İki Hayat Arasında - Jessica Shirvington | Kitap yorumu

12 Şubat 2018 Pazartesi

İki Hayat Arasında
Kitabın Adı: İki Hayat Arasında
Orjinal Adı: Between the Lives
Yazarın Adı: Jessica Shirvington
Yayınevi: Yabancı Yayınları

Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç. Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu. 
MÜKEMMEL HAYAT.. 
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek... 
MÜKEMMEL AŞK..
Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar… Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.
Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?

MERHABALAR!

Sizinle bu gün konuyu uzatmadan direkt İki Hayat Arasında kitabıyla olan ilişkimin nasıl başladığını anlatmak istiyorum.Yıl 2014 goodreadste geziniyorum ve yeni çıkan kitaplara bakıyorum.Nasıl oldu bilmiyorum fakat anasayfama birinin İki Hayat Arasında'yı okuduğu düştü,kitapla ilgili yorumlara,puanlara baktıktan sonra ben de "want to read/okumak istiyorum" tuşuna bastım.O zamandan sonra kitapla ilgili bir çook bir çok yorum görüp okumak istedim.Ta ki 2017 yılının son ayı olan Aralık ayında instagramdan bir direct message/direkt mesaj alana kadar.Bu benim ve bence sizin de sevdiğini Eslem'den gelen "Ecrin iki hayat arasındayı okudun mu? Okumalısın müthiş" tarzı bir yorumdu.
Ben de malesef daha okumadığımı ama yeni yılda bu kitabı indirip okuyucağımı sonra da ona mesaj atacağımı söylemiştim.Nitekim kitabı gittim bir ebook sitesinden indirdim,telefonuma yükledim ve çok uzun -ciddi anlamda uzun- bir tren yolculuğundayken kitaba başlayıp bitirdim.

Öncelikle daha önce gerçekten bu tarz bir kitap okumadığımı söylemem lazım.Hiç,bu tarz hiç kitap okumadım.Yani karşılaştırabileceğimiz bazı örnekler olursa; zaman yolculuğu konusundaki kitaplar ya da şizofreni kitapları olabilir.Ama bence kesinlikle o kitaplar da İki Hayat Arasında ile aynı tarza sahip olan kitaplar değiller.

Kitabın konusundan kısaca bahsetmem gerekirse;
Lise son sınıfta olan Sabine'in iki hayatı vardı.Nasıl mı? Sabine her gece bir değişime uğrayıp,günün bitiminde diğer hayatına gider.Ertesi günün akşamında da sanki diğer gün bitmemişcesine diğer hayatına geri gider ve bu şekilde günlerine kaldığı yerden devam eder.Sabine ne kadar iki hayat değil de bir hayat istese de bu onun için mümkün değildir.Çünkü hayatında bir değişiklik bile yapamıyordur.Fakat bir gün işler değişmeye başlar.Roxbury'deki hayatında görmemesi gereken Wellesy'deki hayatındaki birini görür ve kolunu kazayla kırar ve bundan sonra işler içinden çıkılmayacak bir hale gelir.

description

Kitabın konusunun gerçekten "eşsiz" olduğunu sizde benim gibi fark etmişsinizdir.Bu eşsiz konuyla muhteşem romantik bir hikaye eklenince ve de yazarımızın konuyu işleyiş,anlatış şekli de mükemmel olunca yapabileceğiniz bir şey kalmıyor.Kendinizi *yukarıdaki ve aşağıdaki* gifler gibi hissediyorsunuz.

description

Kitabı ilk bitirdiğimde etkisinden bir kaç gün çıkamadım ve aklım sürekli şu soruyu sordu resmen;"devam kitabı nerede??".
Fakat acı gerçekle ardından yüzleştim.Devam kitabı yok,yazar sadece bir kitap yazıp bizi bu acıyla,bu mutlulukla,bu karmakarışık duygularla başbaşa bırakmış.Ne diyeyim sağolsun,varolsun.Sayesinde hiç olmazsa bu kadar güzel bir kitabı okuyabildim.

Ben bu kadar konuştum sizin kitapla ilgili düşünceleriniz ne peki? Bitirdikten sonra siz de benim gibi hissettiniz mi? Yoksa kitabı hala okumadınız mı? (Hemen gidip okuyun,şiddetli ve şiddetsiz öneriyorum.) 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

#şusıralar İzlediklerim | Ocak ayı (filmler,diziler)

11 Şubat 2018 Pazar

MERHABALAR!
Bir ayın daha sonu geldi,hatta öteki aya çoktan başladık yarıladık bile.Gerçekten zaman çok hızlı geçiyor,tabii siz ben söylemesem de bunun zaten farkındasınızdır.

#şusıralar tarzı yazılar aslında bu tür yazılar benim yazmayı hem en sevdiğim,hem de en yorucu bulduğum yazı tipleri.Ama şunu da fark ettim ki ay sonunda kimlerin ne okuduğunu görmek ve de ne izlediğini görmek beni daha da heveslendiriyor,üstüne üstlük gaza da getiriyor.O yüzden maksat hem ben kendimi gaza getireyim,hem sizi gaza getireyim,hem de ileride geri dönüp baktığımda neyi nasıl yapmış olduğumu da göreyim.Sonuçta bu blogu kendime ileri ki günler için bir dijital günlük tutmak ve sizinle fikirlerimi paylaşıp,aynı fikirde olduğum insanlarla arkadaş olabilmek.

Yine her zamanki Ecrinliğimi yapıp konuyu uzattıkça uzattım.Artık bence asıl konumuza geçebiliriz;

FİLMLER

İlgili resim
1-Sitigmata (aralık ayında izledim)


Aslında bu filmi Aralık ayının  listesine eklemeyi unutmuşum o yüzden şimdi Ocak ayının listesine eklemek istedim.Ortalama bir filmdi bana göre.Fakat anneme göre "zamanının en çok ses ve gişe getiren gerilim filmlerinden biri" olduğu için onunla beraber oturup izledim.Yine de güzeldi,çok baymadan kendini izlettiriyordu.Çok gerildim mi? Hayır,hatta biraz daha eski bir film olduğu ve ben yeni görsellere,yeniliklere alıştığım için görselleri,kurgusu biraz daha alışılmış geldi bana.İlk çıktığı zamanlarda izleseydim -çok küçüktüm- fikrim daha değişik olurdu.

Benim puanım; 6/10


İlgili resim
2-Pulp Fiction (01/01/2018)

Bu filmde bu kadar büyütülecek ne vardı? 

Resmen her yerde bu filmi görüyordum.Belki ben de ikinciye ve üçüncüye izlediğimde daha farklı düşünceler içine girebilirim.Şimdilik ikinciye ya da üçüncüye izleyeceğimi de düşünmüyorum.Ama yine de bu filmle ilgili geleceğime umutla bakmak istiyorum.


Benim puanım; 4/10

jumanji 2 ile ilgili görsel sonucu
3-Jumanji 2

Bence artık herkes gerçekten eğlenceli,vurdulu kırmalı ve de komedili filmleri sevdiğimi biliyor.Jumanji 2,Welcome to the Jungle tam benlik bir filmdi.Ailecek izledik oturup,hiç birimiz sıkılmadık,oflamadık puflamadık izlerken zaman hızlıca geçip gitti.Tabii eleştirmem gerekirse yine eleştirilecek noktaları var (genç oyuncularla ilgili) fakat bu tarz yazılarım sadece size ne izlediğimi anlatmakla ilgili o yüzden derin konulara girmeyeceğim.

Benim puanım; 7/10

great gatsby ile ilgili görsel sonucu
4-The Great Gatsby

Ah benim canım! Ah benim garibim! Ah Gatsby...
Hüzünlendim yine,büyük çoğunluğunuz bilmiyordur ama The Great Gatsby benim neredeyse en sevdiğim filmlerden biri.Bunun sebepleri arasında kesinlikle Leonardo'yu ne kadar çok sevdiğim de sayılabilir ya da filmin ne kadar efsane olduğunu da sayabiliriz.
Bu sefer kardeşimle birlikte Christmas tatilinde izlemiş olduk.Benim sanırım üçüncü ya da dördüncü izleyişimdi.Yine güzeldi,yine ağlattı.

Benim puanım; 9/10

the choice ile ilgili görsel sonucu
5-The Choice (05/01/2018)


Vurdulu kırdılı komedi filmleri izlemediğim de kesinlikle romantik filmler izliyorum.Bu benim resmen yaşam kaynağım,yıldızım,ışığım,içimdeki ateşin yanmasını sağlayan duyguların hepsini romantik filmlerden alıyorum.Ne yapabilirim bana umut veriyorlar.Bu filmi de kesinlikle öneririm.Zaten afişinden hemen anlıyorsunuz bir Nicolas Sparks filmi olduğunu ve Nicolas Sparks hiç bir zaman beni bu türde yanıltmıyor.Her zaman hem ağlatıyor hem mutlu edip içimi ısıtıyor.

Benim puanım; 6/10

İlgili resim
6-Notting Hill (05/01/2018)


Yurt arkadaşımla The Choice'u anlatırken dedi ki "Notting Hill'i izledin mi? Kesin beğenirsin" dedim ki "Hayır o ne?" ondan sonra vakit kaybetmeyip aynı gün içerisinde The Choice'dan sonra Notting Hill'i izlemiş oldum,olduk.Sanırım belirli bir zamanda Julia Roberts efsane romantik komedilerde ve romantik filmlerde oynamış.Tebrik ediyorum hep başarılı yapımlara adını yazdırmayı başarmış.Helal olsun.

Benim puanım; 7/10

the road to el dorado ile ilgili görsel sonucu
7-The Road to El Dorado (13/01/2018)

Küçücükken hatta büyük ihtimalle The Road to El Dorado ilk çıktığı zamanlarda izlemiştim bu animasyonu.İzledikten sonra da beğendiğimi hatırlıyorum,küçük çocukken her animasyona bayılıyordum.Fakat büyüdüm hala her animasyona bayılıyorum.Bu animasyonda benim klasik listeme eklenen bir animasyon oldu.Çok tatlı,güzel mesajlar veren bir animasyondu bence.İzlemediyseniz izlemenizi öneririm.Müzikleri,konusuyla ve çizimiyle gerçekten hoş bir animasyon.

Benim puanım; 8/10
x-men first class ile ilgili görsel sonucu
8-X-Men First Class (14/01/2017)

Öhüm arkadaşlar bu dünyada X-men'i bilmeyen insanlar olduğunu biliyor muydunuz? Ya da bir dakika bunu okuyan kişi X-men serisinden en azından bir film izledin mi? Ya da çizgi romanlarını okudun mu? Çizgi filmlerini izledin mi? Eğer izlemediysen lütfen bu filmle başla bu dünyaya.
Benim yine bir çok kere izlemiş olduğum filmlerden biri oldu X-men First Class çünkü yurt arkadaşım Marta,izlemediğini hatta X-men dünyasından bir şey bilmediğini itiraf etti.Acı çektim resmen :( Ama ardından izlemeyi kabul edince bu filmle tanıştı diyebiliriz.Ama ileride çizgifilmlerini izlemeyi de deneyeceğim.

Benim puanım; 8/10

when harry met sally ile ilgili görsel sonucu
9-When Harry Met Sally (15/01/2018)


Klasiklerden biriyle yine karşınızdayım! Yine aynı yurt arkadaşım Marta sayesinde izlediğim bir film oldu When Harry Met Sally.Açıkçası eski bir yapım olduğu için bu kadar güzel bir film beklemiyordum.İzlerken hem güldüm hem de Sally'le Harry için sevindim.Hatta bir ara böyle gözümden yaş süzülecek gibi oldu,ondan sonra yine gülümsemem yüzüme yerleşti.Eğer izlemediyseniz benim gibi eski diyip geçiyorsanız,geçmemenizi gidip izlemenizi kesinlikle öneririm.

Benim puanım; 8/10

İlgili resim
10-Eternal Sunshine of the Spotless Mind | Sil Baştan (18/01/2018)


Bu ay (Ocak 2018) için kendime koymuş olduğum bir hedef vardı.En azından iki tane ImDb Top 250 listesinden film izliyicektim ve yine romantik film izleme havamdaydım.O yüzden Sil baştan/Eternal sunshine of the spotless mind filmini seçtim.Fakat nasıl bir dramdı bu! Ben ne bileyim gülerim,eğlenirim diye düşünüyordum.Yıktı geçirdi.Neye uğradığımı şaşırdım resmen.
Aradan biraz zaman geçmesinin üzerinden de düşündüğüm tek şey filmin bize vermek istediği mesaj bence daha yoğundu.

Benim puanım; 9/10

mamma mia ile ilgili görsel sonucu
11-Mamma Mia (20/01/2018)


Arkadaşlar sanırım Mamma Mia'nın yurtdışındaki kızlar arasında özel bir yeri var.Herkes biliyor şarkılarını,tamam biz de kulak aşinalığıyla biliyoruzdur da onlar her sahnenin sözlerini ezbere biliyorlar.Mamma Mia'yı da yurt arkadaşlarımla birlikte izledim.Çünkü Fransız olan oda arkadaşımız artık yurttan ayrılıp ülkesine dönüyordu ve beni de ikna ettiler -çok büyük önyargılarım vardı- hep beraber izledik.(Komik bir ortamdı,bir Türk,bir İtalyan,bir Fransız ve bir de Çek Cumhuriyetinden kız oturmuş Mamma Mia izliyor.)
İzledikten sonra yine de çok kötü olmadığını söylemekten çekinmiyorum.Ama kesinlikle müzikler ve film birleşince sıkıcı olmuştu bazı yerler,sahneler benim açımdan.

Benim puanım; 5/10

se7en ile ilgili görsel sonucu
12-Se7en (21/01/2018)

Demiştim ya ImDb listesinden iki tane film izleme hedefim vardı diye,ikinci film de Se7en oldu neden bilmiyorum ama aklımda izlemem için bir sürü lamba yanıyordu.Yine yurt arkadaşlarımla beraber izledim.Bu sefer sadece İtalyan -Marta- ve de Çek Cumhuriyetinden -Magda- olan arkadaşım vardı.
Filmin sonunda bence hepimizin beyni durmuştu ve şaşırmıştık.
Dürüstlükle söyleyebilirim ki döneminin gerçekten önde gelen filmlerinden biri olmuş.

Benim puanım; 8/10

DİZİLER
Friends Tv GIF
1-Friends 8.sezon (24 bölüm)

Ocak ayı benim için film açısından bence güzel bir aydı fakat dizi olarak kesinlikle güzel geçmeyen bir aydı.Sadece friends izleyebildim ve sanırım friends'i bitirene kadar başka diziye başlamak ya da devam etmek istemiyorum.Çünkü bir yandan da saygısızlık yapıyormuşum gibi geliyor onlara.

Eh bir ay daha böyle geçti arkadaşlar! Bu tarz yazılarınızı okumayı çok seviyorum,eğer sizinde bu tarz yazılarınız varsa yazıyorsanız linkini yorum olarak bırakırsanız sevinirim.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Mim: Sinema ve Ben

5 Şubat 2018 Pazartesi

mim%2Bsinema%2Bve%2Bben

MERHABALAR!
Sevgili önerimakinesi yeni bir mim başlatmış ve ben de Eslem (periodiclibrary) tarafından mimlendim.Zaten bir kaç kişide görmüştüm bu mimi yapmaya bayağı heveslenmiştim.Bu sayede ben de soruların cevaplarını sizlerle paylaşabileceğim.

1. Sinemada izlediğin ilk film?

Açıkçası hatırlamıyorum bu sorunun cevabını,gidip anneme sorayım dedim ama o da meşguldü.Ama çok sıklıkla sinemaya giden bir aileydik -malesef artık değiliz- ve de neredeyse her yeni çıkan filme bir kaçamak bulup giderdik.Belki de ilk sinemaya gidişim İnanılmaz Aile ile olmuştur.Gerçekten hafızam şu anda beni yarı yolda bırakıyor.

2. Film en güzel ...'da/a izlenir.

Kesinlikle sevdiklerinle! Şu son zamanlarda hem memleketimden hem de ailemden,yakınlarımdan uzak olduğum için sürekli sevdiklerimin yanında olmak istiyorum.
Ne yaparsanız yapın nerede olursanız olun sevdiklerinizle olduğunuzda her şey daha güzel.O yüzden artık nerede olduğumu pekte umursamıyorum sevdiklerimle oldukça.

3. Film izlerken olmazsa olmazın var mı? Varsa neler?

Sanırım buna cevabım evdeysem; kesinlikle battaniye,su ve de pofidik bir yastık olucak.Eğer evde değilde başka bir yerdeysem pek bir şey aramıyorum.

a. Tek başına mı, kalabalık mı?

Ben kalabalıklardan yanayım,tamam tek başıma da izlerim ama kalabalıkla izlediğim filmlerin tadı farklı oluyor.Bir kere konuşacak birin oluyor,dedikodu yapabiliyorsun film hakkında ya da film güzel gitmiyor  mu dön yanındakine ve onunla konuş.Oh mis.

b. Mısır mı, cips mi?

Herhalde mısır mı cips mi derken patlamış mısır mı cips mi demek istiyorsunuz.Ah ah ikisi de! Eğer sevgilimle sinemada izliyorsak filmi ikisini de tercih etmemeye çalışıyorum çünkü bana kalmıyor.-şaka şaka- İkisi de güzel,fakat eğer cipsse sosu da olmalı.

c. İki boyutlu mu, üç boyutlu mu?

Benim için gerçekten fark etmez ama sanırım iki boyutlu olayını daha çok seviyorum.Gözlük kullanmamama rağmen  üç boyutlu gözlük takma olayı beni rahatsız ediyor.

d. AVM sineması mı, sokak sineması mı?

AVM sineması,nedense daha rahat hissediyorum kendimi AVM'lerde.Evet biliyorum yaşlandıkça fikirlerim bu konuda değişicek.Fakat o zamana kadar herhalde ev sahibi olurum ve de evime sinema rahatlığında bir köşe oluşturmuş olurum.(inşallah,amin)

e. Filmden önce filmin fragmanını izlemek mi, yorumları okumak mı?

Vuhu! Burada bir itirafta bulunucam.Benim boş zamanlarımda yapmayı en sevdiğim şeylerden birisi yeni çıkan,yeni çıkacak filmlerin fragmanlarını izlemek.Yani benim için fragman izlemek bir hobi aslında.
Filmin yorumlarını genellikle filmi izledikten sonra kendi yorumlarımla başkalarının yorumlarını karşılaştırmak amacıyla okuyorum.

Açıkçası bu mimi kimler yaptı kimler yapmadı çok bilemiyorum ama ben Kitap Sayfaları'nı (Fatma'yı) mimliyorum.
Umarım en kısa zamanda yapar çünkü o da tam bir filmkolik,dizikolik?
Hepimiz gibi işte.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Çünkü Biz Karıncayız - Shaun David Hutchinson | Kitap Yorumu

4 Şubat 2018 Pazar

35390995Kitabın Adı: Çünkü Biz Karıncayız
Orjinal Adı: We Are the Ants
Yazarın Adı: Shaun David Hutchinson
Yayınevi: Yabancı Yayınları


Henry Denton’ın bildiği bazı şeyler vardı. Fakat bazı şeyleri de bil­miyordu.

Henry, annesinin aileyi bir arada tutmak için çabaladığını ve bu­nunla baş etmek için sigara ardına sigara yaktığını biliyordu. Abisinin üniversiteyi bıraktığını ve hamile bir kız arkadaşı olduğunu biliyordu. Anneannesini yavaş yavaş Alzheimer’a kaybettiğini biliyordu. Ve erkek arkadaşının geçen sene intihar ettiğini de.
Bilmediği şey ise, uzaylıların onu on üç yaşındayken neden kaçır­dığıydı. Neden hâlâ onu kaçırıp gemilerine götürdüklerini de bilmi­yordu. Dünyanın sonunun neden geldiğini veya uzaylıların ona neden büyük, kırmızı bir düğmeye basarak bunu durdurması için bir fırsat tanıdıklarını da bilmiyordu.
Fakat durum böyleydi ve karar vermesi için 144 günü kalmıştı.
Soru, Henry’nin dünyayı kurtarılmaya değer bulup bulmadığıydı. En azından gizemli bir geçmişi olan Diego Vega ile tanışana kadar öy­leydi. Diego, Henry’ye bildiği her şeyi, evrendeki yerini ve bütün bun­ların bir anlamı olup olmadığını sorgulatıyordu. Fakat Henry dünyayı kurtarmadan önce kendisini kurtarmanın bir yolunu bulmalıy­dı ve uzaylılar ona bunun için bir düğme vermemişlerdi. 

MERHABALAR!
Eğer biraz daha yorumunu yazmasaydım unutacağım bir kitabın yorumuyla karşınızdayım; Çünkü Biz Karıncayız.
İlk önce size bir soru sormak istiyorum.Gerçekten kitabın konusuna bakmadan,sadece kitabın kapağına ve de ismine bakarak kitabın konusunun ne olduğuyla ilgili ne söyleyebilirsiniz? Bunu merak ettiğim için soruyorum.Çünkü ben kitaba başladığımda ve biraz kitapta ilerlediğimde böyle bir konu beklemediğimi fark ettim.Hatta bayağı şaşırttı kitap konusuyla beni.Tabii bunun bir sebebi de kitabın ne konusuna bakmış olmamdı,ne de kitapla ilgili bir yorum okumuş olmamdı.Sadece kitaba öylece düşünmeden başlamıştım.

Biraz konusundan da bahsedeyim o zaman;
Kabaca bahsetmek gerekirse kitabımız Henry Denton adında liseye giden bir gencimizin hayatını ve de uzaylılarla olan ilişkisini anlatıyor."Uzaylılar mı?" dediğinizi duyar gibiyim.Evet ben de şaşırdım ilk okumaya başladığımda ama sahiden uzaylılarla olan ilişkisini anlatıyor.Ve olaylar daha da garipleşiyor.Çünkü Henry normal bir genç değil,zaten uzaylılarla ilişkisi varken hayat ona zor bir de üzerinde gay olması,babasının ailesini küçük yaştayken terk etmesi eklenince olaylar onun için daha da karışıyor.Bir de uzaylıların Henry'ye Dünya'nın sonunun geleceğini ve bunu sadece Henry'nin durdurabileceğini söyleyince olaylar onun için işin içinden çıkılmaz hale geliyor.Peki sonunda Henry Dünya'yı kurtarıcak mı yoksa Dünya'nın yok olmasını mı bekleyecek kitabın sonuna kadar bunu okuyoruz.

Açıkçası ben kitabı okurken eğlendim.Çünkü Biz Karınca'yız kitabıyla ilgili benim anahtar kelimem gerçekten eğlenmek sanırım.Çünkü şimdi kitabı okumamın üzerinden neredeyse bir ay geçmişken kitapla ilgili duygularımı düşündüğümde sadece beynimde "eğlence" kelimesi yanıp sönüyor.
Onun dışında bence bu kitaba bir açıklama eklemek gerekiyor.Bunun nedeni ise okurken insanı bazı noktalarda depresyona sokabilecek olması bence.Ara ara sizde Henry'nin yaşadığı depresyonu yaşayabiliyorsunuz.

Kitabı önerip önermediğim noktaya gelecek olursam; eğer hayata bakış açınız umutluysa ve de ergenliği bitirdiyseniz sadece eğlenmek,kafasını kendi sorunlarınızdan uzaklaştırmak istiyorsanız buyurun okuyun.Fakat bunlardan ayrı ergenseniz,hayata bakış açınız pek olumlu değilse kitapta sizi biraz daha umutsuzluğa,mutsuzluğa belki de depresyona sürükleyebilecek olabilir.
O yüzden dikkatli bir seçim yapmanızı,ardından o şekilde bu kitaba başlamanızı öneririm.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Big Little Lies | Dizi Yorumu

30 Ocak 2018 Salı

big little lies ile ilgili görsel sonucu

Dizinin Adı: Big Little Lies
Yönetmen: Jean-Marc Vallee
Bölüm Sayısı: 7
Yayınlandığı Kanal: HBO


MERHABALAR!

Uzun zamandır bu dizinin yorumunu sizinle paylaşmak istiyordum.Ama şans tam olarak İtalya'da Venedik'te bir otel odasında otururken bizden yanaymış.Fakat diziyi İtalya da izleyip bitirmedim diziyi yurtta arkadaşımla beraber izledim.Kesinlikle soluksuz izlediğim bir diziydi.Eğer tırnaklarımda oje olsaydı bu diziyi izlerken tırnaklarımdaki ojeyi tek tek çıkartıcağımdan emin olduğum bir diziydi.

Dizinin konusundan ufak tefek bahsetmek gerekirse;
Dizimiz Avusturya'nın bir sahil kentinde geçiyor.İlk sahneleri direkt o kentte öldürülen birinin (?) haberiyle başlıyor.Ve dizi boyunca bu kişinin neden öldürüldüğüne dair olan gizemi çözmeye çalışıyorlar,çalışıyoruz.
Genellikle üç kadın üzerinde kurulu olsa da dizi,aslında kentte yaşayan aileleri ve de çocuklarını konu alıyor.Çocukların okulda yaşadıkları sorunlar ve ne kadar mükemmel gözükürse gözüksün evlerin içinde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor dizi.
Açıkçası eğer afişe dizi hakkında bir şey bilmeden sadece göz gezdirirken bakarsanız size mutluluk verebilecek,pembe bir dizi zannedebilirsiniz.Çünkü benim ilk izlenimim o yönde olmuştu.Ardından arkadaşımla fragmanını izleyince ve de diziye başlayınca gerçekten şoka uğradığımı,hatta merak içinde kaldığımız için iki günde bitirdiğimizi söyleyebilirim.
Bu arada dizi 7 bölümden oluşuyor ve her bölüm neredeyse birer saat uzunluğunda.

Yorumuma geçersek;
Açıkçası bazı sahneleri rahatsız ediciydi,ciddi anlamda rahatsız ediciydi hemde.Dövme sahnesi mi ararsınız,sevişme sahnesi mi ararsınız,tecavüz sahnesi mi ararsınız hepsi dizinin içinde geçiyordu.Sanırım diziyi bu kadar efsane kılan da bu sahnelerdi.Fakat bu sahnelerin uzunluğu bence bazen sıkıcı ve yavan yapmıştı diziyi,hatta ara ara "hadi kim öldü gösteerin artık!" dediğiniz sahneler de vardı.
Sonu hakkında size spoiler vermek istemiyorum ama öldüğüne gerçekten şaşırdığım biri çıktı ölü kişi.Sizde benim kadar şaşırsınız mı sonunda?
Big Little Lies oyunculuklarıyla,unutulmaz sahneleriyle ve de verdiği mesajlarla resmen aklıma kazındı.Özellikle Nicole Kidman ve Shaline Woodley'nin oyunculukları muhteşemdi.
Dizinin ikinci sezonu gelicek mi yoksa sadece bir sezonluk bir dizi miydi emin değilim.O konu hakkında sizi bilgilendiremeyeceğim malesef.

Sanırım dizi hakkında söyleyeceklerim bu kadardı.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS