[ÇARŞAMBA ÖNERİSİ] THAT SUGAR FILM | BELGESEL ÖNERİSİ

20 Eylül 2017 Çarşamba

that sugar film ile ilgili görsel sonucu

Yayın tarihi: Şubar 2015 (Avustralya)
Yönetmen: Damon Gameau
Yapımcılar: Damon Gameau,Nick Batzias,Rory Williamson
Ödüller: Avustralya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi En iyi Belgesel Ödülü
Türü: Belgesel


Şu sıralar nedense bilgilendirici yazılar paylaşmak istiyorum sizinle.Bunun nedeni belki de beslenme tarzımı ve yaşam tarzımı yavaş yavaş daha sağlıklı hale getirmeye çalışıyor olmam.Belki de yaş ilerledikçe insanın hayattaki amacını,varlığının nedenini sorgulaması ve daha faydalı işler yapmayı istemesinden kaynaklanıyordur.Tam olarak bilemiyorum.

Günlük hayatımızda markete gidip bir sürü yiyecek alıyoruz;süt,yoğurt,kola,ekmek,şeker,tuz,un ve daha nicesi.Peki içlerinde ne olduğuna bakıyor muyuz? Kolayı aldığımızda arkasını çevirip etiketinde yazanları okuyor muyuz? Ya da ice tea,meyveli yoğurt,kek? Bu yiyeceklerin hiç birinin içeriğini doğru düzgün bilmiyoruz.Daha doğrusu bilemiyoruz.Arkasında yazanları ne kadar okusak da -ki Türkiye'yi baz alırsak çoğu insanımız daha son kullanma,tüketim tarihlerine doğru düzgün bakmadan alıyorlar,o yüzden arkalarını çevirip içlerinde ne olduğuna baktıklarından şüpheliyim- çoğu zaman yiyeceklerin ve içeceklerin içlerine ne koyduklarını bilemiyoruz.Çünkü üreticilerin büyük çoğunluğu  müşteriyi kandırmaya,daha doğrusu tam olarak doğruyu söylememeye başlamış durumdalar.

Peki ben nasıl böyle düşünmeye başladım?

That Sugar Film'i izledikten sonra (bir sosyal medya kullanıcısı tarafından önerilmişti o sayede görüp izleme fırsatım oldu) biraz da olsa bilinçlenmeye başladım.

Önce yiyeceklerin etiketlerinin üstünde ne yazdıklarını okumadığımı fark etmeye başladım.Daha sonra dikkat ettiğimde,yiyeceklerin etiketlerine baktığımda insanların bana bakışını ve ne kadar bilinçsiz olduğumuzu anladım.Hatta şöyle bir olay geldi başıma.Dışarıda bir arkadaşımla yemek yerken o yemeğinin yanına kola söyledi.Ben ise sade soda söyledim.Arkadaşım bana dönüp "diyette misin? diyet kola söyleyebilirsin" dedi, "hayır diyette değilim" cevabını verdiğimde ise sıradaki cevabımı merakla bekliyordu.Ben de size anlattıklarımı ona da anlatmaya koyuldum.İçeceklerin,yiyeceklerin üstündeki şeker miktarını daha doğrusu insan vücuduna zararlı olan ve kilo yapan fruktozu ne kadar çok koyduklarını ve bunu yazmayıp bizi daha da kandırdıklarını anlattım.Ardından da That Sugar Film'i izlemesini,sayısal veriler ve deneylerle bu olayın kanıtlanmasını kendi gözleriyle görmesini istedim.


Şimdi size bir kaç soru sorucam.Cevaplarınızla belki de siz de vücudunuzdaki fruktoz miktarını az çok anlayabilirsiniz.

-Vücudunuz yağlı mı? Ya da yağlı hissediyor musunuz? Yağlıysa bu yağlanma hangi bölgede?
Eğer cevabınız "çoğunlukla göbek bölgesinde"yse vücudunuzda glikozdan çok fruktoz var demektir.

Fruktozun doğa da nadir bulunduğunu biliyor muydunuz? Bu da demek oluyor ki aslında vücudumuza girmesi gereken fruktoz oranı şu anda tükettiğimiz orandan daha az.Ya da günümüz de sütün içine bile fruktoz koyduklarını biliyor muydunuz?

that sugar film ile ilgili görsel sonucu
Yukarıdaki resme göre soldaki yoğurtta 6.8 çay kaşığı değerinde şeker,sağdaki kitkatta ise 5.7 çay kaşığı değerinde şeker bulunmakta.


Biliyorum,yazdıklarımı okumak sizi biraz telaşlandırdı.Fakat benim söylediklerim telaşlandırsa da sizi bilinçlendiriyor bunun da farkındayım ve eğer vakit kaybetmeyip That Sugar Film'i izlerseniz daha da bilinçleniceksiniz bunun da farkındayım.


Şimdi sizi belgeselle başbaşa bırakıyorum.

that sugar film ile ilgili görsel sonucu
Yiyeceklerin etiketlerini okuduğunuzda 4 gram şeker yazısının,1 çay kaşığı şekere denk geldiğini unutmayın.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Okuduklarım | Haziran,Temmuz,Ağustos | #sizinlepaylaşamadıklarım

4 Eylül 2017 Pazartesi

  Sizinle ne zamandır kitap yorumu paylaşmıyorum,ki paylaştıklarım da önceden okuduklarım oluyor Öyle bir iki gün önce bitirip paylaştığım bir kitap yorumu yok blogumda uzun zamandır.O yüzden bu gün dedim ki Haziran,Temmuz ve Ağustos ayındaki okuduğum kitapları sizinle paylaşayım.Aslında çok fazla da bir şey yok ama burada bir köşede dursunlar,siz de bilin,görün istiyorum.

  Haziran,Temmuz ve Ağustos ayında okuduklarım dediğime bakmayın Ağustos ayında hiç kitap okumadım.Elim gitmedi nedense.Hatta okuyabilecek boş vaktim varken bile okumak istemedim.Sanırım fazla geliyor şu aralar kitap okumak ya da iyice "bookstagram" alemi yüzünden soğudum kitap okumaktan.Bilemiyorum.

Haziran ayında okuduklarım

  • Vejetaryen - Han Kang | The Vegetarian | goodreads | Haziran 2-3 
  • Gölün Dibindeki Ev - Josh Malerman | A House at the bottom of a lake | goodreads | Haziran 9-10
  • Yalancılar - E.Lockhart | We Were Liars | goodreads | Haziran 11 



  • Bülbülü Öldürmek - Harper Lee |To Kill a Mockingbird | goodreads | Haziran 30 - Temmuz 4 

Temmuz ayında okuduklarım

  • Cimri - Moliére | goodreads | Temmuz 6-9
  • The Originals  Yükseliş - Julie Plec | The Originals The Rise | goodreads | Temmuz 10-13
  • On küçük nefes - K.A.Tucker | Ten Tiny Breaths | goodreads | Temmuz 13-15 
  • Patron - Vi Keeland | Bossman | goodreads | Temmuz 19-20 


  Sizinle paylaşamadığım kitaplar bu şekildeydi.Gördüğünüz üzere Temmuz 20'den sonra hiç kitap bitirememişim.Başladığım kitaplar oldu (Her şey için teşekkürler,Belki başka bir hayatta) ama onları da bitiremedim.Dediğim gibi Ağustos 2017 benim kitap okumadığım bir ay oldu.Eylülden sonra da okuyabileceğimi hiç zannetmiyorum.Çünkü başka bir ülkede o ülkeyi tanımaya çalışarak zaman geçiricem büyük ihtimalle.

  Yine de sizinle sadece okuduklarımı paylaşmıyorum,aynı zamanda da izlediklerimi de paylaşıyorum.O yüzden yeni yazılar gelmeye devam ederler diye umuyorum.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

#şusıralar | erasmus,neler yapıyorum?

2 Eylül 2017 Cumartesi

Aslında sizinle (blog ailemle) paylaşmak istediğim o kadar çok an,anı var ki anlatamam.
  Ama bu yazıda anlatmaya çalışıcam,çünkü siz benim hayatımın bir kısmını paylaştığım,içimdeki sıkıntıyı döktüğüm blog ailemsiniz ve sizi bir süredir aksatıyorum,en azından bana göre bu bir aksatma.Çünkü ben yaklaşık dört senedir bu blogla,sizinle bir sürü şey paylaştım.İster kitap olsun,ister film olsun,ister duygularım olsun hep birlikteydik.O yüzden hayatımın bu bölümünde de yanımda olmanızı istiyorum.Umarım siz de benim gibi düşünüyorsunuzdur.

book, coffee, and rain resmi
weheartit'ten alıntıdır.

  Öncelikle haziranda sizinle hiç bir yazı paylaşmadığımı hazirandan sonra ise toplam altı yazı paylaştığımı fark eden olmuş mudur bilmiyorum.Bu "yazı yazmayışımın" nedeni tamamiyle ailemle daha çok vakit geçirmek istemem.
  12 Mart'tan beri 20 başındayım ve de günlerin,ayların geçişiyle birlikte ailemin değerini daha çok anlıyorum.Arkadaşlarınız,dostlarını elbette olacak ama aile dünyadaki en güzel destek ve bu destek benim için paha biçilemez.
  Şimdi bunları bize neden anlatıyorsun derseniz anlatıyorum çünkü yazı yazmak yerine tüm vaktimi olabildiğince onlarla geçirmek istedim.Bu yüzden ne yazı kısmını doğru düzgün açtım,ne doğru düzgün blog okudum ne de doğru düzgün "internet"te takıldım.Bunların hepsi "kaybedilen zamanlar" gibi geldi bana.2017'nin yazı benim için "anı yaşa" yazı oldu böylelikle.

  İkinci yazı paylaşamamamın nedeni ise; Erasmus.Hangi yazımda bahsettim bilmiyorum ama size bu konuyu azıcık çıtlattım.Hatta Gözde'yle (okuyanmuggle) birazcık yorumlaştık bu konuyla ilgili.
  Eğer her şey sorunsuz olursa 20.09.2017 (Eylül 20'de sabah saat 10.40ta) Almanya'ya -Hannover,Göttingen (Georg August Üniversitesi)- bir dönemlik erasmus programı dahilinde okumaya gidicem.(Bölümüm Sanat Tarihi,Uludağ Üniversitesinde okuyordum.Bu sene üçüncü senem.)
  Erasmus sürecim benim biraz panikli geçti açıkçası.Yapı olarak canıtez,sabırsız biri olduğum için de her şeyi erkenden yapmaya çalışırken daha da yoruldum ve her aşamada beni sürekli çarpıntı tuttu.Ama pasaport işlemlerimi,vize işlemlerimi ve neredeyse -daha bitmedi- hibe işlemlerimi sorunsuz hallettim.(tütütütü maşallah)
  Bu yazıyı okuyup erasmus yapmak isteyenler vs. varsa hemen sizi youtube kanalıma yönlendiricem çünkü yakında orada daha da aktif olucam.Erasmusta yaşadıklarımı vlog şeklinde,gün be gün size aktarmayı düşünüyorum.(Allah kısmet ederse.)

Aklımdan geçenler bu şekildeydi.Bana sorularınız varsa ne bileyim herhangi bir soru olabilir,yorum olarak bırakırsanız cevap yazar sizi dikkate alırım.Hatta erasmusla ilgili bir yazı hazırlamamı isterseniz de onu da yapabilirim.

(Instagramdan beni kişisel hesabımdan takip ederseniz de -ecrinkork- sizinle daha rahat konuşabiliriz.)

Kendinize çok iyi bakın,hepinizi çok seviyorum !

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Yeni Başlayanlar için K-Drama | Kore Dizi Önerileri

1 Eylül 2017 Cuma

Merhabalar!
Karşınıza bu sefer konuşmaktan en çok hoşlandığım,hatta konuşurken heyecanlandığım bir konuyla geldim.Aslında bu yazı dizisini,bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum.Fakat tüm dizilere tek tek bakmak sonra izlediklerimi aralarından seçmek,ardından da tüm bu diziler arasından sizinle paylaşmak istediklerimi seçip,onları sıraya sokmak bana çok zor geliyordu.Ama artık sırası gelmişti bu yazıyı hazırlamanın.Çünkü yaşlanıyorum ve artık unutmaya başlıyorum bazı anları,detayları.
Demem o ki aslında bu yazıyı hem sizin için hem de kendim için yazıyorum.Daha çok kendim için yazdığımı da söylemeden geçemeyeceğim.İleride dönüp bu yazıya baktığımda eminim ki tekrar izlemek istediğim diziler çıkacak.

NOT: Diziler beğenme sıralarına göre dizilidir.


1-Playful Kiss
playful kiss ile ilgili görsel sonucu


2-Goblin (düşündükçe kalbim acıyor)
goblin kdrama ile ilgili görsel sonucu


3-Reply 1988 (düşündükçe kalbim acıyor)
reply 1988 ile ilgili görsel sonucu


4-Chicago Typewriter (düşündükçe kalbim acıyor)
İlgili resim



5- You Came From Stars
you came from stars ile ilgili görsel sonucu

6- Age of Youth
İlgili resim


7- Cunning Single Lady
cunning single lady ile ilgili görsel sonucu



8-Oh my Ghost

File:Oh My Ghost-p1.jpg

9- To The Beautiful You
to the beautiful you ile ilgili görsel sonucu


10- You're Beautiful | A.N.Jell
you are beautiful kore ile ilgili görsel sonucu



11- W | Two Worlds
w two worlds ile ilgili görsel sonucu


12-Coffee Prince
İlgili resim


13-The Greatest Love
the greatest love ile ilgili görsel sonucu

14-Master's Sun
master's sun ile ilgili görsel sonucu


15-Uncontrollaby Fond (düşündükçe kalbim acıyor)
uncontrollably fond ile ilgili görsel sonucu

Aslında hepsi için bir şeyler yazmak istiyordum.Ama sizinle de bir post/yazı paylaşmak istediğim için malesef -şimdilik- bu yazı bu şekilde kalıcak.
Çok yoğunum malesef şu aralar ne yaptığımı,nereye uyuduğumu ve stresten ne kadar çok yemek yediğimi anlatamam bile sizlere.Fakat yakında youtube kanalıma bir video yüklüyücem ve buraya da #şusıralar başlığı altında yeni bir yazı paylaşıcam.
Beklemede kalın! (Okuduğunuz için teşekkür ederim ^^)

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Algernon'a Çiçekler - Daniel Keyes | Kitap Yorumu

14 Ağustos 2017 Pazartesi

algernon'a çiçekler ile ilgili görsel sonucu
Kitabın Adı: Algernon'a Çiçekler
Orjinal Adı: Kwiaty dla Algernona
Yazarın Adı: Daniel Keyes
Yayınevi: Koridor Yayınları

Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. 
Ameliyattan sonra, Charlie'nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekası normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır...
Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon'da ani bir gerileme baş gösterene kadar... Acaba Charlie'de de aynı gerileme olacak mıydı?

  Hani bir kitap okursunuz,çok etkilenirsiniz ve içinize işler.
  Günlerce sadece onu düşünür,kitapta yaşanan olayları tekrar tekrar beyninizde oynatırsınız.Herhalde hepimizde olmuyordur bu olay.Ama bana bazen bir kitapta,bazen bir filmde,bazen bir dizi de hatta bazen de bir şarkıda bile oluyor.Bu sefer de okuyup çok etkilendiğim.Uzun süre etkisinden çıkamayıp sadece onu düşündüğüm,olaylarını beynimde tekrar tekrar oynattığım bir kitapla karşınızdayım; Algernon'a Çiçekler.

  Aslında bu kitapla olan husumetimiz 2016 Bursa Kitap Fuar'ında başladı.Fakat aynı zamanda da orada durdu.Çünkü kitabı kitaplığıma o sene ekleyemedim.Ertesi sene (yani bu sene) fuardan almak istediğim bir sürü kitap vardı.Ama bu sene aklıma koymuştum bu kitabı (ve koridor yayınlarından daha bir sürü kitap) kitaplığıma ekledim.Sonrasında kitaplığımda okunma sırasını bekledi,çok bekletmeden de okudum.

  Ve işte okuyup bitirdikten sonra hatta biraz da etkisi geçtikten sonra karşınızdayım.Çünkü bu kitap beni gerçekten etkiledi.

  Algernon'a Çiçekler, Charlie adında IQ'su düşük olan bir kişiyi anlatıyor kabaca.Derine inersek Charlie'nin yaşadıklarını gün be gün IQ'sunu yükseltmek için gireceği bir testi yazmasıyla başlıyor.Charlie bu teste girdikten sonra bilim adamlarına göre IQ'sunun yükseleceği ve "çok akıllanacağını" söylüyorlar ardından da Charlie'ye "ne kadar geliştiğini görmemiz için günlük tutmalısın" tarzı cümleler kuruyorlar.Charlie yaşadıklarını,gördüklerini ve düşüncelerini bizimle bu günlük,kitap sayesinde paylaşıyor.Bizim de kah üzülüyoruz,kah gülüyoruz,kah aklımız karışıyor.Charlie gibi.

  Geleneksel yöntemimle size kitaptan bahsettim.Aslında fark ettiyseniz sene başından beri (iki bin on yedinin başından beri) genellikle beni etkileyen kitapları sizinle paylaştım.Hepsini de elimden geldiğince sizinle konularını,düşüncelerimi paylaşmaya dahası anlatmaya çalıştım.

  Ama bu kitapta onu yapamıyorum.Çünkü kitabı okurken bir insanın ne kadar yalnız olabileceğini fark ettim.Algernon'a Çiçekler belki de bana yalnızlığı bu kadar inceden nakşeden,fark ettiren bir kitap oldu.İnanır mısınız bilmem ama aklımda da öyle kalıcak.

 Umarım bu kitabı okursunuz ve düşüncelerinizi bir şekilde benimle paylaşırsınız.Hatta belki de sizinle Charlie hakkında sohbet bile edebiliriz?


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS