Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor | Kitap Yorumu

13 Mart 2017 Pazartesi



Duman ve Kemiğin Kızı (Duman ve Kemiğin Kızı, #1)




Kitabın adı: dUMAN VE KEMİĞİN KIZI
ORJİNAL ADI: DAUGHTER Of smoke and bone
SERİNİN ADI:daughter of smoke and bone
YAZARIN ADI: Laini taylor 
YAYINEVİ:artemis yayınları
Bir zamanlar, şeytanın ininde yerde tüylerle oynayan küçük ve masum bir kızdı. O, artık masum değil...

Bir varmış bir yokmuş, bir Melek’le şeytan birbirlerine aşık olmuş... 

Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş!..

MERHABALAR!
Aşırı aşırı merak ettiğim ve okuoku.com'da indirime girdiğinde hemen aldığım Duman ve Kemiğin Kızı yorumuyla karşınızdayım.Bu arada seriyi (üç kitaptan oluşuyor) toplam da 29,70 tlye almış oldum.O yüzden de ayrı bir mutluyum.Bence sizde o fiyata alsaydınız siz de benim gibi mutlu olurdunuz.Seriyi uygun bir fiyata almamın üstüne o beğeniler,herkesin atıp tutması ve piyasa da neredeyse bu seriyi okumayanın kalmamış olması benim beklentimi epeyce yükseltti.

Kitap/seri elime ulaştıktan bir kaç gün sonra okumaya başladım.İlk bir kaç sayfa da konuya tam dahil olamasam da kitabın inceliğiyle birlikte nasıl son sayfalara geldiğimi bile anlayamadım.O kadar hızlı bitti ki Duman ve Kemiğin kızı damağımda kendine has o "eşsiz" tadı bıraktı.

Biraz da konudan bahsetmek istiyorum çünkü yukarıda da dediğim gibi konusu cidden "eşsiz"di.Daha önce okumadığım ve duymadığım bir konuya sahipti.Ne kadar melekler hakkında kurgular yazılmış olsa da bu kitap hem melekleri hem de diğer türleri konu olarak içinde barındırıyor.Kitabımızı eşsiz kılan da bu özelliği zaten.Yaratılmış olan büyüleyici dünya.

Esas kızımız lise çağında Prag'ta yaşayan Karou.Onu diğer liseli öğrencilerden ayıran özelliği ise kendiliğinden mavi olan uzun saçları değil,yalnız yaşaması ve ailesinin olmaması da değil.Onu diğerlerinden ayıran gerçekten "farklı" bir dünyadan gelmiş olması.Karou tüm hayatını,bebekliğinden itibaren yani Kimeralarla geçirmiş.Hatta Kimeraların elinde büyümüş.Ve Brimstone adında bir Kimera için de çalışıyor aynı zamanda.

Kimera ne demek mi? Eh sanırım merakınızı gidermek için sizi kitaba/seriye yönlendireceğim.

Ne diyordum? Evet Kimeralar için çalışıyor diyordum.Fakat bu dünyada sadece Kimeralar yok,aynı zamanda gözlerinizi kamaştıracak bir güzelliğe sahip Melekler de var.Çok konuştum değil mi? Bu kadar çok kitabın konusundan bahsetmek istemiyordum aslında.Kendimi tutamadım hepsi ondan oldu.



Seri bilmeyenler için üç kitaptan oluşuyor.Devam kitapları da dilimize çevrilmiş durumda.Zaten hemen hemen aynı kapaklara sahipler o yüzden direkt tanıyabilirsiniz.(Hadi size kıyak geçip üşenmedim kapakları koydum,yine iyisiniz..)
İlgili resimtanrı ve canavarların düşleri ile ilgili görsel sonucu

Eh benim seri hakkında diyeceklerim bu kadar.Yaz gelmeden umarım ikinci ve üçüncü kitabı okuyup bitirebilirim.Siz seriyi okudunuz mu? Yorumlarınız neler?

NOT: Çok kitap yorumu paylaşıyorum değil mi? Bir kaç gün içinde vizyondaki filmlerle ilgili bir yazı gelicek beni bekleyin.Bomba gibi geliyorum.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Kan Sözü - Richelle Mead | Vampir Akademisi #4 | Kitap Yorumu

27 Şubat 2017 Pazartesi

Kitabın Adı: Kan Sözü
Orjinal Adı: Blood Promise
Serinin Adı: Vampir Akademisi (Vampire Academy #4)
Yazarın Adı: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis Yayınları 

Rose Hathaway'in hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Kısa süre önce St. Vladimir Akademisi'ne düzenlenen saldırı, Moroi dünyasını sarsmıştı. Vampirlerin birçoğu ölmüştü. Fakat Strigoi'lar tarafından götürülen birkaç kurbanın yazgısı daha karanlıktı. Rose içinse bir kurban çok önemliydi. Dimitri Belikov. Dimitri! Şimdi Rose, yüzlerce Strigoi öldürdüğünü gösteren bir dövme taşıyordu ensesinde. Hem de çok nadir bulunan bir dövme. Rose seçim yapmak zorundaydı. En iyi arkadaşı ve hayatta kalan son Dragomir prensesi Lissa'yı korumak için ettiği yemini tutacak ya da Akademi'den ayrılarak sevdiği adamın peşine düşecekti. Aşkla ve tek başına! Dimitri'ye verdiği sözü tutmak için dünyanın öbür ucuna bile gidebilirdi. Ancak cevabı kan kokan bir soru Rose'un peşini bırakmıyordu. Dimitri kurtarılmayı isteyecek miydi?

Eyvah! İşler karıştı. Rose bu yükün altından kalkabilecek mi? 
Dimitri'yi öldürmeyi başarabilecek mi? 
Yoksa kapısına kadar gelen sonsuz aşka mı kapılacak?

Blogu baya boşladığımın ve ilgilenmediğimin farkındayım.Son üç yıldır -hatta blogu açtığımdan beri neredeyse- şubat ayları benim için ve blog için verimli geçmeyen aylar.Ocak ayında kendime verdiğim sözleri tutabiliyorum fakat şubat ayına gelince ben de bir durulma baş gösteriyor.O durulmayı aşmak adına bu hafta -evet tam olarak şubat bitmeden- iki yazı girmeye karar verdim.

Tatatataa Ecrin karşınızda sayın okuyucular!

Öncelikle yorumun bitiminde size serinin diğer kitaplarının yorumunu link olarak bıraktım düşüncelerime,görüşlerime oradan ulaşabilir,okuyabilirsiniz.

Goodreads'te kitap bittikten sonra hızımı alamayıp yorum tarzı bir şeyler karalamıştım.Ancak bu yazdıklarım yorumun yanında bir hiç.Bir de kitapla ilgili yorumuma girmeden değinmeliyim ki sizin diğer kitapları ve bu kitabı okuyup bu yorumu okuduğunuzu varsayıyorum.Oluşabilecek spoiler yeme olaylarından sorumlu değilim.

Ne diyordum? Goodreads'te yazdıklarım düşündüklerim yanında bir hiç.Seriyi çok seviyorum evet.Ama serinin beni sinir eden bir yanı da var.Richelle Mead'i de çok seviyorum evet fakat her kitapta sanki olayları unutmuş gibi tekrar,tekrar,tekrar,tekrar her şeyi anlatıyor baştan.Bu beni her devam kitabına başladığımda deli ediyor.Yazarın dilini ne kadar sevsem de bu özelliği kitabın okunmamasını hatta daha yavaş okunmasını sağlıyor bence.
Kitapla ilgili diğer yargılarıma geçersek;

  • Rose salak,
  • Dimitri salak,
  • Akademidekilerin hepsi salak,
  • Simyacılar?!?!?! (Resmen devam kitabı yazmak için sebep hazırlamış ve kendine bu sebebi "simyacıları" ortaya atarak bulmuş.Ki bakınız; yan seri)
  • Rose'u sevenler salak (annesi,Adrian ve geri kalan herkes) 

Resmen kitapla ilgili düşüncelerimi beş madde ile sıraladım sayın okuyucu.Sevdiniz mi? Ben çok sevdim maddeleme işini.

Seriye devam ettiğimde -ki devam edicem kesinlikle- Rose'un ne saçma hareketler yaptığını yazarımızın neler getirceğini kızcağızın başına merak ediyorum.

Bunun yanında yukarıda yazdıklarımı okuyarak "kitabı hiç mi beğenmedin yani?" diye soranlarınız olucaktır.Normal bunu sormanız.Aslında kitabı o kadar beğendim ki neredeyse beş  üzerinden beş vericektim kitaba.Fakat yukarıda saydığım o güzelim maddeler yüzünden yine beş üzerinden dört buçuk verdim kitaba.

Siz dördüncü kitabı okuduğunuzda neler hissetmiştiniz? Rose'u benim gibi salak buldunuz mu? Ya da güçlü buldunuz mu? Ben yazarımızın Rose'un güzelim geleceğini mahvettiğini hissediyorum bu sitemlerimin hepsi o yüzden.Yoksa cidden Rose'u da Dimitri'yi de o güzelim ailesini ve hatta Akademiyi bile seviyorum.

Fakat...Eh bu yorum ben bahanelerimi sayarsam bitmez.O zaman sizi daha önceki yorumlara yolluyalım;


Vampir Akademisi - Richelle Mead | Vampir Akademisi #1  Kitap Yorumu 
Buz Öpücük - Richelle Mead | Vampir Akademisi #2 | Kitap Yorumu
Gölge Öpücük - Richelle Mead | Vampir Akademisi #3 | Kitap Yorumu

Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Güzelleştiğim O Yaz - Jenny Han | Kitap Yorumu

20 Şubat 2017 Pazartesi


Kitabın Adı: Güzelleştiğim O Yaz
Orijinal Adı:  The Summer I Turned Pretty
Yazarın Adı: Jenny Han
Serinin Adı: Summer (#1)
Yayınevi: Artemis Yayınları

Güzellik bazı yazların kaderinde var.

Her şey bu yaz oldu.

Ve ondan önceki bütün yazlar,
Bu yaz için vardı.

Belly, her sene okullar kapanınca, hayatının bütün yazlarını geçirdiği aile dostlarının evine gelir ve kendini müthiş bir tatilin kollarına atar. Annesinin en yakın arkadaşı Susannah ile samimi sohbetler, geceleri onu bekleyen havuz eğlenceleri, nefis bir kumsal ve vazgeçemediği iki genç adam... Belly'nin kendini bildi bileli âşık olduğu ulaşılmaz Conrad ve genç kızı gerçekten ciddiye alan tek kişi, arkadaş canlısı Jeremiah. Ama bu yıl başından beri bir şeyler farklı. Herkes Belly'yi ilk kez fark etmiş gibi. Harika bir yaz olacak. Belly'nin asla unutamayacağı bir yaz... 

Aradan biraz süre geçmesine rağmen bu kitabın yorumunu cidden yazmak istiyorum.O yüzden hepinize benden bir hi! Nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor?
Cevaplarınızı merakla bekliyorum,yoruma yazarsınız sevinirim ^^

Ne diyordum? Evet kitabı çok sevdiğim ve başladığım gibi bitirdiğim için sizinle piaylaşmak istedim.Fakat düşününce,aklımda kalanları kurcalayınca kitapla ilgili aklımda tek "çok sevimli" olduğu kalmış.Böyle aklımda kalmayan kitaplar için üzülüyorum.O yüzden gittim goodreadste yazdığım yoruma baktım.Bu arada hemen bloga paylaşamasam da düşüncelerimi gidip goodreadse paylaşıyorum.Oradan da ekleşebiliriz istersiniz.Galiba bu yorum yorum değil de sizinle sohbetim olucak....İnş öyle olmaz.

Güzelleştiğim o Yaz benim 2017 senesinin okuduğum üçüncü kitabı,kendisini ebook/ekitap olarak okudum.Başladığım gibi bitti diyebilirim.Kışın okumama rağmen resmen kitabın yaşandığı zamanı hayal ettim,yaşadım.Ben de gençlik zamanlarımda (şimdi çok yaşlıyım okuyucu) tatillerimi cidden dolu dolu ve güzel geçiriyordum aynı Belly gibi.Tek farkı benim aşık olabileceğim iki tane "yakışıklı" arkadaşım yoktu ve ben daha çok eğleniyordum eminim.Çünkü sadece gençliğe ve eğlenmeye odaklıydım.Belly'ye bir şey demiyorum burada tabii.

Sizi oyaladığım ve saçmaladığım kısımlara geçersek,yoruma gelirsem iyi olacak ben de farkındayım.

Belly her yaz annesi ve abisiyle beraber annesinin en yakın arkadaşının yazlığına tatile gidiyor.Ki annesinin arkadaşının çok yakışıklı olduğunu düşündüğü iki oğlu var; Conrad ve Jeremy.Belly'i hep küçük gören bu çocuklar (ki Conrad bence ergenliğini bitirmeye yaklaşmış,19 yaşında) o yaz kızın büyüdüğünü görüp ne yapacaklar,dahası Belly ne yapıcak? Kitabın konusu temel olarak bu olaylar üzerine kurulmuş.Fakat Jenny Han o kadar çok flash back/geçmişe dönüş yapmış ki kitapta anlatamam size.

Kitabımız Summer serisinin ilk kitabı,ayrıca seri üç kitaptan oluşuyor.Dilimize çevrilmesini bekler miyim serinin geri kalanını yoksa hafızamdan silinmeden indirip okur muyum geri kalanlarını bilmiyorum gerçekten.Belki bu yorumu yazmam beni tetikler ve gidip indiririm.(O zaman gelip size de söylerim ya da bir ay sonra yorumlarını yazarım.)

Okuyan var mı kitabı ? Ya da Jenny Han'ın diğer kitaplarını? Cidden tatlı,iç ısıtan,boş vaktiniz varken okunucak hemencecik biten bir kitap.Ne övdüm dimi.Gidip okuyun bari.Ki kitap 300 sayfa bir şey.

NOT: Bu kitaptan sonra "Sevdiğim Tüm Erkeklere/Jenny Han" kitabını da okudum.Onun yorumunu da yakında girerim umarım.Sadece söylemek istedim,o kadar.


Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Adulthood is a Myth - Sarah Andersen | Kitap Yorumu

13 Şubat 2017 Pazartesi



Kitabın Adı: Adulthood is a Myth 
Yazarın Adı: Sarah Anderson
Serinin Adı: Sarah's Scribbles
Yayınevi: Andrews McMeel Publishing 

Are you a special snowflake?

Do you enjoy networking to advance your career?

Is adulthood an exciting new challenge for which you feel fully prepared?

Ugh. Please go away.


This book is for the rest of us. These comics document the wasting of entire beautiful weekends on the internet, the unbearable agony of holding hands on the street with a gorgeous guy, dreaming all day of getting home and back into pajamas, and wondering when, exactly, this adulthood thing begins. In other words, the horrors and awkwardnesses of young modern life.
 

Ocak ayında paylayışımdan sonra (toplam 8 yazı yazmışım) bir yok pir yok oldum ben de farkındayım.Nedense tatildir,odur budur şudur olaylarına çok fazla daldım o yüzden blog aniden gözümden kaçıverdi.

Öhüm merak etmeyin ben sizi hiiiç unutmuyorum.Buraya gelip yorumlarımı,yazılarımı yazamasam da hepsini kaydediyorum.Kaydetmek yazmanın yarısıdır değil mi? Bence öyle.

Aslında sizinle çok fazla sohbet edip konuları kayratmak istiyorum ama yorum yazıp kaçmam gerekiyor.Bir kaç gün sonra (ayın 15inde) sınavım var ve de ona çalışmak istiyorum.Bu hafta (şubatın ikinci haftasındayız) her şey benim için üst üste geldi cidden.Eh bir gelip bir giderlermiş değil mi?

Adulthood is a Myth'e gelirsek,Ocak ayının başlarında Eslem'in blogunda (üstüne tıklarsanıız onun yorumunu da okuyabilirsiniz) bu kitabın yorumunu ve alıntılarını görünce hemen atladım.Dedim ki "Aaa Ecrin ne güzel,tam senlik hemide İngilizcee!!" ve kitaba başlayıp en fazla 20 dakikada bitirdim.O kadar hızlı bitiyor ki kitap anlatamam.

Kitapla ilgili ben de alıntı koymak istedim,sonra da düşündüm ki Eslem'in blogundan gidip neden okumayasınız? Hem onu takipte edersiniz.Dimi ? Haklıyım bence de.
Konusuna gelirsek Sarah Andersen'in çizimlerini illa ki bir yerden görmüşsünüzdür.Tumblr ve twitterda oldukça yaygın bir şekilde elden ele geziyor bile diyebilirim.Sarah hayatın içinden anları çizmiş ve bize yansıtmış.Hatta bazı anlar var ki "aha!" diyor ve gülmeye başlıyorsunuz.Okurken ve kitabı bitirdikten sonra (kitap denilebilir mi bilemiyeceğim) arkadaşlarıma sık sık gösterdim,alıntıladım.

Bir ortamda rahatça konuşabileceğiniz,sohbet edebileceğiniz konular sunuyor Adulthood is a Myth.

Bir de Goodreads'te geçenlerde gezinirken  Adulthood is a Myth'e baktım (8 Mart 2016da basılmış), oradan da gördüm ki ikinci kitabı da yakında çıkıcakmış; Big Mushy Happy Lump (7 Mart 2017).Yayınlanma tarihleri kitapların sizce de çok tatlı değil mi?

Bu yazım da baştan savma ve reklamlardan oluşmuş gibi hissettim.Umarım Şubat ayının devamında böyle geri gelmem.Eğer bu yazı içime sinmezse editliyeceğim haberiniz olsun.


Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

GOBLIN | Kore Dizi Yorumu

30 Ocak 2017 Pazartesi






Dizinin ismi: Goblin/Goblin: The Lonely and Great God/ Guardian: The Lonely and Great God 

   Dizinin Yönetmeni: Lee Eung-Bok
   Dizinin Senaristi: Kim Eun-Sook
   Yayınladığı Kanal: tvN
   Bölüm Sayısı: 16 bölüm (Final yaptı)
   Dili: Korece

Dizi ölümsüz ruhunu ölümlü yapabilmek için insan türünden bir evlilik gerçekleştirmesi gereken bir goblinin hikayesini konu alacak olup ölümsüz bir goblin ile hafıza kaybı yaşayan bir ölüm meleğinin çeşitli gelişmeler sonucu bir arada yasamaya başlaması üzerine şekillenecektir. (Yeppudaa.com'dan alıntıdır.)

Ne yazsam ne desem ağlasam mı gülsem mi hiç bir şeye karar veremiyorum.Diziyi bitireli yaklaşık yarım saat oluyor.Tek yapabildiğim ise dizinin ostlarını izleyip giflere/fotoğraflara bakmak.Şunu söylemeliyim ki Goblin izlediğim en iyi KDrama olabilir.Bir numaraya yerleşti mi kalbimde daha bilmiyorum ama kesinlikle ilk 3 dizime girdi.Nedenlerimi ise isterseniz size sunayım;
  • Kurgusu gerçekten iyiydi.Her adımda sizi şaşırtan değişik duygulara sokan ve ciddi anlamda sizi diziyle yaşatan bir kurgusu vardı.
  • Oyuncuları.Ben Gong Yoo'nun oyunculuğunu zaten çok seviyordum.Filmleri ve dizileriyle gönlümü feth etmişti zaten.Sadece Gong Yoo'dan bahsetmiyeceğim tabii.Kim Go-Eun,Lee Dong Wook,Yoo In Na,Yook Sung Jae ve daha adını zikretmediğim nice isim.Hepsi çok başarılı oyunculuk sergilediler bana göre.İzlerken her karede yaşadığı olaylara gerçekmiş gözüyle bakmamı sağladılar.
  • Kullandıkları teknolojiler de bir o kadar güzeldi.Görüntü kalitesi,ses kalitesi,arkaplan herşey her şey mükemmeldi.Bir sahnede de olsa açıklarını yakalayabildiniz mi? Yakalayabildiyseniz bana da iletirseniz kesinlikle dönüp bir tekrar izleyip bakarım.
  • OST'ları.Şu ana kadar gerçekten güzel bir sürü dizi izledim,izlediğim dizilerin OST'larını da bir bir anarım.Ama bu dizideki şarkılar kulağımda hep kalıcaklar.Her dinlediğimde kalbim acıyla sızlıyıcak biliyorum.
Nedenlerim bu kadar galiba.

Şimdi ise diziyle ilgili fikirlerimi paylaşmak istiyorum.Dediğim gibi güzeldi,hatta güzelden öte harikaydı.Fakat niye bizi bu kadar ağlattın senarist? Niyee? Herkes benim kadar ağladı mı bilmiyorum.Ben balık burcunun en önemli özelliğini (duyguları hat safhada yaşama) taşıdığım için son üç bölüm de özellikle ağla ağla cıvkım çıktı.

Ardından biraz araştırınca,az önceki senarist söylemlerim üstüne dizinin senaristinin Kim Eun- Sook olduğunu öğrendim.Senaristimiz The City Hall,The Heirs,Descendants of The Sun ve daha sayamadığım nice dizinin senaristiymiş.Dizilerden sadece bir tanesini (The Heirs) izledim.Diğerlerini malesef izlemedim.Dizilerle ilgili duyduklarım da harikaydı bunu belirtmem gerekir.
(Asianwiki de gezinirken senaristimizin sayfasının altına bir sürü Goblin ile ilgili yorum bıraktıklarını gördüm.Hepsi de "devamını yaaz pls" şeklindeydi.Öyle bir şey olsa güzel olabilir.Fakat tadı ne kadar değişir,bizi ne kadar tatmin eder bilemem.)

DİKKAT!
SPOILER VE DE AĞIR DUYGU KARMAŞASI İÇERİR! 


Son bölümlerde yaşanan "gereksiz" olduğunu düşündüğüm aksiyonlar beni benden aldılar.Hele Eun Tak'ın ölmesi (umarım bitirmeyenler okumamıştır),yılların birden bu kadar uzatılması ve de dizinin toplam 16 bölüm yapılması.Daha uzun yapılabilirdi,olayları daha düzgün yayabilirlerdi.Ama izleyiciyi yormayı seçmişler.Diziyle ilgili diyebileceğim son şey ise karakterlerin hepsine bayıldığım! Hepsi ya hepsine bayıldım.Goblinle Azrail'in atışmaları,Goblin'in utangaç tavırları,aşık halleri,Azrail'in aşık halleri,Eun Tak'ın çocuksu halleri.Hepsinin (ve de üçünün) birlikte davranışlarını da çok beğendim.


SPOILERSİZ BÖLGE!

Siz diziyle ilgili neler düşünüyorsunuz? Dediklerime katılan var mı acaba o.o ? Sizce daha iyisini yapabilir mi bundan sonra senaristler? 
Gerçi bana bıraksanız izlediğim tüm iyi dizilerden sonra "daha iyisini yapamazlar" gibisinden cümleler kuruyorum.Eh her seferinde de ağzımın payını alıyorum.Düşünlerinizi benden sakınmayın! 


PS:Yazının bol gifli olduğunun farkındayım ama elimden başka türlüsü gelmedi gerçekten.Yazıyı yazarken onları görmek istedim.



Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS