aşk romanı ama ona ne zaman sıra gelir bilmiyorum.Tek bir kitapla bile bu türü sevdiğimi söylemeliyim.Ki okuduğum kitap çok bilindik bir kitap değilmiş (evet yorumlara baktım kitabı okumadan önce ve çok az sonuç çıktı) o yüzden üzülerek başladım.Sırf ince diye bu kitabı seçtim.Ama önyargımı kırmış oldum.Gerçi aşk romanlarını çok seven birisiyim  nasıl oldu da tarihi-aşk türüyle daha önce karşılaşmadım bilmiyorum !



Arkadaşlar kalbi sakinleştiren merhemlerdir.Tasha Dadı hep böyle derdi, akıllı dadıları ne kadar da haklıydı.



Konuya geçeyim artık dimi ? Çok lakırtı yaptım.Kitabımız Felicty adında genç bir bayanın arkadaşları sayesinde -daha doğrusu öğretmenleri mi demeliyim ? - Hollindrake Dük'üne mektup yazmasıyla başlıyor.Şansa bakın ki mektubuna cevap alıyor ! Ama cevap aldığı kişi Hollindrake Dükü değilde Hollindrake dükünün sekreteri ve büyükbabası cevap veriyor.Ve Felicty'le Hollindrake'i nişanlıyor ! Eh zaten kitabımız bundan sonra heyecanlaşıyor.

Hayır, diye düşündü, gururundan ve güveninden geri kalanları toplayarak.Henüz onlara hepsinin yanlış olduğunu ispatlamak için zamanı vardı.Hollindrake hakkında haklı olduğunu ispatlamak için...


Felicty cevap verenin Hollindrake dükü olduğunu zannediyor ve hala mektupları onunla konuşuyormuş gibi yazıyor.Fakat bir süre sonra mektuplar kesiliyor.Çünkü sekreterle anlaşma yapan büyükbaba ölüyor  ve olay Hollindrake Dük'üne kalıyor.Bilin bakalım Hollindrake ne yapmak istiyor ? Bu münasebeti kesmek bir daha da ne mektuplaşmak ne de bu bayanla nişanlı kalmak istiyor.Tabii bu düşünceleri Felicty'i görene kadar devam ediyor.

"Ben olmadığıma emin misiniz?" Felicty'yi vücudunun sıcaklığı onu sarana kadar yakınına çekti.Felicity başını iki yana salladı."Sen nasıl yapabilirsin ? Daha da önemlisi neden yapasın ?"
Thatcher kulağına fısıldadı."Ama bendim Felicty.Sana arzuladığın her şeyi verebilirim, hak ettiğin her şeyi."

Felicty'i görmeye giden Hollindrake kapıda bir bayanla karşılaşıyor ve bu bayana ilk görüşte vuruluyor.Evet evet doğru bildiniz bu bayan Felicty'nin ta kendisi ! Sonra ne oluyor siz tahmin edersiniz derdim ama ben bile tahmin edemedim ! Bundan sonrasını da anlatamıyıcağım için alıp okuyun derim.Yoksa meraktan çatlamak mı en iyisi ? 

Thatcher , "Hediyeye gerek yok sen buradasın ya,"dedi ve ona doğru ilerlerken yerde yuvarlanan bir şeye çarptı.


Şimdi soruma gelicem siz ilk hangi tarihi-aşk romanını okudunuz ? Bana tavsiye edebileceğiniz romanlar var mı ? Mektubumu aldın mı'yı okudunuz mu ? Düşünceleriniz nelerdir peki ?
Galiba çok fazla oldum :) Eğer yazının sonuna kadar okuduysanız süpersiniz harikasınız !




 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS